Başvuru, devlet memurluğundan çıkarılma disiplin işleminin iptali istemiyle açılan davada ceza yargılaması dikkate alınmayarak karar verilmesi nedeniyle masumiyet karinesinin, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; devlet memurluğundan çıkarılma disiplin işleminin iptali istemiyle açılan davada ceza yargılaması dikkate alınmayarak karar verilmesi nedeniyle masumiyet karinesinin, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvurucu, Kocaeli Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünde şef olarak görev yapmaktayken bazı şirket sahipleri ile olağan dışı bağlantılar içerisine girdiği ve bazı resmî bilgileri bu şirketlere aktardığı gerekçesiyle yürütülen adli soruşturma kapsamında gözaltına alınmış, akabinde başvurucu hakkında idari soruşturma başlatılmıştır. Yürütülen idari soruşturma sonucunda başvurucu 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendinde yer alan memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak fiilini işlediğinden bahisle Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının (İdare) 19/8/2011 tarihli kararıyla iki kez devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmıştır. İdarenin Yüksek Disiplin Kurulu tarafından verilen bahse konu kararda başvurucunun bazı şirketlere ait ihale ve benzeri özel bilgileri resmî kayıtlar üzerinden sorguladığı, bu bilgileri ilişkide olduğu şirket sahipleri kardeşlere süreklilik arz edecek şekilde aktardığı, bunun yanında R.S.nin ortağı veya sahibi olduğu şirketlere aldığı talimata rağmen haciz uygulamayarak bu şirketleri icra takibinden koruduğu belirtilmiştir. Bunların karşılığı olarak da başvurucunun bankadan çektiği krediyi bu kişilere ödetmek, kızına burs ve kardeşine hatır çeki temin etmek şeklinde birtakım menfaatler sağladığı vurgulanmıştır. Öte yandan 19/8/2011 tarihli kararda başvurucunun toplantıya katılmaması nedeniyle sözlü savunma yapma hakkından vazgeçmiş sayıldığı belirtilmiştir. Buna ilişkin olarak, 18/8/2011 tarihinde yapılması planlanan yüksek disiplin kurulu toplantısının il müdürleri toplantısıyla çakışması nedeniyle ertelendiği, bu durumun başvurucu ve avukatına bildirildiği ancak başvurucu ve avukatının şehir dışından geldiğini ve bekleyemeyeceklerini belirterek hazırladıkları savunma belgelerini birimine teslim ederek ayrıldıkları hususu anılan kararda belirtilmiştir. Ayrıca 18/8/2011 tarihli tutanakta da kararda belirtilen bu hususlar aynen yer almaktadır. Başvurucu iki kez devlet memurluğundan çıkarılmasına ilişkin işlemin iptali talebiyle Kocaeli İdare Mahkemesinde (İdare Mahkemesi) dava açmıştır. Dava dilekçesinde başvurucu disiplin cezasına konu suçlamalar ile ilgili olarak ceza yargılamasında beraat ettiğini, savunma hakkı tanınmadan hakkında disiplin cezası tesis edildiğini ileri sürmüştür. İdare Mahkemesi 11/10/2012 tarihli kararıyla dava konusu işlemin iptaline karar vermiştir. Kararın gerekçesinde disiplin cezasına konu fiilleri nedeniyle başvurucu hakkında yürütülen ceza yargılamasında beraat kararı verildiği belirtilmiştir. Bu karara İdare tarafından yapılan temyiz başvurusu, Danıştay Onikinci Dairesince (Daire) kabul edilerek İdare Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Kararın gerekçesinde başvurucu hakkındaki beraat kararlarının delil yetersizliği nedeniyle verildiği ve memurun ceza kanununa göre mahkûm olmamasının disiplin cezasının uygulanmasına engel olmayacağı vurgulanmıştır. Bununla birlikte başvurucunun firma sahipleri ile yaptığı telefon görüşmelerinde, görev yaptığı dönemde kurum kayıtlarındaki vergi hesap numarası, kuruma olan borç miktarı, hangi tarihlerde kuruma ödeme yapıldığı, borçların ödenmesinde sıkıntı çekilip çekilmediği, hangi illerde hangi ihale konusu işlerin ne zamandan beri yapılmakta olduğu, hangi işte hangi tarihte kaç işçi çalıştırıldığı, ihale kazanılmışsa borcu yoktur yazısının getirilip getirilemeyeceği şeklindeki bilgileri ilgili şahıslara aktardığı hususunun kendi ifadesiyle sabit olduğu ve bu yolla menfaat sağladığı belirtilmiştir. Neticede başvurucuya isnat edilen fiillerin, mevzuata uygun şekilde yapılan telefon dinleme kayıtları ve başvurucunun ifadeleriyle sübuta erdiği ve başvurucunun devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık, aksi yöndeki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Başvurucunun bu karara yönelik yaptığı karar düzeltme başvurusu Daire tarafından kısmen kabul edilmiştir. Kararda başvurucuya isnat edilen R.S.nin ortağı veya sahibi olduğu şirketlere aldığı talimata rağmen haciz uygulamayarak bu şirketleri icra takibinden koruduğuna ve bu yolla menfaat temin ettiğine ilişkin fiilinden hareketle verilen devlet memurluğundan çıkarma cezasının hukuka aykırı olduğu belirtilerek İdare Mahkemesi kararının bu kısmının onanmasına karar verilmiştir. Başvurucunun şirket sahibi olan kardeşlere bilgi aktardığı ve bu yolla menfaat temin ettiği hususunun ise sabit olduğu belirtilerek İdare Mahkemesi kararının işlemin iptaline ilişkin bu kısmının bozulmasına karar verilmiştir. İdare Mahkemesi 11/10/2018 tarihinde Dairenin bozma ilamına uyarak davanın reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde başvurucunun kardeşlere resmî bilgileri aktardığı ve bunun karşılığı olarak gayrimenkul alıp satmak, kendilerinden aldığı gayrimenkulu yine onlara kiraya vermek, bankadan çektiği krediyi ödetmek, anılan kişilerden birinin satın aldığı arabayı kendi üzerine kaydettirmek, kızına burs ve kardeşine hatır çeki temin etmek, anılan kişilerden borç para almak ve çalıştığı kuruma televizyon bağışlatarak amirlerine hoş görünmek suretiyle menfaat sağladığı vurgulanmıştır. Neticede başvurucu hakkında Kocaeli Sulh Ceza Mahkemesince verilen iletişimin tespiti kararı uyarınca elde edilen telefon kayıtlarından ortaya konulan bu hususların başvurucunun fiilinin sübuta erdiğini gösterdiği belirtilmiştir. Başvurucunun bu karara yönelik temyiz başvurusu Dairenin 24/6/2019 tarihli, karar düzeltme başvurusu ise 1/7/2020 tarihli kararlarıyla reddedilmiştir. Başvurucu nihai kararı 4/8/2020 tarihinde öğrendikten sonra 1/9/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Öte yandan başvurucu hakkında rüşvet suçundan yürütülen ceza yargılaması sonucunda Kocaeli Ağır Ceza Mahkemesinin (Ağır Ceza Mahkemesi) 14/9/2022 tarihinde beraat kararı verilmiştir. Anılan kararda başvurucunun kızına burs verilmesi, yengesi adına kayıtlı şirkete toplam 000 TL tutarında iki adet çek verilmesi, başvurucunun çalıştığı kuruma televizyon hibe edilmesi şeklindeki eylemlerinin rüşvet anlaşması kapsamında yapıldığına ilişkin başvurucunun anılan suçtan cezalandırılmasına yeterli derecede her türlü şüpheden uzak, açık, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği belirtilmiştir. Bununla birlikte başvurucu hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak suçundan yürütülen ceza yargılaması sonucunda anılan suçun yasal unsurları oluşmadığı gerekçesiyle Ağır Ceza Mahkemesi 12/10/2011 tarihinde beraat kararı vermiştir.