Başvuru, kamu görevlisi olan başvurucunun katıldığı gösteri yürüyüşü ve basın açıklaması nedeniyle disiplin cezası ile cezalandırılmasının toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkını ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, kamu görevlisi olan başvurucunun katıldığı gösteri yürüyüşü ve basın açıklaması nedeniyle disiplin cezası ile cezalandırılmasının toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkını ihlal ettiği iddiasına ilişkindir. Başvurucu, başvuruya konu olayların yaşandığı tarihte Diyarbakır'da bir lisede öğretmen olarak görev yapmaktadır. Başvurucu ayrıca Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) üyesidir. Somut olay KCK olarak bilinen yapıya karşı gerçekleştirilen operasyonlar kapsamında tutuklu ve tutuksuz olarak yargılanan sanıkların Diyarbakır Adliyesinde yapılan 11/11/2010 tarihli dava duruşması etrafında şekillenmiştir. Anılan tarihte Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) tarafından sanıklara destek olmak ve sanıkların Kürtçe savunma yapmasına izin verilmemesini protesto etmek amacıyla saat 30'da Sümer Park önünden adliye binasına kadar yaklaşık 4000 kişinin katıldığı bir gösteri yürüyüşü tertip edilmiştir. Yürüyüşün akabinde büyükşehir belediyesi önünde -adliye karşısı- BDP genel başkanı ve İnsan Hakları Derneği (İHD) yetkililerince toplanan kalabalığa karşı konuşmalar yapılmıştır. Bahse konu konuşmalar sonrasında azalan kalabalık duruşmanın saat 17:15 de sona ermesiyle belediye binası önünde yeniden toplanmış ve BDP milletvekillerince çeşitli konuşmalar yapılmıştır. Toplanan kalabalık 17:50 sıralarında dağılmıştır. Başvurucu hakkında, söz konusu yürüyüş ve basın açıklamasına katıldığı gerekçesiyle disiplin soruşturması başlatılmıştır. Başvurucu ifadesinde; ilgili yürüyüşün bir siyasi parti faaliyeti olmadığını vetertip komitesinde Kürt Dili Geliştirme Derneğinden dört kişinin bulunduğunu belirtmiştir. Başvurucu KCK olarak bilinen davada bir kısım sendika üyesinin de yargılandığını ve sendikadaki görevi nedeniyle il dışından gelen konuklarıyla birlikte davayı izlemek için bu etkinliğe katıldığını ifade etmiştir. Bunun yanında başvurucu yürüyüşe katılmak gibi bir amacının olmadığını, aslında duruşma salonuna gitmek istediğini ancak konuklarına eşlik etmenin doğal sonucu olarak yürüyüşte bulunduğunu ve basın açıklamasını dinlediğini vurgulamıştır. Başvurucu son olarak o gün dersi olmadığını, somut olayın sürdürdüğü kamu görevine herhangi bir etkisinin ve devlet memurluğu kimliğiyle bir ilgisinin olmadığını savunmuştur. Soruşturma neticesinde başvurucunun BDP tarafından izinsiz olarak düzenlenen yürüyüş ve parti milletvekilleri tarafından yapılan basın açıklamasına katıldığı ve bir siyasi partinin yararına hareket ettiği belirtilerek başvurucunun 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun maddesinin birinci fıkrasının (D) bendinin (o) alt bendi uyarınca -"herhangi bir siyasi parti yararına veya zararına fiilen faaliyette bulunmak"- kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Başvurucu anılan disiplin cezasının iptali istemiyle idare mahkemesine başvurmuştur. İlk derece mahkemesi, başvurucunun bir siyasi parti tarafından gerçekleştirilen gösteriye ve basın açıklamasına katıldığının sabit olduğunu ve bu yolla fiilen katkıda bulunduğunu belirterek eylemlerin sübuta erdiği gerekçesiyle davanın reddine oyçokluğuyla karar vermiştir. Başvurucu, ret kararına karşı temyiz kanun yoluna başvurmuştur. DanıştayOnikinci Dairesi, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına atıf yaptığı kararında başvurucunun ifadesinin aksi yönde bir tespitin dava dosyasında bulunmadığı gibi anılan yürüyüş sırasında başvurucunun yasa dışı slogan atmadığını ve suç teşkil eden bir davranışta bulunmadığını belirtmiştir. Bunun yanında kararda söz konusu eylem sırasında yasa dışı slogan ve söylemlerde bulunan başka kişilerin bu davranışlarından başvurucunun sorumlu tutularak cezalandırılamayacağı aksi bir uygulamanın ise cezaların şahsiliği ilkesine aykırılık oluşturacağı vurgulanmıştır. Nihayetinde başvurucunun temyiz isteminin kabulüyle mahkeme kararının bozulmasına oyçokluğuyla karar verilmiştir. Davalı idare, bahse konu karara karşı karar düzeltme kanun yoluna başvurmuştur. Danıştay Onikinci Dairesi, karar düzeltme isteminin kabulüyle temyiz kararının kaldırılmasına ve mahkeme kararınınonanmasına oyçokluğuyla karar vermiştir. Başvurucu, nihai kararı 30/7/2020 tarihinde öğrendikten sonra 27/8/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.