Başvuru, basın açıklaması yapmaları nedeniyle yargılanan ve haklarında kovuşturmanın ertelenmesi kararı verilen başvurucuların ifade özgürlüğü ve makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, basın açıklaması yapmaları nedeniyle yargılanan ve haklarında kovuşturmanın ertelenmesi kararı verilen başvurucuların ifade özgürlüğü ve makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 16/6/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü sunmuştur. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvuruculardan İsmail Hakkı Tombul, olay tarihinde Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) genel başkanıdır. Diğer başvurucular ise KESK'e bağlı Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikasının (EĞİTİM-SEN) yöneticileridir. Başvurucular 25/4/2007 tarihinde İstanbul Sultanahmet Meydanı'nda bulunan İl Millî Eğitim Müdürlüğü binası önünde Eğitim Kurumları Yöneticilerinin Atama Yönetmeliği ve ek ders ücreti ile ilgili bir basın açıklaması yapmışlardır. Basın açıklamasında KESK Genel Başkanı da bir konuşma yapmıştır. Başvurucular, başvuru formunda o yıl 1 Mayıs'ı Taksim'de kutlamak için başvuru yaptıklarını da belirtmişlerdir. Başvurucular, megafonla yaptıkları açıklamalarda "1 Mayıs'ta Taksim'de olacaklarını" ifade etmişlerdir. Basın açıklaması olaysız ve ihtarsız olarak sona ermiştir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 18/9/2007 tarihli iddianame ile başvurucular hakkında halkı kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşüne özendirmek veya kışkırtmak suçundan 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun maddesine göre cezalandırılmaları talebiyle kamu davası açmıştır. İddianamede ilk olarak 2911 sayılı Kanun'un maddesinde toplantı ve gösteri yürüyüşleri için güzergâhların mülki amirlerce kararlaştırılarak halka duyurulacağı kuralının getirildiği hatırlatılmıştır. Savcıya göre bu alanlar ve güzergâhlar dışında yapılan toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanuna aykırı olacaktır. Savcı daha sonra Taksim Meydanı'nın da İstanbul Valiliğince yasaklanmış alanlardan olduğunu ve bu alanda gösteri yapılmasının kanuna aykırı olacağını belirtmiştir. Savcı, başvurucuların açıklamalarında ve dağıttıkları broşürlerde 1 Mayıs'ta Taksim'de halkın toplanmasını istemelerinin halkı kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşüne özendirmek veya kışkırtmak suçunu oluşturduğunu iddia etmiştir. Kamu davası İstanbul Asliye Ceza Mahkemesinde (Mahkeme) görülmüştür. Mahkeme 16/12/2008 tarihinde başvurucuların beraatlerine karar vermiştir. Mahkemekararında, yapılan konuşmaların içeriği dikkate alındığında başvurucuların İşçi Bayramı'nı 1 Mayıs günü Taksim Meydanı'nda kutlamak istediklerine dair düşünce ve ifadelerinin suç oluşturmadığını ve yapılan açıklamanın düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında olduğu değerlendirilmiş; bu nedenle suçun kanuni unsurlarının oluşmadığına karar verilmiştir. Karar, Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay 14/5/2013 tarihinde kararı bozmuştur. Yargıtay, ilk derece mahkemesi kararından sonra yürürlüğe giren 2/7/2012 tarihli ve 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun hükümleri gereğince başvurucuların hukuki durumunun yeniden takdir ve tayininde zorunluluk bulunduğuna, kararın diğer yönlerden incelenmeksizin öncelikle bu sebeple bozulmasınakarar vermiştir. Mahkeme, bozma kararına uyarak 9/4/2014 tarihinde 6352 sayılı Kanun'un geçici maddesi gereğince kovuşturmanın ertelenmesine karar vermiştir. Başvurucular bu karara itiraz etmiş, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi 18/4/2014 tarihinde itirazı reddetmiştir. Ret kararı 21/5/2014 tarihinde başvurucular vekiline tebliğ edilmiştir. Başvurucular 16/6/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk 2911 sayılı Kanun’un maddesinin ilgili kısmı şöyledir: "Halka karşı, doğrudan doğruya veya ses yükselten veya ileten herhangi bir alet veya araç ile söz söyleyerek veya seslenerek veya basılmış veya çoğaltılmış veya elle yazılmış veya çizilmiş kağıtları duvarlara veya diğer yerlere yapıştırarak veya dağıtarak veya benzeri araç ve yollarla halkı Kanuna aykırı toplantı veya yürüyüşe özendirmek veya kışkırtmak yasaktır." Aynı Kanun'un maddesinin ilgili kısmı şöyledir: "27 nci maddedeki yasağa aykırı hareket edenler toplantı ... vukubulmuş olup da ilk emir ve ihtar üzerine dağıtılmış ise, fiil daha ağır bir cezayı gerektiren ayrı bir suç teşkil etmediği takdirde bir yıl altı aydan dört yıla, ... kadar hapis cezası ile cezalandırılır." 6352 sayılı Kanun'un geçici maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkralarının ilgili kısmı şöyledir: “(1) 31/12/2011 tarihine kadar, basın ve yayın yoluyla ya da sair düşünce ve kanaat açıklama yöntemleriyle işlenmiş olup; temel şekli itibarıyla adlî para cezasını ya da üst sınırı beş yıldan fazla olmayan hapis cezasını gerektiren bir suçtan dolayı;...b) Kovuşturma evresinde, kovuşturmanın ertelenmesine, ...karar verilir. (2) Hakkında ... kovuşturmanın ertelenmesi kararı verilen kişinin, erteleme kararının verildiği tarihten itibaren üç yıl içinde birinci fıkra kapsamına giren yeni bir suç işlememesi hâlinde, ... düşme kararı verilir. Bu süre zarfında birinci fıkra kapsamına giren yeni bir suç işlenmesi hâlinde, bu suçtan dolayı kesinleşmiş hükümle cezaya mahkûm olunduğu takdirde, ertelenen ... kovuşturmaya devam olunur.”B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM); başvurucunun "kelle" ifadesini kullanmak suretiyle Atatürk'ün hatırasına hakaret ettiği gerekçesiyle hakkında para cezasına hükmedildiği ve cezanın infazının 6352 sayılı Kanun hükümlerine göre ertelendiği bir başvuruda, cezanın infazı ertelenmiş olsa bile başvurucunun ceza tehdidi altında olması nedeniyle uygulanan tedbirin izlenen amaçla orantısız bir yaptırım teşkil ettiği sonucuna ulaşmıştır. Bu nedenle AİHM, başvurucunun hakaret gerekçesiyle mahkûm edilmesinin demokratik bir toplumda gerekli olmadığına karar vermiştir (Özçelebi/Türkiye, B. No: 34823/05, 23/6/2015, § 51).