Başvuru, kamu görevlisinin işyerinde sergilediği tutum ve davranışı nedeniyle disiplin cezası ile cezalandırılmasının ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, kamu görevlisinin işyerinde sergilediği tutum ve davranışı nedeniyle disiplin cezası ile cezalandırılmasının ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkindir. Başvurucu, başvuruya konu olayların yaşandığı tarihte İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesinde doktor (kadın hastalıkları ve doğum uzmanı) olarak görev yapmaktadır. Somut olayda başvurucu, uzmanlık öğrencisi olan Dr. G.Y.nin muayene sırasında Suriyeli bir gebeyi kişisel bakımına dikkat etmesi konusunda uyarması üzerine bu eylemi ayrımcılık olarak nitelendirerek G.Y.ye yüksek sesle tepki göstermiş ve söylemlerini hastane koridoruna da taşımıştır. İdare, hizmet içinde gerçekleşen söz konusu olay hakkında disiplin soruşturması başlatarak, olayın tarafları ile birlikte tercüman K. ve veri kayıt elemanı İ.'nin ifadelerine başvurmuştur. Başvurucu; ifadesinde, hastanın Türkçe bilmemesi nedeniyle tercümanın da hazır bulunduğu bir ortamda muayeneyi tamamladıklarını, G.Y.nin hastaya "Çocuklarına yazık, kokuyor, çok kötü kokuyor." şeklinde bir ifade kullandığını, bunun üzerine G.Y.ye bu şekilde konuşamayacağını söylediğini ancak bağırarak "Sen ırkçısın, ırkçılık yapıyorsun." diye bir cümle kurmadığını belirtmiştir. Bunun yanında G.Y.nin milliyetleri nedeniyle gebelere ayrımcılık yaptığını, uyarılarına rağmen kendisine karşı tutumunu değiştirmediğini, esas olarak sorumluluğu kendisine ait olan gebeleri kışkırtarak görevini yapmasına engel olduğunu ifade etmiştir. Son olarak asistan hekimlerin çoğunun kendisiyle olan anlaşmazlıklarda idarece haklı görüleceği kanısında olduğundan bu kadar rahat davrandığını düşündüğünü vurgulamıştır. G.Y. ifadesinde; sezaryen geçmişi ve altıncı gebeliği olan hastanın öz ve kişisel bakımının eksik olması nedeniyle hastaya kendisinin ve çocuğunun sağlığı açısından kişisel bakımına dikkat etmesi gerektiğini tercüman aracılığıyla söylediğini, bunun üzerine başvurucunun "Sen hastaya kötü durumdasın diyemezsin, sen bunlara karışamazsın, bunlar hakkında yorum yapamazsın." dediğini ve bir an durduktan sonra "Sen ırkçısın." diye bağırmaya başladığını belirtmiştir. Başvurucunun şu an kendisiyle çalışmak istemediğini belirterek dışarı çıkmasını istediğini ancak görev yerini terk etmesini gerektirecek geçerli bir sebep olmadığından odadan çıkmadığını, bunun üzerine başvurucunun "Sen ırkçısın." diye bağırmaya devam ettiğini ifade etmiştir. Son olarak Türkçe bilmeyen bir hastayı başvurucuya karşı kışkırtmasının mümkün olmadığını, başvurucunun kendi tercihiyle muayeneyi tamamlamadığını vurgulamıştır. Tercüman K. ifadesinde; beş altı aylık gebe olan Suriyeli hastanın bakımsız olduğunu, doktor G.Y.nin riskleri anlattığını ve hastaya koktuğunu, biraz temizliğine dikkat etmesini söylemesini istediğini, bunun üzerine başvurucunun öfkelenerek "Ben sana kokuyorsun diyemezsem, sen de hastaya diyemezsin." dediğini ve koridora çıkarak "Sen ırkçısın" diye bağırdığını beyan etmiştir. Veri kayıt elemanı İ. ise ifadesinde; doktor G.Y.nin ultrasonla hastaya baktığını, hastanın temizliğine dikkat etmesi gerektiğini, durumunun bebeğe ve kendisine zararlı olduğunu, enfeksiyonun düşüğe neden olabileceğini tercümandan çevirmesini istediğini, bunun üzerine başvurucunun masaya vurarak "Sen ırkçısın." diyerek, sonrasında da kapıyı açarak koridorda "Sen ırkçısın, senin gibi doktor olmaz." diye bağırdığını belirtmiştir. Olayın devamında Dr. G.Y.nin yanlış anladığını söyleyerek başvurucudan özür dilediğini ancak başvurucunun "Irkçısın." diye bağırmaya devam ettiğini ifade etmiştir. Bunun yanında başvurucunun çalışma arkadaşlarıyla geçimsizlik yaşadığına ilişkin birtakım iddiaların daha bulunması nedeniyle asistan ve uzman doktorlarla diğer personelin ifadesine başvurulmuştur. G.Y. ifadesinde, başvurucunun doğumhane nöbeti devri sırasında sandalyeleri tekmelediğini, kendisi ve çalışma arkadaşlarına "Sibel'in köpekleri" dediğini belirtmiş; İ. ise sandalyenin tekmelenmesine şahit olduğunu beyan etmiştir. Uzman hekim S.B. ifadesinde; başvurucunun asistanlarına kendisi için "yılanın başı" ve "Sibel'in köpekleri" dediğini duyduğunu, başka bir olayda elindeki portakalları göğsüne koyarak "C-85" dediğine ve cinsel şaka yaptığına şahit olduğunu belirtmiştir. Uzman Dr. B. ifadesinde, beş kişinin olduğu bir ortamda başvurucuya asistanlara karşı kötü davranmasının uygun olmadığını söylemesi üzerine başvurucunun iki defa "S...tir." diyerek kendisine küfrettiğini belirtmiştir. Son olarak uzmanlık öğrencisi olan Dr. K.K. ifadesinde, başvurucunun acil nöbetlerinde yaşanan sorunları hastaneye yaydığını ve kendisi için "O sarı kafaya göstereceğim." ifadesini kullandığını, asistanları görevi ihmal etmekle suçladığını ve asistanlara mobbing yaptığını ifade etmiştir. Başvurucu, ifadesinde bahse konu iddiaları reddetmiştir. Nihayetinde G.Y.nin poliklinikte Suriyeli hastaya sert davranması ve kişisel bakım konusunda hastayı uyarmak için maksadını aştığı belirtilerek 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (e) alt bendi uyarınca uyarma cezası ile cezalandırılmasına, başvurucunun ise G.Y.yi uyarmakla kalmayıp hasta ve hasta yakınları önünde koridorda bağırarak ırkçılıkla suçlaması, G.Y.nin özür dilemesine rağmen tutumuna devam etmesi, klinik içindeki asistan hekimleri kastedip "Sibel'in köpekleri" diyerek asistanlara hakaret etmesi, gruplaşmalara sebep olması, asistanlara klinik içinde baskı yapması ve diğer uzmanlarla da iş yeri ilişkisinin bozuk olması nedenleriyle aynı Kanun'un maddesinin birinci fıkrasının (C) bendinin (ı) alt bendi uyarınca "hizmet içinde devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak" kapsamında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmıştır. Başvurucu, hakkında tesis edilen disiplin cezasının iptali talebiyle idare mahkemesine başvurmuştur. Mahkeme, başvurucunun hizmet içinde görevli olan diğer personele karşı tutum ve davranışlarının ölçülü olması gerektiğini belirterek başvurucunun hasta ve hasta yakınları önünde herkesin duyabileceği şekilde itiraz boyutunu aşan suçlamalarda bulunduğunun sabit olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Anılan karar, istinaf kanun yolunda kesinleşmiştir. Başvurucu, nihai kararı 21/10/2020 tarihinde öğrendikten sonra 18/11/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.