11. Ceza Dairesi 2008/3587 E. , 2012/188 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Memur olmayan kimsenin resmi belgede sahteciliği HÜKÜM : ...: TCK.nun 204/1, 62/1, 51. maddeleri gereğince; 1 yıl 8 ay hapis cezası, hapis cezasının ertelenmesine ve hapis cezası süresince denetim süresi belirlenmesine. 2- ...: TCK 204/1, 62, 58/6 maddeleri gereğince; 1 yıl 8 ay hapis ve hükmolunan cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, cezanın infazından sonra denetimli serb
**11. Ceza Dairesi 2008/3587 E. , 2012/188 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Memur olmayan kimsenin resmi belgede sahteciliği HÜKÜM : ...: TCK.nun 204/1, 62/1, 51. maddeleri gereğince; 1 yıl 8 ay hapis cezası, hapis cezasının ertelenmesine ve hapis cezası süresince denetim süresi belirlenmesine. 2- ...: TCK 204/1, 62, 58/6 maddeleri gereğince; 1 yıl 8 ay hapis ve hükmolunan cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına. Sanık ... ile suçtan önce kasıtlı bir başka suçtan mahkumiyeti bulunması nedeniyle 5728 sayılı Yasayla değişik CMK.nun 231. maddesinin uygulanması olanağı bulunmayan sanık ... hakkında yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanıklar ... ve ... müdafilerinin, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine; ancak: I- Sanık ...'nun kaporta ustası diğer sanık ... ile birlikte change yaptıkları suça konu ...plakalı aracı 09.02.2005 tarihinde ...'a satmış olması nedeniyle suç tarihinin, anılan satış tarihi olduğu gözetilmeden, ...'ın, şüphe üzerine aracının change olup olmadığının tespiti için emniyete başvurduğu 12.09.2005 tarihinin suç tarihi olarak kabulüyle yazılı şekilde 5237 sayılı Yasa uyarınca hüküm kurulması, II- Kabul ve uygulamaya göre de; 1- Suça konu ...plaka araca ait tescil belgesinin delil olarak dosyada saklanmasına karar verilmesiyle yetinilmesi gerekirken müsaderesine karar verilmesi, Yasaya aykırı, 2- Sanık ... hakkında hükümden sonra, 08.02.2008 günlü 26781 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK.nun 231. maddesi gereğince, "hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına"na karar verilip verilmeyeceğinin değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 11.01.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi. KARŞI OY Resmi belgede sahtekarlık suçlarının konusunu oluşturan belgeyi, eski dilimizdeki "evrak" kelimesi karşılığında kullanılmakta olup yazılı kağıt anlamına gelmektedir. Yasal yönden yapılmış bir tanımı bulunmamakla birlikte belgeyi bir şey üzerine yazılan ve bir kimliği olan hukuki hüküm ifade eden, bir hakkın doğmasına ve bir olayın kanıtlanmasına yarayan yazılar diye tanımlamak olanaklıdır. (CGK. 07.12.1989, 6-333-574) Yerleşmiş yargısal kararlarda belge; içeriği olan hak doğurucu, kaldırıcı ve kanıt aracı olan yazıdır. Bir belge üzerinde sahtecilik suçunun gerçekleşmesi için o belgenin tüm olarak gerçek dışı düzenlenmiş veya gerçek olarak düzenlenmiş kısımlarının değiştirilmiş olması ve tüm olarak düzenlenme veya kısmen değiştirmenin hukuki bir sonuç doğurmasının amaçlanmış olması gerekir. 1930 İtalyan Ceza Kanununun gerekçesinde Manzini'nin şu tanımı aynen benimsenmiştir. Buna göre, belge, taşınabilen bir vasıta üzerine tespit edilen, belirli bir kimsenin eseri olan, usuli bir ilişki veya diğer bir hukuki bir münasebet içinde hukuki bir iddiaya dayanak olmaya veya bu iddiayı çürütmeye ya da hukuken önemli bir olayı ispat etmeye elverişli irade, açıklama veya beyanlarını yahut hakikat iddialarını ihtiva eden, her türlü yazıdır. Belgeden bahsedebilmek için yazılılık belgenin imza içermesi, yazının içeriğinin olması, düzenleyicisinin belli olması, yazının hukuki değer taşıma, hukuki sonuç doğurması, koşulları dışında yazının taşınabilir bir şeyin üzerine (kağıt, bez, deri gibi) yazılması gerekir. Yasa belgeyi özü açısından koruduğu gibi maddi varlığı açısından da korur. Araç plakaları unsurların varlığı halinde resmi belge sayılır. Nitekim Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 22.02.2007 gün, 8681/1073, 02.05.2007 gün, 2311/2994 sayılı kararlarında "evrakta sahtecilik suçlarının konusunu oluşturan belgenin, taşınabilen bir şey üzerine yazılıp da hukuki hüküm ifade eden bir olayı kanıtlamaya yarayan yazı olduğu, 5237 sayılı TCK.nun 204. maddesinin gerekçesinde de belirtildiği üzere, belgenin varlığının kabulü için yazılı kağıdın bulunmasının zorunlu olmadığı, bir metal levha üzerine yazı yazılması halinde de diğer unsurların varlığı durumunda belgeden söz edilebileceği, bu bakımdan araç plakalarının da resmi belge olarak kabulü gerekeceğinin vurgulanması karşısında; sahte olarak düzenlenen mührün kullanılması ile oluşturulan araç plakalarında yapılan sahteciliğin 5237 sayılı TCK.nun 204/1. maddesine uyan suçu oluşturacağı gözetilmeden.." denilerek aynı görüşü ortaya koymuştur. O halde belgeden sözedebilmek için yazının üzerine yazıldığı nesnenin, kağıt, bez, levha gibi elden ele bir yerden diğer bir yere taşınabilir olması gerekir. Evrakın kendine has maddi bir varlığa sahip olabilmesi için yazının gerek üzerine yazı yazılmasına ve gerek elden ele taşınmaya ve devredilmeye elverişli bir şey üzerine tespit edilmiş olması lazım gelir. Bu itibarla abideler, mezar taşları, duvarlar gibi taşınmayan şeyler üzerine yazılan yazılar hukuki bir önemi haiz olabilmelerine rağmen, varaka sıfatını alamazlar. Bu sebepledir ki, İtalyan Yargıtay'ının "ilgiliye verilen bir kağıt üzerine değil de, bir kilisenin duvarına yazılan özel yazı, kanuna uygun bir surette yazılmış, tarihi konulmuş ve imzalanmış olmak kaydıyla geçerlidir" mealindeki kararına katılmamaktayız. Böyle bir yazı, bilfarz bir borcun varlığına delil olabilir ve bu bakımdan geçerli sayılır; fakat doğrudan doğruya mahkemeye ibraz edilemeyceği ve muhtevasının tayin ve tespiti için yerinde keşif yapılması gerekeceği cihetle, ancak dolayısıyla delil yani maddi bir emare teşkil edebilir. Böyle bir yazıda vuku bulan gerçeğin tahrifi de, hal ve duruma göre, ancak dolandırıcılık suçuna vücut verebilir. (..., Sehtakarlık suçları, yeniden gözden geçirilmiş ve genişletilmiş beşinci bası, İstanbul 1987, s.311) Bu bilgilerin ışığı altında olayı irdelediğimizde, sanık ... Kuyumcunun, kaporta ustası olan diğer sanık ... ile sahibinin elinden rızası dışında çıkmış olan araca, aynı marka, muhtemelen kaza yapmış olan ...plakalı aracın plakalarını takıp ve aracın şasesini keserek diğer araca kaynak yaptıktan ve motorunu da aynı şekilde yükledikten sonra ...plakalı araca ait ruhsatla aracı trafiğe çıkarmaktan ibaret eylemde, işlemden sonra herhangi bir evrak düzenlenmemiş veya düzenlettirilmemiş olması mevcut belgelerde de herhangi bir sahtekarlığın yapılmaması nedeniyle eylemde resmi evrakta sahtekarlık suçlarının unsurlarının oluşmadığı, fiilin sübutu ve koşullarının oluşması halinde, cürüm eşyasını kabul etmek, dolandırıcılık ya da 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa aykırılık suçlarının oluşabileceği düşüncesindeyim. Nitekim 11. Ceza Dairesinin 11.01.2012 gün, 2011/13588 Esas, 2012/175 sayılı kararı ile, 18.02.2008 gün, 2006/1431 E, 2008/835 sayılı kararları da aynı doğrultudadır. Açıkladığım nedenlerle sanıkların eyleminde resmi belgede sahtekarlık suçunun unsurlarının gerçekleştiğini kabul eden sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum. KARŞI OY YAZISI Dairemizin 2008/3587 esas, 2012/188 karar sayılı ilamında muhalefet konusu olan olay, ruhsatta değişiklik yapılmaksızın araç şase ve motorları üzerindeki şase ve motor numaralarının değiştirilmesinin belgede sahtecilik suçunu oluşturup oluşturmacağına ilişkindir. Araçların motor ve şase numaralarında değişiklik yapılmasının belgede sahtecilik suçunu oluşturup oluşturmayacağına dair dairemizin üyesi Sayın ...'in muhalefet şerhine ilişkin açıklamalarına aynen katılmakla birlikte aşağıdaki birkaç hususu da eklemek gerekmiştir. Yargıtay kararlarında Belge: “hukuki bir hüküm ifade eden bir hakkın doğmasına yarayan yazılar” olarak nitelenmiştir. Öğretide ise taşınabilen bir şey üzerine yazılıp da bir kimliği olan ve hukuki hüküm ifade eden, bir olayı ispata yarayan yazı “belge” diye vasıflandırılmıştır. Yine öğretide, ceza hukuku yönünden varaka (yani belge), olayları nakleden veya irade beyanlarını içeren ve bir kimse tarafından oluşturulan her türlü yazılı belge olarak ifade edilmiştir. Bu tanımlar ve Yargıtay kararlarından hareketle sahtecilik suçları yönünden bir belge (varak) den bahsedebilmek için şu hususların bulunması gerekmektedir. Belge, taşınır nitelikte ve yazılı olmalıdır. Yazının kanıt oluşturabilmesi için anlamlı bir içeriğinin bulunması gerekir. Yine yazının kim, kimler ya da hangi makama ait olduğu belli olmalı ve içinde bulunduğu hukuk düzeninde hukuksal bir önem ve etkiye sahip olmalıdır. Kural olarak belge niteliğini taşıyan levha üzerine yazılan yazıların geçici ve sonradan alınması olanaklı biçimde bir taşınmazın üzerine veya araca takılması ve yapıştırılması belge olma niteliğini kaybettirmez. Nitekim araç plakaları bu neviden belgeler olarak Yargıtay'ca kabul edilmektedir. Bu noktada araç motor ve şase numaralarının da takılan yapıştırılan bir belge olduğu iddia edilebilir ise de; Yukarıdaki açıklamalardan anlaşılacağı üzere belgenin, hukuki bir hüküm ifade eden, bir hakkın doğmasına, bir olayın kanıtlanmasına yarayan ve olayları nakleden irade beyanları olması ve hakkın konusunun veya kendisinin henüz ortada olmadığı veya bulunmadığı zaman ve ortamlarda onun varlığına işaret etmesi nedeniyle, ondan ayrılamaz bir biçimde üzerine yazılmış, ayrıldığı zaman tek başına hüküm ifade etmeyecek yazıların belge olarak nitelenmesi doğru olmayacaktır. Çünkü bunların resmi merciler önüne, üzerine yapıştırıldıkları şeyden ayrı olarak taşınmaları ve ispat aracı olarak sunulmaları mümkün değildir. Somut olayda; aracın şase ve motor numaralarını gösterir mühür niteliğindeki kısmın ilgili yerlerin üzerinde olması gerekir, bunların sökülerek aracı temsilen resmi merciler önüne ispat aracı olarak götürülmesi mümkün değildir. Bu işlevi araç ruhsatı yerine getirmektedir. O nedenle geçerli bir araç ruhsatına uymayan motor ve şase değişikliği sahteciliğin değil dolandırıcılık suçunun unsurlarını oluşturacaktır. Yüksek Yargıtay'ın 6 ve 11. Ceza Dairelerinin yerleşik kararlarıda bu yöndedir. Açıklanan nedenlerle motor ve şaselere yerleştirilen numaraların bu kısımlardan ayrılması mümkün olmadığından, ayrıldıkları zamanda kendilerine yüklenen anlamı ve değeri kaybedeceklerinden yukarıdaki tanımlarda belirtilen şekilde belge olarak nitelenmeleri doğru bir niteleme olmayacaktır. Aracın motor ve şasesinin yerinde kontrol edilip ruhsatla karşılaştırılarak üzerindeki şase ve motor numaralarının orijinal olup olmadığı tespit edilebileceğinden aracın olmadığı ortamlarda ise bu işlemin araç ruhsatının incelenmesi ile tamamlanacağı nazara alındığında araç motor ve şaselerinde yazılı numaraların kanunun belirttiği şekilde bağımsız birer belge olarak nitelendirilmesi doğru olmaz. Bu tespitler doğrultusunda olay değerlendirildiğinde sanıkların, sahibinin rızası dışında elinden çıkmış olan araca başka bir aracın şasesini keserek kaynak yapmak ve motorunu da yüklemek suretiyle, başka aracın ruhsatı ile (ruhsatta her hangi bir değişiklik yapılmaksızın) trafiğe çıkarmaktan ibaret eylemlerinin, delil olarak mercilere sunulacak belgelerde herhangi bir değişiklik yapılmaması nedeniyle belgede sahtecilik suçunun unsurlarının oluşmayacağı, koşullarının bulunması halinde dolandırıcılık veya 2918 sayılı Kanuna aykırılık suçlarının oluşacağı kanaatiyle sayın çoğunluğun görüşlerine katılmamaktayım.