14. Hukuk Dairesi 2011/11095 E. , 2011/11251 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 13.11.2009 gününde verilen dilekçe ile ... Tespit Komisyonu Kararının iptali istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 03.02.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili, davalılar Belediye vekili ve Hazine vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra d
**14. Hukuk Dairesi 2011/11095 E. , 2011/11251 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 13.11.2009 gününde verilen dilekçe ile ... Tespit Komisyonu Kararının iptali istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 03.02.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili, davalılar Belediye vekili ve Hazine vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, ... Komisyonunun 09.10.2009 tarihli ve 39 sayılı yayla tahsis kararının iptali istemiyle açılmıştır. Davalı ..., kendilerine husumet düşmeyeceğini, diğer davalı Hazine ise ... komisyonunca yapılan işlemlerin yasaya uygun bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, dava kabul edilmiştir. Hükmü, davacı vekili, davalılar Belediye ve Hazine vekilleri temyiz etmiştir. 1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir. 2-4342 Sayılı ... Kanununun 3.maddesi (e) bendinde yaylak; çiftçilerin hayvanları ile birlikte yaz mevsimini geçirmeleri, hayvanlarını otlatmaları ve otundan yararlanmaları için tahsis edilen veya kadimden beri bu amaçla kullanılan yerler olarak tanımlanmıştır. Yasanın 4.maddesinin ilk fıkrasında yaylakların kullanma (yararlanma) hakkının bir veya birden çok köy veya belediyeye ait olduğu kabul edilmiştir. Hangi nitelikteki taşınmazların ..., yaylak ve kışlak olarak köylere veya belediyelere tahsis edileceği yasanın 5.maddesinde gösterilmiş bulunmaktadır. Kuşkusuz, ... Kanununa göre bir yerin yaylak olarak tahdit ve tahsis işlemini yapacak kuruluş ... komisyonlarıdır. Nitekim, dava konusu yapılan 09.10.2009 tarihli ve 39 sayılı ... Komisyon Kararıyla 493 ada 6 sayılı parsel yaylak tahdit kapsamına alınmış ve bu niteliğiyle davalı belediyeye tahsis edilmiştir. Dosyada yer alan diğer bilgi ve belgelerden; çekişme konusu taşınmazın kadastro işlemi sonucu özel mülk olarak belirlenmesine karşı davalılardan Hazine’nin itiraz ettiği, aynı yer mahkemesinin 2008/366 esasında kayıtlı davada yaylak iddiasında bulunarak dava açtığı, açılan davanın reddedildiği ancak Yargıtay’da temyiz aşamasında olduğundan mahkeme hükmünün kesinleşip kesinleşmediğinin anlaşılamadığı görülmektedir. Burada çekişmenin mahiyeti gereği kesin hüküm kavramı üzerinde durulması gerekmektedir. Hukuki istikrar toplumun huzur ve güveni için zorunludur. Bu nedenledir ki bir ilamla haklılığı saptanan gerçek yine aynı taraflar arasındaki daha sonraki bir ilamla yok sayılamaz. Bu olgu, yürürlükteki mevzuatta (HUMK m.237) “kaziyei muhakeme=kesin hüküm” olarak ifadesini bulmuş, kesin hüküm olumsuz dava şartları arasında sayılmıştır. Kesin hükme konu taşınmaz yönünden taraflar arasında çıkan sonraki günlü uyuşmazlıklarda, kesin hükme değer verilmesi kamu düzeni gereğidir. Ayrıca bu husus eski hukukumuzda Mecellenin 80.maddesinde de hükme bağlanmıştır. Görülüyor ki, gerek bugünkü mevzuatımızda gerekse eski hukukta bir hak kesin olarak hükme bağlanmışsa, o hakka-istisnalar dışında- üstünlük tanımak, o hakkı teslim etmek asıldır. Kısaca ve yeniden ifade etmek gerekirse, eldeki davanın sonucu 493 ada 6 parsel sayılı taşınmaza ilişkin Hazine tarafından açılan davanın kesinleşmiş olup olmamasına bağlıdır. Mahkemece yapılması gereken iş, 493 ada 6 sayılı parsel hakkında Hazine tarafından açılan dava sonucunun ne olduğunu araştırmak, yapılacak araştırma sonucu kesinleştiği anlaşılırsa davayı şimdiki gibi kabul etmek, aksi durumda istemi reddetmek olmalıdır. Değinilen yönler bir yana bırakılarak eksik inceleme ve araştırmaya dayalı davanın yazılı olduğu şekilde kabulü doğru olmadığından karar bozulmalıdır. 3-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Dava dilekçesinde dava değeri 50.000 TL gösterilmiş, bunun üzerinden nisbi dava harcı davacı tarafından yatırılmış olmasına rağmen mahkemece, davada vekille temsil edilen davacı yan lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmiştir. Konusu para olan veya para ile değerlendirilebilen bir şey olan davalarda vekalet ücreti nisbi tarifeye göre hesaplanır (A.A.Ü.T. md.12). Mahkemece davacı tarafça harcı yatırılmış dava değeri üzerinden nisbi vekalet ücretine hükmetmek gerekirken bu husus gözden kaçırılarak maktu vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle de bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1).bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne hükmün (2) ve (3) numaralı bent uyarınca BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatıran taraflara iadesine, 29.09.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.