8. Hukuk Dairesi 2021/13610 E. , 2024/6870 K. İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2013/86 E., 2018/93 K. KARAR : Davanın kısmen kabulüne kısmen reddine Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan kadastro tespitine itiraz davasında yapılan yargılama sonunda Mahkemece, asli müdahiller ... ve ...'ın davası ile asli müdahiller ... ve müştereklerinin davalarının kabulüne, davacı Hazinenin davasının kısmen kabulüne ve davacı ...'in davasının reddine karar …
**8. Hukuk Dairesi 2021/13610 E. , 2024/6870 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2013/86 E., 2018/93 K. KARAR : Davanın kısmen kabulüne kısmen reddine Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan kadastro tespitine itiraz davasında yapılan yargılama sonunda Mahkemece, asli müdahiller ... ve ...'ın davası ile asli müdahiller ... ve müştereklerinin davalarının kabulüne, davacı Hazinenin davasının kısmen kabulüne ve davacı ...'in davasının reddine karar verilmiş olup, hükmün davacı Hazine vekili ile davalı ... ve müşterekleri (... mirasçıları) tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R 766 sayılı Tapulama Kanunu (766 sayılı Kanun) uyarınca 1975 yılında yapılan kadastro sırasında Şanlıurfa İli Bozova İlçesi Tatarhüyük köyü çalışma alanında bulunan ve temyize konu edilen 122, 124, 125, 126 parsel sayılı ve sırasıyla 22.000,00, 119.600,00, 51.000,00, 22.200,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar tapu kaydı, ifraz, satın alma, ırsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle 122 parsel sayılı taşınmaz eşit paylarla ... ve .... (... çocukları), 124 parsel sayılı taşınmaz ... (... oğlu), 125 parsel sayılı taşınmaz ... ...(... oğlu) ve 126 parsel sayılı taşınmaz ...ve müşterekleri adına (... mirasçıları), 128 parsel sayılı 65.200,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydı, ifraz, ırsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... ve müşterekleri (... oğlu ... mirasçıları) adına, 129 parsel sayılı 185.400,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydı, ifraz, satın alma, hibe ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... (.... oğlu) adına, 161 parsel sayılı 40.100,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz vergi kaydı, ifraz, hibe ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... (... oğlu) adına, 277 parsel sayılı 105.400,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydı, ifraz, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... (... oğlu) adına, 140 parsel sayılı 34.000,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydı, ifraz, taksim, hibe ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... (... oğlu) adına, 142, 143, 144, 146 147, 148 parsel sayılı sırasıyla 12.000,00, 31.000,00, 5.600,00, 12.900,00, 19.000,00, 7.400,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar tapu kaydı, ifraz, taksim, satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle 142 parsel sayılı taşınmaz .... ve müşterekleri (... çocukları) adına, 143 parsel sayılı taşınmaz eşit paylarla ... ve ... (... çocukları) adına, 144 ve 148 parsel sayılı taşınmazlar ... ve müşterekleri (... çocukları) adına, 146 parsel sayılı taşınmaz ... ve müşterekleri (... mirasçıları) adına, 147 parsel sayılı taşınmaz ... (... oğlu) adına tespit edilmiş ve 147 parsel sayılı taşınmaz yönünden muterizler ... ve müştereklerinin Kadastro Komistonuna itirazı üzerine komisyon tarafından taşınmazın ... ve müşterekleri (... oğlu ... mirasçıları) adına tescil edilmesine ancak taşınmaz üzerindeki asma çubuklarının ...'a (... oğlu) ait olduğunun beyanlar hanesinde gösterilmesine karar verilmiş ve 27 parsel sayılı 95.000,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise tapu kaydı, ifraz, ırsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... ve müşterekleri (... oğlu ... mirasçıları) adına tespit edilmiş, bilahare kadastro komisyon kararı ile taşınmazın "Asliye Hukuk Mahkemesinde davalı olduğu" belirtilerek kadastro tutanağının Tapulama Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir. Davacı Hazine vekili dava dilekçesiyle, öncesinde mütegayyip şahıstan gelen Mayıs 1290 tarihli ve 13 ila 22 sıra numaralı ve 25 ila 33 sıra numaralı, Ağustos 1306 tarihli ve 3 sıra numaralı, Haziran 1307 tarihli ve 4 sıra numaralı, Temmuz 1325 tarihli ve 55 sıra numaralı, Nisan 1326 tarihli ve 36 sıra numaralı, Haziran 1326 tarihli ve 32 ila 36 sıra numaralı tapu kayıtları kapsamında kalan 27 parça taşınmazın Hazine'ye intikal ettiğini, davalının babası ... oğlu ...'un hasımsız tescil ilamı ile adına Nisan 1953 tarihli ve 16 ila 23 sıra numaralı tapu kayıtları çıkartmak suretiyle 6 parça taşınmazı fuzulen işgal ettiğini belirterek davalı ...'un (... oğlu) adına olan Nisan 1953 tarihli ve 16 ila 23 sıra numaralı tapu kayıtlarının iptal edilerek davalının taşınmazlara müdahalesinin men'ine yönelik olarak ve davalı olarak ...'u göstererek tapu kaydına dayalı el atmanın önlenmesi ile tapu iptali ile tescili davası açmış, yargılama sırasında 22.01.1973 tarihli celse de davacı Hazine vekili dayandıkları tapu kayıtlarının Mayıs 1290 tarihli ve 16, 18, 19, 20, 22, 24 25, 33 sıra numaralı tapu kayıtları olduğunu ve yapılacak keşiflerde bu tapu kayıtlarının uygulanmasını istediklerini beyan etmiştir. Davalı ... ile yargılama sırasında davaya davalı olarak katılımları sağlanan ... oğlu ...'un davalı dışındaki diğer mirasçıları, taşınmazların 21.04.1953 tarihli ve 16 ila 23 sıra numaralı tapu kayıtları kapsamında kaldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Asliye Hukuk Mahkemesinde yapılan yargılama sırasında taşınmazların bulunduğu bölgede kadastro çalışmalarının başladığı belirtilerek dava dosyası Tapulama Mahkemesi'ne aktarılmıştır. Tapulama Mahkemesince yapılan yargılama sırasında keşif yapılmadan 12, 13, 14, 15, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 24, 25, 26, 27, 28, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40 ve 158 parsel sayılı taşınmazların kadastro tutanakları davalı hale getirilmiş, ardından 17.06.1987 tarihinde yapılan keşifle 27, 125, 142, 144, 146, 148, 161, 247, 264, 277 parsel sayılı taşınmazların aktarılan davanın kapsamında kaldığı belirtilerek 31.05.1990 tarihli celsede anılan taşınmazların kadastro tutanak asıllarının dosyaya getirtilmesi yönünde ara karar kurulmuş, 11.03.1991 tarihli celse de ise 12, 13, 14, 15, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 24, 25, 26, , 28, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40 ve 158 parsel sayılı taşınmazlar yönünden "aktarılan davanın kapsamında kalmadığı" belirtilerek eldeki dosyadan tefrik edilmesine karar verilmiş ve tefrik sonrasında davacı Hazine ile davalı ... ile müştereklerinin de taraf olduğu Bozova 2. Tapulama Kadastro Mahkemesi'nin 13.06.1991 tarihli ve 1991/22 Esas, 1991/107 Karar sayılı kararıyla "27, 125, 142, 144, 146, 148, 161, 247, 264, 277 parsel sayılı taşınmazların aktarılan davanın kapsamında kaldığı, diğer taşınmazların ise dava konusu olmadığı" gerekçesiyle 12, 13, 14, 15, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 24, 25, 26, , 28, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40 ve 158 parsel sayılı taşınmazların kadastrolarının olağan usullere göre tamamlanması için dosyanın Kadastro Müdürlüğü'ne iadesine karar verilmiş ve Mahkemece kararın taraflarca temyiz edilmemesi üzerine 02.10.1991 tarihinde kesinleştiği hususu şerh edilmiştir. Diğer taraftan, 161 parsel sayılı taşınmaza yönelik kadastro tespitine esas alınan vergi kayıt miktar fazlasına, 114, 116, 120, 122, 124, 125, 126, 127, 128, 129, 143, 147, 151, 153, 156 parsel sayılı taşınmazlara yönelik ise kadastro tespitlerine esas alınan tapu kayıtlarının miktar fazlasına yönelik olmak üzere kadastro komisyonuna davacı Hazine tarafından itiraz edilmiş ve Kadastro Komisyonu tarafından itirazları red edilen davacı Hazine vekilinin her bir parsel hakkında ayrı ayrı açmış olduğu dava dosyaları ile 140 parsel sayılı taşınmaz yönünden ise aynı iddia ile davacı Hazine vekili tarafından açılan ve hakkında "tapu kayıt miktar fazlasına yönelik uygulamanın yetersiz olması nedeniyle yöntemine uygun şekilde tapu kayıt uygulaması yapılması" gereğine değinilerek Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 21.09.1981 tarihli ve 1981/7952 Esas, 1981/9450 Karar sayılı kararıyla bozma kararına uyulmasından sonra anılan tüm parseller yönünden Mahkemece eldeki dava dosyası ile her bir parsel hakkındaki davalar arasında irtibat bulunduğu belirtilerek anılan davalar eldeki dosya ile birleştirilerek yargılamaya devam olunmuştur. Davacı ... dava dilekçesinde, 147 parsel sayılı taşınmazın dedesinden kendilerine intikal ettiğini, bu nedenler miras payının adına tesciline karar verilmesi istemiyle açmış olduğu dava, eldeki dava dosyası ile birleştirilmiş ise de aşamalarda davacı davasından feragat etmiştir. Asli müdahil ... ve ... müdahale dilekçesinde, 147 parsel sayılı taşınmazın babalarından kendilerine intikal ettiğini ve taşınmaza kendilerinin zilyet olduğunu belirterek taşınmazın adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir. Asli müdahil ... müdahale dilekçesinde, 143 parsel sayılı taşınmazın kendisi ve müştereklerinin zilyetliğinde bulunduğunu belirterek taşınmazın kendisi ve müşterekleri adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Asli müdahiller ..., ... ve ... müdahale dilekçesinde, 143 parsel sayılı taşınmazın 23.03.1957 tarihli ve 24 sıra numaralı tapu kapsamında olup taşınmaza da zilyet olduklarını belirterek taşınmazın adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir. Asli müdahil ... müdahale dilekçesinde ise 143 parsel sayılı taşınmazın babasından intikal ettiğini belirterek davaya asli müdahil olarak katılmasına karar verilmesini istemiştir. Mahkemece dava dosyaları birleştirildikten sonra yapılan yargılama sonunda, "dava açıldıktan sonra geçen kadastro çalışmaları sırasında iptali istenen Nisan 1953 tarihli ve 16 ila 23 sıra numaralı tapu kayıtlarının Bozova Asliye Hukuk Mahkemesinin 1952/85 Esas, 1953/26 Karar sayılı ilamına istinaden oluştuğu ancak hasımsız olarak verilen bu kararda Hazine ve diğer tarafların, taraf olmadıklarından bu ilamın kendilerini bağlamayacağı, tapu kayıtlarının herhangi bir parsellere vizyon görmediği ve herhangi bir taşınmaza uygulanmadığı, dava konusu yerlerin tespiti için yapılan keşifte Nisan 1953 tarihli ve 16 ila 23 sıra numaralı tapu kayıtlarının Tatarhöyük Köyü 27, 125 161, 142, 144, 146, 148, 247, 264, 277 parsel sayılı taşınmazları kapsadığı tespit edilmişse de bu parseller incelendiğinde bazı parsellerin ... veya mirasçıları ile ilgili olmadığı, 161 parselin vergi kaydına göre ..., 277 parselin T.Evvel 1279 tarihli ve 164 sıra numaralı tapu kaydına göre, 142, 144, 146, 148 parsellerin Temmuz 1323 tarihli ve 111 sıra numaralı tapu kayıtlarına göre çeşitli kişiler adına tespit gördüğü, ...'la bir ilgisinin olmadığı, hatta 142, 144, 146, 148, 277 parsellere ilişkin tespitin kesinleştiği anlaşıldığından mahkemece kadastro çalışmaları sırasında dava konusu Tatarhöyük Köyünde Hazine tarafından itiraz edilen ve bu dosya ile birleşen parsellerin davalı olduğunun kabul edildiği, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, dava konusu parsellerin hangi tapu kaydı kapsamında kaldığı ve miktar fazlası olup olmadığına ilişkin olduğu, bu doğrultuda yapılan keşifler, dinlenen mahalilli bilirkişi ve tanık beyanları, komşu kayıtlar ve özellikle aynı köye ait dosya içerisinde yer alan mahkeme ilamları ile sabit olduğu üzere davacı Hazine'nin dayandığı mütegayip şahıstan gelen Mayıs 1290 tarihli ve 13 ila 22 ve 25 ila 33 sıra numaralı, 1306 tarihli ve 3 sıra numaralı, Haziran 1307 tarihli ve 4 sıra numaralı, Temmuz 1305 tarihli ve 55 sıra numaralı, 1326 tarihli ve 36 sıra numaralı ve Haziran 1326 tarihli ve 32 ila 36 sıra numaralı tapu kayıtlarının sınırları ve mevkiisi itibariyle dava konusu yerleri kapsadığını ispatlayamadığı, yine davalıların dayandığı kadastro çalışmaları sırasında dava konusu parsellerle dava dışı 140 ila 157 parsellere revizyon gören Temmuz 1323 tarihli ve 111 sıra numaralı tapu kayıtlarının sınırları "tarik, Gölcük ve Küçüktülmen takımı" okuduğundan sabit sınırlı olmayıp miktarı yani yüz ölçümü kadar geçerli olduğu, davalıların dayandığı kadastro çalışmaları sırasında dava konusu parsellerle dava dışı 114 ila 129 parsellere revizyon gören Nisan 1953 tarihli ve 14 sıra numaralı tapu kaydının sınırlarının "sahibi mülk, ..." okuduğundan sabit sınırlı olmadığı, miktarı yani yüz ölçümü kadar geçerli olduğu davalıların dayandığı her iki tapu kayıtlarının kadastro çalışmaları sırasında yüz ölçümünden çok fazla parsele revizyon gördüğü göz önüne alındığında dayandıkları tapu kayıtlarının dava konusu yerleri kapsadığını ispatlayamadıkları, bu durumda taraflar arasındaki uyuşmazlığın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14 üncü maddesindeki (mülga 766 sayılı Kanun'un 33. maddesindeki) zilyetlik hükümlerine göre çözülmesi gerektiği buna göre dava konusu 114, 120, 151 parsellerin tamamı ile 153 parselde (A) Harfi ile gösterilen 19.750,00 metrekarelik kısmın davalı ...'un, 124 ve 156 parsellerin davalı ...'un, 140 parselin davalı ...'un, 143 parselin...çocukları ......, ..., ... ve İmam'ın, 116, 128 parselin tamamı ile 153 parselde (A) Harfi ile gösterilen 19.750,00 metrekarelik kısmın ... ve kardeşlerinin, 127 parselin ... ve Kardeşlerinin, 122 parselin ... ve ... Duyanların, 126 parselin Hışman ... ve kardeşlerinin, 125 parsel ...'nin, 143 parsel ....evlatları......, ..., ..., ... ve ...'ın, 129 parsel ...'un 20 yıldan fazla davasız, aralıksız malik sıfatıyla zilyet oldukları, dava konusu yerde buğday, arpa, mercimek ekmek suretiyle tarımsal faaliyette bulunduklarından zilyetliklerinin ekonomik amaçla olduğu 3402 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesi ve mülga 766 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesi uyarınca zilyetlikle mülkiyeti kazanma şartlarını gerçekleştirdikleri ancak davalılardan ..., ... çocukları . tescil edildiğinden dava konusu Bozova ilçesi Tatarhöyük köyü 114, 120, 151, 153, 127, 116, 156 parsellerin miktar fazlası olup Hazine'ye ait olduğu, 124, 128, 129 parseller üzerinde zilyetler lehine karar verilmesi haline miktar fazlası kısımların olduğu, davacı ...'in dava konusu 147 parsel sayılı taşınmaza yönelik davasından feragat ettiği, 147 parselin malik kısmına ilişkin taraflar arasında ihtilaf olmadığı, ihtilafın beyanlar hanesine ilişkin olduğu, dosyadaki taraf beyanları göz önüne alındığında davacılar ... ve ...'ın tespit maliklerinin ortakçısı oldukları, taşınmaz üzerindeki asma ağaçlarını davacıların diktiğinin anlaşıldığı, 161 parsel sayılı taşınmaz yönünden 161 parsel ile dava dışı 160 parsele uygulanan vergi kaydının 160 ve 161 parsel sayılı taşınmazların tamamını kapsamına aldığı, sınırlarının sabit olup genişletilmeye elverişli olmadığı bu nedenle miktara değil kapsadığı alana itibar edilmesi gerektiği ve 27 parsel sayılı taşınmaz yönünden ise taşınmazın dava konusu olmadığı" gerekçesiyle asli müdahiller ... ve ...'ın davası ile asli müdahiller ... ve müştereklerinin davalarının kabulüne, davacı Hazine'nin davasının kısmen kabulüne, davacı ...'in davasının reddine, temyize konu edilmeyen 114, 120, 151,153, 127, 116, 156 parsellerin tespitinin iptali ile Hazine adına, temyize konu edilen 124 parselin tespitinin iptali ile toplam 119.600 hisse itibariyle 29.600 hissesi ... evladı ... ve 90.000 hissesi Hazine adına, temyize konu edilen 122 parselin tespit gibi eşit hisselerle ... evlatları ... ve ... (...) .... adlarına, temyize konu edilen 126 parselin tespit gibi ... evladı ... ile... evlatları ...,..., ... (...) Balcı, ..., ... adlarına, temyize konu edilen 125 parselin tespit gibi ... oğlu ... ... adına, temyize konu edilen 129 parselin tespitinin iptali ile toplam 185.400 hisse itibariyle 100.000 hissesinin ...oğlu ... ve 85.400 hissesinin Hazine adına, temyize konu edilen 128 parselin tespitinin iptali ile toplam 65.200 hisse itibariyle 23.600 hissesi İ.... çocukları ..., ..., ..., ..., .....ve 41.600 hissesi Hazine adına, temyize konu edilen 140 parselin tespit gibi .... oğlu ... adına, temyize konu edilen 161 parselin tespit gibi ... oğlu ... adına, temyize konu edilen 143 parselin tespitinin iptali ile...evlatları ......., ..., ... ve ... adlarına eşit hisselerle paylı mülkiyet şeklinde tapuya kayıt ve tesciline, temyize konu edilen 147 parselin malik kısmının komisyon kararındaki gibi tapuya kayıt ve tescili ile beyanlar hanesine ilişkin tespitin iptali ile üzerindeki asma bağ çubuklarının müştereken davacılar ... ve ... ait olduğunun beyanlar hanesinde gösterilmesine, temyize konu edilen 27 parselin kadastro tutanağının olağan usullerle doldurulması için kadastro müdürlüğüne iadesine karar verilmiş; davalı Hazine vekili ile 27 parsel sayılı taşınmaza yönelik olarak davalı ... ve müşterekleri vekili (... mirasçıları) tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece yukarıda yazılı şekilde karar verilmiş ise de tarafların iddiaları ve savunmalarına yönelik yukarıdaki paragraflarda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere yapılan araştırma ve inceleme yeterli değildir. 3402 sayılı Kanun'un 30/2 nci maddesi gereğince kadastro hakimi, iddia ve savunma çerçevesinde hüküm kurarken, davanın tarafları ile bağlı kalmaksızın hak sahibi olduklarını saptadığı takdirde dava dışı üçüncü şahıslar lehine de tescil hükmü vermekle yükümlü olduğundan, bu çerçevede re'sen araştırma yapmak ve gerçek hukuki durumu tespit etmek zorundadır. Bu bağlamda, somut olayda 125 ve 161 parsel sayılı taşınmazların kadastro tutanaklarının malik hanesi doldurulmuş ise de davanın anılan niteliği gereği, kadastro tutanaklarının malik hanesinin hukuken boş olduğunun kabulü gerekir. Mahkemece yapılan araştırmalar sonucunda 27, 125, 142, 144, 146, 148, 161, 247, 264, 277 parsel sayılı taşınmazların aktarılan davanın kapsamında kaldığı belirlenmiş olup bu husus mahkemeninde kabulünde olup taraflar arasında anılan parsellerin aktarılan davanın kapsamında kalıp kalmadığına yönelik uyuşmazlıkta bulunmamaktadır. Aktarılan davanın kapsamında kalmayan 114, 116, 120, 122, 124, 126, 127, 128, 129, 140, 143, 147, 151, 153, 156 parsel sayılı taşınmazlar hakkında Hazine tarafından miktar fazlasına yönelik olarak dava açılmış olup 125 ve 161 parsel sayılı taşınmazlar ise hem aktarılan davanın kapsamında olup aynı zamanda anılan parsellere yönelik Hazine'nin miktar fazlasına yönelik ayrıca açmış olduğu davaları da mevcuttur. Davaya konu edilen taşınmazların kadastro tespitlerine, 27 parsel sayılı taşınmazın Nisan 1953 tarihli ve 1 sıra numaralı tapu kaydı, 114, 116, 120, 122, 124, 125, 126, 127, 128, 129 parsel sayılı taşınmazların Nisan 1953 tarihli ve 14 sıra numaralı tapu kaydı, 140, 143, 147, 151, 153, 156 parsel sayılı taşınmazların Temmuz 1323 tarihli ve 111 sıra numaralı, Ekim 1964 tarihli ve 79 sıra numaralı, Ocak 1974 tarihli ve 22 sıra numaralı, Eylül 1961 tarihli ve 22 sıra numaralı ve Ekim 1964 tarihli ve 88 sıra numaralı tapu kayıtları ile 161 parsel sayılı taşınmaz yönünden ise 1936 tarihli ve 32 sıra numaralı vergi kaydı dayanak kayıt olarak alınmıştır. Taşınmazların kadastro tespitlerine esas alınan kayıtların incelenmesinde ise, a) Davalı ... mirasçılarının dayandıkları Nisan 1953 tarihli ve 16 ila 23 sıra numaralı tapu kayıtları, davacısı olarak ... oğlu ... tarafından açılan 17.03.1953 tarihli ve 1952/85 Esas, 1953/26 Karar sayılı hasımsız tescil ilamıyla oluşmuş olup 16 ila 17 ve 20 ila 23 sıra numaralı tapu kayıtlarının revizyon görmediği, 19 sıra numaralı tapu kaydının dava dışı 12 ila 40 parsel sayılı taşınmazlar ile 20 sıra numaralı tapu kaydının 158 parsel sayılı taşınmaza revizyon gördüğü hususları aşamalarda belirtilmiş olup davalı ... mirasçıları aktarılan davanın kapsamının belirlenmesine ilişkin yapılan keşiften sonra 27 parsel sayılı taşınmaz yönünden Nisan 1953 tarihli ve 16 sıra numaralı tapu kaydının taşınmazı kapsadığını savunmuştur. b) Nisan 1953 tarihli ve 14 sıra numaralı tapu kaydı; davacısı olarak ... oğlu ... tarafından açılan 17.10.1952 tarihli ve 1952/37 Esas, 1952/38 Karar sayılı hasımsız tescil ilamıyla oluşmuş olup miktarı 80 dönümlük tapu kaydı olup 114 ila 129 parsel sayılı taşınmazlara revizyon gördüğü belirtilmiştir. c) Eylül 1961 tarihli ve 22 sıra numaralı tapu kaydının bulunamadığı belirtilmiş olup, kök kayıtları Temmuz 1323 tarihli ve 102 ve 111 tarihli tapu kayıtları 120 dönüm miktarlı ve hududları "kökçe takımı, tarik, ..., ... tarlaları" olan pay tapu kayıtları ise Temmuz 1323 tarihli ve 102 sıra numaralı tapu kaydının satış yoluyla tedavül etmesi neticesinde Ekim 1964 tarihli ve 79 sıra numaralı, Temmuz 1323 tarihli ve 111 sıra numaralı kaydının miras yoluyla intikal etmesi nedeniyle Ocak 1974 tarihli ve 22 sıra numaralı ile Haziran 1962 tarihli 22 sıra numaralı tapu kayıtlarına tedavül gördüğü, kök kaydı Muharrem 1281 tarihli ve 88 ile 89 sıra numaralı yoklama kayıtları 2 kil miktarlı ve 1/2 oranlı pay tapu kayıtları olup 88 sıra numaralı kaydın hududları "Bayır, ... ..., Şeyh ve... İsmail tarlaları", 89 sıra numaralı kaydın hududları ise "Bayır, Mamo, ..., Tarik" olduğu, 88 sıra numaralı kaydın satış yoluyla tedavül etmesi neticesinde 48 dönüm miktarlı hududları "Kuzeyi; Ali Meste ve Şıh ... Efendi tarlası, Doğusu; Şehir Yolu, Güneyi ve Batısı; Şıh ve ... Efendi tarlaları" olan Temmuz 1331 tarihli ve 19 sıra numaralı tapu kaydı; 89 sıra numaralı tapu kaydının satış yoluyla tedavül etmesi neticesinde 20.000,00 metrekare miktarlı hududları "Kuzeyi; Ali Misto ve Şıh ... Efendi tarlası, Doğusu; Şehir Yolu, Güneyi; ... tarlası ve Batısı;Kuruçay" olan Mart 1957 tarihli ve 31 sıra numaralı tapu kaydına, ardından Temmuz 1331 tarihli ve 19 ve Mart 1957 tarihli ve 31 sıra numaralı tapu kayıtlarının ise 48.000,00 metrekare miktarlı ve hududları "Kuzeyi; Ali Meste ve Şıh ... Efendi tarlası, Doğusu; Şehir Yolu, Güneyi ve Batısı; Şıh ve ... Efendi tarlaları" olan Ekim 1964 tarihli ve 88 sıra numaralı tapu kaydına son tedavül olarak ettiği ve 140 ila 157 parsel sayılı taşınmazlara revizyon gördüğü belirtilmiştir. d) 1936 tarihli ve 32 sıra numaralı vergi kaydının ise, 20.000,00 miktarlı ve hududları "Kuzey; Hüvek Yolu, Doğu; Yol, Güney; Kuruçay, Batı; Şeyh Müslim Aksoy" olan ... oğlu Osman Yıldırım adına olduğu anlaşılmıştır. Yukarıda ayrıntılı olarak anlatılan hususlar dahilinde taraflar arasındaki uyuşmazlık aktarılan davanın kapsamında 125 ve 161 parsel sayılı taşınmazlar yönünden, davacı Hazine'nin dayandığı ve mütegayyip şahıstan Hazineye intikal eden Mayıs 1290 tarihli ve 16, 18, 19, 20, 22, 24 25, 33 sıra numaralı tapu kayıtları ile temyiz yoluna başvuran davalıların 27 parsel sayılı taşınmaz yönünden savunmalarında belirtikleri 21.04.1953 tarihli ve 16 sıra numaralı tapu kaydının kapsamında kalıp kalmadıkları, bu kayıtların taşınmazları tamamen veya kısmen kapsamaması halinde bu taşınmazlar üzerinde zilyetlikle iktisap koşullarının şahıslar lehine oluşup oluşmadığı, aktarılan davanın kapsamında kalmayıp Hazine tarafından miktar fazlasına yönelik olarak açılan ve temyize konu edilen taşınmazlar yönünden ise tapu kayıtlarının miktar fazlalıkları üzerinde zilyetlikle iktisap koşullarının şahıslar lehine oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. Ne var ki, Mahkemece aktarılan dava kapsamında kalan taşınmazlar yönünden davacı Hazinenin dayandığı tapu kayıtlarının revizyon durumu araştırılmamış, her bir parsel hakkında zeminde ayrı ayrı uygulama yapılarak tapu kayıtlarının taşınmazları kapsayıp kapsamadığı araştırılmamış, hasımsız tescil ilamıyla oluşan tapu kayıtlarının tescil dava dosyasında taraf olmaması nedeniyle Hazine yönünden bağlayıcı olup olmadığı üzerinde durulmamış, Hazine'nin miktar fazlasına yönelik olarak açtığı davalarda ise taşınmazların kadastro tespitlerine esas alınan tapu kayıtlarının miktarıyla geçerli olacağı hakkında Mahkeme'nin kabulü yerinde ise de miktar fazlası olan kısımlar üzerinde taşınmazların niteliği ve üzerindeki zilyetliğin sürdürülüş biçimi ve zamanına yönelik denetime elverişli olmayan, soyut ve dava dosyalarının tamamının birleştirilmesinden sonra keşif yapılmadan birleştirme kararlarından önceki mahkeme gözlemlerinin de yapılmadığı keşifler hükme esas alınmış, 161 parsel sayılı taşınmaz yönünden sadece aktarılan davanın kapsamının belirlenmesi sırasında keşif yapılmış, taşınmaz hakkında davacı Hazine'nin dayandığı tapu kayıtları ile taşınmazın kadastro tespitine esas alınan 1936 tarihli ve 32 sıra numaralı vergi kaydının zeminde uygulaması yapılmamış ve taşınmaz üzerindeki zilyetlik durumunun araştırılmasına yönelik olarak keşif yapılmadan taşınmaz üzerinde zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğu belirtilmiş,147 parsel sayılı taşınmaz hakkında Hazine'nin miktar fazlasına yönelik davası bulunduğu halde, taşınmaz hakkında sadece beyanlar hanesine yönelik davanın bulunduğu belirtilmiş, zilyetlik araştırması yönünden, 125 ve 161 parsel sayılı taşınmazlar yönünden aktarılan davanın tarihi 1961 yılı olarak kabul edilmesi gerekirken 1971 yılı kabul edilmiş, taşınmazlar hakkında birleştirme kararları öncesindeki zilyetliğin sürdürülüş biçimi ve başlayış zamanlarına yönelik beyanlar içermeyen keşifler hükme esas alınmiş ve taşınmazların tamamı hakkında ziraat bilirkişisinden taşınmazların niteliklerine yönelik rapor alınmamış ayrıca bir taşınmazın niteliği ile kullanım şeklini ve süresini en iyi belirleme yöntemi hava fotoğraflarının incelenmesi olmasına rağmen hava fotograflarından da yararlanılmamıştır. Öte yandan, dosya içerisine gelen belgelere göre taşınmazların bulunduğu bölge de bir kısım taşınmazlar hakkında baraj gölü havzasında kaldığı ve kamulaştırma kararları olduğu belirtilmesine rağmen dava ve temyize konu edilen taşınmazların su altında kalıp kalmadığı araştırılmamış ve taşınmazların bir kısmının yakınlarında çay/dere bulunduğu belirtildiği halde jeolog bilirkişisinden de rapor alınmamıştır. Diğer taraftan, 27 parsel sayılı taşınmazın aktarılan davanın kapsamında kaldığı hükmün gerekçesinde belirtilmesine rağmen Mahkemece aktarılan davanın kapsamında kalmadığı belirtilerek kısa karar gerekçeli karar çelişkisinin ortaya çıkartıldığı ayrıca 142, 144, 146, 148 ve 277 parsel sayılı taşınmazların kadastro tutanak asılları dosya içerisine getirtilmesine rağmen anılan taşınmazlar hakkında olumlu veya olumsuz herhangi bir hüküm kurulmadığı ve aktarılan davanın kapsamında olan 247 ve 264 parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanak asılları ile 247 ve 264 parsel sayılı taşınmazlara yönelik derdest dava dosyaları eldeki dosya arasına getirtilmediği gibi davaların eldeki dosya ile birlikte görülmesi gerektiği hususu üzerinde de durulmamıştır. Hal böyle olunca, doğru sonuca ulaşılabilmesi için, Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin hava fotoğrafı sorgulama sayfasına girilerek, taşınmazın bulunduğu köyü/mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı bulunduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya içerisine konulmak suretiyle buradan elde edilen verilere göre aktarılan davanın dava tarihi olan 1961 ve diğer dava konusu taşınmazlar yönünden ise taşınmazların kadastro tespit tarihi olan 1975 yılından 15-20-25 yıl öncesine (bulunmadığı taktirde bulunan tüm hava fotoğrafları getirtilerek) ait farklı dönemlerde çekilmiş en az üç adet stereoskopik hava fotoğrafı tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden getirtilerek dosya arasına konulmalı, aynı tarihler arasında düzenlenen fotoplan, fotometrik ve fotogrametrik paftalar, uydu fotoğrafları ile memleket haritaları ilgili kurumlardan celbedilmeli, taşınmazlar hakkında bir kamulaştırma kararı bulunup bulunmadığı araştırılmalı, taşınmazlarla ilgili kamulaştırma kararı bulunduğunun anlaşılması halinde buna ilişkin tüm bilgi ve belgeler getirilmeli, öte yandan taşınmazların hali hazırda baraj suları altında kalıp, kalmadığı ve dolayısı ile keşif yapmaya elverişli durumda bulunup bulunmadığı kesin olarak belirlenmeli, taşınmazlar hakkında bir kamulaştırma kararı mevcut ise, lehine kamulaştırma yapılan idarenin davada taraf olması gerektiği göz önüne alınmalı, davacı Hazine'nin dayandığı tapu kayıtlarının tamamının (tesislerinden itibaren tüm tedavüllerini gösterir şekilde eksiksiz ve tedavülleri birbiriyle bağlantılı olarak ve -kütüklerden fotokopi çekilmiş olarak değil- bilgisayar çıktısı olarak ve köy, mahalle, mevki, cins, sınırlar, yüzölçümü, malik, hisse, geldi, gitti ve revizyona ilişkin tüm bilgileri içerir şekilde) ile varsa tesis ve ifraz krokisi ile haritalarının onaylı örneklerinin mahalli Tapu Müdürlüğünden (eski yazı tapu kayıtlarının Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü Arşiv Dairesi Başkanlığından) ayrı ayrı sorularak getirilmeli, ayrıca ilgili kurumlara müzekkere yazılırken, bu tapu kaydının kadastro çalışmaları sırasında başka parsellere revizyon görüp görmedikleri sorularak, revizyon görmüşlerse bu taşınmazların kadastro sonucu oluşan tespit tutanakları ile -oluşmuş ise- tapu kayıtlarının ve yine tespitlerine esas alınan belgelerin onaylı örnekleri istenilmeli; tapu kayıtlarının revizyon gördüğü taşınmazların başka dosyalarda dava konusu olduklarının anlaşılması halinde ilgili dava dosyalarına ilişkin mahkeme hakimince düzenlenecek dosya inceleme tutanakları dosya arasına alınmalı; Kadastro Kanunu'nun 14 üncü maddesinde öngörülen sınırlamalar yönünden, şahıslar ile eklemeli zilyetliğe dayanan şahısların hem kendi hem de taşınmazların kendilerine intikal ettiği kişilerin aynı kadastro çalışma bölgesi içinde adlarına belgesizden tespit edilen yer bulunup bulunmadığı Tapu Müdürlüğü, Kadastro Müdürlüğü ve Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünden sorularak tespit edilmeli, dosya bu şekilde keşfe hazır hale getirildikten sonra mahallinde, elverdiğince yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan taşınmazların bulunduğu yerde yaşayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik mahalli bilirkişi kurulu, tespit bilirkişileri ve taraf tanıkları ile fen bilirkişisi, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişi, jeolog bilirkişi ve üç kişilik ziraatçi bilirkişi kurulu ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 290 ıncı maddesi kapsamında bir fotoğrafçı bilirkişi eşliğinde dava konusu taşınmazlar başında, taşınmazların tek tek gezilmek ve her bir parselle ilgili mahkeme hakiminin gözlemi tutanağa geçirilmek suretiyle yeniden keşif yapılmalı, 3402 sayılı Kanun'un 20 nci maddesinde de belirtildiği üzere, davacı Hazine'nin dayandığı ve davalıların savunmasında belirtikleri tapu kaydının dayanağı harita mevcut ise, yerel bilirkişi yardımı ve uzman fen bilirkişi kurulu eliyle bu harita yöntemince yerine uygulanmalı ve uygulama yapılırken de haritası bulunan kayıtların kapsamlarının uygulama olanağı bulunan haritasına göre belirlenmesi gerektiği gözetilmeli, tapu kaydının haritasının bulunmadığının ya da haritanın uygulama kabiliyetinin olmadığının anlaşılması durumunda ise, ilke olarak tapu kaydının tesis tarihindeki sınırlarına değer verileceği, bu sınırlarda sonradan bir değişiklik olmuş ise ancak bu değişikliğin doğru bir esasa dayanması durumunda değişen sınırlara itibar edilebileceği gözetilerek, kayıttaki sınırların tespiti bakımından mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarına başvurulmalı ve kayıtta yazılı hudutlar yerel bilirkişilerce zeminde göstertilmeli ve ayrıca mahalli bilirkişi ve tanıklardan, tapu kayıtlarının ihdası, intikali, intikal sırasında hudutlarında ve miktarlarında değişiklik olmuş ise bu değişikliğin nedeni ve hudutların arz ettikleri özelliklere ilişkin bilgi alınmalı, kayıtlarda yazılı olup yerel bilirkişilerce zeminde gösterilemeyen hudutların tespiti için ise taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı ve yapılacak tapu kayıt uygulaması sırasında dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıkların kayıt uygulamasına ilişkin beyanları, komşu parsel tutanakları ve dayanak kayıtlarıyla denetlenmeli, denetleme yapılırken; tapu kaydının sınırlarında şahıs, yer ve mevkii olarak tarif edilen taşınmazların tutanak ve dayanak kayıtları da getirtilerek bu belgelerden yararlanılmalı, tapu kayıtlarının revizyon gördüğü parseller ile bunlardan hükmen kesinleşenler varsa bu dosyalardaki kayıt uygulamaları, tapu kaydına kapsam tayin edilirken göz önünde bulundurulmalı, taşınmazların tamamının ya da bir kısmının tapu kaydı kapsamı dışında kaldığının anlaşılması ve davacı Hazinenin miktar fazlasına yönelik açmış olduğu davalarda uyuşmazlığın zilyetlik hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiğinden aktarılan dava kapsamında kalan taşınmazlar yönünden aktarılan davanın açıldığı tarihten, diğer taşınmazlar yönünden ise kadastro tespitinden geriye doğru 3402 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesindeki zilyetlikle kazanım şartları araştırılmalı, mahalli bilirkişi ve tanıklardan taşınmazların geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden kime ve nasıl intikal ettiği, kim tarafından, ne zamandan beri ve ne suretle kullanıldığı, taşınmazların sınırlarında geçmişten bugüne kadar herhangi bir değişiklik olup olmadığı, taşınmazların kullanımlarına ara verilip verilmediği, önceki niteliklerinin ne olduğu, mütegayyip eşhastan intikal eden yerlerden olup olmadığı, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olmaları halinde imar ve ihyaya konu edilip edilmedikleri, edilmişlerse ihyanın hangi tarihte başlayıp ne zaman tamamlandığı, sınırlarında dere, çay sınırı bulunan dava konusu taşınmazların dere/çayın taşkınına maruz kalıp kalmadığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; beyanlar arasında çelişki oluştuğu takdirde, gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişkilerin giderilmesine çalışılmalı, yerel bilirkişi ve tanıkların kayıtların uygulanması ve taşınmazların tasarrufu hususundaki beyanları komşu parsel tutanak ve dayanak kayıtlarıyla denetlenmeli; tapu kayıt uygulaması ile zilyetlik araştırmasında önceki keşiflerde alınan beyanlarından da yararlanılmalı; komşu parsellerin başka davanın konusu olduklarının anlaşılması halinde, ilgili dava dosyaları getirtilerek dava konusu taşınmazların niteliklerinin ve zilyetlik durumlarının değerlendirilmesi sırasında bu dosyalarda alınan beyan ve raporlar dikkate alınmalı, fen bilirkişisinden, tarafların dayandığı kayıtların kapsadığı alanlar farklı renklerle gösterilerek, komşu taşınmazların varsa oluşumundaki dayanak kayıt ve belgeler uygulanmak suretiyle çekişmeli taşınmazların bulunduğu sınırları ne olarak okuduklarının belirlendiği, kroki üzerinde işaretlenmek suretiyle kayıtların sınır denetiminin yapıldığı ve kaydın kapsamının kesin olarak gösterildiği, taşınmazlar üzerinde tarafların kullanımındaki bölümler ile ve varsa tapu kaydının revizyon gördüğü parsellerin de dikkate alındığı; taşınmazlar hakkında kamulaştırma kararı bulunması halinde dava konusu taşınmazların kadastro paftasının ölçekleri ile kamulaştırma haritası ölçeği eşitlenerek çakıştırılmasını içerir ve ayrıca taşınmazların tamamının ve bir kısmının sular altında kalmış olması halinde sular altında kalan kısımların infaza elverişli olacak şekilde harflendirmek ve koordinatlandırılması suretiyle krokide belirtildiği, dava konusu taşınmazların geçmişteki ve kadastro sınırlarındaki değişmelerini irdeleyen, taşınmazların sınırlarında ve üzerinde kalan dere, yol vs. sınırlarını gösteren, somut bulgulara ve bilimsel esaslara dayanan, keşfi izlemeye elverişli ayrıntılı rapor ve harita/kroki hazırlaması istenilmeli, jeolog bilirkişisinden, taşınmazların önceki ve halihazırdaki niteliğinin ne olduğu, taşınmazların, dere/çay yatağında kalıp kalmadıkları, dere/çay yatağından kazanılıp kazanılmadıkları, derenin/çayın etkisi altında kalıp kalmadıkları, derenin/çayın taşkın riski taşıyıp taşımadığı, taşınmazların jeolojik yönden zilyetlikle iktisap edilmeye olanaklı yerlerden olup olmadıkları hususlarında ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; ziraatçi bilirkişi kurulundan, dava konusu taşınmazların tamamının veya bir kısmının zilyetlikle iktisap edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, taşınmazların önceki ve şimdiki niteliklerinin ne olduğunu açıklayan, zilyetliğin sürdürülüş şeklini ve süresini somut verilerle ortaya koyan, taşınmazların birbirleriyle ve komşu parsellerle karşılaştırmalı biçimde toprak yapısını, eğimini, bitki desenini açıklayan, önceki keşiflerde alınan ziraatçi bilirkişi raporlarının da değerlendirildiği ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, fotoğrafçı bilirkişiden, dava konusu taşınmazların birbirleriyle ve komşu parsellerle arasındaki sınırları gösterir şekilde, mümkün olduğunca farklı yön, açı ve yükseklikten fotoğrafları çektirilerek, fotoğrafların hangi taşınmaza ait olduğunun açıklanması ve fen bilirkişisinin yardımı ile çekişmeli taşınmazlarla komşu parsellerin sınırlarının fotoğraflar üzerinde gösterilmesi istenmeli, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiye, hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle incelenmesi suretiyle, taşınmazların sınırlarını ve niteliğini, öncesinin ne olduğunu, arazinin ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını, imar-ihyaya konu edilip edilmediğini, imar-ihyası tamamlanmış ise tamamlandığı tarih ile üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıcını, şeklini ve süresini belirtir şekilde rapor düzenlenmesi istenmelidir. Bu şekilde tespit gününe kadar şahıslar yararına zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı kesin olarak belirlenmek suretiyle ve taşınmazların baraj suları altında kaldığının anlaşılması halinde davanın "mülkiyetin tespiti" davası olarak görülmesi gerektiği, vergi kaydının mülkiyet belgesi olmayıp zilyetlikle birleşmediği takdirde değer taşımayacağı ve 125 ile 161 parsel sayılı taşınmazlar hakkında dava tarihi itibari ile belgesiz zilyetlik yolu öncesi bir bütün (tek parça) olan taşınmazda toplam 100 dönüm miktarında taşınmaz edinilmesinin mümkün bulunduğu, diğer taşınmazlar hakkında ise 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca, aynı çalışma alanında, zilyetlik yoluyla belgesizden, sulu arazide 40, kuru arazide ise 100 dönüm taşınmaz edinilebileceği hususları üzerinde durularak ve tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Mahkemece yukarıda detaylı şekilde açıklanan çerçevede araştırma ve inceleme yapılıp oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, bu hususlar gözetilmeksizin eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi; kabule göre de, kadastro hakimi, infazı mümkün ve doğru sicil oluşturmaya elverişli hüküm kurmakla yükümlü olup Mahkemece, miktar fazlası olduğu belirtilen kısımlar hakkında infaza elverişli olacak şekilde rapor düzenlettirilmesi ve ifraz kararı verilerek tescil hükmü kurulması gerekirken hisse yoluyla taşınmazlar üzerinde tescil kararı verilmesi de isabetsiz olup hükmün anılan parseller yönüyle bozulmasına karar verilmiştir. S O N U Ç : Yukarıda açıklanan sebeplerle, Tüm temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine 26.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi