Başvuru, ihalenin feshi talebiyle açılan davada, esasa ilişkin itirazların Mahkeme ve Yargıtay kararlarında değerlendirilmemesi nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, ihalenin feshi talebiyle açılan davada, esasa ilişkin itirazların Mahkeme ve Yargıtay kararlarında değerlendirilmemesi nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru, 15/2/2013 tarihinde İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 28/1/2015 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 25/5/2015 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru konusu olay ve olgular 25/5/2015 tarihinde Adalet Bakanlığına (Bakanlık) bildirilmiştir. Bakanlık, görüşünü 27/7/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş başvurucuya 5/8/2015 tarihinde bildirilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır. A. Olaylar Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu aleyhine, kefil olduğu bir borçtan dolayı Edirne İcra Müdürlüğünün E.2008/6962 sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmış; başvurucuya ait taşınmaz, ihale yoluyla 15/2/2011 tarihinde satılmıştır. Başvurucu, tahliye emrinin 21/3/2011 tarihinde kendisine tebliği üzerine ihaleden haberdar olduğunu, satış ilanının daha önce ikamet etmediği bir adrese gönderildiğini, bu nedenle ihalenin usulsüz olduğunu ileri sürerek Edirne İcra Hukuk Mahkemesinde ihalenin feshi davası açmıştır. Mahkeme 5/5/2011 tarihli ve E.2011/145, K.2011/289 sayılı kararıyla davayı reddetmiştir. Ret gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir: “…Dava ve cevap dilekçeleri, taraf beyanları, Edirne icra müdürlüğünün 2008/6962 Esas sayılı dosyası ve tüm dosya kapsamından; alacaklının İlyas Öztürk, borçlunun Hasan Şimşek ve arkadaşları olduğu, örnek 10 ödeme emrinin davacı borçluya 25/11/2008 tarihinde tebliğ edilerek takibin kesinleştiği, tebligatın usulüne uygun olduğu, davacı borçlunun taşınır ve taşınmaz mallarının haczedildiği, hacizli Edirne ili Merkez ilçesi Kavgaz mahallesi 1765 ada 4 parsel sayılı taşınmazın E blok 5 numaralı bağımsız bölümüne icra müdürlüğünce kıymet taktirinin yapıldığı, satış ilanının davacı borçluya 7/1/2011 tarihinde aynı adrese tebliğ edildiği, tebligatın usulüne uygun olduğu, satış ilanının ayrıca divanhaneye asılarak ve gazetede ilan edildiği, ilk satış günü olan 15/2/2011 günü 000,00-TL bedelle Tufan Filiz'e ihale edildiği, ihalenin feshini isteme süresinin ihale tarihinden başlayacağı (Y.H. 19/11/2000 t. 15361-17005 E.K. sayılı kararı), davanın 7 günlük süresinde olmadığı, ihalenin kesinleşerek tapu sicilinde devir işleminin yapıldığı, alıcının 8/3/2011 tarihinde taşınmazın tahliye edilerek tarafına boş olarak teslimini talep ettiği, davacı borçluya tahliye emrinin gönderildiği, satış ilanının bilirkişi raporuna tamamen uygun olduğu, davacının davasının süresinde olmadığı, satış ilanının usul ve yasaya uygun olduğu, böylelikle yapılan ihalenin İİK.nun maddesine uygun olarak yapıldığı anlaşıldığından açılan davanın reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” Karar, Yargıtay Hukuk Dairesinin 30/5/2012 tarihli ve E.2012/12600, K.2012/18523 sayılı ilamıyla onanmıştır. Onama gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:“…Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan kararda yazılı gerekçelere göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun mahkeme kararının İİK.nun ve HUMK.nun maddeleri uyarınca ONANMASINA,...” Başvurucunun karar düzeltme istemi aynı Dairenin 17/12/2012 tarihli ve E.2012/23888, K.2012/38332 sayılı ilamıyla reddedilmiş ve hüküm aynı tarihte kesinleşmiştir. Yargıtay ilamı başvurucuya 18/1/2013 tarihinde tebliğ edilmiş olup başvurucu 15/2/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Bu arada satış ilanına ilişkin evrakın usulüne uygun tebliğ edilmediği gerekçesiyle ilgili tebligat memuru ve mahalle muhtarı hakkında Edirne Sulh Ceza Mahkemesinde dava açılmış; Mahkeme 7/11/2012 tarihli ve E.2011/837, K.2012/1013 sayılı kararı ile tebligat memurununun, görevi kötüye kullanmak suçundan 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:“…katılanın borcundan dolayı haczedilerek kıymet taktiri yapılan taşınmazı ile ilgili satış ilanının tebliği için çıkarılan adrese daha önce aynı mahalde dağıtım işi yapan posta görevlisi sanık R.F’nin bu defa çıkarılan tebligatı aynı işyerinde çalışan ve dosyada dinlenen tanıkların şifahi beyanlarına rağmen bildirilen adrese tebligatın yapılmadığı ve ayrıca tebligat kanunu 35 maddesine göre işlem yaptığı, bu işlemle katılanın taşınmazının bilgisi dışında satışının gerçekleşmesine sebebiyet vererek katılanın mağduriyetine neden olduğu ve bu eylemi ile görevi kötüye kullanmak suçunu işlediği…” Ceza Mahkemesi kararı, itiraz edilmeksizin 29/11/2012 tarihinde kesinleşmiştir.B. İlgili Hukuk 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “İcra dairelerince yapılacak tebliğler yazı ile ve Tebligat Kanunu hükümlerine göre olur. Bu tebliğler makbuz karşılığında doğrudan doğruya tevdi suretiyle de yapılabilir.” 2004 sayılı İİK’nın olay tarihinde yürürlükte olan maddesi şöyledir: “İlanın birer sureti borçluya ve alacaklıya ve taşınmazın tapu siciline kayıtlı bulunan ilgililerinin tapuda kayıtlı adresleri varsa bu adreslerine tebliğ olunur. Adresin tapuda kayıtlı olmaması hâlinde ayrıca adres tahkiki yapılmaz, gazetedeki satış ilanı tebligat yerine geçer.” 2004 sayılı İİK’nın maddesinin ikinci ve altıncı fıkraları şöyledir: “İhalenin feshini, Borçlar Kanununun 226 ncı maddesinde yazılı sebepler de dahil olmak üzere yalnız satış isteyen alacaklı, borçlu, tapu sicilindeki ilgililer ve pey sürmek suretiyle ihaleye iştirak edenler yurt içinde bir adres göstermek koşuluyla icra mahkemesinden şikayet yolu ile ihale tarihinden itibaren yedi gün içinde isteyebilirler. İlgililerin ihale yapıldığı ana kadar cereyan eden muamelelerdeki yolsuzluklara en geç ihale günü ıttıla peyda ettiği kabul edilir. İhalenin feshi talebi üzerine icra mahkemesi talep tarihinden itibaren yirmi gün içinde duruşma yapar ve taraflar gelmeseler bile icap eden kararı verir. Talebin reddine karar verilmesi halinde icra mahkemesi davacıyı feshi istenilen ihale bedelinin yüzde onu oranında para cezasına mahkûm eder. (Ek cümle: 17/7/2003-4949/38 md.) Ancak işin esasına girilmemesi nedeniyle talebin reddi hâlinde para cezasına hükmolunamaz.”…“Satış ilanı tebliğ edilmemiş veya satılan malın esaslı vasıflarındaki hataya veya ihalede fesada bilahare vakıf olunmuşsa şikâyet müddeti ıttıla tarihinden başlar. Şu kadar ki, bu müddet ihaleden itibaren bir seneyi geçemez.” 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun maddesinin birinci fıkrası şöyledir:“Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. 7201 sayılı Kanun’un olay tarihinde yürürlükte olan maddesi şöyledir:“Kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimse, adresini değiştirirse, yenisini hemen tebliği yaptırmış olan kaza merciine bildirmeye mecburdur. Bu takdirde bundan sonraki tebliğler bildirilen yeni adrese yapılır.Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve yeni adres tebliğ memurunca da tespit edilemediği takdirde, tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır.Bundan sonra eski adrese çıkarılan tebliğler muhataba yapılmış sayılır.Daha önce tebligat yapılmamış olsa bile, taraflar arasında yapılan, imzası resmi merciler önünde ikrar olunmuş sözleşmelerde belirtilen adresler ile kamu kurum ve kuruluşları ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına, ticaret sicillerine ve esnaf ve sanatkarlar sicillerine verilen en son adreslerdeki değişiklikler hakkında da bu madde hükümleri uygulanır.” Bakanlar Kurulunun 20/8/1959 tarihli ve 4/12059 sayılı Kararnamesi ile yayımlanan Tebligat Tüzüğü’nün maddesinin birinci fıkrası şöyledir:“Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa kendi müracaatı, diğer alakalıların bildirmesi, mevcut vesaik, tahkikat veya sair suretlerle bilinen en son adresinde yapılır.”