Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2024/2195 E. , 2024/5810 K. T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/2195 Karar No : 2024/5810 DAVACI : ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... Bakanlığı VEKİLİ : Hukuk Müşaviri Av. ... MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) : ... İçkiler Sanayi ve Ticaret A.Ş. VEKİLİ : Av. ... DAVANIN_KONUSU : 02/02/2023 tarih ve 32092 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Alkol ve Alkollü İçkilerin İç ve Dış Ticaretine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında…
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2024/2195 E. , 2024/5810 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/2195 Karar No : 2024/5810 DAVACI : ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... Bakanlığı VEKİLİ : Hukuk Müşaviri Av. ... MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) : ... İçkiler Sanayi ve Ticaret A.Ş. VEKİLİ : Av. ... DAVANIN_KONUSU : 02/02/2023 tarih ve 32092 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Alkol ve Alkollü İçkilerin İç ve Dış Ticaretine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik"in 2. maddesiyle değiştirilen Alkol ve Alkollü İçkilerin İç ve Dış Ticaretine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 13. maddesinin 6. ve 16. fıkraları ile anılan Yönetmelik değişikliğinin 4. maddesiyle aynı Yönetmeliğe eklenen Geçici 13. ve 14. maddelerin iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : Gerekli izinlere sahip alkollü içki üreticisi olduğu, 5 cl'den küçük ambalajlı içkilerde bandrol zorunluluğunun olmadığı, idarece bu içkiler için de bandrol zorunluluğu getirilebileceği, düzenleme ile amaçlanan bandrolsüz iç piyasaya arzın engellenmesi olmasına rağmen bu ürünlerin üretilmesi yasaklandığından ihraç amaçlı üretilmesinin bile mümkün olmayacağı, değişikliğin, amacını aşar şekilde ticareti ve ihracatı engelleyici nitelikte olduğu, 300 cl üstü ambalaj hacminin yasaklanmasının da benzer sonucu doğurduğu, büyük ambalajlı içkiler konusunda 300 cl ile yapılan sınırlamanın piyasa riskini nasıl kaldıracağının anlaşılamadığı, aynı risk 5000 cl'lik fıçılarda satılan bira için de geçerli olmasına rağmen ona yönelik bir sınırlama getirilmediği, konuyla ilgili olarak üst norm olan 4733 sayılı Kanun ile 4250 sayılı Kanun'da alkollü içkinin 5 cl'den küçük ve 300 cl'den büyük ambalaj ile üretilmesini ve piyasaya arzını yasaklayan bir kuralın yer almadığı, Yönetmelik kuralı ile kanuna aykırı kurallar koyularak kanunun kapsamının daraltılamayacağı, aynı şekilde ilgili kanunlarda alkollü içki ambalajının cam madde dışında diğer materyal ile üretilmesini ve piyasaya arzını yasaklayan bir kuralın bulunmadığı, ambalaj materyali konusundaki sınırlama ile 5 cl altındaki alkollü içkilerin üretilmesinin ve piyasaya arzının fiilen engellenmesinin amaçlandığı, yönetmelik değişikliği ile getirilen kurallar hukuka aykırı olduğundan geçiş sürecini düzenleyen geçici maddelerin de hukuka aykırı olduğu, geçiş süreci için öngörülen sürelerin çok kısa olduğu, yasaklamanın amacını aşar şekilde üretildikleri tarihte mevzuata uygun olan ürünlerin piyasaya arzının engellendiği, 5 cl'den küçük içkilerin sadece otel (minibar) gibi yerlerde kullanıldığı, ülkemizdeki otellerin turizm sezonunda (Haziran-Eylül) tüketecekleri ürünleri yıl sonu vergi artışlarından korunmak için bir önceki yılın Kasım ve Aralık aylarında tedarik ettiği, halihazırda yüzlerce otelin milyonlarca adet 4 cl ambalaj hacmine sahip alkollü içki satın aldığı, otellere mal tedarik eden toptan satıcıların da yaz sezonu için stok yaptığı, 5 cl'den küçük ambalaj hacmine sahip alkollü içkilerin yasaklanmasına ilişkin geçiş sürecini düzenleyen maddelerde öngörülen sürelerin bitim tarihi ile söz konusu ürünlerin kullanım amacına göre tüketilmesi gereken zaman aralığının birbirine uygun düşmediği, 4 cl ve 450 cl ambalaj hacmine sahip alkollü içkilerin üretimini yaptığından siparişleri karşılamak için yüksek meblağlar ödeyerek fazla miktarda imalat için gerekli malzemeleri satın aldığı, 30/04/2023 tarihinden itibaren bu ürünlerin üretiminin yasaklanması ile hammadde ve ambalajların atıl kalacağı, ticari hayatta devamlılığını olumsuz etkileyecek olan söz konusu düzenlemelerin eşitlik ilkesine ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir. DAVALININ SAVUNMASI : Usul yönünden, davanın süre ve tespit edilecek diğer usuli eksiklikler yönünden reddi gerektiği; esasa ilişkin olarak ise, vergi güvenliğini sağlamak amacıyla alkollü içkilerde özel etiket ve işaretlerin kullanılması zorunluluğunun getirildiği ve Ürün İzleme Sisteminin (ÜİS) kurulduğu, davaya konu 5 cl'nin altında hacme sahip ürünler ÜİS kapsamında olmadığından bandrol uygulamasına tâbi olmadığı, bu ürünlerin boyutunun küçüklüğü nedeniyle teknik olarak bandrol kullanılmasına uygun olmadığı, özellikle gençlerin kolayca ulaşabildiği, daha düşük fiyatlarla alınabildiği ve bandrolsüz olarak piyasaya arz edilmesi nedeniyle kayıt dışı ticarete konu edilebildiği, bu durumlara yönelik önlem alınması amacıyla 29/12/2021 tarihli Bakanlık Makam Olur'u ile 5 cl altındaki alkollü içkilerin üretim ve ithalatına 15/01/2022 tarihi itibarıyla son verilmesine, piyasaya arz edilmiş ürünlerin 15/03/2022 tarihinden sonra bulundurulmamasına karar verildiği, bu işleme karşı açılan davada Danıştay Onüçüncü Dairesinin E:2022/35 sayılı dosyasında bahse konu düzenlemenin yönetmelik ile yapılması gerektiği belirtilerek 16/03/2022 tarihinde yürütmenin durdurulmasına karar verildiği, bunun üzerine kolluk kuvvetlerince yapılan yakalamalardaki aykırılıklar bir bütün olarak değerlendirilerek bira hariç olmak üzere cam haricindeki ambalaja sahip alkolü içkilerin piyasa ve vergi güvenliğinin sağlanması açısından yasaklanmasının uygun olacağı değerlendirilerek yönetmelik çalışmalarının yapıldığı, söz konusu değişiklikler ile ilgili mevzuat taslağının sektör temsilcilerine gönderildiği ve olumsuz bir görüş bildirilmediği, toptan satıcıların ellerindeki mevcut ürünler bakımından herhangi bir mağduriyetlerinin doğmaması için geçiş sürecinin öngörüldüğü, toptan satıcı ve üreticilerin bu süre zarfında elindeki ürünleri eritmesinin kendi tercihi olduğu, yapılan düzenlemenin alkollü içki ticaretini engellemediği, alternatif olarak bandrollü 5 cl hacimli ürünlerin piyasaya arz edilebileceği, üreticilerin iade edilen ürünleri 5 cl veya izin verilen başka bir ambalaj hacminde tekrar ambalajlayarak piyasaya arz edebileceği, davacının iddia ettiği gibi bir mağduriyetin söz konusu olmadığı, 5 cl'nin altındaki ürünlerin bandrol uygulamasının yürürlüğe girdiği 2007 yılından bu yana çok sınırlı sayıda vergileri ödenerek piyasaya arz edilirken, 2020 yılı Ağustos ayından itibaren iki yerli firma tarafından yüksek miktarlarda piyasaya arz edilmeye başlandığı, vergi borçları olduğundan bandrol alamayan bu firmaların vergi kaybına neden olduğu, yasal boşluklardan yararlanarak 5 cl'nin altında ürün arz etmek gibi piyasa bozucu eylemlere giriştikleri, yüksek tutarlı vergi borcu olan firmalar dışında diğer firmaların 5 cl'nin altında ürün üreterek piyasaya arz etmediği, davaya konu düzenlemelerde hukuka aykırılık bulunmadığı savunulmaktadır. DAVALI YANINDA MÜDAHİLİN SAVUNMASI: Davaya konu düzenlemelerde hukuka aykırılık bulunmadığı, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesine göre, Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davalarda, temyiz incelemesi sonucu bozulan kararlar üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun kararlarına uyulması zorunlu olduğundan, bozulan kısım yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI ...'NIN DÜŞÜNCESİ : 02/02/2023 tarih ve 32092 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan "Alkol ve Alkollü İçkilerin İç ve Dış Ticaretine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik"in 2. maddesiyle değiştirilen Alkol ve Alkollü İçkilerin İç ve Dış Ticaretine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 13. maddesinin 6. ve 16. fıkraları ile anılan Yönetmelik değişikliğinin 4. maddesiyle aynı Yönetmeliğe eklenen Geçici 13. ve 14. maddelerin iptali istemiyle açılan davada; Danıştay 13. Dairesi tarafından verilen 24/01/2024 tarih ve E:2023/406, K:2024/375 sayılı kısmen iptal, kısmen ret kararına karşı yapılan temyiz istemi sonucunda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 16/05/2024 tarih ve E:2024/622, K:2024/1112 sayılı kararı ile dava konusu Yönetmeliğin 2. maddesiyle değiştirilen Alkol ve Alkollü İçkilerin İç ve Dış Ticaretine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 13. maddesinin 6. fıkrasının "bira hariç 300 cl’den büyük ambalaj hacmine sahip alkollü içkiler ithal edilemez, üretilemez ve piyasaya arz edilemez" kısmı ile aynı maddenin 16. fıkrası ve Geçici 13. ve 14. maddelerinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle anılan Daire kararının yeniden bir karar verilmek üzere bozulmasına karar verilmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinin 4. bendinde, Danıştay’ın ilk derece Mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç, 50. madde hükümlerinin kıyasen uygulanacağı hükmüne yer verilmiş, 50. maddenin 5. bendinde de, Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulmasının zorunlu olduğu belirtilmiştir. Bu yasal düzenleme gereğince, İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 16/05/2024 tarihli ve E:2024/622, K:2024/1112 sayılı bozma kararı doğrultusunda, dava konusu Yönetmelik hükümlerinin iptali istemiyle açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Dairemizin 24/01/2024 tarih ve E:2023/406, K:2024/375 sayılı kısmen davanın reddi, kısmen dava konusu Yönetmelik kurallarının iptali yolundaki kararının, taraflarca yapılan temyiz başvuru sonucunda Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 16/05/2024 tarih ve E:2024/622, K:2024/1112 sayılı kararıyla Dairemiz kararının redde ilişkin kısmı yönünden onanması, iptale ilişkin kısmı yönünden bozulması üzerine, bozulan kısımla sınırlı olarak gereği yeniden görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: Dava konusu Yönetmelik kurallarının iptali istemiyle açılan davada, Dairemizce verilen 24/01/2024 tarih ve E:2023/406, K:2024/375 sayılı kısmen iptal, kısmen ret kararının temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 16/05/2024 tarih ve E:2024/622, K:2024/1112 sayılı kararıyla; "Dava konusu Yönetmeliğin 2. maddesiyle değiştirilen Alkol ve Alkollü İçkilerin İç ve Dış Ticaretine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 13. maddesinin 6. fıkrasının "bira hariç 300 cl’den büyük ambalaj hacmine sahip alkollü içkiler ithal edilemez, üretilemez ve piyasaya arz edilemez" kısmı incelendiğinde; Aktarılan mevzuat hükümlerinden, alkollü içkiler konusunda piyasa güvenliğinin tesisi için gerekli tedbirlerin alınmasının, yine bu piyasada yasa dışı ticareti önleyecek faaliyetleri yürütmenin, gerektiğinde bu hususlarda yetkili kamu kurum ve kuruluşları ile işbirliği ve piyasalarda görülen aksaklıklara ilişkin çalışmalar yapmanın davalı idarenin görevleri arasında olduğu ve alkol ve alkollü içkilerin iç ve dış ticaretiyle ilgili usûl ve esasların yönetmelikle düzenlenmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Bu doğrultuda, alkol ve alkollü içkilerin iç ve dış ticaretine ilişkin usûl ve esasların belirlenmesi ile alkol tüketiminden kaynaklanan kamusal, toplumsal ve tıbbî nitelikteki her türlü zararları önleyecek düzenlemelere Alkol ve Alkollü İçkilerin İç ve Dış Ticaretine İlişkin Usûl ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'te yer verildiği görülmektedir. Dava konusu edilen Yönetmelik değişikliğinin 2. maddesi ile değiştirilen anılan Yönetmeliğin 13. maddesinin 6. fıkrasında, bira hariç 300 cl’den büyük ambalaj hacmine sahip alkollü içkilerin ithal edilemeyeceği, üretilemeyeceği ve piyasaya arz edilemeyeceği kuralı getirilmiş, davalı idarece dosya kapsamında sunulan 09/03/2023 tarihli savunma dilekçesinde; düzenlemenin gerekçesinin, büyük ambalajlı alkollü içkilerin piyasa riskinin ortadan kaldırılması ve alkollü içki ambalaj hacimlerinde alt üst sınırın belirlenmesi olduğu belirtilmiştir. Bununla birlikte dosya kapsamındaki tüm bilgi ve belgeler incelendiğinde, davalı idarece dava konusu düzenlemenin gerekliliği noktasında, 300 cl üzeri ambalaj hacmine sahip bira hariç fermente alkollü içkilerin piyasaya arzının açıklanan veriler doğrultusunda son derece düşük olduğu, 300 cl üzeri distile alkollü içki üreten bazı firmaların vergi güvenliğini tehlikeye atan eylemlerde bulunduğu, 300 cl üzerinde hacme sahip yüksek tüketim oranına sahip biralar açısından ise bugüne kadar böyle bir durumun ortaya çıkmadığı, alkol oranı yüksek olan söz konusu içkilerin tek seferde fazla miktarda tüketiminin teşvik edilmesinin insan sağlığı açısından risk taşıdığı, Antalya İl Tarım ve Orman Müdürlüğünce bazı şirketler nezdinde gerçekleştirilen denetimlerde üretilen 450 cl ve 300 cl üzeri hacimli distile alkollü içkilerde yer alan bandrollerin mevzuata aykırı olacak şekilde şişesine yapıştırılmadan uygulandığı, şişelerin damacana şeklinde ve geniş kapaklı olması, bandroller yırtılmadan rahatlıkla sökülüp defalarca kullanılabilmesi ve içerisindeki alkollü içkinin dışardan dolum yapmaya müsait olması nedeni ile ürün güvenliği boyutu ile de tehlike arz etmesi sebebi ile votka kategorisinde 76.971 adet 450 cl'lik ve 2.279 adet 300 cl'lik olmak üzere toplam 79.250 adet (353.206,5-LT) alkollü içkinin tedbir amaçlı yed-i emine alındığı, yed-i emin olarak teslim edilen ürünlerin dahi izinsiz satılarak piyasaya sunulduğu, yüksek hacimli ürünler ile düşük hacimli ürünlerin üzerine bir adet bandrol yapıştırılmasına rağmen yüksek hacimlilerde hesaplanan verginin çok daha yüksek olduğu, söz konusu ürünlerde yaşanan bandrol usulsüzlüklerinin yüksek tutarlarda vergi kaybına sebebiyet verdiği, özellikle şarap kategorisinde kapşon toplayarak fire olarak göstermenin ve mükerrer bandrol kullanmanın emniyet birimlerince sıklıkla tespit edilen hususlardan olduğu ve 300 cl distile alkol ihracatının iki aylık zaman diliminde 310-LT olduğu yönünde açıklamalara yer verilerek bu hususlara yönelik gerekli bilgi ve belgelerin sunulduğu görülmüştür. Aktarılan açıklamalar çerçevesinde, alkollü içkiler için ambalaj hacminin 300 cl'nin üzerinde olmasının piyasa riski barındırdığı noktasında tereddüt bulunmadığı, ilgili kurum ve kuruluşlarla yürütülen çalışmalar neticesinde 300 cl olarak belirlenen üst sınırın, tüketim ve ihracat verileri ile birlikte değerlendirilmesi neticesinde makul olduğu, biranın kapsam dışında tutulmasının piyasa riski ve ürün güvenliği açısından etkileri yönündeki diğer açıklamalarının da kabul edilebilir olduğu anlaşıldığından, 4733 sayılı Kanun'a göre alkollü içkiler konusunda piyasa güvenliğinin tesisi için gerekli tedbirleri almak, piyasada yasa dışı ticareti önleyecek faaliyetleri yürütmek, gerektiğinde bu hususlarda yetkili kamu kurum ve kuruluşları ile işbirliği ve piyasalarda görülen aksaklıklara ilişkin çalışmalar yapmakla görevli olan davalı idarece sahip olunan yetkinin, Yönetmelik değişikliği ile kamu yararına uygun şekilde kullanıldığı sonucuna varılmaktadır. Bu itibarla, 4733 sayılı Kanun'la verilen yetki çerçevesinde yapılan dava konusu Yönetmelik değişikliğinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Dava konusu Yönetmeliğin 2. maddesiyle değiştirilen Alkol ve Alkollü İçkilerin İç ve Dış Ticaretine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 13. maddesinin 16. fıkrası incelendiğinde; Dava konusu edilen Yönetmelik değişikliğinin 2. maddesi ile değiştirilen anılan Yönetmeliğin 13. maddesinin 16. fıkrasında, bira haricindeki alkollü içkilerin sadece cam malzemeden yapılmış ambalaj ile piyasaya arz edileceği kurala bağlanmıştır. Söz konusu kuralın gerekçesi olarak, davalı idarece diğer alkollü içkilere göre düşük alkol oranına sahip bira haricindeki alkollü içkilerin tüketicilerin erişimini kolaylaştıracak ambalaj materyalleriyle piyasaya arzının önlenmesi olduğu, halihazırda kapsama alınan ürünlerin çok büyük kısmının cam materyaller ile üretildiği, cam materyallerin insan sağlığı, çevre kirliliğinin önlenmesi ve ürün kalitesi üzerindeki olumlu etkileri bulunduğu, sektör temsilcileri ile yapılan görüşmelerde bu düzenlemenin olumlu karşılandığı; Yönetmelik değişikliğine ilişkin hazırlık sürecinde görüşü alınan Gıda Kontrol Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı görüş yazısında, çinko ve çinko ile galvanize edilmiş malzemeler ile bira hariç, alkollü içkilerin plastik malzemeden yapılmış ambalaj ile piyasaya arz edilmemesi yönünde görüş bildirildiği; biranın raf ömrü, tüketim oranı ve tüketim şekli dikkate alındığında kapsama alınmaması konusunda üreticilerin de talepleri doğrultusunda kapsam dışına alındığı, Sağlık Bakanlığının konuya ilişkin görüş yazısında; "Bira haricindeki alkollü içkilerin teneke ambalajlarda satışa sunulmasının bu ürünlerin taşımasını kolaylaştıracağı, şişeye göre daha az maliyet oluşacağından bu ürünlerin fiyatlarının daha düşük olacağı, kola ve meyve suyu gibi alkolsüz içeceklere benzetilebileceği, halka açık park, bahçe gibi kamu alanlarında toplum içerisinde ayırt edilemeyeceğinden rahatlıkla tüketilebileceği düşünülmektedir. Bu kapsamda; gerek bağımlılıkla mücadele çalışmalarındaki ulusal politikamız, gerekse Anayasının 58. maddesi kapsamında devetin, gençleri alkol ve bağımlılık yapıcı maddelerin kullanımından korumaya yönelik görev ve sorumlulukları göz önünde bulundurularak, alkollü içikilere erişimi kolaylaştıracak girişimlerin önlenmesi ve bira dışındaki diğer alkollü teneke ambalajlar ile piyasaya arz edilmesine müsaade edilmemesi gerektiği değerlendirilmektedir." şeklinde görüş belirtildiği, bira kategorisinde kayıp ve kaçağın, vergisiz kayıt dışı satışın ve sahte üretimin yok denecek kadar az olduğu, biranın ÖTV oranının düşük olması, üretim ve pazarlama maliyetinin yüksek olması gibi nedenlerle kaçak üretim ve satışının cazip olmadığı yönünde açıklamalara yer verilerek bu hususlara yönelik gerekli bilgi ve belgelerin sunulduğu görülmüştür. Aktarılan açıklamalar çerçevesinde, alkollü içkinin cam haricinde materyalde bulunmasının, insan sağlığı, çevre kirliliğinin önlenmesi, ürün kalitesi ve piyasa güvenliği konularındaki önemi ve ilgili kurum ve kuruluşlar ile sektör temsilcilerinin görüşleri doğrultusunda gerekli olduğu, biranın kapsam dışında tutulmasının piyasa riski, ürün güvenliği ve diğer hususlar açısından etkileri yönündeki diğer açıklamaların da kabul edilebilir olduğu anlaşıldığından, 4733 sayılı Kanun'a göre alkollü içkiler konusunda piyasa güvenliğinin tesisi için gerekli tedbirleri almak, piyasada yasa dışı ticareti önleyecek faaliyetleri yürütmek, gerektiğinde bu hususlarda yetkili kamu kurum ve kuruluşları ile işbirliği ve piyasalarda görülen aksaklıklara ilişkin çalışmalar yapmakla görevli olan davalı idarece sahip olunan yetkinin, Yönetmelik değişikliği ile kamu yararına uygun şekilde kullanıldığı sonucuna varılmaktadır. Bu itibarla, 4733 sayılı Kanun'la verilen yetki çerçevesinde yapılan dava konusu Yönetmelik değişikliğinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesiyle aynı Yönetmeliğe eklenen Geçici 13. ve 14. maddeler incelendiğinde; Dava konusu Yönetmelik değişikliğinin 4. maddesiyle, anılan Yönetmeliğe eklenen Geçici 13. ve 14. maddelerde, "5 cl’den küçük ambalaj hacmine sahip alkollü içkiler ile bira hariç 300 cl’den büyük ambalaj hacmine sahip alkollü içkiler, bu maddenin yayımı tarihini izleyen ikinci ayın sonundan itibaren üretilemez ve ithal edilemez. Bu ürünler, bu maddenin yayımı tarihini izleyen üçüncü ayın sonundan itibaren Alkollü İçki Dağıtım Yetki Belgesini haiz firmalar, dördüncü ayın sonundan itibaren toptan satıcılar, perakende satıcılar veya açık alkollü içki satıcıları tarafından iç piyasaya arz edilemez"; "Bira hariç olmak üzere, cam haricindeki ambalaja sahip alkollü içkiler, bu maddenin yayımı tarihini izleyen ikinci ayın sonundan itibaren üretilemez ve ithal edilemez. Bu ürünler, bu maddenin yayımı tarihini izleyen üçüncü ayın sonundan itibaren Alkollü İçki Dağıtım Yetki Belgesini haiz firmalar, dördüncü ayın sonundan itibaren toptan satıcılar, perakende satıcılar veya açık alkollü içki satıcıları tarafından iç piyasaya arz edilemez.” kuralları yer almıştır. Bu kapsamda, 5 cl’den küçük ve bira hariç 300 cl’den büyük ambalaj hacmine sahip alkollü içkiler ile bira hariç olmak üzere cam haricindeki ambalaja sahip alkollü içkiler 30/04/2023 tarihinden sonra üretilemeyecek ve ithal edilemeyecek, 31/05/2023 tarihinden itibaren Alkollü İçki Dağıtım Yetki Belgesini haiz firmalar, 30/06/2023 tarihinden itibaren ise toptan satıcılar, perakende satıcılar veya açık alkollü içki satıcıları tarafından iç piyasaya arz edilemeyecektir. Dava konusu Yönetmelik değişikliğine ilişkin geçiş hükümlerinde belirlenen süreler incelendiğinde, Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği 02/02/2023 tarihi baz alınarak ellerinde ambalaj bulunan üreticiler için 30/04/2023 tarihine kadar üretim yapabilmelerine imkan tanındığı, üreticilerin stoklarındaki ürünleri satmaları için 31/05/2023 tarihine kadar süre verildiği, toptan satıcılar ve perakende satıcılar ile açık içki satıcıları için ise 30/06/2023 tarihine kadar süre tanındığı anlaşıldığından yaklaşık 5 aylık bir zaman dilimini kapsayan geçiş süresinin, kapsama alınan ürünlerin büyük kısmının belirlenen hacimlerde ve cam materyallerde üretildiği de dikkate alındığında makul olduğu sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, alkollü içkilerin ambalaj hacimleri ile ambalaj materyaline dair yapılan Yönetmelik değişikliklerinde yukarıda yer verilen gerekçelerle hukuka aykırılık bulunmadığı ve söz konusu Yönetmelik değişikliklerinin hangi tarihlerden itibaren uygulanacağına ilişkin davaya konu geçiş hükümlerinde de hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığından temyize konu kararın dava konusu Yönetmelik düzenlemelerinin iptaline ilişkin kısmında hukuki isabet görülmemiştir." gerekçesiyle temyize konu Dairemiz kararının iptale ilişkin kısmının bozulmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesinin birinci fıkrasında, Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının Danıştayda temyiz edilebileceği; 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun 38. maddesinde, İdari Dava Daireleri Kurulunun, idari dava dairelerinden ilk derece mahkemesi olarak verilen kararları temyizen inceleyeceği; 2577 sayılı Kanun'un 49/4 ve 50. maddelerinde, Danıştay dava dairelerine ısrar imkanı tanınmayıp, Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulmasının zorunlu olduğu kurala bağlanmıştır. Aktarılan kanun hükümlerine göre, Danıştay dava dairelerince ilk derece mahkemesi olarak verilen kararların Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurullarınca bozulması halinde Danıştay dava dairelerine ısrar imkanı tanınmadığından, bozma kararına uyularak İdari Dava Daireleri Kurulu kararında belirtilen gerekçelerle dava konusu Yönetmeliğin 2. maddesiyle değiştirilen Alkol ve Alkollü İçkilerin İç ve Dış Ticaretine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 13. maddesinin 6. fıkrasının "bira hariç 300 cl’den büyük ambalaj hacmine sahip alkollü içkiler ithal edilemez, üretilemez ve piyasaya arz edilemez" kısmı ile 16. fıkrasının ve 4. maddesiyle aynı Yönetmeliğe eklenen Geçici 13. ve 14. maddeleri yönünden de davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Dava konusu Yönetmeliğin 2. maddesiyle değiştirilen Alkol ve Alkollü İçkilerin İç ve Dış Ticaretine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 13. maddesinin 6. fıkrasının "bira hariç 300 cl’den büyük ambalaj hacmine sahip alkollü içkiler ithal edilemez, üretilemez ve piyasaya arz edilemez" kısmı ile 16. fıkrasının ve 4. maddesiyle aynı Yönetmeliğe eklenen Geçici 13. ve 14. maddeleri yönünden de DAVANIN REDDİNE, 2. Dava ret ile sonuçlandığından, ayrıntısı aşağıda gösterilen davacı tarafından yapılan toplam ...-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3. Davalı idare tarafından yapılan toplam ...-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 4. Müdahil tarafından yapılan toplam ...-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı yanında müdahile verilmesine, 5. Davalı idare harçtan muaf kurumlar arasında yer aldığından, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13/j maddesi uyarınca temyiz aşamasında davalı idareden tahsil edilmeyen toplam ...-TL harcın davacıdan tahsil edilerek Hazine'ye irat kaydedilmesi için ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına, 6. Davalı idare lehine önceki kararda vekalet ücretine hükmedildiğinden yeniden vekalet ücretine hükmedilmemesine, 7. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara ve davalı yanında müdahile ayrı ayrı iadesine, 8. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 24/12/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.