2. Ceza Dairesi 2022/7177 E. , 2024/15774 K. "İçtihat Metni" B O Z M A Ü Z E R İ N E MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/360 E., 2022/311 K. ŞİKÂYETÇİ :... SUÇLAR : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli HÜKÜMLER: Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. madde
**2. Ceza Dairesi 2022/7177 E. , 2024/15774 K.** **"İçtihat Metni"** B O Z M A Ü Z E R İ N E MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/360 E., 2022/311 K. ŞİKÂYETÇİ :... SUÇLAR : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli HÜKÜMLER: Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1 maddesi uyarınca temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi uyarınca temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I-Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde; Bozmaya uyularak yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hâkimin kanaat ve takdirine göre temyiz nedenleri yerinde olmadığından reddiyle hükmün Tebliğname'ye uygun olarak ONANMASINA, II- Sanık hakkında konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan kurulan hükme yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde; Numune Hastanesi beyin cerrahi bölümü hasta odasında hastanın refakatçisi olarak bulunan, mağdura ait cep telefonun masanın üzerinden çalınması eylemi sebebiyle hasta odasının az veya çok sık veya seyrek konut olarak konaklama kastı ile kullanılan bir yer olmadığı, CGK'nın 27.12.1993 gün 169 Esas, 354 Karar sayılı kararında da konut kişilerin devamlı veya geçici olarak yerleşimde ve barınmak amacıyla oturmalarına elverişli yerler olarak tanımlanması, hastanın tedavisi amacıyla belirsiz, geçici süreyle bulunması ve konut dokunulmazlığının ihlâli suçunda korunan değerin somut olayda bulunmaması sebebiyle konut dokunulmazlığının ihlâli suçunun oluşmayacağı gözetilmeden, mahkûmiyet hükmü kurulması, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ve müdafilerinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenden dolayı Tebliğname’ye aykırı olarak, Daire üyesi sayın ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla BOZULMASINA, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.10.2024 tarihinde karar verildi. ( Karşı oy) Yazı İşl. Md. Y. KM/d KARŞI OY Adana 24. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/360 Esas, 2022/311 Karar sayılı ilâmı ile; TOKİ Numune Devlet Hastanesi Beyin Cerrahi servisinde yatmakta olan hastaların odasına girerek birçok hırsızlık eylemi gerçekleştiren sanık hakkında mağdur ...’un refakatçi olarak hastasının yanında kaldığı sırada açık bir rızaya gerek duyulmadan herkesin giremeyecek durumda olduğu odasına arkadaşıyla birlikte gece vakti girerek, konut dokunulmazlığının ihlâli ve hırsızlık suçunu işledikleri gerekçesiyle TCK’nın 142/2-h, 143, 145, 62 ve TCK’nın 116/4, 119/1-c ve 62. maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verilmiştir. Dosya incelendiğinde daha önce sanıklar hakkında sadece hırsızlık suçundan kamu davası açıldığı, sanık müdafilerinin temyizi üzerine 2. Ceza Dairesince yapılan inceleme sonucunda sanıklar hakkındaki yargılamanın TCK’nın 145. maddesi uygulanma ihtimali nedeniyle bozulmasına karar verildiği ancak, hırsızlık suçunun işlendiği yerin; açık bir rızaya gerek duyulmadan, herkesin girebileceği bir saat diliminde olmadığı bu nedenle konut dokunulmazlığını bozma suçundan işlem yapılabileceğine dair yapılan belirleme üzerine sanıklar hakkında konut dokunulmazlığının ihlâl edildiği gerekçesiyle yeniden iddianame tanzim edilmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen tebliğnamede sanıklar hakkında hırsızlık ve konut dokunulmazlığını ihlâl suçundan verilen mahkûmiyet kararlarının onanması talep edilmiştir. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda çoğunluk; hırsızlık suçunun onanmasına, ancak TOKİ Numune Hastanesi Beyin Cerrahi bölümü hasta odasında refakatçi olarak bulunan mağdurun cep telefonunu çalmak için sanığın mağdurun odasına girmesi eylemini; mağdurun burada bulunmasının konaklama kastıyla olmadığını, hastasının tedavisi için belirsiz ve geçici süreyle bulunduğunu, bu nedenle konut dokunulmazlığının ihlâli suçunun unsurlarının bu olayda bulunmadığını, dolayısıyla unsurların oluşmayan suçtan beraat kararı verilmesi gerektiğini belirterek, kararın bozulmasına karar vermiştir. Tartışma konusu hukuki mesele; hastanelerde bulunan yatan hasta servislerinin konut dokunulmazlığının ihlâli ya da iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçunun konusu olup olamayacağıdır. Beyanlar ve mahkemenin kabulüne göre; sanığın yatan hasta servisinde refakatçi olan mağdurun odasına girerek hırsızlık eylemini gerçekleştirdiği hususunda herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır. TCK’nın 116. maddesinin gerekçesinde; konut dokunulmazlığının ihlâli suçunun oluşabilmesi için kişinin kendisine özgü barış ve sükûnunu ve yuvasındaki yaşamının sulh ve selametle cereyanı için varolması gerekli güvenlik duygusunun sarsılması gerektiği belirtilmektedir. Hastaneler ve yatan hasta servisleri iş yeri niteliğindeki yerler midir?: Dairemiz çoğunluğunun kararda hem olay yerinin iş yeri olmadığını hem de konut olmadığını belirterek unsur yokluğundan beraat kararı vermesi nedeniyle bu husus öncelikli olarak tartışılması gerekmektedir. Adlî hizmetlerin verildiği adliye binaları, eğitim hizmetlerinin verildiği okul binaları, tapu hizmetlerinin verildiği tapu daireleri binaları, valilikler, kaymakamlıklar vs. gibi sağlık hizmetlerinin verildiği bütün hastanelerin müştemilatlarıyla birlikte birer iş yeri olduğu hususunun tartışılamaz bir gerçeklik olduğu kanaatindeyim. Hem Dairemiz hem de Ceza Genel Kurulunun birçok kararında içtihat hâline getirdiği gibi okullardaki müdür odaları, öğretmenler odası, hastanelerdeki hemşire odası, adliyelerdeki hakim-savcı odaları, bu genel işyerlerinin içerisinde daha özel yerler olup, herkesin kolaylıkla giremeyeceği, dışarıdan gelenlerin girmesi izne tabii yerlerden olduğu için mesai saatleri içerisinde bile olsa bu yerlere girilmesi iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçunu oluşturduğu açık bir şekilde kabul edilmektedir. Yine doktorların özel muayenehanelerine, avukatların özel bürolarına bu iş yeri sahiplerinin özel izni olmadan girilmesi hâlinde çalışma saatlerinde dahi rıza olmadan girilmesi halinde iş yeri dokunulmazlığını ihlâl suçunun oluşacağına dair birçok emsal karar bulunmaktadır. Hastanelerin yatan hasta servislerinin açık bir rızaya gerek duyulmaksızın girilebilen yerler olup olmadığı tartışılması gereken diğer bir husustur; Biraz önce gerekçeleriyle izaha çalıştığımız iş yeri olduğunda herhangi bir tereddüt olmaması gereken bu alanların herkesin istediği şekilde giremeyeceği alanlar olduğu da açık ve net bir gerçekliktir. Zira; yatan hasta bölümlerine herkesin girememesi için her hastanede güvenlik görevlileri bulunmaktadır. Hastane yönetimleri yoğun bakım ünitelerine ve yatan hasta servislerine güvenlik, hastaların mikrop kapmaması, yatan hastaların daha kısa sürede iyileşmesi vs. gibi nedenlerle refakatçi haricindeki tüm girişleri kısıtlamaktadırlar. Hasta refakatçisi olmayan hiç kimse bu alanlara istediği gibi girip çıkamaz. Hatta yoğun bakım ünitelerine hasta refakatçisi bile izin verilmeden giremez. Yine hasta yakını da olsa hastanın izni olmadan yatan hasta servisine ve hastanın odasına ziyaretçi saatleri dışında giriş mümkün değildir. Ziyaretçi saatleri dışında hasta ve refakatçisinin izni olsa dahi ayrıca güvenliğin ya da hastane yönetiminin izni olmadan yine bu alanlara hiç kimse istediği gibi girip çıkamaz. Hastanın yakınları hastane yönetiminin ancak belirlediği saatlerde yatan hasta servislerine girerek ziyaretlerde bulunabilirler. Bu ziyaret saatleri de gün içerisinde belirli bir saat diliminde ve kısa bir zaman belirlenerek oldukça sınırlandırılmıştır. Tüm bu bilgi ve açıklamalardan sonra yatan hasta servislerinin açık bir rıza ile herkesin girebileceği yerler olmadığı açıkça görülmektedir. Hâl böyleyken kamu yönetimi ve hastane açısından sağlık hizmetlerinin verildiği bu nedenle iş yeri olduğunda hiçbir kuşku bulunmaması gereken yatan hasta servislerine hastane yönetiminin, güvenliğin, serviste görev yapan doktor ve hemşirelerin açık bir izni olmadan girilememesi nedeniyle kanunda yazılı şart olan açık bir rızaya gerek duyulmaksızın girilebilen yerlerden olmadığı için kanaatimce tereddüte yer olmaksızın öncelikle iş yeri dokunulmazlığını ihlâl suçu oluşmaktadır. Burada tartışılması gereken bir diğer husus, hastanelerdeki yatan hasta servislerinde tedavi hizmeti almakta olan hastalar ve yanındaki refakatçiler açısından bu odaların birer konut sayılıp sayılamayacağı hususudur; Her ne kadar hasta ve refakatçisi yatan hasta servislerinde sağlıklarına kavuşuncaya kadar sağlık hizmeti almak için belirsiz süre ile kalmakta iseler de hasta ve refakatçileri açısından tüm özel eşyalarıyla birlikte günlük yaşamlarını devam ettirebilmek için bu servislerdeki odalarda konaklamak zorunda olmaları nedeniyle hasta ve refakatçisi açısından yatan hasta servislerinin sadece hastaların ve refakatçilerinin bulunduğu bu odaların ayrıca konut niteliğinde olduğu kanaatindeyim. Hastanelerdeki bu servis alanları ile hastane dışındaki günlük yaşamdaki kişilerin kendi istekleriyle kısa süreliğine ya da belirsiz süreyle konut kastı olmaksızın kaldıkları yerlerin bu yönüyle ayırt edilmesi gerekmektedir. Hasta ve refakatçisi bu hizmeti aldıkları sürece yaşamlarını bu odalarda özel eşyalarıyla birlikte aynı konutlarında olduğu gibi sulh, selamet ve güvenlik içerisinde devam ettirmek zorundadırlar. Yani keyfi değil, bir nevi zorunlu ikamete/konaklamaya tabiidirler. Hasta ve refakatçisinin odalarına hemşirelerin ve doktorların herhangi bir zaman kısıtlaması olmaksızın girebiliyor olmaları, bu odaların konut olma niteliğini ortadan kaldırmamalıdır. Zira hasta ve refakatçisi sağlık hizmetinin zorunlu bir sonucu olarak sadece bu sağlık hizmetini sunan kişilere herhangi bir zaman kısıtlaması olmaksızın baştan itibaren rıza ile odalarına giriş izni vermiş sayılmalıdırlar. Bir başkasının bu odalara girmelerine asla rızaları yoktur. Hatta öğrenci evlerindeki bir öğrencinin kendi odasına evde birlikte kaldığı diğer arkadaşlarının girmesine açıkça izin vermediği durumlarda olduğu gibi, aynı servisteki diğer hasta ve refakatçisinin dahi bir başka hastanın odasına izinsiz girme hakkı ve yetkisi bulunmamaktadır. Olayımızdaki örnekte de olduğu gibi refakatçisi hastası nedeniyle elbisesiyle, özel eşyalarıyla, cep telefonuyla huzur ve sükun içerisinde aynı zamanda yüksek bir güvenlik duygusuyla orada kalmak ve ikamet etmektedirler. Onların rızası olmadan odalarına girilmesi konutlarının/yaşam alanlarının dokunulmazlığının ihlâli niteliğinde bir eylemdir. Bu açıklamalardan sonra tartışılması gereken bir diğer husus; hasta ve rafakatçisi açısından sağlık hizmeti alma süresince konaklamak zorunda oldukları yatan hasta servislerindeki odalarının TCK’nın 116/1. maddesindeki konut dokunulmazlığının ihlâli, hastane yönetimi, doktorlar, hemşireler ve diğer çalışanlar yönünden ise insanlara sağlık hizmetlerini sundukları hem tüm servis alanı hem de bu alan içerisindeki hasta ve refakatçisinin konakladığı özel odaları yönünden TCK’nın 116/2. maddesindeki iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçunu oluşturan eylemlerinin hangisinin bu suça uygulanacağı hususudur. Burada da ceza hukukunun genel ilkesi gereğince elbette cezası daha yüksek olan TCK’nın 116/1. maddesindeki mağdurlar açısından oluşan konut dokunulmazlığının ihlâli suçudur. Tartıştığımız olayda dikkat edilmesi gereken husus, açık bir rıza bulunmayan, ilgisiz kişilerce girilmesi kısıtlanan yatan hasta servislerindeki hasta odalarına hem burada kalmak zorunda olan hasta ve refakatçisinin hem de hastane yönetiminin ve bu servislerde çalışanların rızasının bulunmadan girildiği hususudur. Burada iki yönlü bir ihlâl söz konusudur. Sonuç: Açıklanan gerekçelerle çoğunluğun hastanelerin yatan servislerinin konaklama kastı ile ikamet edilen bir yer olmadığı, belirsiz ve geçici sürelerle hasta ve refakatçisinin buralarda bulunduğu gerekçesiyle hem konut hem iş yeri dokunulmazlığı suçundan beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkin bozma yönündeki düşüncelerine katılmamaktayım. Açık bir rıza olmadan sanığın girdiği bu hasta odasının hem hasta ve refakatçisi yönünden huzurlarının, sükûnlarının ve güvenliklerinin açıkça ihlâl edilmesi nedeniyle konut dokunulmazlığının ihlâli, hem de hastane yönetimi, doktorlar, hemşireler ve diğer çalışanlar yönünden iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçlarının oluştuğu sanığın bu eyleminin daha ağır olan mağdurların konut dokunulmazlıklarının ihlâli suçundan TCK’nın 116/1. maddesi uyarınca, hasta odalarının konut kabul edilmemesi halinde TCK’nın 116/2. maddesi gereğince cezalandırılması gerektiği düşüncesiyle çoğunluğun eylemin hiçbir suç oluşturmadığı düşüncesine iştirak edilmemiştir.