8. Ceza Dairesi 2024/13056 E. , 2024/8281 K. MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/2140 E., 2019/2508 K. SUÇ :Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kan…
**8. Ceza Dairesi 2024/13056 E. , 2024/8281 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/2140 E., 2019/2508 K. SUÇ :Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. Sanığın 01.08.2017 tarihli eylemi nedeni ile Bayındır Cumhuriyet Başsavcılığının, 03.10.2018 tarihli iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 53 üncü ve 54 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. Bayındır Asliye Ceza Mahkemesinin 14.02.2019 tarih, 2018/654 Esas, 2019/76 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 53 üncü ve 58 inci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası, hak yoksunluklarına ve mükerrirliğe karar verilmiştir. Kararın istinaf edilmesi ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 23.09.2019 tarih, 2019/733 Esas, 2019/1418 Karar sayılı kararı ile dosyanın İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin 2018/2140 Esas sayılı davası ile birleşmesine karar verilmiştir. B. Sanığın 06.07.2017 tarihli eylemi nedeni ile Bayındır Cumhuriyet Başsavcılığının, 24.11.2017 tarihli iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 53 üncü maddesi, 54 ve 58 inci maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. Bayındır Asliye Ceza Mahkemesinin 12.06.2018 tarih, 2017/617 Esas, 2018/532 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında beraat kararı verilmiştir. Kararın Cumhuriyet savcısı tarafından istinaf edilmesi ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin 18.12.2019 tarih, 2018/2140 Esas, 2019/2508 Karar sayılı dava dosyası ile birleşen dava da ele alınarak 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası,43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 53 üncü ve 58 inci maddesi uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezasına, hak yoksunluklarına ve mükerrerliğe karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz isteği, uyuşturucu madde kullanmadığını, dumandan etkilenerek tahlilinde uyuşturucu madde saptandığına, adil yargılanma hakkını kullanmak istediğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Dava konusu olay, sanığın 06.07.2018 ve 01.08.2018 tarihli eylemlerinde yapılan tahlillerde uyuşturucu madde kullandığının tespit edildiği iddiasına ilişkindir. A. İlk Derece Mahkemesinin Kabul 1.06.07.2017 tarihli eyleme ilişkin:İddia ve savunma doğrultusunda mahkemece gerekli tüm araştırma ve inceleme yapılmış, sanığın savunmaları, olay nedeni ile tanzim edilen tutanaklar, adli raporlar, emanet makbuzu, İzmir adli tıp kurumu başkanlığı kimyasal tahliller ihtisas dairesine ait 07.09.2017 günlü ve 4208 sayılı rapor, ile tüm dosya kapsamına göre sanık ...'nın "atılı suçlamayı kabul etmiyorum. ... oğlum olur. oğlum cezaevinden firar etmişti bahçeye görevliler geldiler kelepçelediler alıp götürdüler çiçek serası içinde karanfil saksılarının içinde siyah poşet içinde esrar olarak bildiğim maddeyi buldular ele geçen madde ile benim alakam yoktur ancak 1-2 sene kullandım fakat son 2 yıldır hasta olduğum için kullanmıyorum dedi savunmam bundan ibarettir" şeklindeki savunmasına itibar edilmiş, üzerine atılı suçu işlemediği anlaşıldığından beraatine karar vermek gerekmiş bu konularda mahkememizde tam kanaat hasıl olmuştur. 2. 01.08.2017 tarihli eyleme ilişkin: Sanık ... hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ve kullanmak suçundan kamu davası açıldığı, sanığın savunmasında atılı suçlamayı kabul etmediğini, 21.09.2017 tarihli Adli Tıp Kurumu raporu ile sanığın idrarında THC-COOH esrar maddesinin bulunduğunun tespit edildiği, sanık hakkında Bayındır Cumhuriyet Savcılığı’nca 2015/1346 soruşturma, 2016/601 E. sayılı dosyadan 23.05.2016 tarihinden iddianame düzenlenerek kamu davasının açıldığı, kanun gereği yeniden erteleme verilemeyeceği hususları bir arada değerlendirilmiş sanığın üzerine atılı suçun yasal unsurlarının oluştuğu sonuç ve kanaatine varılarak mahkumiyetine karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü "Bayındır Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2017/617 Esas sayılı dava dosyasında sanık ...'ya ait iş yerinde ele geçirilen uyuşturucu maddelerin, sanık ...'nın oğlu olan diğer sanık ...'ya ait olduğu gerekçesiyle, sanık ... hakkında beraat kararı verilmiş ise de; dosya kapsamında yer alan 5271 sayılı kanunun 75 inci maddesi gereğince usulüne uygun olarak alınan kan ve idrar örneği üzerinde Adli Tıp Kurumu İzmir Adli Tıp Grup Başkanlığı Kimyasal Tahliller İhtisas Dairesi Toksikoloji Şubesi tarafından yapılan analiz sonucunda düzenlenen 07.09.2017 tarih 2017/5935 sayılı rapora göre, sanık ...'nın kan ve idrar örneğinde, esrar metabolitlerinden (THC-COOH) maddesi bulunduğunun anlaşılması karşısında, iş yerinde bulunan uyuşturucu maddeler sanığa ait olmasa bile sanığın da uyuşturucu madde kullandığının sabit olduğu, sanığın aksi yöndeki savunmasına itibar edilmesinin mümkün olmadığı, bu nedenle sanık ... hakkında verilen beraat kararına karşı Cumhuriyet Savcısı tarafından yapılan istinaf talebinin yerinde olduğu kanaatine varılarak sanık ... hakkındaki yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiştir." şeklinde karar verilmiştir. Öte yandan birleşen Bayındır Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2018/654 Esas sayılı dava dosyasında, sanık ...'nın içinde bulunduğu araçtan uyuşturucu madde atıldığı iddiasının bulunduğu, sanığın suçlamayı kabul etmediği, ancak bu dava dosyasında yer alan 5271 sayılı Kanun'un 75 inci maddesi gereğince usulüne uygun olarak alınan kan ve idrar örneği üzerinde Adli Tıp Kurumu İzmir Adli Tıp Grup Başkanlığı Kimyasal Tahliller İhtisas Dairesi Toksikoloji Şubesi tarafından yapılan analiz sonucunda düzenlenen 21.09.2017 tarih 2017/6433 sayılı rapora göre, sanık ...'nın idrar örneğinde, esrar metabolitlerinden (THC-COOH) maddesi bulunduğunun anlaşılması karşısında, sanığın içinde bulunduğu araçtan atılan uyuşturucu maddeler sanığa ait olması bile sanığın uyuşturucu madde kullandığının sabit olduğu, sanığın aksi yöndeki savunmasına itibar edilmesinin mümkün olmadığı, sanığın atılı suçu işlediği sonuç ve kanaatine ulaşan yerel mahkemenin kararının yerinde olduğu anlaşılmıştır. Sanık ...'nın 06.07.2017 ve 01.08.2017 tarihli eylemlerinin sabit olduğu, ancak Bayındır Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2017/617 Esas sayılı dosyasında suç tarihinin 06.07.2017, iddianame tarihinin 24.11.2017 olduğu, birleşen 3. Ceza Dairesinin 2019/733 Esas sayılı dava dosyasına konu Bayındır Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2018/654 Esas sayılı dosyasında suç tarihinin 01.08.2017, iddianame tarihinin 03.10.2018 olduğu suç ve iddianame tarihleri dikkate alındığında sanık ... hakkında teselsül hükümlerinin uygulanması gerektiği anlaşılmakla, sanık ... hakkındaki yerel mahkeme hükümlerinin ayrı ayrı kaldırılmasına, sanığın kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul Etmek, bulundurmak ve kullanmak suçundan teselsül hükümleri uygulanarak mahkumiyetine ve sanığın ikinci kez mükerrir olduğu anlaşıldığından cezasının koşullu salıverme hükümleri uygulanmaksızın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine dair yeniden karar vermek gerekmiştir." şeklinde karar verilmiştir. IV. GEREKÇE Somut olayda, sanığın 06.07.2017 ve 01.08.2017 tarihli eylemi ile ilgili olarak düzenlenen iddianame içeriklerinde, sanığın daha önce işlemiş olduğu 14.10.2015 tarihli ... nedeniyle sanık hakkında daha önce verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının bulunduğu ve sanığın bu kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gerektirdiği yükümlülüklere uygun davranmaması nedeniyle 2015/1346 Soruşturma numarası üzerinden kamu davasının açıldığı belirtilerek, sanığın incelemeye konu eylemleri hakkında doğrudan kamu davası açıldığının belirtildiği; dava dosyası ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminde (UYAP) yapılan incelemede, sanık hakkında, 14.10.2015 tarihli ... nedeniyle 15.10.2015 tarihinde kamu davasının açılmasının ertelenmesi ile birlikte tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine karar verildiği, sanığın 19.02.2016 tarihli eylemi ihlal kabul edilerek 23.05.2016 tarihli iddianame ile açılan kamu davasında Bayındır Asliye Ceza Mahkemesinin 19.12.2016 tarihli ve 2016/669 Esas, 2016/7149 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında ihlal sayılma eylemden dava açılamayacağı belirtilerek kamu davasının düşürülmesine karar verildiği ve kararın 20.01.2017tarihinde temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmakla; Sanık hakkında daha önce, aynı nitelikteki başka bir suç nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 6545 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca verilmiş bir "kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararının ihlali üzerine açılan kamu davasında verilen hüküm, aynı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası kapsamında doğrudan dava açma koşulunun oluşup oluşmadığı yönünden yapılacak değerlendirmede inceleme konusu davada verilecek kararı da etkileyeceğinin gözetilmesi gerektiği, Yargıtay 10. Ceza Dairesinin, 13.09.2023 tarihli ve 2021/303 Esas, 2023/7673 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı usulüne uygun olarak kesinleşene kadar gerçekleşen, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma fiillerinin bir tek suç oluşturabileceği ve bu hususun ancak alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olabileceği, Ancak 14.10.2015 tarihli ... nedeniyle verilen 14.10.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kaldırılarak açılan kamu davasında yürütülen yargılama, "düşme" kararına konu suç nedeniyle verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının hukuki geçerliliğini yitirdiği ve sonraki suça ilişkin olarak 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca doğrudan kamu davasının açılması koşulunun da sağlanmamış olacağı, bu nedenle sonraki suçlara ilişkin olarak yeniden kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi gerekeceği, buna bağlı olarak, “kamu davasının açılmasının ertelenmesi” kararı verilmeden açılmış olan kamu davasında kovuşturma şartı bulunmadığından kovuşturma şartının gerçekleşmesini beklemek üzere "durma" kararı verilerek dosyanın gereği için ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi, Kabule göre ise; sanık hakkında tekerrüre esas alınan Bayındır Asliye Ceza Mahkemesinin 2007/233 Esas ve 2008/77 Karar sayılı ilamında 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin uygulanmamış olması nedeniyle sanığın cezasının ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilemeyeceğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı görülmüştür. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin 18.12.2019 tarih, 2018/2140 Esas, 2019/2508 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 31.10.2024 tarihinde karar verildi.