T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/662 KARAR NO : 2025/1304 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16.02.2023 NUMARASI : 2021/827 E. - 2023/72 K. DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 02.10.2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 02.10.2025 Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 16.02.2023 tarih 2021/827 E. - 2023/72 K. sayılı kararın Dai…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/662 KARAR NO : 2025/1304 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16.02.2023 NUMARASI : 2021/827 E. - 2023/72 K. DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 02.10.2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 02.10.2025 Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 16.02.2023 tarih 2021/827 E. - 2023/72 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ...... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacılar vekili, davacılar murisinin vefat etmeden önce murisin dava dışı banka nezdinde kullandığı kredi nedeniyle hayat sigortası poliçesi yapıldığını, davacıların muris vefat ettikten sonra davalı sigorta şirketine başvuru yaptıklarını, sigorta şirketinin murisin poliçelerin düzenlenmesi sırasında ölümüne neden olan hastalığı gizlemiş olduğu gerekçesiyle ödeme yapmadığını, belirterek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla sigorta bedelinin işleyecek faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili, sigortalıya felç hastalığı teşhisinin sigorta öncesinde konulduğu, sigortalının var olan hastalıklarını beyan etme yükümlülüğünü ihlal ettiği, beyan edilmeyen hastalık ile ölüme neden olan hastalık arasında illiyet bağı bulunduğu, davalının bilgilendirme yükümlülüklerini yerine getirdiğini, temerrüt oluşmadığını, belirterek; davanın reddine karar verilmesi talep edilmektedir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, müteveffa .....'nın dava dışı .... Bankası nezdinde imzalamış olduğu Genel Kredi Sözleşmesi Kapsamında dava dışı bankanın lehdar olduğu 09.09.2019 tarihli Kredi Grup Hayat Sigorta Sözleşmesinin ıslak imzalı formunun yer aldığı, mütevefanın ölümü üzerine davalı sigorta şirketi tarafından davacılar tarafından tazminat ödenmesi için yapılan başvuruyu murisin beyan yükümlülüğüne aykırı davranması nedeniyle red edidliği, murisin ölümü ile sigorta poliçesinin tanzim tarihinden önceki bir tarihte tanısı konulmuş hastalığı arasında illiyet bağının bulunduğu tespit edildiği, ancak murisin sözleşme öncesi beyan yükümlülüğünü kasıtlı olarak ihlal ettiği tespit edilemediği, sigortalının sözleşme öncesi beyan yükümlülüğünün ihlalinin ihmal derecesinde olduğu, beyan etmediği hastalık ile vefatın neden olduğu hastalık arasında illiyet bağı (bağlantı) bulunduğu anlaşıldığından bağlantılı kusurlu ihlal var ise kusurun ağırlığına göre indirim yapılması gerektiği, murisin mevcut hastalığını beyan etmekte ihmali davranması davalının ise aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle her iki tarafın da % 50 oranında kusurlu olduğu, poliçeden vefat teminat bedeli olarak davalının ödemesi gereken ve davacılar tarafından ödenen 294.400,00-TL'nin davacılar tarafından ödendiği, % 50 oranında indirim yapıldıktan sonra bakiye 147.200,00-TL'nin veraset ilamındaki payları dikkate alınmak suretiyle davalıdan tahsilinni gerektiği belirtilerek; davanın kısmen kabulüne fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacılar ve davalı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur İSTİNAF NEDENLERİ : Davacılar vekili, muris ...'nın kredi grup hayat sigortası sigorta/sağlık beyan ve sertifika talep formu 09.09.2019, sigorta başlangıç tarihi 09.09.2019 tarihi olduğu, beyan formunun banka çalışanları tarafından son derece yaşlı ve zor duyan murise matbu sorular yöneltilerek bilgisayar ekranı gösterilmeden doldurulduğu, murisin el yazısı bulunmadığı, dosya kapsamındaki ferdi yıllık vefat sigortası başvuru formunun birinci sayfasının kredi grup hayat sigortası sigorta/sigortalı sağlık beyan ve sertifika talep formu başlıklı kısmının bilgisayar ortamında hazırlandığı, sigortalının sağlık durumu ve daha önce geçirdiği hastalıklara ilişkin tüm soruların sigortalı tarafından "HAYIR" şeklinde cevaplandırıldığını, bilgisayar ortamında düzenlenen başvuru ve bilgilendirme formunun matbu olarak düzenlendiği, murisin kasten gizleme yaparak ihbar yükümlülüğüne aykırı davranmadığını, murisin, hayatının hiçbir döneminde kalıcı felç geçirmediğini, sigortalının, geçirmiş olduğu rahatsızlığı saklama kastı bulunmadığını, davalının bilgilendirme yükümlülüğünü yerine getirmediğini, yaşanan ölüm ile riziko arasında doğrudan illiyet bağı olmadığını, eksik inceleme yapıldığını belirterek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili, ATK raporunun hükme esas alınamayacağını, ATK raporuna itirazları karşılar yeniden tıbbi rapor alınması gerektiğni, raporda ölümünün sözleşme öncesi tanısı konulmuş olan kalp damar hastalığı sonucu meydana gelmiş olduğunun mütalaa edildiğini, alanında uzman nörolog bilirkişiden rapor istenmesi gerektiğini, sigortalının kapsama alınmadan evvel beyan yükümlülüğünü bilerek ve kasten ihlal ettiğini, ATK raporunda kişinin 24.1.2019 tarihinde kalp hastalığı, 26.6.2019 tarihinde serebrovasküler hastalık, diabet, hipertansiyon tanıları ile tedavi gördüğü değerlendirmesine yer verilmiş olup, sigortalının kapsama alınmadan evvel felç hastalığına dair tanı aldığı iş bu değerlendirme ile de bir ortaya konulduğunu, davacılar murisinin dava dışı......Bankası A.Ş.’den kullanmış olduğu tarımsal kredileri sonrasında, davalı şirket ile dava dışı Banka arasında imzalanan grup kredi hayat sözleşmesi kapsamında sigorta kapsamına dahil edilmiş olup sigortalının sigorta öncesinde istenen sağlık beyanında yer alan hususlara eksik yanıltıcı yada yanlış cevap vermesi ve sigortanın yapılmasına sebep olması durumunda, rizikonun beyan yükümlülüğüne aykırılık sonucu doğduğu tespit edilirse sigorta bedeli ödenmeyeceğinin kararlaştırıldığını, sigortalı muristen sigorta kapsamına alınmasından önce kredi sözleşmelerinin imzalanmasını takiben sigorta işlemleri başlatılmış ve kendisine‘grup hayat sigorta bilgilendirme formu verildiğini ve sigortalıdan sağlık durumuna ilişkin beyanlarını da içeren sigorta talep ve sağlık beyan formu alındığını, sağlık beyan formunda teminat kapsamı dışında bırakılan hastalıklara ilişkin olarak sorulan kalıcı felç (inme) hastalığınız var mı ? şeklindeki sorulara hayır cevabı verildiğini, ve formda bu cevaplar işaretlenerek imzalandığını, sigortalının Menemen Devlet Hastanesi'nin 26.06.2019 tarihli epikriz raporu incelendiğinde, sigortalının serebrovasküler hastalık tanısı aldığı ve hemiparazi tanısı konduğu, bedeninin ilgili bölümünde kalıcı felç tanısı aldığı tespit edildiğini, redde dayanak teşkil eden hastalık felç hastalığı olup, incelemenin bu hastalık üzerinden yapılması gerektiğini belirterek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir. GEREKÇE : Dava, hayat sigortası nedeni ile tazminat istemine ilişkin olup ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. 1.Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. 2.Somut olayda; davacılar murisinin kullanmış olduğu işletme kredisi nedeniyle, davalı sigorta şirketi tarafından, hayat sigorta poliçesi düzenlenmiş, sigortalı muris sözleşme süresi içinde, tarihinde vefat etmiştir. Dosya kapsamında bulunan hayat sigortası başvuru formunda, murisin sağlığı ile ilgili sorulara "HAYIR" olarak cevap verildiği ve bu kısmın altında yer alan imzası ile bunu tevsik ettiği anlaşılmıştır. Davalı taraf, davacılar murisinin poliçe tanziminden önce "inme" ( kalıcı felç) olduğunu bildirmeyip sözleşmenin kurulması sırasında beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığı, bu nedenle de zararın teminat dışı kaldığı savunmasında bulunmuştur. 3.Poliçenin tanzim edildiği ve rizikonun gerçekleştiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nun 1435. maddesinde "Sigorta ettiren, sözleşmenin yapılması sırasında bildiği veya bilmesi gereken tüm önemli hususları sigortacıya bildirmekle yükümlüdür. Sigortacıya bildirilmeyen, eksik veya yanlış bildirilen hususlar, sözleşmenin yapılmamasını veya değişik şartlarda yapılmasını gerektirecek nitelikte ise, önemli kabul edilir. Sigortacı tarafından yazılı veya sözlü olarak sorulan hususlar, aksi ispat edilinceye kadar önemli sayılır" denilmek suretiyle; sigorta ettirenin, sözleşmenin kurulması sırasındaki doğru beyan yükümlülüğünün kapsamı düzenlenmiştir. Gerek TTK'nun 1435. maddesi ve gerekse Hayat Sigortası Genel Şartlarının C-2.2. maddesi düzenlemesine göre; sigorta şirketinin sorusu üzerine veya herhangi bir soru sorulmadan (dolayısı ile buna ilişkin bir form doldurulmadan) sigortalı, sözleşmenin yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri sigortacıya bildirmekle yükümlüdür. Sigorta sözleşmesinin kurulması sırasındaki beyan yükümlülüğüne uymamanın sonuçları ise, aynı kanunun 1439/2. maddesinde, "rizikonun gerçekleşmesinden sonra, sigorta ettirenin ihmali ile beyan yükümlülüğü ihlal edildiği takdirde, bu ihlal tazminatın veya bedelin miktarına yahut rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikte ise, ihmalin derecesine göre tazminattan indirim yapılır. Sigorta ettirenin kusuru kast derecesinde ise beyan yükümlülüğünün ihlali ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı varsa, sigortacının tazminat veya bedel ödeme borcu ortadan kalkar; bağlantı yoksa, sigortacı ödenen primle ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate alarak sigorta tazminatını veya bedelini öder" şeklinde düzenlenmiştir. TTK'nun 1439/2. maddesindeki açık ifadelerle, sigortalının ihmali ile beyan yükümlülüğüne aykırı davranılması halinin tazminattan indirim sebebi olduğu; ayrıca, beyan yükümlülüğüne kasten uyulmaması halinde, gizlenen (beyan edilmeyen) husus ile gerçekleşen riziko arasında illiyet bağının bulunmadığı durumda da ödenen prim ile ödenmesi gereken prim arasındaki orana göre sigortacının tazminatı ödeyeceği kabul edilmiştir. Diğer taraftan, kanunda yer alan kasten gizleme ifadesinin, kötüniyetle gizlemeyi değil; bildiği halde beyan etmeme halini ifade ettiği de izahtan uzaktır.(Yargıtay 4. HD'nin 28.09.2023 tarih ve 2023/6571 E.- 2023/9983 K., 05.11.2024 tarih ve 2022/7351E. 2024/10382 K.), 4. Her ne kadar davacılar tarafından Sigoerta Poliçesine bağlı Hayat sigortası soru formundaki soruların murislerine sorulmadığını ve murisi aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmediğini savunulmuş ise de; Türk Ticaret Kanunu’nun 1423. maddesine göre sigortacı, sigorta sözleşmesine ilişkin tüm bilgileri, sigortalının haklarını, sigortalının özel olarak dikkat etmesi gereken hükümleri ve gelişmelere bağlı bildirim yükümlülüklerinden oluşan aydınlatma yükümlülüğünü sigortalıya karşı yerine getirmekle yükümlü tutulmuştur. Sigortacı bu yükümlülüğü getirmese dahi (yani aydınlatma açıklamasının verilmediği hâllerde) sigortalı, Kanun'da öngörülen süre içerisinde sözleşmenin yapılmasına itiraz etmemiş ise sözleşme poliçede yazılı şartlar ve poliçenin ayrılmaz bir parçası olan genel şartlar kapsamında yapılmış olur. Anılan maddenin birinci fıkrasına paralel düzenlemeye Hayat Sigortası Genel Şartlarının C-2.2. maddesinde de yer verilerek sözleşme hükmü hâlini almıştır. Somut olayda, poliçenin ön yüzünde, sigorta ettirenin poliçenin özel ve ilişkili genel şartlarından bilgi edindiğini ve hepsini kayıtsız şartsız kabul ettiğini beyan eder ibaresi yazılı olup poliçenin sigorta ettiren tarafından imzalandığı da görülmektedir. Dosya kapsamında yer alan soru formlarında sigorta ettirenin imzası bulunmaktadır. Gerek 6102 sayılı Kanunu’nun 1423. maddesi gerekse Hayat Sigortası Genel Şartlarının C-2.2. maddesindeki düzenlemelerdeki yükümlülüklerin Kanun'dan kaynaklandığı kuşkusuz olup, sigorta şirketinin sorusu üzerine veya her hangi bir soru sorulmadan (dolayısı ile buna ilişkin bir form doldurulmadan) sigortalı, sözleşmesinin yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün hâlleri sigortacıya bildirmekle yükümlü olup, formun doldurulmamış olması sigortalının sağlığına ilişkin konularda sigortacıya bildirimde bulunma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Bu itibarla sigorta sözleşmesinin yapılması sırasında sigortalı tarafından form doldurulmadığı, dolayısı ile sigortalının sağlığına ilişkin bir beyanda bulunmadığı, bu nedenle doğru beyan yükümlülüğüne aykırı hareket etmediği iddiası/savunması da yerinde değildir.(Yargıtay HGK. 02.08.2023 tarih ve 2021/(17)4-367 E. 2023/38 K.) Bunun ötesinde, davalı tarafından dosyaya sunulan hayat sigortası soru formu başlıklı belgeyi murisin isim ve imzasını yazarak imzaladığı, bu belgedeki imzanın murise ait olmadığına dair davalılar tarafından açıkça yapılmış bir imza itirazı bulunmadığı gibi dava dilekçesindeki açıklamalar itibariyle imzanın murise ait olduğunun davalılarca zımnen kabul edildiği anlaşılmaktadır. Kaldı ki, hayat sigortası soru formu daki soruların murise sorulmadan söz konusu belgenin davalı tarafından imzalatıldığına dair davacıların iddiaları da yasal delillerle ispat edilememiştir.( Yargıtay 13. HD'nin 09.06.2014 tarih ve 2014/3631 E. 2014/18309 K.) 5.Dosyaya kazandırılan ATK İhtisas Kurulu Mütalaası ile kişinin 24.01.2019 tarihinde kalp hastalığı, 26.06.2019 tarihinde serebrovasküler hastalık, diabet, hipertansiyon tanıları ile tedavi gördüğü, 28.01.2020 tarihinde evinde ölü bulunduğu, otopsisinde ölümüne neden olabilecek travmatik değişim ve toksik madde bulunmadığı, kalp ağırlığında artma, kesitlerinde geçirilmiş miyokard enfarktüsüne bağlı nedbe alanı, akut yeni oluşmuş miyokard enfarktüsüne bağlı kanama alanı, kalp damarlarında ileri derecede daraltıcı aterom plakları görüldüğü, diğer iç organlarda tespit edilen makroskopik bulgular ile iç organların histopatolojik tetkikinde kalpte myokardda myokard infarktüsü (7-10 gün ile uyumlu) bulguları, skarlaşma ve skarlaşan granülasyon dokusu alanları, hipertrofik kas lifleri ile koroner arterde lümeni orta derecede daraltıcı nitelikte kalsifiye aterom plağı tespit edildiği dikkate alındığında ölümünün sözleşme öncesi tanısı konulmuş olan kalp damar hastalığı sonucu meydana gelmiş olduğu belirtilmiş olup, ilk derece mahkemesince söz konusu rapor hükme esas alınmış ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Zira, hükme esas alınan rapor içeriğinde yer alan tespitler dikkate alındığında davalının gizlenen hastalık iddiasına çerçevesinde rapor düzenleyen heyetin içinde nöroloji ve incelendiği belirtilen ölüm belgesindeki ölüm nedenine göre de kardiyoloji uzmanı doktor bilirkişinin bulunmadığından rapor bu hali ile yetersiz olup, hükme esas alınamaz. ( Yargıtay 4. HD'nin 03.10.2023 tarih ve 2021/20604E. 2023/10156 K) 6. Mahkemece bilirkişi incelemesine başvurulduğunda; raporun, olayın özelliklerine ve uyuşmazlığın çeşidine göre yapılması gerekli olan inceleme ve değerlendirmeleri içermesi, raporda hâkimin uyuşmazlığı çözmesi için gerekli olan tüm özel ve teknik bilgilere ve açıklamalara usulünce yer vermesi, tarafların iddia, savunma ve itirazlarını gerekçeleriyle ve olayın teknik özellikleriyle tartışması, bu tartışmanın da denetime elverişli olması gerekmektedir. Bilirkişi raporunun teknik özellikleri taşımaması, denetime elverişli olmaması, mevcut bilirkişi raporları ile çelişki oluşturması ya da verilen bilgilere göre somut olayın özellikleri ve var olan teknik verilere göre kendi içinde çelişki oluşturur tarzda olması hâlinde söz konusu rapor hükme esas alınamayacaktır. Hâkim bu durumda, davayı aydınlatma yükümlülüğünün de bir gereği olarak, eksiklik veya belirsizliğin ya da çelişkilerin giderilmesi ve gerçeğin ortaya çıkarılması için bilirkişiden ek rapor almalı ya da yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırmalıdır. Bu çerçevede; mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu yukarıda açıklanan ilkeler ışığında yetersiz, davalının sorumluluğunun tespiti konusunda yapılan araştırma eksiktir.Eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulamaz. 7. Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesi tarafından Adli Tıp Kurumundan içerisinde nöroloji ve kardiyoloji alanında uzman hekimlerinde bulunduğu heyetten dosya kapsamındaki tedavi belgeleri ve davacılar murisinin yaşı değerlendirilmek suretiyle, müteveffanın ölümü ile poliçe öncesinde var olduğu iddia edilen hastalıkları arasında doğrudan illiyet bağı olup olmadığının kesin olarak tespiti suretiyle ölüm ile gizlenen hastalık arasında illiyet bağı bulunduğunun belirlenmesi halinde poliçe tanzimi sırasındaki beyan yükümlülüğü kasten ihlal ettiği kabul edilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi, murisin bildirmediği hastalık ile ölüm arasında doğrudan illiyet bağı bulunmadığının anlaşılması halinde ise poliçe tanzimi sırasındaki beyan yükümlülüğü kasten ihlal edilmemiş olup davanın tümden reddi gerekmez ise de TTK'nın 1290. maddesi ve 6102 sayılı TTK'nın 1435 ve devamı maddelerinde de düzenlendiği üzere sigortalının kasıtlı olarak sağlık durumunu gizlemesi haricinde eğer sigortacının sorumluluğunu ağırlaştıran ve daha fazla prim almasını gerektiren bir halin varlığında teminatın indirilmesi gerektiğinden, bu kezdosyanın bir sigorta hesap uzmanı bilirkişiye tevdii ile murisin bu hastalığının belirtilmesi halinde hayat sigortası düzenleyen farklı sigorta şirketlerinden, bildirilmeyen hastalığı olan sigortalı adayından alınması gereken primin araştırılması ile davalı sigortacının aldığı prim ile önceki hastalığın bildirilmesi halinde alınması gereken prim arasındaki orana göre proporsiyon hesabı yapılarak tazminat hesabının yapılması suretilye davacıların talep edebileceği hayat sigortası poliçe tazminatının gösterir açıklamalı, ayrıntılı, denetime elverişli bilirkişi raporu alınarak varsa rapora yönelik itirazlar da giderilip, oluşacak sonuca göre usuli kazanılmış haklar gözetilerek infazda tereddüte neden olmayacak şekilde davacıların tazminat talebi hakkında karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve incelemeyle yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M :Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Tarafların istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE, 2-Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 16.02.2023 tarih 2021/827 E.- 2023/72 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 5-İstinaf yoluna başvuranlar tarafından yatırılan istinaf karar harçlarının istek halinde kendilerine iadesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere 02.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.