T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/1358 Esas KARAR NO: 2026/274 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 24/04/2024 NUMARASI: 2023/593 ESAS, 2024/246 KARAR DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 17/02/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/1358 Esas KARAR NO: 2026/274 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 24/04/2024 NUMARASI: 2023/593 ESAS, 2024/246 KARAR DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 17/02/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili tarafından davalı borçlu aleyhine İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra takibi başlatıldığını, davalının ödeme emrine itiraz ederek icra takibini durudurduğunu, davalı ile müvekkili arasındaki ticari iş ilişkisi nedeniyle düzenlenen senede konu borcun ödenmesi gerekirken bugüne kadar herhangi bir ödeme yapmadığını, takibe konu senette davalı ...'nin müşterek ve müteselsil borçlu olarak imzası bulunduğunu, yapılan itirazın haklı bir sebebe dayanmadığını ileri sürerek yapılan itirazın iptaline ve davalının dava değerinin %20' sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; İcra takibine konu dayanak senedin, ... ...... Şti' nin sahibi bulunduğu ....... İli, .... İlçesi, ...Mahallesi, .... Mevkii,... Ada, .. parsel sayılı iki katlı betonarme imalathane ve arsa nitelikli gayrimenkulün davacıya satışına teminat olarak gayrimenkul sahibi ... Şirketinin ve o sırada şirket ortağı olan davalı ... ve ... tarafından şahitler huzurunda tanzim ve imza edilerek davacıya verildiğini, bu senedin arka üst kısmına gayrimenkulün satışına ilişkin teminat olarak verildiğinin Ali tarafından yazıldığını, teminat senedi karşılığı olan .......'teki iki katlı betonarme imalathane ve arsası bulunan gayrimenkulün 15/09/2017 tarihinde davacının oğlu...' a devredildiğini, bu şekilde teminat senedi bedeli karşılığı ödendiğini, senedin konusuz ve bedelsiz kaldığını, buna rağmen senedi icraya koyduklarını, icra takibine konu senedin tanzim ve vade tarihinin üzerinden 10 yıl geçtiğini, alacağın zaman aşımına uğradığını savunarak davanın reddini, kötü niyetli davacının takip miktarının %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemesine karar verilmesini talep etmiştir. İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/05/2023 tarihli 2023/145 E. - 2023/364 K. sayılı kararıyla; "1-Davacının davasının zamanaşımı nedeni ile REDDİNE, 2-Kötüniyet sabit olmadığından, tazminata yer olmadığına," karar verildiği, Dairemiz'in 2023/1060 Esas 2023/1281 Kararıyla ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.Dairemizin kaldırma kararı sonrasında yapılan yargılamada; İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/04/2024 tarih ve 2023/593 Esas - 2024/246 Karar sayılı kararıyla; "...Dava, zaman aşımına uğramış bonoya dayalı 10 yıllık genel zaman aşımı içinde yapılan ilamsız takibe yönelik itirazın iptaline ilişkindir. Davalının bildirdiği tanıkların beyanlarıyla savunma doğrulanmadığı gibi, kesin delil olan yemin teklifinde bulunan davalıya karşı, davacı yemin ederek, senedin teminat senedi olmadığını ve bedelinin ödenmediğini ifade etmiştir. Davacının yemini kesin delil olduğu ve davanın başkaca bir delille de ıspatlanamadığı, zaman aşımı dolmadan son gün icra takibi yapıldığı, alacağın kambiyo senedi vasfını kaybetmiş olsa da senede dayandığı, bunun bir borç belgesi olduğu, başkaca bir belgeyle doğrulanmasına gerek olmadığı anlaşıldığından, davanın kabulüne karar vermek gerektiği vicdani kanaat hasıl olmuş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.HÜKÜM:1-Davacının davasının KABULÜ ile, davalının İstanbul ...... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına yönelik itirazlarının İPTALİNE, takibin devamına, 2-Alacak likit ve itiraz haksız olduğundan, takip çıkışı üzerinden takdiren %20 üzerinden hesaplanan 340.000,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,..." karar verilmiştir. İSTİNAF İSTEMİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde;Davaya cevap dilekçesini tekrarla, takibe konu senet incelendiğinde, senedin düzenleme tarihinin 13.07.2012 olduğu, kambiyo senedi olan bononun TTK madde 749'a göre üç yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, davacının bu süre içinde senedi takibe koymadığından senedin zamanaşımına uğradığını, senedin kambiyo vasfını yitirdiğini, yine TTK madde 732'ye göre zamanaşımı süresi dolduktan sonra 1 yıl içinde davacının sebepsiz zenginleşme nedeniyle dava açma hakkı var iken bu hakkını da kullanmayarak bu hakkının da zamanaşımına uğradığını, ayrıca TBK madde 146'da düzenlenen genel zamanaşımı süresi olan 10 yıllık süre içinde de davacının senedi takibe koymadığından senedin zamanaşımına uğradığını, takip başlatan davacının davasını, alacağını ispat etmesi gerekirken veriliş sebebi " bedeli.....ahzolunmuştur " ..... kısmına çizgi çekilmiş yani boş olan bir adet senet ile takip açıp, yapılan itiraz karşısında açtığı davanın dilekçesinde alacağın " ticari iş ilişkisinden" kaynaklandığını belirtmiş olmasına rağmen bu ticari ilişkinin ne olduğu, neden kaynaklandığını açıklamadan buna ilişkin hiç bir yazılı delil, ticari defter ve kayıtlar ile fatura, irsaliye sunmadan yani davasını ispat edememiş olmasına rağmen mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, davayı ve kararı kabul ettiğimiz anlamına gelmemek kaydıyla; senedin konusuz ve bedelsiz kaldığı konusunda hiç bir araştırma yapılmadan davanın kabulüne karar verilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu,takip dayanağı senet kambiyo vasfında bir senet olmayıp zamanaşımına uğramış adi yazılı bir belge niteliğinde olduğunu, davacı, davalıyı temerrüde düşürmediğinden ancak takip tarihinden itibaren faiz isteyebileceğini ve davalının takibe faiz yönünden de itiraz etmiş olmasına rağmen bu hususu hiç gözönünde bulundurmadan bu konuda bir karar verilmediğini,asıl alacak üzerinden yani 900,000 TL üzerinden icra inkar tazminatına hükmetmesi gerekirken takip çıkışı üzerinden %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Davalı, takip konusu senedi bazı sorunlar nedeniyle ileride devredeceği fabrikayı devretmemesi halinde teminat olarak verdiğini iddia etmiş, davacı ise veriliş sebebinin yazılmadığı, boş ve üstü çizik olan senedin dava dilekçesinde ticari iş ilişkisinden dolayı alındığını, talimat mahkemesinde ise senedin verdiği mal karşılığı alındığına dair yemin etmiş olmasına rağmen senede karşılık verdiğini iddia ettiği malın ne olduğuna veya malın verildiğine dair hiç bir delil sunmadığını, kural olarak davacı davasını ispat ile yükümlü olmasına rağmen yerel mahkemenin bu hususların doğruluğunu araştırmadan karar vermiş olmasının hukuka aykırı olduğunu beyanla ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dava zamanaşımına uğramış bonodan kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.Davacı tarafından, davalı ile arasındaki ticari iş ilişkisi çerçevesinde düzenlenen senede konu borcun ödenmediği ileri sürülerek davalı ... ve dava dışı borçlu ... şirketi aleyhinde icra takibi başlatılmıştır. Davalı sunduğu cevap dilekçesinde; takibe konu bononun gayrimenkul satışı nedeniyle "teminat" olarak verildiğini, bono karşılığı gayrimenkulün tapu devri yapıldığından bononun konusuz ve bedelsiz kaldığını, senede bağlı hak ve alacağın zamanaşımına uğradığını savunmuştur. Zamanaşımına uğramış olan bono nedeniyle kambiyo hukukundan kaynaklanan haklar yitirilir ise de taraflar arasında temel ilişki bulunması halinde zamanaşımına uğramış bonoya yazılı delil başlangıcı olarak dayanılabilir. Bononun kambiyo hukukuna dayalı haklar yönünden zamanaşımına uğraması ile temel ilişki yönünden alacağın istem konusu edilmesi yönünden zamanaşımına uğraması farklı hukuki sebeplerdir.Bu nedenle, ilk derece mahkemesince her ne kadar yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de takibe konu bonoda davacı lehtar, davalı ...'nin avalist sıfatıyla bulunduğu, bononun 13/07/2012 düzenlenme ve vade tarihli olarak keşide edildiği, talebe konu zamanaşımına uğrayan bonoda kambiyo hukukuna dayalı hakların yitirildiği ve aval veren davalının sorumluluğunun kendiliğinden sona erdiği, aval verene temel ilişkiye dayanılarak başvurulmasının da mümkün bulunmaması karşısında ilk derece mahkemece bu gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken, hatalı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. 2-Kabule göre yapılan incelemede de; Davaya dayanak icra takibi, zamanaşımına uğrayan bonoya dayalı olarak ilamsız icra takibidir. Zamanaşımına uğrayan bono, ancak yazılı delil başlangıcı niteliğindedir. Davacı tarafından ticari ilişki çerçevesinde mal verdiğini ileri sürmüş, davalı tarafından bononun gayrimenkul satışında teminat olarak verildiği savunulmuş, ilk derece mahkemesince davacı tarafından eda edilen yemin çerçevesinde neticeye gidilmiştir. Taraflar ileri sürdükleri iddiaları ispat ile mükellef olup, borç doğurucu işlem olarak ileri sürülen "mal teslim" olgusunu ispat külfeti davacı üzerinde olmasına karşın, ispat külfetinin tersine delil değerlendirmesi yapılmak suretiyle sonuca gidilmesi yerinde olmadığı gibi, zamanaşımına uğrayan bono üzerinde yazılı vade tarihi kesin vade olarak kabul edilemeyeceğinden, borçlu temerrüdünü ispata elverişli somut delil bulunmaksızın talep edilen işlemiş faiz alacağının da hukuki dayanağı yoktur.Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulüne, hatalı gerekçe ile yazılı şekilde verilen ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce hüküm kurulmasına, zamanaşımına uğramış takibe bonoda kambiyo hukukuna dayalı hakların yitirildiği ve aval veren davalı sorumluluğunun kendiliğinden sona erdiği, aval verene karşı temel ilişkiye dayanılarak başvurulmasının da mümkün bulunmaması karşısında açılan davanın reddine, davacı tarafından kötü niyetle takip yapıldığına ilişkin dosya kapsamında delil bulunmadığından yasal şartları oluşmayan kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf talebinin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE, 2-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince; İstanbul ..... Asliye Ticaret Mahkemesinin ....04.2024 Tarih 2023/.. Esas, 2024/.... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın REDDİNE, 4-Davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin yasal talep koşulları oluşmadığından REDDİNE, 5-İlk derece yargılaması yönünden; a)Alınması gereken 732,00 TL harcın, peşin alınan 20.531,75 TL harçtan mahsubu ile artan 19.799,75 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince davacıya iadesine, b)Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, c)Davalı tarafından yapılan 186,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, d)Davalı lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 256.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-İstinaf yargılaması yönünden; a)İstinaf peşin harcının talebi halinde davalıya iadesine, b)İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama gideri olan 1.169,40 TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 270,00 TL posta ve tebligat masrafı olmak üzere toplam 1.439,4 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, c)İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Gerek ilk derecede gerekse istinaf aşamasında yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısımların karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.17/02/2026