1. Hukuk Dairesi 2014/266 E. , 2014/17032 K. MAHKEMESİ : BURDUR 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 04/10/2013 NUMARASI : 2010/303-2013/629 Taraflar arasında görülen ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı Arzı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; -KARAR- Dava, ecrimisil isteğine ilişkin olup, mahkemec…
**1. Hukuk Dairesi 2014/266 E. , 2014/17032 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : BURDUR 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 04/10/2013 NUMARASI : 2010/303-2013/629 Taraflar arasında görülen ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı Arzı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; -KARAR- Dava, ecrimisil isteğine ilişkin olup, mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı Arzı tarafından temyiz edilmiştir. Davacılar, mirasbırakan’dan intikal eden 213 ada 2, 3; 197 ada 1 ve 193 ada 9 parsel sayılı taşınmazların 30 yıldır davalılar tarafından kullanıldığını, kendilerine herhangi bir kira bedeli ödenmediğini, taşınmazlardaki paylarını kullanmalarına da engel olunduğunu ileri sürerek, son 5 yıl için toplam 14.500,00 TL ecrimisilin tahsili isteğiyle eldeki davayı açmışlardır. Davalılar Süleyman ve Arzı, dava konusu taşınmazlar tapusuz iken haricen kardeşleri Nuri’den pay satın alıp uzun zamandır kullandıklarını, 30 yıldır davacıların bir talebi olmadığını, davalı Arzı’nın kullandığı taşınmazın bir bölümüne gül diktiğini, davalı Bülent ise, babası davalı Süleyman’dan haricen satın aldığı taşınmazda 3.000 m²'lik yer kullandığını, diğer taşınmazlarla ilgisi olmadığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, çekişme konusu taşınmazların taraflar arasında paylı mülkiyet üzere olup fiili taksimin yapılmadığı, davalıların kullanımında olan bu yerlerin meyve bahçesi nitelikli olup, intifadan men aranmayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; çekişme konusu 213 ada 2, 3; 197 ada 1 ve 193 ada 9 parsel sayılı taşınmazların senetsizden 23.12.2005 tarihinde kadastro tespitlerinin yapıldığı, itiraz üzerine muris M.. D..’in zilyetliğinde iken ölümü ile mirasının paylaşılmadığı belirtilerek mirasçıları olan davacılar, davalılar Süleyman ve Arzı ile dava dışı kişiler adına Burdur Kadastro Mahkemesinin 2006/28 esas, 2006/31 esas sayılı dava dosyaları üzerinden tescil kararları verildiği, anılan kararların 16. Hukuk dairesince onanıp 17.04.2008 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Hemen belirtilmelidir ki, dava konu taşınmazda taraflar paydaştırlar. Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenilmesini ve/veya ecrimisil isteyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir. Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren ya da (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır. Yine paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belli bulunması durumunda, davacı paydaş tarafından davalı paydaş aleyhine bu taşınmaza ilişkin elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri dava açılması hallerinde yine intifadan men koşulu aranmaz. Bu nedenle, davaya konu taşınmazlar yönünden sayılan istisnalar dışında intifadan men koşulunun gerçekleşmesi aranacak ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası, her türlü delille kanıtlanabilecektir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.02.2002 gün ve 2002/3-131 E, 2002/114 K sayılı ilamı) 25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay'ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar. Yukarıda açıklanan ilke ve olgular doğrultusunda somut olaya bakıldığında, çekişmeli taşınmazların 25-30 yıldır davalıların tasarrufunda olduğu, anılan taşınmazların kadastro tespitlerinin tarla niteliği ile yapılarak bu şekilde tescil edildiği, dava konusu 213 ada 2 parsel sayılı taşınmazın bir bölümünü davalı Arzı’nın gül bahçesi haline getirmek suretiyle kullandığı, davacıların anılan taşınmazlarda paylarına karşılık kullandıkları yer bulunmadığı görülmektedir. Bu durumda, dava konusu 213 ada 2 parsel sayılı taşınmazın bir bölümü davalı Arzı tarafından gül bahçesi haline getirildiğine göre, hukuki semere getiren yerlerden kabul edilemeyeceği, dolayısıyla intifadan men koşulunun aranması gerektiğinde kuşku yoktur. Ancak, dosya kapsamı, dinlenen tanık beyanları ile uzun süre davalı Arzı kullanımında olan bu yer için davacıların anılan davalıyı intifadan men ettikleri kanıtlanmış değildir. Hâl böyle olunca; davalı Arzı’nın dava konusu 213 ada 2 parsel sayılı taşınmazı uzun süreli kullanımının muvafakate dayalı olduğu, intifadan men edilmediği gözetilerek anılan davalı hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm tesisi isabetsizdir. Kabule göre de, dava konusu taşınmazın tarla nitelikli olduğu, davalı Arzı tarafından gül bahçesi haline getirildiği dikkate alınarak tarla niteliğine göre ecrimisil tayin ve tekdiri yerine gül bahçesi üzerinden ecrimisil hesabı yapılarak sonuca gidilmiş olması da doğru değildir. Davalı Arzı’nın bu yönlere değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 06.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.