4. Hukuk Dairesi 2010/2145 E. , 2010/2603 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğerleri aleyhine 09/04/2007 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın açılmamış sayılmasına dair verilen 19/09/2008 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi …
**4. Hukuk Dairesi 2010/2145 E. , 2010/2603 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğerleri aleyhine 09/04/2007 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın açılmamış sayılmasına dair verilen 19/09/2008 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, danışık (muvazaa) nedeniyle tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Yerel mahkemece, davanın açılmamış sayılmasına ilişkin olarak verilen karar, davacı tarafından temyiz olunmuştur. Davacı vekili, 18.06.2008 günlü oturuma; dosya numaralarını gösterdiği ... Adliyesi'nde görülen davaların da aynı gün duruşmaları olduğunu belirterek, yanıt bonolu telgrafla eldeki davanın duruşmasına katılamayacağını bildirmiştir. Yerel mahkemece, davacı vekilinin üst üste iki kez özür (mazeret) bildirdiği ve özrün belgeye dayanmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin özrü reddedilerek Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın HUMK 409/1 gereği dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmiştir. Ancak bu karar, özür dilekçesi ekinde gönderilen yanıt bonosu ile davacı vekiline bildirilmemiş ve 3 ay sonra da davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Giderinin ilgilisi tarafından karşılanmış olması durumunda, tarafların hukuki durumunu etkileyen ara kararlarının kendilerine bildirilmesi gerekir. Davacı vekili özür dilekçesini yanıt bonolu telgraf ile gönderdiğine göre, özrünün kabul edilmediğine ilişkin ara kararı, yanıt bonolu telgraf kullanılarak davacı vekiline bildirilmeli ve özrün reddedildiğine ilişkin ara kararına karşı yasanın tanıdığı hakları kullanmasına olanak sağlanmalıdır. Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilmeyerek, özrün reddedildiğine ilişkin ara kararı davacı vekiline bildirilmeden yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden verilen kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 10/03/2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.