Başvuru, yargı kararının uygulanmaması nedeniyle kararın icrası hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, yargı kararının uygulanmaması nedeniyle kararın icrası hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 27/8/2018 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu 1994 yılında Polis Akademisinden komiser yardımcısı rütbesi ile mezun olmuştur. Hakkında adli yönden 4 ay 17 gün hapis cezası ve idari yönden 4 ay kısa süreli durdurma disiplin cezası uygulanması nedeniyle komiser rütbesine terfi tarihi 8 ay 17 gün uzatılarak 30/6/1998 tarihi yerine 17/3/1999 tarihi olarak yeniden belirlenmiştir. Komiser rütbesindeki bekleme süresinin hakkındaki cezalara bağlı olarak8 ay 17 gün uzaması nedeniyle başkomiser rütbesine terfisi bir yıl gecikme ile 2003 yılında gündeme alınmış ve başvurucu hakkında terfi etmez kararı verilmiştir. Başvurucu, söz konusu terfi etmez kararının iptali istemiyle Bursa İdare Mahkemesinde, 4 ay kısa süreli durdurma disiplin cezasının iptali istemiyle de Bursa İdare Mahkemesinde dava açmıştır. Bursa İdare Mahkemesi 4 ay kısa süreli durdurma disiplin cezasını 13/12/2005 tarihinde iptal etmiştir. Söz konusu karar 2006 yılında kesinleşmiştir. 2003 yılındaki terfi etmez kararına karşı açılan dava ise Bursa İdare Mahkemesinin 11/3/2004 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Temyiz başvurusu üzerine Danıştay On İkinci Dairesi 22/4/2005 tarihli kararıyla ret kararını bozmuştur. Bursa İdare Mahkemesinin ret kararında ısrar etmesi üzerine dosyayı inceleyen Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu 26/2/2009 tarihli kararıyla, ısrar kararını Danıştay On İkinci Dairesinin 22/4/2005 tarihli kararı yönünde bozmuştur. Başvurucu, idareye başvurarak rütbe, kıdem ve terfi tarihlerinin iptal kararları doğrultusunda yeniden düzenlenmesini talep etmiştir. Bunun üzerine hem kısa süreli disiplin cezasının iptalinden kaynaklanan 4 aylık süre hem de terfi etmez kararının iptalinden kaynaklanan 1 yıllık süre dikkate alınarak terfi tarihleri öne çekilmiştir. Buna göre başkomiser rütbesine 16/11/2002, emniyet amiri rütbesine 16/11/2005 ve sınıf emniyet müdürü türbesine 16/11/2009 tarihlerinde terfi etmesi öngörülmüştür. Bu sırada Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, davalı idarenin karar düzeltme başvurusunu kabul ederek 25/4/2013 tarihinde bozma kararını kaldırmış ve "terfi etmez" kararına karşı açılan davada Bursa İdare Mahkemesinin ısrar ret kararını onamıştır. Bu karar üzerine Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM) 26/12/2013 tarihli işlemle başvurucunun rütbesini emniyet amirliğine düşürmüştür. Başvurucu, rütbesinin emniyet amirliğine düşürülmesi işleminin iptali istemiyle dava açmıştır. Başvurucu dava dilekçesinde özetle, 2003 yılı için uygulanan terfi etmez kararına karşı açılan davanın reddi nedeniyle terfilerinin 1 yıllık gecikme ile yani baş komiser rütbesine 16/11/2002 yerine 16/11/2003, emniyet amiri rütbesine 16/11/2005 yerine 16/11/2006 ve sınıf emniyet müdürü türbesine 16/11/2009 yerine 16/11/2010 tarihlerinde terfi ettirilmesi gerektiğini oysa idarece doğrudan emniyet müdürü rütbesinden emniyet amiri rütbesine tenzil edildiğini ileri sürmüştür. İdarenin söz konusu sınıf emniyet müdürü rütbesinden emniyet amiri rütbesine tenzil etmesiyle terfisinin 2 yıl geriye düşürüldüğünü iddia etmiştir. Edirne İdare Mahkemesi 6/11/2014 tarihli kararıyla başvurucunun rütbesinin emniyet amirliğine düşürülmesi işlemini iptal etmiştir. Kararda, başvurucunun terfi etmez kararına karşı açılan davanın reddedildiği anlaşılmakla birlikte başvurucunun (4 yıllık bekleme süresini 16/11/2002 tarihi itibarıyla doldurduğundan) başkomiserlik rütbesine 2002 yılı itibarıyla terfisi hakkında bir karar verilip buna göre de üst rütbelere terfisi hakkında değerlendirme yapılması gerektiği ifade edilmiştir. Bu değerlendirme yapılmadan başvurucunun sınıf emniyet müdürü rütbesinden emniyet amiri rütbesine düşürülmesine ilişkin işlem hukuka aykırı bulunmuştur. Karara karşı EGM tarafından yapılan temyiz talebi, Danıştay On Altıncı Dairesinin 27/4/2015 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Bu arada Edirne İdare Mahkemesinin iptal kararından önce EGM Merkez Değerlendirme Kurulunun 12/5/2014-15/5/2014 tarihleri arasındaki toplantısında 2014/1 sayılı kararla başvurucunun 17/11/2002 tarihi itibarıyla başkomiser rütbesine terfi durumu değerlendirilmiş ve yine terfi etmez kararı verilmiştir. Başvurucu bu işlemin iptali istemiyle de Denizli İdare Mahkemesinde (E.2014/923) dava açmıştır. Denizli İdare Mahkemesi davayı reddetmiş ise de Danıştay İkinci Dairesi karar düzeltme aşamasında 11/10/2021 tarihinde kararı bozmuştur. Gerekçede öncelikle başvurucuya verilen 4 ay 17 gün hapis cezasının üzerinden 5 yıl geçmiş olması ve davacının bu süre zarfında yeniden suç işlemediği gerekçesiyle suçun "esasen vaki olmamış sayılmasına" karar verilmesi üzerine 26/8/2014 tarihli davalı idare işlemiyle, davacının 17/11/2002 olan başkomiserliğe terfi tarihinin 30/6/2002 tarihi olarak yeniden düzenlendiği belirtilmiştir. Ardından, davacının, 30/6/2002 tarihi itibarıyla başkomiserlik rütbesine terfi için değerlendirmeye alınan personelden, haklarında adli/idari ceza soruşturması bulunan ve kıdem sıraları kendisinden aşağıda olanlar dahil tamamının terfi ettirildiği iddiası karşısında, davacıyla birlikte aynı dönem itibarıyla başkomiserliğe terfi için değerlendirmeye alınan diğer personelin de yer aldığı terfi listesi incelenerek davacıdan daha kıdemsiz olup hakkında disiplin veya adli ceza bulunduğu halde terfi ettirilen personel bulunup bulunmadığı tespit edilerek buna göre bir karar verilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Denizli İdare Mahkemesi (E.2021/2090) bozmaya uymuş ve terfi etmez kararını iptal etmiştir. Başvurucu, Edirne İdare Mahkemesinin kesinleşen iptal kararı doğrultusunda (§ 14) rütbe terfi ve kıdem tarihlerinin yeniden belirlenmesi ve özlük haklarının iadesi istemiyle 18/9/2015 tarihinde EGM'ye başvurmuştur. EGM'nin 20/10/2015 tarihli işlemiyle başvuru reddedilmiştir. Söz konusu işlemde, başvurucunun 2002 yılına ilişkin terfisinin 2014/1 sayılı Merkez Değerlendirme Kurulunca değerlendirildiği ve hakkında terfi etmez kararı verildiği (§ 15), bu nedenle söz konusu mahkeme kararının uygulanması konusunda hukuki imkânsızlık bulunduğu belirtilmiştir. Başvurucu söz konusu işlemin iptali istemiyle 4/1/2016 tarihinde Denizli İdare Mahkemesinde (E.2016/3) dava açmıştır. Denizli İdare Mahkemesi 6/10/2017 tarihinde davayı reddetmiştir. Başvurucu karara karşı istinaf yoluna başvurmuştur. İzmir Bölge İdare Mahkemesi İkinci İdari Dava Dairesi (Bölge İdare Mahkemesi) 31/5/2018 tarihinde istinaf talebini kabul ederek dava konusu işlemi iptal etmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"Bu durumda, davacının 2002 yılı itibarıyla başkomiserlik rütbesine terfii ettirilmemesine ilişkin işleminin dayanağı olan ve davanın reddine ilişkin bulunan kararın, kararın düzeltilmesi aşamasında Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararı ile onanması üzerine, davalı idare tarafından; Emniyet Amirliği, ve Sınıf Emniyet Müdürlüğü Rütbelerine terfiilerinin ise yargı kararları ile olduğu dikkate alınarak, davacının 2003 yılı itibarıyla başkomiserlik rütbesine terfiisi hakkında bir karar verilip buna göre üst rütbelere terfiisi hakkında da yeniden değerlendirme yapılması ve yoksun kalınan özlük haklarına ilişkin olarak bir karar verilmesi gerekirken, davacının başvurusunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık, davanın reddine ilişkin başvuruya konu Mahkeme kararında hukuki isabet görülmemiştir." Başvurucu, Edirne İdare Mahkemesi ile İzmir Bölge İdare Mahkemesinin kararlarının uygulanarak rütbe, terfi ve kıdem tarihlerinin yeniden belirlenmesi ve özlük haklarının iadesi istemiyle 17/7/2018 tarihinde EGM'ye başvurmuştur. Başvurusundan herhangi bir sonuç alamaması üzerine 27/8/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Anayasa Mahkemesince başvurucunun uygulanmadığını ileri sürdüğü kararın gereklerinin yerine getirilip getirilmediği ve başvurucu hakkında konuya ilişkin olarak bir işlem yapılıp yapılmadığı hususlarında idareden bilgi istenmiştir. İdare tarafından gönderilen 21/10/2020 tarihli yazıda başvurucunun 2002 yılı itibarıyla başkomiser rütbesine terfi durumunun 2014/1 sayılı Merkez Değerlendirme Kurulunda görüşülerek hakkında terfi etmez kararı verilmiş olması nedeniyle oluşan hukuki imkânsızlık haline bağlı olarak kararın icra edilemediği belirtilmiştir. A. Ulusal Hukuk 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Kararların sonuçları" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:" Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez.... Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemeleri kararlarına göre işlem tesis edilmeyen veya eylemde bulunulmayan hallerde idare aleyhine Danıştay ve ilgili idari mahkemede maddi ve manevi tazminat davası açılabilir." 4/6/1937 tarihli ve 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu'nun "Terfi ve atama" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"...Rütbelere terfi ettirilecek personelin kurullarda görüşülmesi kıdem sırasına göre, rütbelere terfiler ise liyakate göre yapılır.Kıdem sırasının tespitinde, bulunulan rütbeye terfi tarihi esas alınır. Aynı tarihte terfi edenlerden performans değerlendirme puanı yüksek olanlar, performans değerlendirme puanlarının eşitliği hâlinde bulunduğu rütbede aldığı başarı ve üstün başarı belgesi fazla olanlar, başarı ve üstün başarı belgesinin sayıca eşitliği hâlinde ise sicil numarası daha küçük olanlar diğerlerine göre kıdemli sayılırlar....Kurullar her yıl mayıs ayında toplanır ve kararlar oy çokluğu ile alınır. Ancak Bakanın onayı ile kurullar, yıl içinde birden fazla toplanabilir ve terfi değerlendirmesine karar verebilirler.Terfiler, her yıl haziran ayında topluca yapılır. Ancak kurulların yıl içinde birden fazla toplanması hâlinde, terfiler toplantının yapıldığı ay sonunda yapılır....Taksirli suçlar hariç, paraya çevrilse veya ertelense dahi alınan hapis cezaları, aylıksız izinde geçen süreler, uzun ve kısa süreli durdurma cezaları ile meslekten ve memuriyetten men cezaları, ceza süreleri kadar rütbe terfiini geri bıraktırır. Her yetersiz performans değerlendirme puanı rütbe terfiini bir yıl geciktirir.Bir üst rütbeye terfi etmek için belirlenen diğer şartları taşımakla birlikte, belirlenen rütbedeki hizmet ihtiyacı sebebiyle kadrosuzluktan terfi edemeyen personele bir üst rütbeye terfi eden emsallerine ödenen ek gösterge, zam ve tazminatlar ödenir....." 10/5/2015 tarihli ve 29351 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Emniyet Hizmetleri Sınıfı Personeli Rütbe Terfileri ve Değerlendirme Kurullarının Çalışma Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmelik'in "Merkez ve Yüksek Değerlendirme Kurullarının değerlendirme ve karar usulü" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"Merkez ve Yüksek Değerlendirme Kurulları, terfi edecek personel hakkında; a) Bulunduğu rütbedeki performans değerlendirme, başarı ve üstün başarı belgesi bilgilerini, b) Mesleki bilgi, beceri ve davranışları ile geçmiş hizmetlerini, c) Bulunduğu rütbede, affa uğramış veya ertelemeye dair hüküm verilmiş olsa bile, adli mercilerce verilen cezalarını, ç) Bulunduğu rütbede, affa uğramış olsa bile, verilen disiplin cezalarını, d) Hakkında devam etmekte olan soruşturma ve kovuşturma bilgilerini, e) Bu Yönetmelikte belirtilen Dördüncü Sınıf Emniyet Müdürü rütbesine terfi için yapılan sınavlar sonucunda elde ettiği başarı durumlarını, dikkate alarak belirleyecekleri liyakat koşullarına göre değerlendirerek, edinecekleri kanaate göre oy çokluğu ile karar verirler. "B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) maddesinin (1) numaralı fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:"Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde, görülmesini isteme hakkına sahiptir." Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihadı Sözleşme'nin adil yargılanma hakkını düzenleyen maddesinde kararların icrasından açıkça bahsedilmemekle birlikte Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) mahkemeye erişim hakkından yola çıkarak yargı kararlarının icra edilmesi hakkını adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olarak kabul etmektedir. AİHM'e göre mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne götürme ve aynı zamanda mahkemece verilen kararın uygulanmasını isteme haklarını da kapsar. Mahkeme kararlarının uygulanması, yargılama sürecini tamamlayan ve yargılamanın sonuç doğurmasını sağlayan bir unsurdur. Karar uygulanmazsa yargılamanın da bir anlamı olmayacaktır (Hornsby/Yunanistan, B. No: 18357/91, 19/3/1997, § 40). AİHM'e göre herhangi bir mahkeme tarafından verilen bir kararın icrası, maddenin amaçları bağlamında davanın ayrılmaz bir parçası olarak düşünülmelidir (Hornsby/Yunanistan, § 40; Scordino/İtalya (No. 1) [BD], B. No: 36813/97, 29/3/2006, § 196). Kamu otoriteleri, nihai yargı kararına uymak için gerekli önlemleri almada başarısız olduğu takdirde maddenin (1) numaralı fıkrasının hükümlerinin tüm yararlı etkilerinden mahrum bırakmış olurlar (Burdov/Rusya, B. No: 59498/00, 7/5/2002, § 37). AİHM, yukarıdaki prensiplerin -sonuçları davacının medeni hakları üzerinde belirleyici olan idari uyuşmazlıklara ilişkin yargılamalar bağlamında- daha büyük bir önemi olduğunu ifade etmektedir. Gerçekte davacı, devletin en üst idari mahkemesi önünde iptal başvurusunda bulunmak suretiyle yalnızca hakkında itirazda bulunulan kararın iptalini değil aynı zamanda ve her şeyden önce söz konusu kararın neticelerinin ortadan kaldırılmasını talep etmektedir. Dolayısıyla davacının etkili bir şekilde korunması ve hukuka uygunluğun yeniden sağlanması idari makamların kararı icra etme yükümlülüğünün olmasını gerektirir (Hornsby/Yunanistan, § 41; Kyrtatos/Yunanistan, B. No: 41666/98, 22/5/2003, §§ 31, 32). AİHM, kesinleşmiş ve bağlayıcı bir yargı kararının lehine karar verilen tarafın zarar görmesine rağmen infaz edilmemesi durumunda Sözleşme'nin maddesinin teminat altına aldığı mahkemeye erişim hakkının bir anlam ifade etmeyeceğini vurgulamaktadır. Hangi yargı makamı verirse versin bir yargı kararının veya hükmünün infaz edilmesi madde anlamında davanın tamamlayıcı unsuru olarak değerlendirilmelidir (Burdov/Rusya, § 34). AİHM, Sözleşme'nin maddesi kapsamında bir yargı yerine ulaşma hakkının sadece teorik olarak bu hakkın tanınmasını değil aynı zamanda o yargı yerinden alınan nihai kararın icrasına yönelik meşru bir beklentiyi de koruduğunu kabul etmiştir (Apostol/Gürcistan, B. No: 40765/02, 28/2/2007, § 54). Reisner/Türkiye (B. No: 46815/09, 21/7/2015, §§ 48-50) kararına konu olayda ise bir bankaya el konulması işleminin yargı kararıyla iptal edilmesine rağmen bu bankanın üçüncü bir kişiye satışı nedeniyle ilgili yargı kararının uygulanmaması söz konusudur. AİHM, başvurucunun dava açabilmekle birlikte iptal kararının icrasının mümkün olamadığına dikkat çekmiştir. AİHM'e göre yerel icra usulünün karmaşıklığı veya devletin bütçe sistemi, Sözleşme uyarınca bağlayıcı ve icra edilebilir yargısal kararların makul bir süre içinde icra edilmesini herkes için sağlama yükümlülüğünden devleti muaf tutamaz.