Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 12/1/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyon tarafından başvurucunun tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiası bakımından kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, diğer temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğine yönelik iddiaların ise kabul edilemez olduğuna karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmiştir. Olağanüstü hâl süreci yeniden uzatılmayarak 19/7/2018 tarihinde son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25). Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY ile bağlantılı olan ve aralarında yargı mensuplarının da bulunduğu çok sayıda kişi hakkında Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturma başlatılmıştır. Bu kapsamda teşebbüsün savuşturulduğu gün Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca -aralarında Yüksek Mahkeme üyelerinin de bulunduğu- üç bine yakın yargı mensubu hakkında FETÖ/PDY ile bağlantılarının bulunduğu iddiasıyla başlatılan soruşturmada bu kişilerin büyük bölümü hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirlerine başvurulmuştur (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 51, 350). Başvurucu, en son Osmaneli hâkimi olarak görev yapmıştır. Başvurucu, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun (HSYK) 16/7/2016 tarihli kararı ile görevinden uzaklaştırılmış; 4/10/2016 tarihli kararı ile meslekten ihraç edilmiştir. Bilecik Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında 17/7/2016 tarihinde başvurucu gözaltına alınmıştır. Başvurucu başsavcılık tarafından silahlı terör örgütüne üye olma ve Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçlarından tutuklanması istemiyle 17/7/2016 tarihinde Bilecik Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilmiştir. Başvurucunun sorgusu Bilecik Sulh Ceza Hâkimliğince aynı tarihte yapılmıştır. Hâkimlik başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmasına karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma, Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme, Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme Suçunun Beraberinde Başka Suç İşleme suçlarından şüpheliler A, F., E.Y, G., H.G., K.Y., B.Y.'nin üzerine atılı suçu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut olguların bulunması, suçun vasıf ve mahiyeti, suçun CMK 100'de sayılan katalog suçlardan olması, dosya içerisindeki belgeler, ülke genelindeki eylemler ve tehlikenin henüz devam ediyor olması, şüphelilerin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın talebi doğrultusunda HSYK Dairesi'nin 2016 tarihinde 2016/4 tedbir esas ve 2016/345 karar sayılı kararıyla görevden uzaklaştırmalarına karar verilmiş olması ile dosya kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde, adli kontrol tedbirinin bu aşamada yetersiz kalacağı, bu yönüyle tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu, şüphelilerin üzerine atılı suçun alt ve üst sınırı, delillerin tam olarak toplanmaması nedeni ile delil karartma ve kaçma şüphesinin hazırlık dosyasına yansımış olduğu dikkate alınarak Bilecik Cumhuriyet Başsavcılığı'nın talebinin KABULÜNE, Şüpheliler...F....CMK'nın 100 ve devamı maddeleri uyarınca TUTUKLANMALARINA ... [karar verildi.]" Başvurucu, tutuklama kararına itiraz etmiş, ancak itirazı Eskişehir Sulh Ceza Hâkimliğince 20/7/2016 tarihinde kesin olarak reddedilmiştir. Bilecik Cumhuriyet Başsavcılığı, aynı olayla ilgili olarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma yürütüldüğünü, bu kapsamda dosyalar arasında hukuki ve fiili irtibat bulunduğunu gerekçe göstererek 21/7/2016 tarihli karar ile yetkisizliğine ve başvurucu hakkındaki soruşturma dosyasının Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar vermiştir. Ankara Sulh Ceza Hâkimliği'nin 11/9/2016 tarihli kararı ile başvurucunun adli kontrol altına alınarak tahliyesine karar verilmiştir. Başvurucu 12/1/2017 tarihinde bireysel başvuru yapmıştır. Başsavcılık 20/11/2016 tarihli kararı ile başvurucu hakkındaki soruşturmanın tefrikine karar vermiş; 11/1/2017 tarihinde yetkisizlik kararı vererek soruşturma dosyasını İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 18/12/2017 tarihli yetkisizlik kararı verilerek dosya Bursa Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir. Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı 23/10/2018 tarihinde başvurucu hakkında silahlı terör örgütüne üye olmanın dışındaki suçlar yönünden kovuşturmaya yer olmadığına dair ek karar vermiştir. Başsavcılık 8/11/2018 tarihli iddianame ile başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması istemiyle Bursa Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açmıştır. Bursa Ağır Ceza Mahkemesi 26/12/2019 tarihli kararı ile "yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması" nedeniyle başvurucunun atılı suçtan beraatına hükmetmiştir. Karar Başsavcılık tarafından istinaf edilmiştir. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla istinaf incelemesinde derdesttir.