4. Hukuk Dairesi 2022/244 E. , 2024/2843 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi SAYISI : 2018/1735 E., 2021/1930 K. ASIL VE BİRLEŞEN DAVADA ASIL VE BİRLEŞEN DAVADA DAVA TARİHİ : 06.01.2015 HÜKÜM/KARAR : İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi/Asıl ve Birleşen Davanın Kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2016/763 E., 2018/252 K. BİRLEŞEN DAVA MAHKEMESİ : Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2017/ 295E., 2017/515 K. Tar
**4. Hukuk Dairesi 2022/244 E. , 2024/2843 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi SAYISI : 2018/1735 E., 2021/1930 K. ASIL VE BİRLEŞEN DAVADA ASIL VE BİRLEŞEN DAVADA DAVA TARİHİ : 06.01.2015 HÜKÜM/KARAR : İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi/Asıl ve Birleşen Davanın Kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2016/763 E., 2018/252 K. BİRLEŞEN DAVA MAHKEMESİ : Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2017/ 295E., 2017/515 K. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; 25.10.2014 tarihinde ticari otobüsün sebep olduğu tek taraflı kazada davacının ağır yaralanarak malul kaldığını, otobüs sürücüsünün %100 kusurlu olduğunu ve yolcu olan müvekkilinin kusursuz olduğunu, kaza tarihi itibariyle ticari otobüsün Ferdi Kaza Koltuk Sigortası ile davalı ... nezdinde sigortalanmış olduğunu, maluliyet oranında oluşan zararın davacıya ödenmesi gerektiğini ileri sürerek, 175.000,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; 25.10.2014 tarihinde ticari otobüsün sebep olduğu tek taraflı kazada davacının maluliyeti nedeniyle sürekli olarak bakıcıya muhtaç ... geldiğini, yatağa bağlı yaşadığını belirterek şimdilik 10.000,00 TL sağlık gideri teminatı kapsamında maddi zararının davalıdan tahsilini talep etmiş, talebini 175.000,00 TL olarak artırmıştır. II. CEVAP Davalı vekili asıl dava ve birleşen davada cevap dilekçesinde; trafik kazasına karışan ticari otobüsün müvekkili sigorta şirketi nezdinde 28.08.2014 ila 28.08.2015 tarihleri arasında kaza tarihini kapsar şekilde Karayolu Taşımacılık Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortası poliçesi ile sigortalanmış olduğunu, ölüm ve sakatlanma teminatının kişi başına 175.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, sağlık giderleri teminatının 175.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, davacının poliçeden yararlanması için otobüs yolcu listesinde koltuk numarasına kayıtlı olması, biletli olması gerektiğini, tüm belgelerle birlikte kaza ve hasar ihbarında bulunulmadığını, davalı şirketin temerrüde düşürülmediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tarafın yolcu olarak bindiği aracın tek taraflı, maddi hasarlı ve yaralamalı trafik kazası yaptığı, bu kaza nedeniyle davacının daimi şekilde malul kaldığı, maluliyet nedeniyle sürekli bakıcıya muhtaç olacak şekilde yaralandığı, bu kazanın oluşumunda sürücünün %100 kusurlu olduğu, davacının müterafık kusurunun bulunmadığı, sigorta şirketinin poliçe limiti dahilinde oluşan zarardan sorumlu olduğu gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, dava konusu 175.000,00 TL maddi tazminatın poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere dava tarihi olan 06.01.2015 tarihinden itibaren hesaplanacak avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davacı tarafa ödenmesine, birleşen davanın kabulüne, dava konusu bakıcı gideri 175.000,00 TL maddi tazminatın poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere dava tarihinden itibaren hesaplanacak avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davacı tarafa ödenmesine karar vermiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Asıl ve birleşen davada davalı vekili istinaf dilekçesinde; Karayolu Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigorta Poliçesinin SGK sağlık giderleri teminatında bakıcı gideri için teminatın bulunmadığını, poliçede belirtilen SGK sağlık giderleri teminatının poliçe tanzim edilirken Sosyal Güvenlik Kurumu'na (SGK) prim aktarımı yapabilmek için yazıldığını, 6111 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesi ile zorunlu poliçelerden kaynaklanan tedavi giderlerinin Sosyal Güvenlik Kurumu'na (SGK) aktarıldığını, tedavi giderleri teminatının aktif olduğunun kabul anlamına gelmemekle birlikte ve SGK'nın karşılamadığı sağlık giderleri olarak değerlendirildiğinde de uzun süreli bakıcı giderinin police teminatı içerisinde olmadığının "Karayolu Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigorta Poliçe Genel Şartları A.3.3"te tedavi giderlerinin kapsayabileceği kalemlerin açıkça belirtildiğini, bu maddede doktor ücreti hastane ücreti ve ayakta ve yatarak tedaviye ilişkin gider ile hastane nakil ücretlerinin kapsam içinde olacağının belirtildiğini, uzun süreli bakıcı giderinin A.3.3 nolu Genel Şartlarda tanımlanan teminat grubu içerisine girmediğini, meydana gelen trafik kazasına karışan aracın 28 kişilik olduğunu oysa kaza esnasında araçta 33 kişinin olduğunun ceza tutanaklarında tespit edildiğini, koltuk sayısına göre 5 kişinin ayakta seyahat ettiğini, davacının araçta ayakta mı yoksa koltukta mı olduğunun tespit edilmediğini, müvekkili şirket aleyhine avans faizine hüküm kurulmasının hukuka ve poliçe Genel Şartlarına aykırı olduğunu beyan ederek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf başvuru dilekçesine konu ettiği nedenlerle kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe: 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolu Yolcu Taşımacılık Koltuk Ferdi Kaza Sigorta Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı tek taraflı kaza sonucu yolcu konumundaki davacının yaralanması nedeniyle asıl davada maluliyet tazminatı, birleşen davada sürekli bakıcı gideri talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 52 ve 54 üncü maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90 ve 91 inci maddeleri, Karayolu Yolcu Taşımacılık Koltuk Ferdi Kaza Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere davalı vekilinin asıl davaya yönelik tüm ve birleşen davaya yönelik aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Zorunlu Koltuk Sigortası, ölüm ve yaralanmalar yönünden bir "can sigortası” türü olmakla birlikte, tedavi giderleri yönünden “mal sigortası” özellikleri taşımakta ve buna ilişkin hükümlerin uygulanması gerekmektedir. Buna göre: a)Ölümlerde poliçe tutarının tamamı, bedensel zararlarda sakatlık oranının karşılığı ödenmekte iken, tedavi giderleri söz konusu olduğunda, “iyileştirme masrafları”nın poliçe limitine kadar olan tutarı ödenir. b)Ölümlerde ve kalıcı sakatlıklarda Koltuk Sigortasından alınan tazminat tutarları, maddi zarardan (destek tazminatından ve kazanç-güç kaybı zararlarından) indirilmez iken, Koltuk Sigortasından ödenen tedavi giderleri, kaza sorumlularına karşı açılan davada hesaplanan tedavi ve iyileşme masraflarından indirilir. c)Bunun gibi, Koltuk Sigortasından tedavi giderleri alınmışsa, ayrıca zorunlu sigortalardan (Taşıma Sigortasından ve Trafik Sigortasından) tedavi giderleri alınamaz. Çünkü bu iki kez ödeme olur ve geri verilmesi gerekir. d)Yolcu, sürücü ve yardımcılar sigortalı iseler ve tedavi giderleri kurum tarafından karşılanmışsa, ayrıca Koltuk Sigortasından, Taşıma Sigortasından ve Trafik Sigortasından tedavi gideri alınamaz. e)Tedavi giderlerinin bir “meblâğ sigortası” değil “tazminat sigortası” niteliğinde olması nedeniyle, Koltuk Sigortacısının, ödediği ölüm ve sakatlık tazminatı için ardıllığı ve dönme (rücu) hakkı yokken, tedavi giderlerini ödemesi durumunda, kaza sorumlularına ve zorunlu sorumluluk sigortalarına ardıllık yoluyla dönme (rücu) hakkı bulunmaktadır. Koltuk Sigortası Genel Şartlarında “tedavi giderlerine” ilişkin bölümler a)Koltuk Sigortası Genel Şartları’nın “Tedavi Giderleri Teminatı” başlıklı A.3.3. maddesine göre: “Sigortacı, sigorta poliçesinin kapsamına giren bir kaza nedeniyle, kaza tarihinden itibaren iki yıl içinde ödenmiş doktor ücreti ile hastane ve diğer sağlık kurumlarında ayakta ve yatakta yapılan tedavilere ilişkin giderleri, nakil ücretlerini poliçede tedavi giderleri teminatı için belirlenen meblağa kadar öder. Doğal veya yapay sabit dişlerde kaza neticesinde ortaya çıkan hasarların protez giderleri, tedavi giderleri teminatı için belirlenen meblâğın âzami %30’una kadar tazmin olunur. Tedavi giderlerinin başka sigorta sözleşmeleri ile teminat altına alınmış olması durumunda, söz konusu giderler öncelikle bu sigortadan karşılanır.” b)Genel Şartlar’ın B.2 maddesi 2 nci paragrafında: “Yapılan tedaviye ilişkin ilgili sağlık kurumundan alınan bir rapor ile ödenmesi gereken tazminatın tespiti ile ilgili olarak sigortacının isteyeceği diğer gerekli belgelerin sigortacıya gönderilmesi zorunludur” denilmiş; B.2 maddesi 4. bendinde: “Sigortacı her zaman kazazedeyi muayene ve sağlık durumunu kontrol ettirme hakkına sahip olup, bu muayene ve kontrollerin yapılmasına izin verilmesi zorunludur. Kazazedenin tedavisi ve iyileşmesi ile ilgili olarak sigortacının tayin edeceği bir doktor tarafından yapılacak tavsiyelere ve verilecek direktiflere uyulması şarttır. Bu muayene ve kontrollere ilişkin her türlü masraf sigortacı tarafından karşılanır” açıklamaları yapılmıştır. Tedavi ve iyileştirme giderleri nelerdir? a)Kaza sonucu beden ve ruh sağlığı bozulan kişinin iyileşmesini sağlamaya veya hastalık ya da sakatlığının artmasını önlemeye yönelik tüm harcamalar genel anlamda “iyileştirme giderleri”dir. İyileştirme kavramı tedavi sözcüğünden daha geniştir. Yargıtay’ın kimi kararlarında “tedavi ve bununla ilgili giderler” ya da yalnızca “iyileştirme giderleri” denilerek, dar anlamdaki tedavi giderlerini aşan bazı harcamaların varlığı belirtilmek istenmiştir. İyileştirme, beden ve ruh tamlığı bozulan kişinin eski sağlığına kavuşması ya da tıp tekniğinin bütün olanaklarının kullanılmasından ve denenmesinden sonra tedavinin sona erip, beden bütünlüğünde kesin ve kalıcı bir eksilmenin ortaya çıkması durumudur. Tedavi, iyileştirme için her türlü sağaltım yollarına başvurulmasıdır. Tıp biliminin bütün olanaklarının kullanılması, ameliyat zorunluysa ve kaç kez yapılacaksa gereğinin yerine getirilmesi, her türlü aygıt ve ilaçların denenmesi, hastayı ayağa kaldırmak ve sağlığına kavuşturmak için ne yapılması gerekiyorsa hepsinin olabildiğince yerine getirilmesidir. Tedavi giderleri, hastane, klinik, sağlık yurdu dispanser gibi hasta bakım yerlerine ödenen paralar; hekim, hemşire, hastabakıcı, iğneci, pansumancı fizyoterapist, psikoterapist gibi tedavi edenlere ve yardımcılarına ödenen ücretler; ilaç, serum, kan, iğne ve çeşitli tahlil giderleri; röntgen, ultrason, tomografi gibi görüntüleme aygıtları ile, elektro ve benzeri denetleme aygıtlarına ve diyaliz makinesine ödenen paralar; her türlü ameliyat, yoğun bakım, ambulans ve ilkyardım giderleri; ortopedik aygıtlar, protez, takma organ bedelleri ve bunların yenilenmesi için yapılan harcamalar; tekerlekli sandalye, havalı yatak, koltuk değneği, baston gibi kullanılması zorunlu nesnelere ödenen paralar ve benzerleridir. İyileştirme giderleri, doğrudan tedavi giderlerinin yanı sıra, tedavi süresince ve sonrasında yapılması zorunlu olan giderler olup, bunlar arasında refakatçı, özel bakıcı ve özel beslenme giderleri; hastanın ve yakınlarının hastanelere, sağlık kurumlarına,doktor muayenehanelerine, fizik tedavi yerlerine gidip gelme yol giderleri; hastanın başka bir şehirde veya yurt dışında tedavisi gerekiyorsa, kendisinin ve yakınlarının otomobil, otobüs, tren uçak gibi taşıt ve her türlü yol giderleri; tedavi için gidilen yerde hastanın ve yakınlarının otel, lokanta, ulaşım gibi barınma ve beslenme giderleri; hekimlerce gerekli görülmesi durumunda kaplıca, ılıca, dağ veya deniz kıyısı gibi hava değişim yerlerine ödenen paralar; tedavinin sonuçlanmasına karşın, bir süre toplu taşıma araçlarına binemeyecek veya kendi aracını kullanamayacak olan kişinin ulaşım için fazladan harcayacağı paralar ve benzerleridir. Doğrudan tedavi giderleri dışında, yan giderler olarak nitelediğimiz bu harcamaların, zorunlu ve gerekli olduğunun kanıtlanması istenemeyeceği gibi, bir yarar görülmüş olması da koşul değildir. Ancak yararlı olacağı sanısıyla yapılmış olmalı ve iyiniyet kuralları aşılmamalıdır. Türk Borçlar Kanunu'nun 54. maddesinde; zarar görene, kapsamını belirtmeksizin “bütün masraflarını” isteme hakkı tanınmıştır. Yargıtay’ın yerleşik kararlarına göre, masraflar kavramının kapsamına, zarar görenin beden bütünlüğünü eski haline getirmeye, yani iyileşmeyi sağlamaya veya hastalık ya da sakatlığın artmasını önlemeye yönelik harcamak durumunda olduğu ve ilerde harcaması olası bütün masraflar girer. Yine Yargıtay’ın yerleşik kararlarına göre, tedavi ve iyileşme için yapılan masrafların dışında, kişinin iyileşmesi için ilerde yapılması zorunlu tedaviler ve henüz yapılmayan ameliyat masrafları, yaşam boyu kullanılacak ilâçlar, protez ve benzeri aygıtlar için yapılacak masraflar “gerçekleşmiş zarar” olarak nitelenmekte, uzman bilirkişi aracılığıyla bütün bunların hesaplatılıp hüküm altına alınması öngörülmekte; harcama yapılmadan da tedavi gideri istenebileceği kabul edilmektedir. Bütün bunların dışında, geçirilen kaza ve yaralanma, kişinin bir başka hastalığını tetiklemişse, örneğin kalp krizi geçirmesine, şeker düzeyinin artmasına, tansiyon yükselmesine, hemofili (kan durmazlığı) hastasının kan kaybının durdurulmasında güçlük çekilmesine neden olmuşsa, hastalığın normal seyri ve normal tedavisi dışında, kaza ile ilişkilendirilmek koşuluyla, fazladan yapılan tedavi masraflarının da istenebileceği, gerek öğretide ve gerekse Yargıtay kararlarında kabul edilmektedir. Bu konuda bir Yargıtay kararında “Yaralanma hafif olmasına karşın, başka bir hastalığın artmasına neden olmuşsa, haksız eylem sorumluları, belli bir oranda tazminat ödemekle yükümlü olurlar” denilmiştir. Tedavi giderlerinde sorumluluk süresi; a)Genel Şartlar A.3.3 maddesinde “Sigortacı, sigorta poliçesinin kapsamına giren bir kaza nedeniyle, kaza tarihinden itibaren iki yıl içinde ödenmiş doktor ücreti ile hastane ve diğer sağlık kurumlarında ayakta ve yatakta yapılan tedavilere ilişkin giderleri, nakil ücretlerini poliçede tedavi giderleri teminatı için belirlenen meblağa kadar öder” denilmiştir. b)Genel Şartlar’da belirtilen iki yıllık süre, Borçlar Kanunu 46 ncı maddesi 2 nci fıkrası ile uyumludur. Çünkü, söz konusu maddede, yargıca, hüküm gününden başlayarak iki yıl içinde konuyu yeniden inceleme ve değerlendirme yetkisi tanınmıştır. c)Yargıtay’ın yerleşik kararlarına göre, bu iki yıllık süreden daha uzun bir zamanı kapsayan tedavi masraflarının istenmesi de olanaklıdır. Özellikle, yaralanan kişinin beden bütünlüğünde zaman içinde “gelişen ve değişen durumlar” yeni bir tedaviyi ve hatta yeni bir ameliyatı gerekli ve zorunlu kılabilir. O zaman, yasalarda öngörülen zamanaşımı süreleri geçirilmemek koşuluyla, gerek zarar sorumluları ve gerekse sigortacı tarafından ödenecek tedavi giderleri daha uzun bir zaman dilimini kapsayabilecektir.(Çelik Ahmet Çelik-Tazminat Hukuku-Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortası) Bakıcı giderinden davalı sigortacının sorumlu olup olmadığı konusunun incelenmesine gelince; yukarıda da açıklandığı üzere ZMMSP Genel Şartlarının A.5.b.2. maddesinde bakıcı giderlerinin, tedavi giderleri içinde zorunlu trafik sigortası teminatı kapsamında olduğu açıkça belirtilmiştir. Bakıcı giderlerinin zorunlu karayolu taşımacılık mali sorumluluk sigorta poliçesinin "Sağlık Gideri" teminatı kapsamında, anılan sigortacıdan istenebileceği ise tabii olup, Dairemizin emsal kararlarında açıkça belirtilmiştir (Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi 21.04.2016 gün ve 2015/16365 E.-2016/5117 K.). Dairemizin 24.01.2013 tarih ve 2012/362 E.- 2013/578 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi tedavi giderleri, yaralanan kişinin iyileşmesi için yapılan giderlerdir. Bu kapsamda muayene, ilaç, bakıcı gideri, ulaşım giderleri de tedavi giderleri kapsamında değerlendirilir. Dolayısıyla bakıcı giderlerinin tedavi giderleri kapsamında Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortası teminatına dahil olduğunun kabulü gerekir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 26.03.2012 gün ve 2010/13745 E.-2012/4614 K. sayılı kararı da bu yöndedir. Ayrıca 25.02.2011 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 13.02.2011 tarih, 6111 sayılı Yasa'nın 59 uncu maddesi ile değişik 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 98 nci maddesinin açık lafzından da anlaşıldığı üzere, yapılan değişiklik ile trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmi ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedelleri, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacak, maddenin devamında ve geçici 1 inci maddede düzenlenen "aktarım"ın gerçekleşmesi koşuluyla da, hastanelerce sunulan sağlık hizmet bedelleri yönünden, sigorta şirketlerinin ve Güvence Hesabı'nın yükümlülükleri sona erecektir. Kazazedelerin, bunun dışında kalan bakıcı veya tedaviye bağlı sair harcamaları, sigorta şirketlerinin ve Güvence Hesabı'nın tedavi teminatları kapsamında, yine sigorta şirketleri ve Güvence Hesabı tarafından karşılanmaya devam edecektir. Yargıtay'ın emsal uygulaması da bu yöndedir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 25.03.2014 gün ve 2012/16905 E.-2014/5806 K., Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi 12.09.2012 gün ve 2011/8558 E.-2012/9174 K., 02.05.2013 gün ve 2012/6379 E.-2013/6180 K., 10.11.2016 gün ve 2014/12732 E.-2016/10396 K.). 25.04.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6704 sayılı Kanun'un 17 nci maddesi ile yürürlükten kaldırılan, ancak kaza ve dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 4925 sayılı KTK’nın 18 inci maddesi uyarınca taşımacılar, yolcuya gelebilecek bedeni zararlar için bu Kanun'un 17 nci maddesinde düzenlenen sorumluluklarını sigorta ettirmek zorundadırlar. Anılan Kanun'un 19/son ve Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.8. maddeleri hükümlerine göre, meydana gelen zarar öncelikle taşımacının sorumluluk sigortasından karşılanır. Ancak, bu sigortanın hiç yapılmamış olması, yapılmış fakat geçersiz ... gelmiş olması, süresinin bitmiş olması veya meydana gelen zararın bu sigorta teminatlarının üzerinde bulunması halinde teminatların üzerinde kalan kısım için; sırasıyla zorunlu mali sorumluluk sigortasına ve varsa ihtiyari mali sorumluluk sigortasına başvurulur. Bahse konu düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere, yasa koyucu yolcuların uğradığı bedeni zararlar bakımından taşımayı yapan aracın zorunlu karayolu taşımacılık sigortacısı, trafik sigortacısı ve varsa ihtiyari mali sorumluluk sigortacısı bakımından müştereken ve müteselsilen bir sorumluluk öngörmemiş, sıralı bir sorumluluk düzenlemiştir. Başka bir anlatımla, yolcunun uğradığı bedeni zararlar, taşımayı yapan aracın zorunlu karayolu taşımacılık sigortası kapsamında ise bu sigorta için limit aşımında, sırasıyla zorunlu ve ihtiyari mali mesuliyet sigortacılarının sorumluluğu söz konusu olacaktır. Yine Karayolu Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortası Genel Şartları'nın A.3.3/3. maddesinde tedavi giderlerinin başka sigorta sözleşmeleri ile teminat altına alınmış olması durumunda, söz konusu giderler öncelikle bu sigortadan karşılanır. Yukarıdaki düzenlemeler ile birlikte değerlendirildiğinde, tedavi giderleri kapsamında olan bakıcı giderlerinin, öncelikle Zorunlu Karayolu Taşımacılık Sigortasından, limiti aşan kısım için Zorunlu Trafik Sigortasından, bu limiti aşan kısım için de Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortasından karşılanması gerektiği kabul edilmelidir. Somut olayda; Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen rapora göre davacının genel felç halinin olduğu, %100 oranında meslekte kazanma gücünü kaybettiği, başka birinin sürekli bakımına muhtaç olduğu belirlenmiş olup, bu hususta taraflar arasında ihtilaf bulunmamaktadır. İlk Derece Mahkemesince; birleşen davada talep edilen sürekli bakıcı gideri yönünden poliçe limiti olan 175.000,00 TL yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu halde, yukarıda açıklanan bilgiler ışığında; İlk Derece Mahkemesince öncelikle kazaya karışan aracın Zorunlu Karayolu Taşımacılık Sigortasının ve Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası poliçesinin bulunup bulunmadığı, bulunması halinde bu poliçeler kapsamında davacıya bakıcı gideri olarak ödeme yapılıp yapılmadığı sorularak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu yönde araştırma yapılmadan karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.