10. Hukuk Dairesi 2024/4076 E. , 2025/3987 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar; davalı vekili tarafından tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Davacı vekili dava dilekçesinde öze
**10. Hukuk Dairesi 2024/4076 E. , 2025/3987 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar; davalı vekili tarafından tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; kazalı sigortalının 04.07.2009 günü meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek 1.000,00 TL maddi, 15.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davacı vekili yargılama aşamasında sunduğu 15.09.2021 tarihli dilekçe ile maddi tazminat talebini toplam 148.095,88 TL' ye çıkarmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; derdestlik ve kesin hüküm itirazında bulunduğunu, davacının müvekkili şirkette 20.06.2008 - 18.03.2010 tarihleri arasında çalıştığını, iş kazası geçirdiği 04.07.2009 tarihi ile 21.02.2010 tarihine kadar raporlu olması nedeniyle işe hiç gelmediğini, iş akdinin 18.03.2010 tarihi itibari ile de müvekkili şirkette davacının işe gelmemiş olması nedeniyle İş Kanunu'nun 25/II-g maddesi kapsamında haklı nedenle feshedildiğini, aynı konu ile daha önceden verilmiş olan bir kesin hüküm var iken yeniden yargılama yapılamayacağını, meydana gelen iş kazasında müvekkilinin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, davanın ....'ye ihbarı ile yapılacak yargılama neticesinde davacının haksız ve hukuka aykırı davasının reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 29.11.2021 tarihli ve 2018/516 E., 2021/622 K. sayılı kararı ile davacının, davalıya ait iş yerinde çalıştığı sırada 04.07.2009 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu yaralandığı, davacının %25 oranında malul kaldığı, meydana gelen iş kazasında davalı işverenin % 75 oranında kusurlu olduğu, davacı kazazedenin ise %25 oranında kusurlu olduğu, dosya kapsamında 03.07.2021 tarihli bilirkişi raporunda davacının maddi zararının 148.095,88 TL olarak hesaplandığı, davacı vekilinin 13.09.2021 tarihli ıslah dilekçesinin davalı vekiline 20.09.2021 tarihinde tebliğ edildiği ve davalı vekilinin 20.09.2021 tarihli dilekçesi ile zamanaşımı def'ini açıkça ileri sürdüğü göz önüne alındığında, 04.07.2009 tarihinde meydana gelen dava konusu olayda zararlandırıcı sigorta hadisesinin aynı zamanda olay tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 89. maddesinde belirtilen "Taksirle Yaralama" suçunu oluşturduğu ve aynı Kanun'un 66/1-e ve 67/4 üncü maddelerinde belirtilen uzamış ceza zamanaşımı süresinin kesilmelerle birlikte 8+4=12 yıl olduğu anlaşılmış ise de; 5237 sayılı yeni Türk Ceza Kanunu'nun 66. maddesinde asli ceza zamanaşımı süresi olarak belirtilen 8 yıllık süre içerisinde, ceza yargılaması bakımından zamanaşımını kesen bir işlem bulunmadığı, tazminat davasının ise Türk Borçlar Kanunu'nda düzenlenen 10 yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra ıslah edildiği ve usulünce zamanaşımına uğradığı anlaşıldığından davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 1.000,00TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 04.07.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesi gerektiği, davacının manevi tazminat talebinin kabulü ile 15.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesi gerektiği kanaatine varıldığı gerekçesiyle; Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile 1- 1.000,00 maddi tazminatın kaza tarihi olan 04.07.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin zamanaşımı nedeniyle reddine, 2- 15.000,00 manevi tazminatın kaza tarihi olan 04.07.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Mahkemenin 29.11.2021 tarihli ve 2018/516 Esas, 2021/622 Kararının davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 21.03.2023 tarih ve 2022/2997 E-2023/2808 K. ile "... davaya konu iş kazasından kaynaklı tazminat davalarında davacının maddi tazminat alacağının tespiti, yargılama sürecinde taraflarca gösterilecek delillere göre belirlenip hesap edilecek olmasına göre davanın açıldığı tarih itibariyle davacının maddi tazminat alacağını tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyecek olması nedeniyle ve hukuki nitelendirmenin hakime ait olduğu hususu da dikkate alınarak davayı 6100 sayılı HMK’nın 107. maddesine dayalı belirsiz alacak davası olarak değerlendirerek dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin de bu doğrultuda irdelenmesi, sonucuna göre yargılama sürecinde sunulan maddi tazminatın artırılmasına dair istemin de ıslah olarak değil; talep artırım talebi olarak değerlendirilmesi ve buna göre de zamanaşımının dava tarihi itibariyle tüm alacak yönünden kesildiğinin kabul edilerek talep artırıma yönelik dilekçeye yönelik zamanaşımı def’inin reddine karar verilmesi gerektiği açıktır. .. " gerekçeleriyle bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamı doğrultusunda, davacı tarafça davanın açıldığı tarih itibariyle maddi tazminat alacağının tam ve kesin olarak belirlenebilmesi beklenemeyeceğinden davanın belirsiz alacak davası, davacı vekilinin 13.09.2021 tarihli dilekçesi de talep arttırım talebi olarak değerlendirilerek, davalı vekilinin ıslah zamanaşımı def'inin reddi ile 148.095,88 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 04.07.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesi gerektiği kanaatine varıldığı, tüm dosya kapsamından davacının geçirmiş olduğu iş kazası sonrasında %25 oranında malul olduğu, davacının kaza sonrasındaki hayat standartlarının düştüğü anlaşılmakla, manevi tazminatın amacının manen yıkıntıya uğrayan kişinin bir nebze de olsa manevi acısını dindirmek oluşu, manevi tazminatın zenginleşme aracı olamayacağı, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, hakkaniyet ilkesi birlikte değerlendirilerek davacının geçirmiş olduğu kaza nedeniyle duyduğu üzüntü ve kederi bir nebze gidermek için manevi tazminat talebinin kabulü ile 15.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesi gerektiği kanaatine varıldığı gerekçesiyle; Davanın kabulü ile 1)148.095,88 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 04.07.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2)15.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 04.07.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; a. Davacı tarafından açılan davanın kısmi dava olmasına rağmen ve taraflarca bunun aksinin iddia edilmemesine karşın Mahkemece kararı hükme esas alınan yüksek Mahkemece işbu davada resen araştırma ilkesinin uygulanarak kendiliğinden taraflar arasındaki açılan davanın belirsiz alacak davası olduğu yönünde nitelendirmede bulunmasının yanlış ve hukuka aykırı olduğunu, b. Davacının tüm taleplerinin zamanaşımına uğradığını, c. Kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, d. Bilirkişi raporlarının usul ve yasaya aykırı olduğunu, kusuru kabul etmediğini, e. Maluliyet oranının yüksek ve yanlış bulunmadığını, f. Tüm peşin sermaye değerinin düşülmesi gerektiğini, g. Bilirkişi tarafından davacının raporlu olduğu 04.07.2009 — 09.02.2010 döneminde davacının % 100 oranında iş göremez olduğu kabul edilerek hesaplama yapılmış olmakla bilirkişinin bu kabulü ve hesaplamalarının da tamamen yanlış olduğunu, eldeki olayın bir iş kazası olduğu dikkate alındığında davacının bakiye ömrünün hesaplanması sırasında PMF 1931 tablosunun kullanılması yerine TRH 2010 tablosu kullanılmak suretiyle davacının bakiye ömrünün fazla belirlenmesinin açıkça yanlış olduğunu, bilirkişi tarafından yapılan aktif dönem hesaplaması yapılır iken ücrete asgari geçim indirimi ilavesi yapılmış olmasının hatalı olduğunu, hesaplamaya esas alınan AGİ miktarlarının da davacının durumu ile uyumlu olmadığı gibi fazla ve fahiş bulunduğunu, h. Manevi tazminatın fazla olduğunu belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının tazminat istemine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde belirtilen hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, 2. Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 3. Dosyanın ve kararın bir örneğinin İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 11.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.