T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1128 KARAR NO : 2025/1934 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 11/05/2023 NUMARASI : 2022/36 ESAS 2023/383 KARAR DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 31.12.2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 19.01.2026 İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 11.05.2023 tarih 2022/36 Esas 2023/383 Karar sayılı…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1128 KARAR NO : 2025/1934 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 11/05/2023 NUMARASI : 2022/36 ESAS 2023/383 KARAR DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 31.12.2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 19.01.2026 İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 11.05.2023 tarih 2022/36 Esas 2023/383 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı taraf vekili duruşmada tekrar ettiği dava dilekçesi ile özetle; Davalı tarafların 26. İcra Müdürlüğü' ne yaptığı itiraz haksız ve kötü niyetli olduğunu, müvekkili ile davalılar arasında takibe konu borcun dayanağı, 27/10/2018 düzenleme tarihli Emre Yazılı çekten kaynaklı alacağı olduğunu, davalı taraflar tüm ihtarlarına rağmen borcu ödemediğini, kendisi hakkında İzmir 26. İcra Müdürlüğü’ nün 2021/4719 esas sayılı dosyası kapsamında takibe geçilmiş olduğunu, davalılar tarafından ödeme emrine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiklerini, takip konusu meblağ davalı tarafça bilindiğini, aynı zamanda likid bir alacak olduğunu, borçlu İcra Müdürlüğüne verdiği itiraz dilekçesinde borca, işlemiş faize ve tüm ferilerine itiraz etttiğini, borçlunun itirazları haksız olduğunu, borçlunun borca itirazını kabul etmek mümkün olmadığını, borçlu her ne kadar borcu olmadığını iddia etmiş ise de 27/10/2018 düzenleme tarihli çek ile ödemeyi kabul ettiğini, müvekkili şirket yetkilisi ....'nın, borçlulardan .... Şti. yetkilisi ile olan samimiyetlerine güvenerek iyi niyetli bir şekilde çekin bankaya ibraz tarihini kaçırmayı dahi göze alarak ödeme yapılmasını beklediğini, ancak üzülerek karşı tarafın kendilerini oyaladığını geç de olsa fark ettiğini, arabuluculuk başvurusunda bulunduklarını, tarafların anlaşamadıklarını, açıklanan nedenlerle davalarının kabulüne, karar verilmesini talep ettiklerini, itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilmesini, asıl alacağın %20’ sinden aşağı olmamak üzere, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine her türlü yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasını karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Dava konusu 27.10.2018 düzenlenme tarihli çek incelendiğinde müvekkili şirketin keşideci olduğunu, karşı tarafın ise ciro silsilesi sonucunda hamil olduğunu, davacı şirketin çeki süresinde bankaya ibraz etmediğini, çekin kambiyo vasfını yitirdiğini ve icra takibinin 7 örnek ilamsız takip mahiyetinde olduğunu, işbu kambiyo vasfını yitirmiş çeke dayanılarak davacı şirketçe icra takibi ve akabinde itirazın iptali davası açılmışsa da ciro silsilesi incelendiğinde görüleceği üzere müvekkili şirket ile davacı şirket arasında cirantalar mevcut olduğunu, müvekkili şirketin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, davacı her ne kadar çekin delil başlangıcı niteliğinde olduğunu iddia etse de çekin delil başlangıcı niteliğinde olabilmesi için taraflar arasında temel bir ilişki bulunması gerektiğini, bununla birlikte poliçeden doğan hakların korunması için gerekli olan işlemlerin yapılmasının ihmal edilmiş olduğunu, böyle bir temel ilişkinin bulunmadığı durumlarda, iddia eden kişi yönünden kambiyo vasfını yitirmiş bono (yazılı) delil başlangıcı dahi teşkil etmeyeceğini, temel borç ilişkisine dayalı olarak talebin ileri sürülmesi sadece doğrudan doğruya ilişkide bulunanlar arasında mümkün olduğu için temel borç ilişkisine dayalı olarak düzenleyene talepte bulunabilecek tek kişinin lehtar olduğunu, buna karşılık lehtar dışındaki bono hamilleri düzenleyen ile temel ilişkiye taraf olmadıkları için bu kapsamda talep hakkına sahip olmadıklarını, öte yandan iş bu hususlarda zaman aşımı deflerinin de mevcut olduğunu, bir diğer taraftan davacı her ne kadar temel ilişkiye dayandığını iddia ettiyse de temel ilişkinin varlığına ve hangi deliller ile ne şekilde ispat edileceğine yönelik dava dilekçesinde herhangi bir hususun yer almadığını, izah edilen nedenlerle takibin iptaline ve davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, haksız başlatılan takip nedeniyle takip konusu alacağın %20′ sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesi talep ettiklerini, yargılama giderinin ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre,davacı hamil tarafından ibraz süresi kaçırılan çeke dayalı olarak davalı keşideci aleyhine İzmir 26. İcra Dairesinin 2021/4719 takip sayılı dosyasında ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı keşidecinin icra takibine itiraz etmesi üzerine takibin durduğu, davacının, itirazın iptali istemiyle eldeki davayı açtığı, süresinde ibraz edilmeyen çekin hamili olan davacının kambiyo hukukuna dayalı müracaat hakkını yitirdiği, davacı ile davalı arasında temel ilişki bulunmayıp davacı hamilin çeki dava dışı başka bir şirketten ciro yolu ile devraldığı, dava dilekçesindeki açıklamalar ve iddianın ispatı bakımından davacının davasında 6102 sayılı 732. Maddesindeki sebepsiz zenginleşme koşullarının oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi gerektiği, her ne kadar davalı taraf davacının sebepsiz zenginleşme hükmüne dava dilekçesinde dayanmadığını iddia etmiş olsa da; 04.06.1958 tarih 15/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında " HUMK' nun 74. ve 75. maddeleriyle 76. maddesi hükümleri karşılaştırılınca, hakimin bir davada sadece tarafların ileri sürdükleri maddi vakıalar ve netice-i taleplerle bağlı olup, dayandıkları kanun hükümleriyle ve onların tavsifleriyle bağlı olmadığı ve kanunları re' sen tatbik ederek iddia ve müdafaadaki netice-i talepleri karara bağlamakla mükellef bulunduğu sonucuna varılır. " şeklinde belirtildiği üzere, dava dilekçesinde davacının taraflar arasında temel ilişki bulunmadığına ilişkin açıklamaları ile takip talebinde yalnızca ibraz süresi kaçırılan çeke dayanılmış olması gözetilerek davacının talebinin TTK' nun 732. maddesine mümas olduğunun kabul edildiği, taraflar arasında temel ilişki bulunmamakla TTK’nın 732. maddesi gereğince ispat yükünün sebepsiz zenginleşmediğini ileri süren davalı üzerinde bulunduğu, davalının ticari defterlerinin incelenmesinde dava konusu çeke ilişkin bir ödeme kaydına rastlanmadığı, keza zamanaşımına uğramış olsa bile senet hamili olan davacı yerine davalı keşideci tarafından dava dışı lehtar ciranta...Şti’ye çeşitli ödemeler yapılmış olsa bile bu ödemeler kötü ödeme olup borcu söndürmeyeceği (YARGITAY 11. Hukuk Dairesi’nin 2021/3739 esas, 2022/569 karar sayılı emsal ilamı), davalı taraf cevap dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanmakla yemin teklif hakkı hatırlatılmasına rağmen bu hakkın kullanılmadığı, dolayısıyla davalı tarafın usulüne uygun deliller ile sebepsiz zenginleşmediğini kanıtlayamadığı anlaşılmakla davacının davasının kabulüne, itirazın iptaline ve takibin devamına, İİK'nun 67/2.maddesi uyarınca alacağın likit olması ve davalının itirazında haksız olması nedeniyle %20 oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davacının dava dilekçesini açıkça temel ilişkiye dayalı olarak kurduğu hâlde yerel mahkemece ön inceleme aşamasında davanın sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayandığı varsayımıyla yargılamanın bu eksende yürütüldüğü ve bunun HMK’nın iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağına aykırı olduğu, davacının dava dilekçesinde TTK m.732’den bahsetmediği, YİBK 2019/1–8 kararına dayanarak çekin delil başlangıcı niteliğinde olduğunu ileri sürdüğü, tanık deliline başvurduğu ve bu nedenle davanın açıkça temel ilişkiye dayalı olduğu, yerel mahkemenin ise duruşmada davacının beyan değiştirmesine rağmen buna muvafakat edilmediği hâlde davayı sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre nitelendirdiği, bunun usule açık aykırılık teşkil ettiği, mahkemece alınan bilirkişi raporlarının eksik inceleme içerdiği, müvekkil keşideci şirket tarafından ciranta ... .... Şti.’ne ve şirket yetkililerine yapılan ödemelerin dosyaya sunulan dekontlarla ispatlanmış olmasına rağmen bilirkişi tarafından bu ödemelerin değerlendirilmediği, oysa TTK m.732 kapsamında keşidecinin cirantaya yaptığı ödemeyi ispatladığında sorumluluktan kurtulacağı, müvekkilin sebepsiz zenginleşmediğinin somut bankacılık kayıtlarıyla ortaya konulduğu, bu nedenle davanın hiçbir koşulda kabul edilemeyeceği istinaf nedenleri olarak ileri sürülmekle kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi gerektiği ifade edilmiştir. GEREKÇE : Dava, kambiyo senedinden kaynaklanan alacak nedeniyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Bilindiği üzere, kambiyo hukuku yönünden takip yapma imkanının olmaması ile alacağın varlığını belirleyecek olan davada, zamanaşımına uğrayan bir çekin delil olarak getirilmesi farklı hukuki sonuçlar doğurur. Uyuşmazlık konusu alacak için delil zamanaşımına uğrayan çek olup; ibraz müddetinin bitiminden itibaren bir yıl içinde alacak davasının TTK'nun 732. Maddesi uyarınca sebepsiz zenginleşmeye veya temel alacağa göre istenilmesi olanaklıdır. Zira; zamanaşımına uğramış çekler sebebiyle, kambiyo hukukundan doğan haklar yitirilmiş olur. Bu durumda, taraflar arasında temel ilişki bulunması halinde, bu belgeler yazılı delil başlangıcı niteliği alır ve belgeye dayanan kişi, alacağını (tanık dahil) her türlü delille kanıtlayabilir, ya da arada temel ilişki bulunmaması halinde TTK'nun 732.maddesinde düzenlenen sebepsiz iktisap hükümlerine dayanılabilir. (Yargıtay 3.Hukuk Dairesi'nin 2012/5652 Esas 2012/12019 Karar sayılı ilamı) İlk derece mahkemesince taraf ticari defterlerinin incelenmesi neticesinde davalı keşidecinin dava konusu çekle ilgili olarak davacı çek hamiline bir ödeme yapmadığının tespit edildiği, dava dışı çek lehtarı .....Şti.'ne yapılan ödemelerin çeki yetkili hamil sıfatıyla elinde bulunduran davacıya karşı sonuç doğurmayacağı kabulüyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Davacı vekilinin iddianın değiştirilmesi ve genişletilmesi yasağına yönelik istinaf itirazlarının incelenmesinde; 6100 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca; hâkim Türk hukukunu resen uygular. 04.06.1958 tarihli ve 15/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında da vurgulandığı gibi; bir davada dayanılan maddi vakıaları açıklamak tarafların, bu olguları hukuken nitelendirmek, uygulanacak yasa maddelerini arayıp bulmak ve doğru olarak yorumlayıp uygulamak da hâkimin görevidir. Diğer bir deyişle; bir davada maddi olayı anlatmak taraflara, hukuki nitelendirmeyi yapmak hâkime aittir (HMK, m 33). Anılan yasal düzenlemeye göre davayı aydınlatma görevinin mahkeme hâkimine ait olması karşısında uyuşmazlığın çözümüne dair hukuki nitelendirmeyi de yine hâkim yapacaktır. Bu nedenle maddi vakıayı etkilememek kaydıyla salt hukuki sebebin değiştirilmesi de bu yasak kapsamında değerlendirilemez.(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 13.09.2012 tarih 2022/1-127 Esas 2023/796 Karar sayılı ilamı). Dolayısıyla her ne kadar dava dilekçesinde davacı tarafça uyuşmazlık konusu çekin yazılı delil başlangıcı olduğu belirtilmiş ise de ilk derece mahkemesi tarafından taraflar arasında akdi ilişki bulunmaması nedeniyle isabetli olarak sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre yargılamanın sürdürülüp sonuçlandırılmasında ve ispat külfetinin davalıya yüklenmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde değildir. Davalı vekilinin çek bedelinin ödenmesine yönelik istinaf itirazlarının incelenmesinde; dosya kapsamına göre davalı tarafça sunulan ödeme belgelerinde alıcının lehtar ...Şti. olduğu, ödeme dekontlarında ödemelerin hangi hukuki ilişkiye istinaden yapıldığına dair bir açıklama bulunmamasının yanı sıra, zamanaşımına uğramış olsa dahi çek hamili yerine aradaki lehtar-cirantaya yapılan ödeme kötü ödeme olup borcu söndürmeyeceğinden ilk derece mahkemesinin bu husustaki kabul ve değerlendirmesi de yerindedir. (Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 24.01.2022 tarih 2021/3739 Esas 2022/569 Karar sayılı ilamı) Toplanan tüm bu deliller ile hukuki ve maddi vakıalar karşısında; takibe konu çekin süresinde muhatap bankaya ibraz edilmemesine, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk normunun doğru olarak tespit edilerek muhakemenin bu çerçevede yürütülmesine, davalının davacı aleyhinde sebepsiz zenginleşmediğine dair ispat külfetini yerine getirememiş olmasına, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazları yerinde değildir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 6.253,44 TL'den peşin alınan 1.563,36 TL'nin mahsubu ile bakiye 4.690,08 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 31.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.