8. Hukuk Dairesi 2012/10641 E. , 2013/4972 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi ... dahili davacılar ... ve müşterekleri ile Hazine ve .... Köyü Tüzel Kişiliği ve dahili davalı ... aralarındaki tescil davasının kabulüne dair ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 20.09.2011 gün ve 59/477 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili ile ... vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı dava dilekçesinde…
**8. Hukuk Dairesi 2012/10641 E. , 2013/4972 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi ... dahili davacılar ... ve müşterekleri ile Hazine ve .... Köyü Tüzel Kişiliği ve dahili davalı ... aralarındaki tescil davasının kabulüne dair ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 20.09.2011 gün ve 59/477 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili ile ... vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı dava dilekçesinde mevki ve sınırları belirtilen bir parça taşınmazın babalarının zilyetliğinde iken, ölümünden sonra mirasçılara intikal ettiğini açıklayarak babası... mirasçıları adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı Hazine vekili 08.01.2011 tarihli cevap dilekçesinde; taşınmaz Devletin hüküm ve tasarrufu altında olup, davacı lehine zilyetlikle kazanma koşulları gerçekleşmediğinden, davanın reddine karar verilmesini savunmuş, davalı Köy Tüzel Kişiliği temsilcisi ve ... ise cevap vermemiş ve yargılama oturumlarına da katılmamışlardır. Mahkemece, davanın kabulü ile 22.07.2010 tarihli teknik bilirkişi raporunda A harfi ile gösterilen 1.989,86 m2'nin ... mirasçıları adına tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili ve ... vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir. Dava, imar-ihya ve kazanmayı sağlayan eklemeli zilyetlik hukuki sebebine dayalı olarak TMK'nun 713/1, 996 ve ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve 17. maddesi gereğince açılan tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, davacı lehine zilyetlikle kazanma koşulları oluştuğundan davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli değildir. Dava konusu taşınmaz dosya içinde bulunan komşu tutanak ve kadastro paftasına göre 1977 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında dere yatağı vasfı ile tespit harici bırakılmıştır. Kural olarak, dere yatakları Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerdendir. Aktif dere yatakları ile derenin etki alanında kalan yerlerin kazanılması mümkün bulunmamaktadır. Ancak, aktif dere yatağında ve etki alanında kalmayan bir yer koşulları mevcut olduğu takdirde, niteliğine göre zilyetlik ve imar-ihya yoluyla kazanılabilir. .//.. 2012/10641-2013/4972 -2- Mahallinde yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar kadastro çalışmalarında tespit harici bırakılan taşınmazın 30 yıl boyunca muris ... tarafından kullanıldığını bildirmiş ise de; imar ihyaya muhtaç taşınmazın ne şekilde imar ihya edildiğini açıklamamıştır. Mahkemece taşınmazın bulunduğu yere ait ... tarafından yapılan kamulaştırmaya ait kamulaştırma haritası getirtilmiş ise de, kamulaştırma haritası uygulanmamıştır. Bu halde Mahkemece yapılacak iş; mahallinde yeniden yapılacak keşifte yerel bilirkişi ve tanıklar HMK'nun 243, 244 ve 259. maddeleri gereğince davetiyeyle keşif yerine çağrılmalı, uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle keşif yerinde dinlenilmeli, 19.09.2011 tarihli Harita Mühendisi bilirkişinin ek raporuna göre 1988 tarihli hava fotoğrafında tarım arazisi olarak gözüken taşınmazın, bu tarihte imar-ihyasının tamamlandığının kabulü ile yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazın kim tarafından ne şekilde imar ihya edildiği sorulmalı, yol kamulaştırmasına ait pafta uygulanarak taşınmazın bu kamulaştırılan alan içinde kalıp kalmadığı, taşınmazın karayolunun bakım, onarım ve güvenlik şeridi niteliği itibariyle karayolu gibi sürekli kullanılmasına gerek bulunmayıp, ihtiyaç duyulduğunda kullanılması gereken yerlerden olup olmadığı, araştırılarak, bilirkişi kurulundan tarafların ve Yargıtay’ın denetimine açık gerekçeli rapor alınmalı, belirlenen hususların açıklığa kavuşturulması bakımından tanık ve yerel bilirkişilerden sorularak beyanlar arasında çelişki bulunması halinde HMK'nun 261 maddesi gereğince giderilmesine çalışılmalı ve toplanacak delillere göre bir değerlendirme yapılarak karar vermek gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir. Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı Hazine vekili ile davalı ... vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle, Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile halen yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca, HUMK'nun 388/4., HMK m.297/ç) ve 440/I. maddeleri gereğince Yargıtay Daire İlamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 04.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.