Başvuru, infaz edildikten uzun süre sonra kaldırılan disiplin cezasından dolayı ağır ceza mahkemesinde açılan tazminat davasının esasa girilmeden reddedilmesi nedeniyle maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkıyla bağlantılı etkili başvuru hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, infaz edildikten uzun süre sonra kaldırılan disiplin cezasından dolayı ağır ceza mahkemesinde açılan tazminat davasının esasa girilmeden reddedilmesi nedeniyle maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkıyla bağlantılı etkili başvuru hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 14/8/2018 tarihinde yapılmıştır. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden ulaşılan bilgi ve belgelere göre ilgili olaylar özetle şöyledir:A. Başvurucunun Mahkûmiyet Hükmüne İlişkin Arka Plan Devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya çalışma suçundan başvurucu hakkında başlatılan ceza yargılamasında, Erzincan (Kapatılan) 1 No.lu Devlet Güvenlik Mahkemesi, başvurucunun müebbet ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına 1997 yılında karar vermiştir. Bu ceza, daha sonra yürürlüğe giren kanunlar nedeniyle yapılan uyarlama yargılaması neticesinde Erzurum (Kapatılan) Ağır Ceza Mahkemesinin 2010 yılında verdiği kararı ile müebbet hapis cezasına çevrilmiştir. Başvurucu 20/9/1994 tarihinde Erzurum H Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna alındıktan sonra kapasite durumu nedeniyle önce 27/3/2010 tarihinde Kırıkkale F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna ardından da 17/11/2016 tarihinde Burhaniye T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna nakledilmiştir. Başvurucu, bireysel başvurunun yapıldığı tarih itibarıyla anılan ceza infaz kurumunda bulunmaktadır. Başvurucunun da aralarında bulunduğu 33 hükümlü, Kırıkkale F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda barındırıldıkları sırada bazı uygulamaları protesto etmek amacıyla 30/6/2010-1/7/2010 tarihleri arasında iki gün süre ile açlık grevi yapmıştır. Açlık grevi yapıldığı dönem içerisinde aralarında başvurucunun da bulunduğu mahpusların yazmış oldukları dilekçelerde, silahlı terör örgütü elebaşısı A.Ö. için "Kürt halk önderi sayın [A.Ö.], sayın [A.Ö.] ve sayın [Ö]." gibi hitaplarda bulunmaları sebebiyle bu kişiler hakkında disiplin soruşturması başlatılmıştır. Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu Başkanlığı tarafından 14/7/2010 tarihinde başvurucu ve diğer bazı hükümlülerin açlık grevi yapma ve olumsuz davranışlara yönelik gruba katılma eylemleri nedeniyle üç ay süre ile bazı etkinliklere (kültürel ve sportif etkinlikler) katılmaktan alıkoyma disiplin cezası verilmiştir. Bunun yanında, PKK silahlı terör örgütü elebaşısı A.Ö. hakkında övücü ve yüceltici hitapta bulundukları, A.Ö. ve terör örgütüne bağlılıklarını göstermek için aynı konuda, aynı tarihte toplu dilekçe vermek suretiyle örgütsel tavır takındıkları gerekçesiyle bu kişilere 12 gün hücreye koyma disiplin cezası da yapılan bu disiplin soruşturması sonucunda verilmiştir. Başvurucu, anılan disiplin cezalarına karşı şikâyet yoluna başvurmuş, Kırıkkale İnfaz Hâkimliği (İnfaz Hâkimliği) başvurucunun savunmasını aldıktan sonra 15/12/2010 tarihli kararı ile şikâyeti reddetmiştir. Gerekçede başvurucunun da aralarında bulunduğu hükümlülerin ceza infaz kurumu ve Adalet Bakanlığına vermiş oldukları dilekçelerinde, terör suçundan hükümlü olarak yatmakta olan bir kişiye "sayın", "kürt halk önderi" kelimeleri ile hitap etmeleri ve açlık grevi yapmaları nedeniyle disiplin cezası ile cezalandırılmalarında kanuna aykırı bir husus bulunmadığı ifade edilmiştir. Başvurucunun İnfaz Hâkimliğinin söz konusu ret kararına itirazını inceleyen Kırıkkale Ağır Ceza Mahkemesi 18/1/2011 tarihinde, İnfaz Hâkimliği kararının yasaya uygun olduğu gerekçesiyle kesin nitelikli olmak üzere itirazın reddine karar vermiştir. Başvurucu hakkında kesinleşen 12 günlük hücre hapsi disiplin cezası 8/2/2011-20/2/2011 tarihleri arasında infaz edilmiştir. B. Başvuruya İlişkin Olay ve Olgular Başvurucu; kendi durumuyla benzer hususlar içeren Yargıtay Ceza Dairesinin 30/1/2017 tarihli kararında, resmî kurumlara gereğinin yapılması için yazılan dilekçelerin aleniyet unsuru taşımadığından söz konusu ifadelerin kullanılmasının terör örgütü propagandası niteliğinde kabul edilemeyeceğine karar verildiğini, kendisinin eyleminin de aynı nitelikte olduğunu belirtmiştir. Başvurucu anılan karar doğrultusunda disiplin cezasının yeniden incelenerek kaldırılmasını İnfaz Hâkimliğinden 26/12/2017 tarihinde talep etmiştir. İnfaz Hâkimliği, başvurucunun disiplin cezasının kaldırılmasına 16/1/2018 tarihinde karar vermiştir. Kararının gerekçesinde Yargıtay Ceza Dairesinin anılan kararında başvurucu ile benzer durumda olan kişinin hücre disiplin cezası hakkında kanun yararına bozma kararı verildiği, başvurucunun da anılan emsal kararından yararlanması gerektiği ifade edilmiştir. İnfaz Hâkimliğinin bu kararı sonrasında başvurucu 23/2/2018 tarihinde Burhaniye Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde, daha önce infaz edilmiş olan 12 günlük hücre hapsi cezasının haksız bir ceza olduğunu belirterek 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun maddesi kapsamında dava açmıştır. Başvurucunun davasını inceleyen Burhaniye Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 15/3/2018 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; 5271 sayılı Kanun'un maddesinde belirtilen tazminat hâllerinin koruma tedbirlerine ilişkin olduğu ve tahdidi olarak sayıldığı, kıyas yoluyla genişletilmesinin mümkün bulunmadığı vurgulanmıştır. Bu itibarla, anılan madde metninde ceza infaz kurumları tarafından verilen disiplin cezalarına yönelik tazminat hakkı öngörülmediği, başvurucunun da hakkında verilen disiplin cezası nedeniyle tazminat talep ettiği, bu talebinin 5271 sayılı Kanun'un maddesinde sayılan hâllerden birisine tekabül etmediği belirtilmiştir. Başvurucunun bu karara karşı istinaf başvurusunda bulunması üzerine dosyayı inceleyen Bursa Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi 21/6/2018 tarihinde söz konusu kararda herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, kesin nitelikli olmak üzere istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir. Bu karar, başvurucuya 20/7/2018 tarihinde tebliğ edilmiştir. A. Ulusal Hukuk İlgili Mevzuat 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat istemi" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"(1) Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında; a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,b) Kanunî gözaltı süresi içinde hâkim önüne çıkarılmayan,c) Kanunî hakları hatırlatılmadan veya hatırlatılan haklarından yararlandırılma isteği yerine getirilmeden tutuklanan,d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen,e) Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen,f) Mahkûm olup da gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği süreleri, hükümlülük sürelerinden fazla olan veya işlediği suç için kanunda öngörülen cezanın sadece para cezası olması nedeniyle zorunlu olarak bu cezayla cezalandırılan,g) Yakalama veya tutuklama nedenleri ve haklarındaki suçlamalar kendilerine, yazıyla veya bunun hemen olanaklı bulunmadığı hâllerde sözle açıklanmayan,h) Yakalanmaları veya tutuklanmaları yakınlarına bildirilmeyen,i) Hakkındaki arama kararı ölçüsüz bir şekilde gerçekleştirilen,j) Eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine, koşulları oluşmadığı halde elkonulan veya korunması için gerekli tedbirler alınmayan ya da eşyası veya diğer malvarlığı değerleri amaç dışı kullanılan veya zamanında geri verilmeyen, k) (Ek: 11/4/2013-6459/17 md.) Yakalama veya tutuklama işlemine karşı Kanunda öngörülen başvuru imkânlarından yararlandırılmayan,Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler....(3) (Ek:18/6/2014-6545/70 md.) Birinci fıkrada yazan hâller dışında, suç soruşturması veya kovuşturması sırasında kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk hâlleri de dâhil olmak üzere hâkimler ve Cumhuriyet savcılarının verdikleri kararlar veya yaptıkları işlemler nedeniyle tazminat davaları ancak Devlet aleyhine açılabilir...." 5271 sayılı Kanun’un "Tazminat isteminin koşulları" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir: "(1) Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir.(2) İstem, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde ve eğer o yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemle ilişkili ise ve aynı yerde başka bir ağır ceza dairesi yoksa, en yakın yer ağır ceza mahkemesinde karara bağlanır.(3) Tazminat isteminde bulunan kişinin dilekçesine, açık kimlik ve adresini, zarara uğradığı işlemin ve zararın nitelik ve niceliğini kaydetmesi ve bunların belgelerini eklemesi gereklidir....(6) İstemin ve ispat belgelerinin değerlendirilmesinde ve tazminat hukukunun genel prensiplerine göre verilecek tazminat miktarının saptanmasında mahkeme gerekli gördüğü her türlü araştırmayı yapmaya veya hâkimlerinden birine yaptırmaya yetkilidir....(8) Karara karşı, istemde bulunan, Cumhuriyet savcısı veya Hazine temsilcisi, istinaf yoluna başvurabilir; inceleme öncelikle ve ivedilikle yapılır...." 23/3/2005 tarihli ve 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'a 18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanun'un maddesiyle eklenen geçici madde şöyledir:"(1) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce suç soruşturması ve kovuşturması sırasında yapılan her türlü işlem veya alınan karar nedeniyle hâkimler ve Cumhuriyet savcıları hakkında hukuk mahkemelerinde açılan ve hâlen derdest olan tazminat davasına ilişkin dosyalar mahkemesince, Yargıtay incelemesinde bulunan dosyalar ise esası incelenmeksizin ilgili dairece yetkili ağır ceza mahkemesine gönderilir. Bu davalar ağır ceza mahkemelerince, Ceza Muhakemesi Kanununun 141 inci ve devamı maddeleri uyarınca Devlet aleyhine yürütülmek suretiyle karara bağlanır." 29/31984 tarihli ve 2992 sayılı Adalet Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun'un "Görev" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"Adalet Bakanlığının görevleri şunlardır:a) Kanunlarda kurulması öngörülen mahkemeleri açmak ve teşkilatlandırmak, ceza infaz ve ıslah kurumları, icra ve iflas daireleri gibi her derece ve türdeki adalet kurumlarını planlamak, kurmak ve idari görevleri yönünden gözetim ve denetimini yapmak ve geliştirmek,...j) İlgili mevzuat hükümlerine göre infaz ve ıslah işlerini düzenlemek,..." 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un "Disiplin cezalarının niteliği ve uygulama koşulları" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir: "(1) Hükümlü hakkında kurumda, düzenli bir yaşamın sürdürülmesi, güvenliğin ve disiplinin sağlanması bakımından kanun, (…) yönetmelikler ile idarenin uyulmasını emrettiği veya gerekli kıldığı davranış ve tutumları, kusurlu olarak ihlâl ettiğinde, eyleminin niteliği ile ağırlık derecesine göre Kanunda belirtilen disiplin cezaları uygulanır. (Ek cümle:14/4/2020-7242/23 md.) Hükümlünün duruşma, sağlık, eğitim ve çalışma gibi nedenlerle geçici olarak kurum dışında bulunduğu yerler de bu fıkranın uygulanması bakımından kurum olarak kabul edilir.…" 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir: " (Değişik: 10/6/1994 - 4001/1 md.) İdari dava türleri şunlardır:a) (İptal: Anayasa Mahkemesinin 21/9/1995 tarihli ve E.1995/27, K.1995/47 sayılı kararı ile; Yeniden Düzenleme: 8/6/2000 - 4577/5 md.) İdarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları,b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları,… İdari yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır…" 2577 sayılı Kanun'un "Doğrudan doğruya tam yargı davası açılması" kenar başlıklı maddesi şöyledir: "İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir." İlgili Yargı Kararları Yargıtay Ceza Dairesinin 30/1/2017 tarihli ve E.2016/2552, K.2017/160 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:''...hükümlünün ... dilekçelerinin, terör örgütü elebaşısı [A.Ö.] ve terör örgütünü övücü nitelikte ifadeler içermesi nedeniyle terör örgütü propagandası yaptığından bahisle hakkında hücre disiplin cezaları kararı verilmiş ise de, hükümlünün disiplin cezalarına konu eylemleri nedeniyle başlatılan ceza soruşturmaları neticesinde Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığınca kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği gibi, benzer bir olay sebebiyle Yargıtay Ceza Dairesinin 2010/8911 esas, 2012/5154 sayılı kararında 'Cumhuriyet Başsavcılığına verilen dilekçe ile yargı merciilerince yapılan soruşturmalara tepki olarak ‘Ben de sayın Öcalan diyorum ve bu suçu işleyip kendimi ihbar ediyorum' şeklinde kanaatini açıklamaktan ibaret eylemde suç ve suçluyu övme suçunun yasal unsurlarının bulunmadığı' yönünde karar verildiği ayrıca resmi kurumlara gereğinin yapılması için yazılan dilekçelerin aleniyet unsuru taşımadığı bu itibarla eylemlerin terör örgütü propagandası niteliğinde kabul edilemeyeceği gözetilmeksizin itirazın reddi yönünde karar verilmesinde;II-Tekirdağ Ağır Ceza Mahkemesinin 01/04/2011 tarihli ve 2011/398 değişik iş sayılı kararı ile aynı Mahkemenin 01/04/2011 tarihli ve 2011/399 değişik iş sayılı kararları yönünden yapılan incelemede;4675 sayılı İnfaz Hakimliği Kanunun 6/maddesine 6008 sayılı Kanunun maddesi ile eklenen 'Disiplin cezasına karşı yapılan şikâyet üzerine infaz hâkimi, hükümlü veya tutuklunun savunmasını aldıktan ve talep edilen diğer delilleri toplayıp değerlendirdikten sonra kararını verir. Hükümlü veya tutuklu, savunmasını, hazır bulunmak ve vekaletnamesini ibraz etmek koşuluyla avukatıyla birlikte veya avukatı aracılığıyla yapabilir, infaz hâkimi gerekli görmesi durumunda hükümlü veya tutuklunun savunmasını ceza infaz kurumunda da alabilir.' şeklindeki düzenleme ile 6008 sayılı Kanunun geçici maddesinde yeralan 'bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce verilmiş ve infaz hâkimliğinin incelemesinden geçmiş disiplin cezalarına karşı, bu Kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren altı ay içinde yeniden yapılan başvurular, 4675 sayılı Kanunun bu Kanunla değişik 6 ncı maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen usulle karara bağlanır.' şeklindeki hükme nazaran disiplin cezalarının yeniden değerlendirilmesi başvurusu üzerine yapılacak inceleme neticesinde infaz hâkimliğince yeni bir karar verilebileceği, geçici maddede kısıtlayıcı bir düzenleme bulunmaması karşısında hükümlünün yeniden inceleme başvurusunda ancak yeni olgu ve deliller ibraz etmesi koşuluna bağlı olarak disiplin cezasının kaldırılmasına karar verilebileceğinin kabul edilmesinin yasaya uygun bir yorum olmayacağı cihetle, merciince kesinleşmiş disiplin cezasının ancak yeni delil ve olgu bulunması halinde kaldırılabileceği, infaz hâkimliğince talebin usul yönünden reddine karar verilmesi gerektiğinden bahisle itirazın kabulü yönünde karar tesisinde, İsabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun maddesi uyarınca anılan Kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nün ...sayılı yazılı istemlerine müsteniden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının tebliğnamesi ile Dairemize ihbar ve dava evrakı gönderilmekle, incelenerek gereği düşünüldü: Kanun yararına bozma talebine dayanılarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına göre yerinde görüldüğünden, ...kararlarının 5271 sayılı CMK'nun maddesi uyarınca kanun yararına bozulmasına...'' Yargıtay Ceza Dairesinin 15/1/2014 tarihli ve E.2013/26006, K.2014/530 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"...tazminat istemine ilişkin 5271 sayılı CMK'nın 141 ve devamı maddelerinde ''suç soruşturması ve kovuşturması sırasında'' gerçekleşen koruma tedbirlerine ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden bu kanun hükümlerine göre tazminat istenebileceği belirtilmekle birlikte, madde metninde bu aykırılıkların tahdidi şekilde sıralandığı, bu kapsamda ceza infaz kurumunda uygulanan disiplin cezasının, infaz aşamasında meydana gelen hukuka aykırılık olup, madde kapsamında bulunmaması nedeniyle reddine ilişkin, davacı adına vasisinin hükme yönelik yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün isteme uygun olarak onanmasına ... karar verildi." Danıştay Onuncu Dairesinin 08/12/2020 tarihli ve E.2015/4441, K.2020/5955 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"... Bu durumda, ... isimli hükümlünün, daha önce karıştığı benzer yaralama olaylarından cezaevi idaresinin bilgisi olduğu, bu yönüyle cezaevi idaresince, hükümlü [ A.]'e karşı diğer hükümlülerin korunması yönünden gerekli olan tüm tedbir ve önlemlerin alınması gerektiği, bu bağlamda davacının yaralanmasının önlenmesi hususunda davalı idarenin Tüzüğün hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkelere ilişkin maddesinin fıkrasının (f) bendinde yer alan “...hükümlülerin yaşam hakları ile beden ve ruh bütünlüklerini korumak üzere her türlü koruyucu tedbirin alınması zorunludur..” hükmüne riayet edilmeyerek, davalı idarenin yürüttüğü kamu hizmetinin gereği olan gözetim ve koruması altında bulunan hükümlülerin beden bütünlüklerini korumaya yönelik gerekli önlemleri almayarak, yeterli dikkat ve özeni göstermeyerek hizmeti kusurlu işlettiği anlaşılmaktadır.Bu nedenlerle, İdare Mahkemesince hizmet kusuru esas alınarak ortaya çıkan yaralanma olayı nedeniyle davacının manevi tazminat istemi yönünden uygun bir miktar tazminata hükmedilmesi gerekirken davanın reddi yolunda verilen Mahkeme kararında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır...." B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Etkili başvuru hakkı" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Bu Sözleşme’de tanınmış olan hak ve özgürlükleri ihlal edilen herkes, söz konusu ihlal resmi bir hizmetin ifası için davranan kişiler tarafından gerçekleştirilmiş olsa dahi, ulusal bir merci önünde etkili bir yola başvurma hakkına sahiptir." Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Sözleşme'nin maddesi uyarınca temel hak ve özgürlüklerin ulusal düzeyde korunması için etkili bir başvuru yolunun var olması gerektiğini belirtmektedir. AİHM'e göre Sözleşme'nin maddesi yetkili ulusal makamlar tarafından Sözleşme kapsamına giren bir şikâyetin esasının incelenmesine izin veren ve uygun bir telafi yöntemi sunan bir iç hukuk yolunun sağlanmasını gerekli kılmaktadır. Ayrıca bu hukuk yolunun teoride olduğu kadar pratikte de etkili bir yol olması gerekmektedir (İlhan/Türkiye [BD], B. No: 22277/93, 27/6/2000, § 97; Kudla/Polonya [BD], B. No: 30210/96, 26/10/2000, § 157; Özpınar/Türkiye, B. No: 20999/04, 19/10/2010, § 82). AİHM, etkili başvuru hakkının Sözleşme çerçevesinde savunulabilir nitelikteki bir şikâyetin etkili bir şekilde mahkemelerce incelenmesini ve öngörülen yolun uygun bir telafi imkânı sunmaya elverişli olmasını güvence altına aldığını vurgulamaktadır (Kudla/Polonya, § 157; Dimitrov-Kazakov/Bulgaristan, B. No: 11379/03, 10/2/2011, § 35). AİHM iç hukuktaki düzenlemelerin başvuruculara bu anlamda asgari güvenceleri içerecek şekilde yeterli bir hukuk yolu sunup sunmadığını irdelemektedir (Dimitrov-Kazakov/Bulgaristan, § 36).