Başvuru, ahlaki durum gerekçe gösterilerek Türk Silahlı Kuvvetlerinden ayırma işlemi tesis edilmesi nedeniyle özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, ahlaki durum gerekçe gösterilerek Türk Silahlı Kuvvetlerinden ayırma işlemi tesis edilmesi nedeniyle özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 12/1/2016 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık cevabında, başvuruya ilişkin olarak görüş bildirilmesine gerek görülmediği belirtilmiştir. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Hava Kuvvetleri Komutanlığı emrinde muvazzaf astsubay statüsünde görev yapmakta iken ahlak dışı davranışlarda bulunduğuna dair ihbar ve dijital belgeler üzerine başvurucu hakkında idari soruşturma başlatılmıştır. İstihbarata karşı koyma faaliyeti çerçevesinde 12/2/2013 tarihinde Hava Kuvvetleri Komutanlığı İstihbarat Daire Başkanlığı tarafından soruşturma kapsamında başvurucunun ifadesi alınmış ve başvurucuya cinsel yaşamına ilişkin sorular sorulmuştur. Soruşturma sonucunda, Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) itibarını sarsacak nitelikte ahlak dışı hareketlerde bulunduğu gerekçesiyle 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu'nun maddesi ve 28/12/1998 tarihli ve 23567 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Astsubay Sicil Yönetmeliği’nin (Sicil Yönetmeliği) maddesi gereğince başvurucu hakkında 29/11/2013 tarihinde "Silahlı Kuvvetlerde kalması uygun değildir." şeklinde ayırma sicil belgesi düzenlenmiştir. Sicil Yönetmeliği'nin maddesi uyarınca Hava Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde oluşturulan Komisyonda başvurucunun durumu değerlendirilmiştir. Komisyon 10/2/2014 tarihinde başvurucu hakkında ayırma işlemi yapılmasının onaya sunulmasına karar vermiştir. Anılan kararı, Hava Kuvvetleri Komutanı 25/2/2014 tarihinde onaylanmış ve son olarak Millî Savunma Bakanı tarafından da 19/3/2014 tarihinde resen TSK'dan ayrılmasının uygun bulunması sonucunda başvurucunun ilişiği kesilmiştir. Başvurucu 30/5/2014 tarihinde ayırma işleminin iptali talebiyle Millî Savunma Bakanlığı aleyhine Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) dava açmıştır. Başvurucu, dava dilekçesinde hukuka aykırı yöntemlerle kabul etmediği hususların sorgu sonrası tutulan tutanağa geçirildiğini ve başka delillerle desteklenmeyen bu tutanağın hukuka aykırı bir delil olduğunu iddia etmiştir. Diğer yandan bekâr olduğu dönemde ayıplanacak, kınanacak ya da görevine olumsuz yansıyacak herhangi bir cinsel sapkınlığının olmadığını belirterek hiçbir zaman özel yaşamına ait unsurları iş ortamına ve görevine yansıtmadığını, ayrıca tek bir disiplin cezasının dahi bulunmadığı gibi çok sayıda takdir belgelerinin bulunduğunu ifade eden başvurucu, tesis edilen ayırma işleminde birey yararı ile kamu yararı dengesinin gözetilmediğini ve ölçülülük ilkesine uyulmadığını ileri sürmüştür. AYİM Birinci Dairesinin (Daire) 9/7/2015 tarihli kararı ile oyçokluğuyla dava reddedilmiştir. Karar gerekçesinde, başvurucunun özel hayatı kapsamındaki mahremiyet hakkına ilişkin davranışlarının -bazı kadınlar ile yaşadığı ilişkilerin- genel ahlak kurallarına aykırı olduğu vurgulanmış ve idarenin takdir yetkisini ölçülü, objektif ve kamu yararı ile birey yararı dengesini gözeterek kullandığı sonucuna varılmıştır. Karara bir hâkim üye muhalif kalmıştır. Muhalif üye görüşünde; bahse konu olumsuz fiil ve davranışların salt başvurucunun kendi ifadesinden elde edilen bilgi ve bulgulara dayandığı, tüm bu hususları teyit eden her türlü şüpheden uzak, yerinde, elverişli, yeterli ve hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş bilgi ve belge bulunmadığı, ayrıca başvurucunun ikaz dahi edilmeden ayırma işlemine tabi tutulması suretiyle usul ve ölçülülük ilkesine uyulmadığından işlemin hukuka aykırı olduğu ifade edilmiştir. Başvurucunun karar düzeltme istemi Dairenin 1/12/2015 tarihli kararı ile oyçokluğuyla reddedilmiştir. Nihai karar 14/12/2015 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiştir. Başvurucu 12/1/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Bireysel başvurunun incelenme sürecinde 21/1/2017 tarihli ve 6771 sayılı Kanun ile Anayasa'ya eklenen geçici maddenin birinci fıkrasının (E) bendiyle AYİM kaldırılmıştır. Anayasa Mahkemesi daha önceki kararlarında TSK'da görev yapan askerî personel hakkında ahlaki nedenlerle ayırma işlemi tesis edilmesine dayanak oluşturan mevzuata (G.G. [GK], B. No: 2014/16701, 13/10/2016, §§ 23-30) ve benzer durumlara ilişkin uluslararası hukuka (Yaşar Türkmen, B. No: 2014/5418, 15/2/2017, §§ 26-33) yer vermiştir.