4. Hukuk Dairesi 2011/14774 E. , 2012/17062 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... İnş. San. Tic. Ltd. Şti. Vd. aleyhine 23/11/2010 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 27/09/2011 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra t…
**4. Hukuk Dairesi 2011/14774 E. , 2012/17062 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... İnş. San. Tic. Ltd. Şti. Vd. aleyhine 23/11/2010 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 27/09/2011 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, basın yoluyla kişilik haklarına saldırıya dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir. Davacı, ... Gazetesinin 10/11/2010 tarihli nüshasının 1 ve 6. sayfalarında yayınlanan "Sahte imza belgelendi" başlığını taşıyan yazılarda; kendisine yönelik içeriği gerçek olmayan, kişilik haklarına ağır saldırı niteliği taşıyan, siyasi ve mesleki itibarına zarar verecek ifadeler kullanıldığını ileri sürerek manevi tazminata hükmedilmesini istemiştir. Davalı taraf davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, "..., ... ve ... hakkında Resmi Evrakta Sahtekarlık yaptıkları gerekçesi ile Samsun Cumhuriyet Savcılığı'na suç duyurusunda bulunan ...'in talebi doğrultusunda, adli tıp kurumuna gönderilen senetteki imzanın sahte olduğu, ortaya çıktı" başlıklı yazı bütün halinde incelendiğinde, davacının evrakta sahtecilik fiiline iştirak ettiği gibi bir izlenim uyandırdığı, bu haliyle haberin basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Basın özgürlüğü, Anayasa’nın 28. maddesinde ve 5187 sayılı Basın Yasası’nın 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemede basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin nedeni; toplumun sağlıklı, mutlu ve güven içinde yaşayabilmesi içindir. Bunun için de kişinin, dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması gerekmektedir. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma, yönlendirme yetki ve sorumluluğuna sahiptir. Bu nedenle basının yayın yaparken, yaptığı yayından dolayı hukuka aykırılık teşkil edecek olan eylemi, genel olaylardaki hukuka aykırı olan eylemden farklılıklar taşır. Yapılan yayının hukuka aykırılık veya uygunluğu bu farklılıklar gözetilerek belirlenmelidir. Bu nedenle basının ayrı bir konumu bulunmaktadır. -/- -2- 2011/14774-2012/17062