Başvurucu, Bağ-Kur’a borcu olmadığının tespit edilmesi istemiyle açtığı davanın reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, yeniden yargılanma ve hukuk mahkemelerinde tazminat davası açma yetkisi verilmesi talebinde bulunmuştur.
Başvurucu, Bağ-Kur’a borcu olmadığının tespit edilmesi istemiyle açtığı davanın reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, yeniden yargılanma ve hukuk mahkemelerinde tazminat davası açma yetkisi verilmesi talebinde bulunmuştur. Başvuru, 22/10/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede dosyanın Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 10/1/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, emekli sandığından emekli olduktan sonra ticarete başlamış ve 1/12/2004 tarihinde iş yerini kapatmıştır. Ankara Bağ-Kur İl Müdürlüğü tarafından başvurucuya 12/1/2005 tarihinde 030,11 TL borcu olduğuna ilişkin yazı gönderilmiştir. Başvurucu, Bağ-Kur’a borcu olmadığının tespit edilmesi istemiyle 23/2/2005 tarihinde Ankara İş Mahkemesinde dava açmıştır. Mahkeme, 30/11/2005 tarih ve E.2005/319, K.2005/1432 sayılı kararı ile kurum işleminin yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine hükmetmiştir. Söz konusu karar Yargıtay Hukuk Dairesinin 10/7/2006 tarih ve E.2006/1811, K.2006/7893 sayılı ilâmıyla onanarak kesinleşmiştir. Başvurucu, 24/8/2006 tarihinde Ankara İş Mahkemesinde aynı konuya ilişkin yeniden dava açmıştır. Mahkeme, 4/4/2012 tarih ve E.2006/581, K.2012/186 sayılı kararı ile, aynı konuda verilmiş kesin hüküm bulunduğundan davanın reddine hükmetmiştir. Yargılama sırasında başvurucunun (davacı) talebi üzerine, Ankara Bağ-Kur İl Müdürlüğüne hitaben yazılmış 3/12/2003 tarihli dilekçedeki imzanın başvurucuya ait olup olmadığı araştırılmıştır. Ankara İş Mahkemesi, yargılama sırasında bu hususun araştırılmış olmasının ve Adli Tıp Kurumu raporunda söz konusu imzanın başvurucuya ait olmadığının tespit edilmesinin mevcut yargılamada sonuca etkili olmadığını, bu konunun ilk karara etkisi bulunmakta ise de dava açıldığı zaman yürürlükte bulunan 18/6/1927 tarih ve 1086 sayılı Hukuk Usul Muhakemeleri Kanunu’nun maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendi ve maddesi uyarınca, ilk kararı veren Mahkeme önünde yargılamanın iadesi talebi olarak ileri sürülebileceğini, karar tarihinde yürürlükte olan 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun maddesinin de aynı usulü içerdiğini belirtmiştir. Söz konusu karar başvurucu tarafından temyiz edilmiş, 17/5/2012 tarihli dilekçe ile temyiz isteminden vazgeçilmiş, Mahkemece aynı tarihte, söz konusu dilekçe doğrultusunda başvurucunun temyiz isteminin reddine karar verilmiş ve karar kesinleşmiştir. Başvurucu, 23/5/2012 tarihli dilekçe ile Ankara İş Mahkemesi nezdinde yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmuş ancak gerekli harcı yatırmamış olduğundan söz konusu talep 17/10/2012 tarihli ek karar ile reddedilmiştir. Bunun üzerine başvurucu gerekli harcı yatırarak, 1/11/2012 tarihli yeni bir dilekçe ile Ankara İş Mahkemesi nezdinde yeniden yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmuştur. Mahkeme, 26/2/2013 tarihli ek kararı ile, Mahkemenin E.2005/319 sayılı dosyasında davacı tarafından aynı iddianın ileri sürüldüğü ve Mahkemece bu iddiaların irdelendiği, davacının yargılamanın yenilenmesi talebine konu ilk dava sırasında söz konusu dilekçeden haberdar olduğu, başvurucunun 6100 sayılı Kanun’un maddesinde gösterilen süreler içinde yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmadığı gerekçeleriyle talebin reddine karar vermiştir. Yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine ilişkin ek karar, Yargıtay Hukuk Dairesinin 23/5/2013 tarih ve E.2013/7751, K.2013/10563 sayılı ilâmıyla, yasal ve hukuksal gerekçeler, dayanılan maddi deliller ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle onanmıştır. Onama kararı başvurucuya 30/9/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu, 22/10/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. B. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun’un “Yargılamanın iadesi sebepleri” başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ç) bendi şöyledir: “Yargılama sırasında, aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması.” 6100 sayılı Kanun’un maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendi şöyledir: “Yargılamanın iadesi süresi; … Yeni belgenin elde edildiği veya hilenin farkına varıldığı, … tarihten itibaren üç ay ve her hâlde iade talebine konu olan hükmün kesinleşmesinden itibaren on yıldır.”