5. Hukuk Dairesi 2023/10767 E. , 2024/4096 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/3268 Esas, 2023/2353 Karar KARAR : Yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ:... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/460 Esas, 2020/385 Karar Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare a
**5. Hukuk Dairesi 2023/10767 E. , 2024/4096 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/3268 Esas, 2023/2353 Karar KARAR : Yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ:... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/460 Esas, 2020/385 Karar Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Manisa ili,... ilçesi, 4. Mıntıka Mahallesi, 162 ada 2 parsel sayılı taşınmazın 2.510,14 m²lik kısmının (ifrazen 162 ada 16 parsel) kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu taşınmazın gerçek değerinin tespitini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile işbu bedelin, kıymet takdir raporu ile tespit edilen kısmının kararın kesinleşmesi beklenilmeksizin derhal davalıya ödenmesine, acele el koyma bedeli ile tespit ve depo edilen fark kamulaştırma bedelinin karar kesinleştiğinde ödenmek üzere üçer aylık vadeli hesapta nemalandırılmasına, tespit ve depo edilen fark kamulaştırma bedeline davanın dört ay içinde sonuçlandırılmadığı gözetilerek bu sürenin bitiş tarihi olan 06.09.2019 tarihinden karar tarihi olan 17.07.2020 tarihine kadar yasal faiz işletilmesine, dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı idare adına tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, arazinin yıllık ortalama net gelirinin yüksek hesaplandığını, hesaplama yapılırken üretim masraflarının düşük alındığını, dava konusu taşınmazın kapama bağ olarak kabulü halinde ayrıca ağaç bedelinin hesaplanmayacağını, buna rağmen taşınmaz üzerindeki zeytin ağacının değerinin hesaplanarak kamulaştırma bedeline dahil edilmiş olmasının doğru olmadığını, % 50 oranında uygulanan objektif değer artışı oranının oldukça yüksek olduğunu, kamulaştırmadan arta kalan kısmın değer kaybına uğradığından söz edilemeyeceğini, % 4 olarak uygulanan kapitalizasyon faiz oranının yerinde olmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunun usul ve kanuna aykırı olduğunu, bedel tespitinde kullanılan verilerin bilimsel kriterlerden uzak olduğunu, net gelir metoduna göre hesaplama yapılırken ürün verim miktarının düşük alındığını, davaya konu taşınmazın 1. sınıf sulu tarım arazisi vasfında olduğu gözetildiğinde, % 4 olarak uygulanan kapitalizasyon faiz oranının hakkaniyete aykırı olduğunu, tespit edilen kamulaştırma bedelinin çok düşük olup yüksek enflasyon karşısında güncellenmesi gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; sulu kapama bağ niteliğindeki dava konusu taşınmazın olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir üzerinden hesaplama yapılırken değerlendirme yılı olan 2019 yılı İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü verilerinin esas alınması gerekirken, hükme esas alınan bilirkişi raporunda 2018 yılı İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü verilerinin dikkate alınmış olmasının doğru olmadığı, öte yandan yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre sulu tarım arazisi niteliğindeki taşınmaz yönünden %4 kapitalizasyon faiz oranı uygulanması, dava konusu taşınmazın konumu, yüzölçümü, bilirkişi kurulu raporunda belirtilen özellikleri ve gelişmişlik durumu dikkate alınarak, tespit edilen metrekare birim fiyatına % 50 oranında objektif değer artışı ilave edilmesi gerektiğinin düşünülmesi ve dava konusu taşınmazın kullanım amacı, yüz ölçümü ve geometrik şekli dikkate alındığında, kamulaştırmadan arta kalan alanda değer azalışı hesaplayan bilirkişi raporunun hükme esas alınmasını yerinde olduğu, ancak net gelir hesaplanırken üretim giderinin brüt gelirin 1/3'ü oranında alınması gerektiği, kabule göre de İlk Derece Mahkemesince faiz başlangıç tarihinin hatalı belirlendiği, kamulaştırma bedelinin ödenmesine yönelik tesis edilen hükmün infaza elverişli olmamakla birlikte hatalı olduğu, tüm bu hususlar gözetilerek 2019 yılı İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü verileri esas alınarak yeniden hesaplama yapıldığında toplam kamulaştırma bedelinin 336.790,75 TL olarak tespit edildiği, tespit olunan fark kamulaştırma bedelinin davacı idarece depo edildiği; Anayasa Mahkemesinin 27.11.2020 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanan 16.07.2020 tarihli ve 2018/104 Esas, 2020/39 Karar sayılı iptal kararıyla, 2942 sayılı Kanun'un 7139 sayılı Kanun'la değişik 10 uncu maddesinin sekizinci fıkrasının dördüncü cümlesinde yer alan; “... idarenin kıymet takdir komisyonunca tespit edilen bedelden az olması durumunda hâkim tarafından tespit edilen bedel, fazla olması durumunda idarenin kıymet takdir komisyonunca tespit ettiği bedel, peşin ve nakit olarak hak sahibi adına, kalanı ise bedele ilişkin kararın kesinleşmesine kadar üçer aylık vadeli hesapta nemalandırılmak ve kesinleşen karara göre hak sahibine verilmek üzere ...” bölümü ile yedinci cümlesinde yer alan; “... idarenin kıymet takdir komisyonunca tespit ettiği bedelden fazla olması halinde fazla olan tutarın bloke edildiğine ...” ibaresi iptal edilmiş olmakla; tespit edilen kamulaştırma bedelinden, acele kamulaştırma bedelinin mahsubu ile geriye kalan ve üçer aylık vadeli hesapta nemalandırılmasına karar verilen kısım ile Dairece fark kamulaştırma bedeli olarak davacı idareye depo ettirilen bedelin kararla birlikte ve nemasıyla davalıya ödenmesi ve bu kısım için faiz bitişinin daire karar tarihi olarak belirlenmesi gerektiği gerekçesiyle, taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; net gelir metoduna göre yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu, hesaplama yapılırken ürün verim miktarının ve ürün satış bedelinin yüksek, üretim masraflarının ise düşük alınmasının doğru olmadığını, % 50 olarak belirlenen objektif değer artış oranının kabulünün mümkün olmadığını, taşınmazın kamulaştırmadan arta kalan kısmının değer kaybettiğinden söz edilemeyeceğini, davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 2942 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin sekizinci fıkrası ile 11 inci ve 12 nci maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Sulu kapama bağ niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca net geliri esas alınarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. 3. Hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda... İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünün veri cetveli esas alınarak verim ve masraflar yönünden hesaplama yapılması uygun görülmüştür. 4. Dava konusu taşınmazın bilirkişi kurulu raporunda belirtilen özelliklerine ve dosya kapsamına göre uygulanan kapitalizasyon faiz oranı ile objektif değer artış oranı yerinde olduğu; kamulaştırmadan arta kalan kısmının yüzölçümü, geometrik şekli ve kullanım durumu dikkate alındığında uygulanan değer azalışı oranının makul olduğu sonucuna varılmıştır. 5. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin ...numaralı başvuru sonucu verilen 23.10.2018 tarihli kararı ile 01.06.2019 tarihli ve 30791 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 2016/9364 başvuru numaralı kararı da göz önüne alınarak davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemiş olmasında hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır. 6. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davacı idareden peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.