Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/1272 E. , 2024/2497 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/1272 Karar No : 2024/2497 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : 1. Hukuk Müşaviri Yrd. V. ... İSTEMLERİN_KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/1272 E. , 2024/2497 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/1272 Karar No : 2024/2497 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : 1. Hukuk Müşaviri Yrd. V. ... İSTEMLERİN_KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: İzmir ili, Bayındır ilçesi, ... Mahallesi, ... Mevkiinde 16/08/2016 tarihinde PKK terör örgütü mensuplarınca öldürülen ...'ün babası olan davacı tarafından, 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun'dan doğan haklardan faydalandırılma talebiyle 03/11/2017 tarihinde İzmir Valiliğine yapılan başvurunun anılan Kanun'un 6. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen başvuru süresinin geçtiğinden bahisle ... tarih ve ... sayılı Zarar Tespit Komisyonu kararıyla reddi üzerine, bahsedilen olay nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zarara karşılık 100,00 TL maddi ve 150.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; maddi tazminat istemi yönünden davacının maddi zararlarının sulh yoluyla karşılanması talebiyle 5233 sayılı Kanun'un 6. maddesinin 1. fıkrası uyarınca olayın meydana geldiği 16/08/2016 tarihinden itibaren 1 yıl içinde ve en son 16/08/2017 tarihine kadar davalı idareye başvurması gerekirken bu süre geçirildikten sonra 03/11/2017 tarihinde yapılan başvurunun reddi üzerine açılan işbu davada, maddi tazminat istemi yönünden süre aşımı nedeniyle işin esasının incelenmesine olanak bulunmadığı, manevi tazminat istemi yönünden ise davacının terör eylemi nedeniyle ortaya çıkan olağan dışı nitelikteki manevi zararının sosyal risk ilkesi kapsamında değerlendirilerek davacının olay sonucu oğlunun vefat etmiş olması nedeniyle duyduğu elem ve ızdırabın karşılığı olarak 150.000,00 TL manevi tazminatın dava açma tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu ... İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı ve davalı idare tarafından tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir. TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, maddi tazminat talebinin reddine ilişkin kararın usul ve yasaya aykırı olduğu, oğlunun terör olayı kapsamında bölücü terör örgütü mensupları tarafından öldürüldüğünü 16/10/2017 tarihinde mahkemede ifadesi alınırken öğrendiği, bu tarihten sonra 03/11/2017 tarihinde 5233 sayılı Kanun kapsamında zararların tazmini amacıyla süresinde başvuruda bulunduğu, belirtilen süre geçmiş olsa da 2577 sayılı Kanun'un genel hükümlerine göre maddi ve manevi tazminat istemesine engel olmadığı, davalı idarenin sosyal risk kapsamında maddi ve manevi tazminat istemlerinden sorumlu olduğu ileri sürülmektedir. Davalı idare tarafından, manevi tazminat taleplerinin 5233 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilemeyeceği, manevi tazminata hükmedilebilmesi şartının ağır kusur olması karşısında kusuru bulunmayan idare aleyhine manevi tazminata hükmedilemeyeceği ileri sürülerek Mahkeme kararının bu yönden bozulması istenilmektedir. TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Davalı idare tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Davacı tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : İzmir ili Bayındır ilçesi ... Mahallesi, ... Mevkiinde 16/08/2016 tarihinde PKK terör örgütü mensuplarınca öldürülen ...'ün babası olan davacının 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun'dan doğan haklardan faydalandırılma talebiyle 03/11/2017 tarihinde İzmir Valiliğine yaptığı başvurunun anılan Kanun'un 6. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen başvuru süresinin geçtiğinden bahisle ... tarih ve ... sayılı Zarar Tespit Komisyonu kararıyla reddi üzerine, bahsedilen olay nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen 100,00 TL maddi ve 150.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Doğrudan doğruya tam yargı davası açılması" başlıklı 13. maddesinin 1. fıkrasında; "İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında otuz gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren dava süresi içinde dava açılabilir." kuralına yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Yukarıda anılan usul kuralı ile idari eylemlerden hakları ihlal edilen ilgililerin, idari eylemleri öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve herhalde idari eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği hükme bağlanmıştır. Tam yargı davaları idari eylem nedeniyle uğranılan zararın tazminini ifade etmektedir. Bu nedenle tam yargı davasının açılabilmesi için eylemin idariliğinin ve yol açtığı zararın ortaya çıkması zorunludur. İdari eylem, idarenin işlevi sırasında bir hareketi, bir olayı, bir tutumu; idari karar ve işlemle ilgisi olmayan, başka bir deyişle öncesinde, temelinde bir idari karar veya işlem bulunmayan salt maddi tasarrufları anlatır. Söz konusu eylemin idariliği ve doğurduğu zarar bazen eylemin yapılmasıyla birlikte ortaya çıkarken, bazen de çok sonra, değişik araştırma, inceleme ve hatta ceza yargılaması sonucu ortaya çıkabilmektedir. Anılan düzenlemede, öngörülen bir yıllık idareye başvuru süresinin, zarara yol açtığı ileri sürülen idari eylemin yazılı bildirim veya öğrenme tarihinden itibaren başlayacağı ifade edilmekle birlikte, zararın ortaya çıkışının veya öğrenilmesinin idari eylemin öğrenilmesinden sonraya rastladığı durumlarda söz konusu sürenin zararın öğrenildiği tarihten başlatılması hakkaniyet gereğidir. Dolayısıyla, bir idari eylemin süregelen zararlara neden olduğu durumlarda idari eylem daha önce öğrenilmiş olsa bile geçmişteki idari eylemden kaynaklandığı açık olmak kaydıyla sonradan ortaya çıkan zararlar nedeniyle, zararın ortaya çıktığı/öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde giderilmesi için idareye başvurulabileceğinin ve reddi halinde dava açılabileceğinin kabulü gerekmektedir. Başka bir ifade ile, zararın giderilmesi talebiyle idareye yapılan başvuru tarihinden geriye doğru bir yıl içerisinde meydana gelen/öğrenilen zararlar için tam yargı davası açılabilecek, bundan daha önce meydana gelmiş/öğrenilmiş zararlara yönelik davaların ise süre aşımı nedeniyle reddi gerekecektir. Bu itibarla, 2577 sayılı Kanunun 13. maddesinde öngörülen 1 ve 5 yıllık sürelerin eylemin idariliğinin ve/veya zararın ortaya çıktığı tarihten itibaren hesaplanması zorunludur. Aksi yorumun zarara yol açan eylemin idariliğinin ortaya çıkmasıyla kullanılması mümkün olan dava açma hakkını ortadan kaldıracağı, hak arama özgürlüğüyle bağdaşmayacağı açıktır. Ancak; idari istikrar ve idarenin sürekli dava tehdidi altında tutulmamasını amaçlayan ve hak düşürücü nitelikteki dava açma sürelerinin de; yukarıdaki ilke ve gerekler göz önünde bulundurulup, hak arama özgürlüğü ile idari istikrar ilkesi arasındaki denge korunarak maddi olaya özgülenerek uygulanması gerekmektedir. Bakılan davada her ne kadar temyize konu karar ile hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararıyla; dava konusu olayın 16/08/2016 tarihinde meydana geldiği, 3713 sayılı Kanun kapsamında terör olayı olduğu ve davacının 5233 sayılı Kanun'dan doğan haklardan faydalandırılma talebiyle 03/11/2017 tarihinde idareye başvurduğu noktalarında ihtilaf bulunmadığı, davacının maddi zararlarının sulh yoluyla karşılanması talebiyle 5233 sayılı Kanun'un 6. maddesinin 1. fıkrası uyarınca olayın meydana geldiği 16/08/2016 tarihinden itibaren 1 yıl içinde ve en son 16/08/2017 tarihine kadar davalı idareye başvurması gerekirken bu süre geçirildikten sonra 03/11/2017 tarihinde başvuru yapıldığı gerekçesiyle maddi tazminat istemi yönünden süre aşımı nedeniyle işin esasının incelenmesine olanak bulunmadığına karar verilmişse de dava konusu olaya ilişkin olarak davacının Bayındır Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/273 Talimat sayılı dosyasından talimat ile ifadesi alınırken oğlu ...'ün terör olayı kapsamında bölücü terör örgütleri mensupları tarafından öldürüldüğünü öğrendiği, davacının oğlunun failleri hakkında ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:... sayılı dosyası üzerinden yapılan yargılama neticesinde 16/05/2022 tarihinde karar verildiği, 16/08/2016 tarihinde gerçekleşen davaya konu olayın "idarilik" ilişkisinin ... Ağır Ceza Mahkemesinin karar verildiği tarihte kurulduğunun kabulü ile en son bu tarihin esas alınması ve 1 yıllık sürenin bu tarihten başlatılması gerekmektedir.ası ve 1 yıllık sürenin bu tarihten başlatılması gerekmektedir. Bu durumda; bakılmakta olan davada anılan davalardaki kararların kesinleşme tarihi esas alınarak davanın süresinde olup olmadığı yönünden bir inceleme yapılması ve maddi ve manevi tazminat taleplerine bu değerlendirmeden sonra karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma neticesinde maddi tazminat istemi yönünden süre aşımı nedeniyle davanın reddine, manevi tazminat istemi yönünden ise davanın kabulü yolunda verilen Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurularının ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince reddi yolunda verilen kararda hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Tarafların temyiz istemlerinin KABULÜNE, 2. Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurularının reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 10/06/2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.