T.C. ADANA BAM 17. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1919 - 2026/124 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1919 KARAR NO : 2026/124 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 29/03/2024 NUMARASI : 2020/192 Esas 2024/345 Karar DAVACI : ... VEKİLİ : Av. DAVALILAR : 1-... TIP HİZMETLERİ İNŞAAT TİCARET VE SANAYİ A…
T.C. ADANA BAM 17. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1919 - 2026/124 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1919 KARAR NO : 2026/124 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 29/03/2024 NUMARASI : 2020/192 Esas 2024/345 Karar DAVACI : ... VEKİLİ : Av. DAVALILAR : 1-... TIP HİZMETLERİ İNŞAAT TİCARET VE SANAYİ ANONİM ŞİRKETİ 2-... - VEKİLİ : Av. DAVALI : 3 -... ... SİGORTA ŞİRKETİ VEKİLİ : Av. DAVALI : 4 -... SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ VEKİLİ : Av. DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 20/01/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/01/2026 .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 29/03/2024 tarih ve 2020/192 Esas - 2024/345 Karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş ve mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla; HMK'nın 352. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: DAVA: DAVACI VEKİLİ DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE: Müvekkilinin 14/11/2015 tarihinde ... Hastanesi'nde (... Tıp Hizmetleri İnş. Tic.Ve San. A.Ş.) genel anestezi altında sezeryan ameliyatı olarak kız Bebek dünyaya getirdiğini, belirgin ağrı ve şikayetler üzerine , müvekkil yardımcı sağlık personeli olarak görev yaptığı ... Tıp Merkezinde 03/06/2019 tarihinde “Karında ele gelen kitle” yakınması ile ” Karnın sağ alt kadranında eline gelen sertlikten şikayetçi olarak tetkikler yaptırdığını, yapılan tetkikler sonucu Radyoloji sonuçlarına göre sağ alt kadranda Alt Batın Spiral BT incelemesinde “olası yabancı cisim,..., lezyon ” tespit edildiğini, daha sonrasında müvekkil ... Gastroenteroloji Bölümü Endoskopi Ünitesi'nde 26/06/2019 tarihinde muayene olmuştur.Kolonoskopi Raporunda: Klinik Ön Tanı :”Sağ Alt Kadranda Kitle” olarak tespit edildiğini, akabinde müvekkile bahse konu kitlenin tümör olabileceği ,tehlikeli olabileceği nedeniyle operasyon önerilmesi sonrası müvekkil tüm yaşantısı ağrılarla ve kitle tespiti ile altüst şekilde doktor arayışına girmiş ve Gaziantep'te operasyon olmaya karar verdiğini, ... Hastanesi'nde 19/07/2019 tarihinde " 3,5 yıl önce sezeryan olan hastanın göbek çevresinde ağrı,bulantı,kusma defekasyonda miktar ve sayısında azalma tarifi ile yapılan muayene ve tetkikler sonucu akut batın şikayeti nedeniyle" yatışı verildiğini, müvekkilinin yaşamının tehlikeye girdiğini, ölümle burun buruna geldiğini, ruh ve beden sağlığının ciddi şekilde zarar gördüğünü, (bu operasyondan sonra müvekkil uzunca bir ağrılı adet dönemleri geçirdiğini ve adet sonrası akıntı, kasık ağrısı ve koku, yanma şikayetleri ile 16/10/2019 tarihinde görev yaptığı ... Tıp Merkezinde muayane olduğunu, sigorta şirketlerine 07/10/2019 tarihli ... Sigorta firmasına ihtarname çekilerek 06/08/2015 tanzim tarihli ... numaralı poliçe sigorta kapsamında 400.000-TL, 13/01/2015 tanzim tarihli ... numaralı poliçe sigorta kapsamında 700.000-TL, 22/10/2019 tarihli ... Sigorta A.Ş. Firmasına 14/08/2019 tanzim tarihli ... numaralı poliçe sigorta kapsamında 800.000-TL ,22/10/2019 tarihli ... Sigorta firmasına 13/01/2019 başlangıç tarihli ... 2 numaralı poliçe sigorta kapsamında 500.000-TL Teminat limitlerinin ödenmesinin ihtar edildiğini ve İhtar içeriğinde kısaca “ ... Hastanesi Yatan Hasta Epikrizi Raporu, ... Hastanesi Hasta Epikriz Raporu özetlenerek,sezeryan ameliyatı sonrasında gazlı bezin içeride unutulması nedeniyle ,senelerce ızdırap dolu bir hayat geçirildiği, gazlı bez nedeniyle ikinci kez ameliyat olunduğunu, rahmin sağ tüpü,apandisti bağırsağınızın en son kademesinin alındığını, yaşamın tehlikeye girdiğini, birden çok organın alındığını, çocuk yapma yeteneğinin %50 oranında azaldığını, alınan organlar nedeniyle bir çok hastalığa yakalanma riskinin olduğunun (Örn. Bağırsak Düğümlenmesi gibi) belirtildiğini, ancak ödemelerin yapılmadığını, tazminat ödemeleri için arabuluculuk başvurusunun yapıldığını ancak arabuluculuk sonucunda da anlaşma sağlanamadığını belirterek açılan davanın kabulü ile, 650.000,00-TL manevi tazminatın, Fazlaya ilişkin ve HMK 107.Maddesine göre toplanacak delillere göre geçici iş görememezlik, tedavi giderleri, sürekli iş görememezlik maddi tazminat hesabı yaptırılarak ileride arttırma hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00-TL maddi tazminatın, Rizikonun gerçekleşme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte; davalılar ..., ... Tıp Hizmetleri İnş. Tic, Ve San. A.ş.'den, Sigorta sorumluluk limitleri ilinde ... ... Sigorta Anonim Şirketi Ve sigorta sorumluluk limitleri dahilinde ... Sigorta Anonim Şirketi'nden müşterek müteselsilen tahsiline karar verilmesini, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretine davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP :DAVALI ... SİGORTA A.Ş. VEKİLİ CEVAP DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; Malpraktis (Doktor Hatası) Maddi ve Manevi Tazminat Davasında Tıbbi malpraktis nedeniyle eser veya vekalet sözleşmesine dayanılan hallerde görevli mahkemenin “tüketici mahkemesi” olarak düzenlendiğini, mahkemenin görevsiz olduğunu, davacının 14.11.2015 tarihinde özel mersin forum hastanesinde kız bebek dünyaya getirdiğini ve 03.06.2019 tarihinde karında ele gelen kitle iddiası ve sonrasında da 10.03.2020 tarihinde açtığı davanın mevcut olduğunu, "Sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemler, alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yıl ve sigorta tazminatına ilişkin istemler her hâlde rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren on yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.'' iş bu sebeple zamanaşımı süresi dolduğundan davanın reddine karar verilmesini. Müvekkili sigorta şirketi ile diğer davalı doktor ... arasında ... Nolu Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali sorumluluk Sigorta poliçesinin mevcut olduğunu, davacının 14.11.2015 taarihinde sezeryan ile kız bebek dünyaya getirdikten yaklaşık 3,5 yıl kadar sonra karın bölgesinde ağrı sebebi ile Gastroentoloji Bölümünde muayane olduğunu ve sonrasında 19.07.2019 tarihinde ameliyata alındığını, diğer davalı Doktor ... in de hasta dosyasında yer alan beyanlarında ve dava dilekçesi cevabında da belirttiği üzere '' Hasta dosyasından ve ameliyat notundan anlaşılacağı gibi hastanın kanama kontrolü ve gazlı bez sayımı bizzat davalı doktor ... tarafından tam ve eksiksiz olarak yapıldığını, aradan geçen 3,5 yıl sonrasında ortaya çıktığı iddia edilen ağrı ve sancılı sürecin başkaca bir hastanede ve başka hekimler tarafından yapılan apandist alınması sırasında batında unutulan yabancı cisme bağlanmasının doğruluğu uzman bilirkişilerce yapılacak inceleme sonucu ortaya çıkacağını, kabul anlamına gelmemek kaydı ile sigortalının kusur oranını belirten kusur tespitinin yine konusunda uzman bilirkişilerce yapılması gerektiğini, davacının talep etmiş olduğu manevi tazminat talebinin fahiş olduğunu, manevi tazminat; mal varlığına ilişkin olmayan fakat zarar verici olay dolayısıyla kişinin duygusal aleminde duyduğu acı ve ızdırap nedeniyle maruz kaldığı zararların tazminine yönelik bir istem olduğunu, ancak manevi tazminat; zenginleşme aracı olmayacak şekilde belirlenerek kişinin ekonomik statüsünü değiştirecek nitelikte olmaması gerektiğini belirterek davanın reddine, temerrüde düşmemiş ve dava açılmasına sebebiyet vermemiş bulunan müvekkili şirket aleyhine vekalet ücreti, yargılama giderleri ve faize karar verilmemesine, kabul anlamına gelmemek üzere aleyhe hüküm kurulması halinde ise poliçe limiti ve sigortalının kusur oranı dikkate alınarak hüküm kurulması gerekliliğine, reddedilen kısım için ise yargılama ücreti ve ücreti vekaletin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. DİĞER DAVALILAR ... TIP HİZMETLER İN SAN TİC AŞ VE ... VEKİLİ CEVAP DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; Davanın tüketici mahkemesinde açılması gerektiğini, bu nedenle görev itirazında bulunduklarını, davacı, kadın doğum uzmanı olan davalı ...'de 14.11.2015 tarihinde 38 hafta 3 günlük olarak sezaryanla doğum yaptığını, hasta dosyasından ve ameliyat notundan anlaşılacağı üzere hastanın kanama kontrolü ve gazlı bez sayımı bizzat davalı doktor ... tarafından tam ve eksiksiz olarak yapıldığını, taburcu işlemi sonrası kontrollere bile gelmeyen davacı kendi ve bebeğinin sağlığını pasif direngenlik göstererek tehlikeye attığını, davacının 3,5 yılı aşan bir süre sonrrasında 'ki bu süreçte kontrolde dahil davalı doktor ve hastaneye hiç uğramadığı halde 'başka bir batın içi ameliyat sonrasında hatta başka bir komplike vaka dahi olabilecekken müvekkiline yönelmesinin kabul edilemez bir durum olduğunu, Adana ve Mersin Sosyal Güvenlik Kurumundan davacının tedavi olma amacı ile yapmış olduğu tüm başvuruların istenilmesi gerektiğini, davacının ... Hastanesinde olmuş olduğu ameliyatta ortaya çıktığı ileri sürülen gazlı bezin ameliyatı gerçekleştiren hekim tarafından fotoğraflanması veya fotoğraflama eylemine izin verilmesinin manidar olduğunu, davacı 3.5 yıl sonra karnında gazlı bez unutuldugu tezi ile ve duyduğu manevi sıkıntılarını da dile getirerek yüklüce bir tazminat talebinde bulunduğunu, bu süre içerisinde davacının tedavi olma anlamında hangi sağlık kurullarına başvurduğu konusunda dava dilekçelerinde herhangi bir açıklamanın olmadığını, müvekkilinin 20 yılı aşkın bir süredir kadın doğum uzmanlığı yaptığını, tecrübeli bir hekim olduğunu ve davacının tezlerini kabul etmediklerini ,davacının uzuv kaybına uğradığı ve doğurganlık yeteneğini kaybettiği tezlerinin bilimsel verilerden uzak olduğunu belirterek öncelikle mahkememizin görevsizliğine, mahkeme aksi kanaatte ise davanın esastan reddine, yargılama giderlerinin karşı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece".... Kusur durumu, savcılık dosyası, olayın gerçekleştiği tarih ve dosyamız kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; karnında gazlı bez unutulan davacı ... ' in salt bu nedenle uzun süre tedavi olmak ve başka ameliyat geçirmek zorunda kaldığı, olayın niteliği göz önüne alındığında , neden olduğu sağlık sorunlarının davacıda elem ve üzüntü doğurduğunun sabit olduğu kanaatine varılmakla, Davalılar ..., ... SİGORTA AŞ ve ... TIP HİZMETLERİ İNŞ. TİC. SAN VE AŞ hakkında açılan manevi tazminat davasının KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE, 200.000,00-TL manevi tazminatın 14.11.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte bu davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davalı ... SİGORTA A.Ş. hakkında manevi tazminata yönelik açılan davanın REDDİNE karar vermek gerekmiştir. Davalı ... Sigorta AŞ' nin tanzim ettiği 13.01.2015-13.01.2016 tarihini kapsayan tamamlayıcı hekim sorumluluk sigorta poliçesinin incelenmesinde, özel şartlar kısmında "teminat tutarının maddi tazminat , manevi tazminat, yargılama giderleri ve hükmedilecek faiz için geçerli olduğuna" dair ibare mevcut olduğundan ... Sigorta A.Ş'nin manevi zarardan müteselsil sorumluluğunun olduğu kanaatine varılmıştır. Davalı ... ... Sigorta Şirketi (... Sigorta AŞ) hakkında açılan MADDİ TAZMİNAT DAVASININ REDDİNE, -Reddedilen maddi tazminat davası açısından yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre kademeli olarak hesaplanan 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini bir vekil ile temsil ettiren davalı ... ... Sigorta Şirketi'ne verilmesine, Davalı ... SİGORTA A.Ş. ... ve ... TIP HİZMETLERİ İNŞ. TİC. SAN VE AŞ hakkında açılan MADDİ TAZMİNAT DAVASININ KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE, -181.930,38 TL sürekli iş göremezlik ve 3.432,26 TL geçici iş göremezlik olmak üzere toplam 185.362,64 TL tazminatın davalı ... ve ... TIP HİZMETLERİ İNŞ. TİC. SAN VE AŞ 14.11.2015 tarihinden diğer davalı ... SİGORTA A.Ş. için 04.11.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte bu davalılardan müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine, -Fazlaya ilişkin istemin reddine, ...." karar verilmiştir. DAVACI VEKİLİ TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: ... Sigorta şirketi de maddi tazminat bakımından müşterek müteselsil sorumlu olup, maddi tazminat talebinin bu sigorta yönünden tümden reddi yerinde olmadığını, her ne kadar tazminat miktarının mali mesulüyet poliçesi kapsamında kaldığı ve ihtiyarı mali mesulİyet poliçesi kapsamına girmediği gerekçesiyle reddedilmişse de delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşüldüğünü, maddi tazminat hesabında 2385,65-TL tedavi gideri için yapılan yakıt giderinin dikkate alınmaması delillerin değerlendirilmesinde hukuka aykırı olduğunu, zarar görenin kurtarılmasının, sağlığının ve çalışma gücünün geri gelmesi v.b. için yapılan, yapılması gerekli olan bütün giderler zarar tutarının belirlenmesinde gözönünde bulundurulması gerektiğini, tedavi için yapılan ulaşım giderlerinin, kusurlu olan tarafa yüklenmesi gerektiğini, ... Sigorta A.ş. şirketi de manevi tazminat bakımından müşterek müteselsil sorumlu olup, manevi tazminat talebinin bu sigorta yönünden sigorta poliçesinin zorunlu mesuliyete ilişkin olduğu ve manevi tazminatı kapsamadığı gerekçesiyle tümden reddi yerinde olmadığını, delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşüldüğünü, manevi tazminat miktarı yönünden davada 650.000-TL manevi tazminat talep etmişsek de mahkeme tarafından takdir hakkı takdir keyfiyetine dönüşecek şekilde 200.000-TL hükmedilmesinin olayın ciddiyeti duyulan elem karşısında fahiş derecede düşük olduğunu, müvekkili operasyon sırasında vücudunda gazlı bez/spanc unutulması nedeniyle yoğun kanamalı adet dönemleri geçirdiğini, karın bölgesinde şiddetli sancılar,kusma,bulantı,kaşıntı,kokulu akıntı,şiddetli kasık ağrısı ve benzer şikayetleri olmuş, ilk başta yapılan tetkikte dış muayeneyle kitlenin ne olduğu bilinemeyeceğinden , kist/tümör yani kanser de olabileceği nedeniyle açık ameliyat yapılması gerektiği söylendiğini ve bu arada geçen sürede müvekkilinin kanser olabileceği nedeniyle ciddi şekilde beden ve ruh sağlığı bozulduğunu, çocuğunu bir daha göremeyecek olma insani reaksiyonu nedeniyle ciddi anlamda zor günler geçirdiğini, müvekkili eşi ve operasyonlar sonrası annesinin ameliyatlı haline tanık olan kız çocuğu aile travması haline gelen bu olay nedeniyle kötü günler geçirdiğini, halen de müvekkilinin de psikolojik etkisinin devam ettiğini, müvekkilinin enfeksiyon kapma olasılığının arttığını, bağışıklığının zayıfladığını, bir çok hastalığa karşı direnci düşük hale geldiğini, hatta en önemlisinin ölümcül olabilecek Bağırsak Düğümlenmesi olasılığı müvekkilinin de arttığını, çeşitli bilinmeyen risklerle, komplikasyonlarla karşı karşıya kaldığını, müvekkilinin hayati tehlike geçirmiş olması,vücudunun açık ameliyata dikişli kalıcı estetik kusura maruz bırakılması,uzuv kaybı,uzuv zaafı, tümör/kanser riski endişesi nedeniyle şahsiyet haklarına hukuka aykırı olarak zarar verildiğini, müvekkilinin tarifi imkansız bedensel ve manevi acısı,çektiği ıstırap,kanser riski ,çocuğunu bu hayatta annesiz bırakma korkusu,hayattan zevk alma noktasında eksilme,doğurganlık özelliğinde kendini eksik hissettiğini, eşine karşı kendisini yaşatılan travma nedeniyle kadınsal duygular yönünden eksik hissettiğini, çocuğuna baktığında uğradığı mağduriyetle yüz yüze gelmekte ve tüm bu olumsuz süreci tekrar yaşamakta ve buna karşın karmaşık ruh haliyle yine çocuğuyla teselli olduğunu, hiçbir kadının,hiçbir annenin ilk defa anne olma duygusunun böylesi trajik bir hadise ile hatırlanma zorunda bırakılmasını hak etmediğini, dava konusu davalı hastane ve yetkilisi adı geçen doktor meydana gelen zararın arkasında durmadığını, basiretli bir sağlık mensubundan beklenen hassasiyet kesinlikle gösterilmediğini, fiilin meydana geldiğinden haberdar olmalarına karşın sağlıkçı olduklarını unutup, sadece maddi kaygıyla müvekkili ile iletişime geçilmeyerek, bir özür dahi dilenmediğini, davalıların (doktor ve hastane)asıl kaygısı olan maddi korkularıyla yüzleşerek caydırıcılık, tatmin duygusu ve bir nebze olsun müvekkilinin cismen ve ruhen eza görmesi nedeniyle acısını hafifletmek adına 650.000-TL (altıyüzellibintürklitası)-Manevi tazminata hükmedilmesini istenmişse de mahkemece sadece 200.000-TL ye hükmedilmesi takdir hakkını takdir keyfiyetine dönüştürdüğünü, dava tarihinde talep ettiği makul manevi tazminat miktarı olan 650.000-TL yi mahkemenin karar verdiği tarihe göre oranladığımızda 10/03/2024 tarihinin 650.000-TL si 29/03/2024 tarihinde 3.200.000-TL ye tekabül ettiğini, müvekkilinin çektiği acı yaşadığı travmanın karşılığının talep ettiği manevi tazminat miktarının uzun süren yargılama (bunun bir kısmı hatalı Adli Tıp Kurumundan rapor beklenmesi de eklenmiş) karşısında paranın alım gücünün %500 değer kaybetmiş olması ve mahkemece de bu net gerçekliğe karşın 2/3 daha indirim uygulanarak %1500 alım gücü bakımından değer kaybetmiş bir bedele hükmetmesinin kabul edilemeyeceğini, orantısız derecede takdir hakkının Yüksek yargı kararlarına göre fahiş derecede düşük manevi tazminat miktarı kararı ile müvekkili hakkının ihlal ettiğini, reel olarak oranlandığından karar tarihinde alım gücü olarak 3.200.000-TL ye tekabül eden dava tarihindeki talebine karşın mahkemece 200.000-TL ye hükmedilmesi karşısında 200.000/3.200.000 = %6 yani mahkeme miktar yönünden görünürde talebinin 1/3 üne karar vermişken aradan geçen 4 yıl dikkate alındığında paranın alım gücü bakımından ise sadece ve sadece %6 oranında manevi tazminat verilmesine neden olduğunu, olayın oluş şekli, vakanın niteliği, gelecek hayatına etkisi, olay tarihi, kusur durumu, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, günün ekonomik koşulları, paranın satın alma gücü günün ekonomik koşulları yargılamanın 4 yıl sürmüş olması bu sürenin uzamasında mahkemenin yanlış Adli Tıp kurumundan rapor için hatalı müzekkere de yazmış olmasının etkisi de gözetildiğinde, davacı müvekkili yararına takdir edilen manevi tazminat miktarının güncel durumda %1500 alım gücü kaybetmiş bedele tekabül etmesi %6 gibi bir alım gücüne tekabül etmesi,%100 kusur durumu, ölüme neden olabilecek ihmal karşısında duyulan acı ve elemle orantısız olması karşısında fahiş derecede düşük kalmış olması, daha yüksek oranda manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile düşük manevi tazminata hükmedilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu beyanla ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DAVALI ... ANONİM VEKİLİ TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Dava konusu olayda Dr. ..."in , ... poliçe nolu 13/01/2019-2020 vadeli tamamlayıcı hekim poliçesi ile sigortalı olduğunu, hekimin zorunlu hekim poliçesinin teminatının tükenmesi ile devreye giren bir poliçe olmakla beraber Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesine paralel ek aynı zamanda kapsayan bir teminat sunmadığını, mahkemenin Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesini Zorunlu Trafik poliçesine, Tamamlayıcı poliçeyi de İhtiyari Sorumluluk Poliçesine benzerek hüküm kurmuşsa da birbirinden nitelik olarak çok farklı poliçeler olduğunu, Zorunlu Trafik poliçesi manevi tazminatı kapsamazken, Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi manevi tazminatı kapsamadığını, bu nedenle müvekkili sigorta şirketi aleyhine hükmedilen kararın kaldırılarak ... Sigorta yönünden maddi manevi tazminat talepleri yönünden davanın reddine karar verilmesini talep ettiğini, dava konusu olayda, sigortalı hekim tarafından yapılan hatalı/kusurlu bir işlem bulunmamakta olup, kendisinin sorumluluğuna da gidilemeyeceğini, hekimin sorumluluğunun doğabilmesi için, gerçekleştirilen teşhis ve tedavi yöntemlerinde tıbbi standardın uygulanmamış olması gerektiğini, tıbbi standartın uygulandığı yerde, hekimin müdahalesi tıp biliminin gereklerine de uygun ise hekimin/hastanenin kusur ve sorumluluğundan bahsedilemeyeceğini, tıbbi standart, tedavinin amacına ulaşması için gerekli olan ve denenerek ispatlanmış bulunan, hekimin tecrübesi ve doğa bilimlerinin o anki ulaştığı düzeyi ifade ettiğini, sigortalı hekim kendisinden beklenebilecek tüm özeni gösterdiğini ve bir hekim olarak yapmakla yükümlü olduğu teşhis, tedavi ve uygulamaları gereği gibi yaptığını, ancak tıbbi uygulamaların doğası gereği kabul edilebilir risk çerçevesinde ele alınması gereken belirli istenmeyen durumların ortaya çıkmasının her zaman mümkün olduğunu, hekim tıbbi standart uygulamasından sapmadıkça, bunların izin verilen risk olarak kabul edildiğini, hekimin görevinin hastanın sağlığına kavuşabilmesi için, o günün şartlarında tıp ilminin geldiği noktaya göre standart uygulamaları yapmak, gerekli özeni göstermek olduğunu, mesleğinin tüm gereğini gerçekleştirdiği halde salt hastanın şifaya kavuşmaması veya başkaca rahatsızlıklarının ortaya çıkması dolayısıyla hekimin sorumlu tutulamayacağını, sigortalı hekimin dikkat ve özen eksikliği söz konusu olmayıp, huzurdaki davanın işbu sebeplerle reddi gerektiğini, davacının tazminat taleplerinin dayanaksız ve fahiş olduğunu, davacı yanın iddialarının aksine, olayda malpraktis söz konusu olmadığını, manevi tazminat hakkının doğabilmesi için, hukuka aykırı eylem, bu eylem sonucu ortaya çıkmış zarar, illiyet bağı ve kusur unsurlarının bir arada bulunması gerektiğini, illiyet bağının olmadığının tespit edildiğini, talep edilen tazminat miktarının davacıların mali durumu üzerindeki etkisinin daha iyi değerlendirilmesi için, davacı yanın ekonomik ve sosyal durumunun araştırılması gerektiğini, talep edilen tazminat miktarının davacı yanı zenginleştireceğini beyanla eksik inceleme usul ve yasalara aykırı verilen ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; malpraktis kaynaklı bedensel zarar nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın tahsili istemine ilişkindir. İnceleme 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve re'sen kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davacı vekilince, davalı hastanede davalı doktor tarafından 14/11/2015 tarihinde davacıya gerçekleştirilen sezeryan ameliyatı sırasında davacının karnında gazlı bez unutulması nedeniyle, davacının uğradığı maddi ve manevi zararın tahsili istemi ile ....Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/192 Esas sayılı dosyasında dava açıldığı, mahkemece yapılan yargılama neticesinde 29/03/2024 tarih 2020/192 Esas- 2024/345 Karar sayılı ilamı ile " Davalı ... ... Sigorta Şirketi (... Sigorta AŞ) hakkında açılan MADDİ TAZMİNAT DAVASININ REDDİNE, Reddedilen maddi tazminat davası açısından yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre kademeli olarak hesaplanan 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini bir vekil ile temsil ettiren davalı ... ... Sigorta Şirketi'ne verilmesine, Davalı ... SİGORTA A.Ş. ... ve ... TIP HİZMETLERİ İNŞ. TİC. SAN VE AŞ hakkında açılan MADDİ TAZMİNAT DAVASININ KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE, 181.930,38 TL sürekli iş göremezlik ve 3.432,26 TL geçici iş göremezlik olmak üzere toplam 185.362,64 TL tazminatın davalı ... ve ... TIP HİZMETLERİ İNŞ. TİC. SAN VE AŞ 14.11.2015 tarihinden diğer davalı ... SİGORTA A.Ş. için 04.11.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte bu davalılardan müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine, Fazlaya ilişkin istemin reddine", karar verildiği, davacı vekili ve davalı ... Sigorta vekilince yasal süresi içerisinde kararın kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. Bilindiği üzere; 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un (TKHK) yürürlüğü ile Kanun'un kapsamı genişletilmiş, mülga 4077 sayılı TKHK döneminde "her türlü tüketici işlemi" olarak sınırları belirlenen Kanun kapsamı, yürürlükteki 6502 sayılı TKHK'un 2. maddesi ile " her türlü tüketici işlemi ve tüketiciye yönelik uygulamalar" olarak belirlenmiştir. Keza, Kanun'un "Tanımlar" başlıklı 3/1 maddesi ile, ı) Sağlayıcı: Kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye hizmet sunan ya da hizmet sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, i) Satıcı: Kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye mal sunan ya da mal sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, k) Tüketici: Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, l) Tüketici işlemi: Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi, ... ifade eder. Şeklindeki düzenlemesiyle de, "sağlayıcı" ve "tüketici işlemi" tanımlarını daha kapsamlı bir çerçeveye oturtmuş, uygulama alanını ve sınırlarını başka türlü yoruma yer vermeyecek açıklıkta genişletmiştir. Kanunu'nun 83. maddesi ile "(1) Bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde genel hükümler uygulanır. (2) Taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olması, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engelemez. " düzenlemesine yer verilmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 1/(1) maddesinde "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir." hükmü düzenlenmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 114/(1)-c maddesine göre, görev hususu dava şartlarından olup, aynı kanunun, 115. maddesine göre, dava şartlarının mevcut olup olmadığının mahkemece davanın her aşamasında kendiliğinden araştırılması ve gözetilmesi gerekmektedir. Yargıtay 3.Hukuk Dairesinin 07/12/2022 tarih 2022/5767 Esas- 2022/9263 Karar sayılı ilamında; " Somut olayda; davacılar ile davalı doktor ve özel hastane arasındaki ilişki vekalet akdi niteliğindedir. Vekalet akdi, 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Kanun kapsamına alınmış olup, bu tarihten sonra açılan davalarda, Tüketici Mahkemeleri görevlidir. Nitekim bu husus 6502 sayılı yasanın geçici 1. maddesiyle çözüme bağlanmış durumdadır. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmamış olsa bile re'sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip karara bağlamalıdır. Hal böyle olunca, bölge adliye mahkemesince; uyuşmazlığın çözümünde tüketici mahkemesinin görevli olduğu gözetilerek, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-3 maddesi uyarınca esası incelemeden ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, Aynı Kanun'un 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca davanın görev yönünden usulden reddine karar verilmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye ya da görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, bu husus gözetilmeksizin davanın esası incelenerek Tüketici Mahkemesi sıfatıyla yeniden esas hakkında yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir." şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin Bölge Adliye Mahkemeleri kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi istemine dair 2025/616 Esas - 2025/1428 Karar sayılı emsal ilamında “1.TKHK'nın 3/1-l bendi, "Tüketici işlemi: Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder," düzenlemesini içermektedir. Aynı Kanun'un 73/1. maddesinde, tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu, 83/2. maddesinde ise, taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanun'un görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği hüküm altına alınmıştır. 2.Anılan hükümler çerçevesinde, ticari veya mesleki olmayan bir amaçla hareket eden tüketicinin taraf olduğu bir taşıma sözleşmesi, tüketici işlemidir. Böyle bir sözleşme/işlem nedeniyle sürücü ve işleten/malik olanlara karşı birlikte açılan davalarda, tüketici mahkemeleri görevlidir. Taşınan tüketici ile arasında sözleşme ilişkisi bulunmayan sigorta şirketine/ şirketlerine karşı açılan davalarda ise görevli mahkeme, ticaret mahkemesidir. 3.Dava, sürücü ve işleten/malik olanlarla birlikte arada sözleşme ilişkisi bulunmayan sigorta şirketi/ şirketlerine karşı birlikte açıldığında, temel ilişki olan taşıma sözleşmesinin TKHK kapsamında kaldığı, davalılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğu, usul ekonomisi, müteselsil sorumluluk ilkesi, uyuşmazlığın nitelik itibarıyla nispeten işin uzmanı olan mahkemece karara bağlanması, davaların makul süre içinde bitirilmesi yükümlülüğü hususları değerlendirilerek davaların birlikte tüketici mahkemelerinde görülmesi gerektiği kanaatine varılmış ve uyuşmazlığın bu şekilde giderilmesine karar verilmiştir. V. KARAR 1.Taşıma ilişkisine dayalı, birden çok kişi aleyhine, ihtiyari dava arkadaşlığı şeklinde açılan davalarda, davalılardan biri yönünden tüketici mahkemesi, diğeri yönünden ticaret mahkemesinin görevli olduğu durumda, davaların birlikte tüketici mahkemesinde mi, yoksa ayrı ayrı görevli mahkemelerde mi görülmesi gerektiği noktasında toplanan uyuşmazlıkta, temel ilişki olan taşıma sözleşmesinin TKHK kapsamında kalması, ihtiyari dava arkadaşlığı, usul ekonomisi ve özellikle müteselsil sorumluluk ilkesi gözetilerek davaların birlikte TÜKETİCİ MAHKEMESİNDE GÖRÜLMESİNİN GEREKTİĞİNE, uyuşmazlığın bu şekilde giderilmesine,” karar verilmiştir. Dava konusu uyuşmazlığın çözümünde, davacı taraf ile davalı doktor ve hastane arasındaki ilişki vekalet ilişkisi olduğu ve tüketici mahkemesinin görevli olduğu, tıbbi malpraktis nedeniyle doktorun sigorta şirketine karşı açılacak davalarda ise Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğu , ancak davanın doktor ve hastane ile birlikte arada sözleşme ilişkisi bulunmayan sigorta şirketi / şirketlerine karşı birlikte açıldığında, temel ilişki olan vekalet sözleşmesinin TKHK kapsamında kaldığı, davalılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğu, usul ekonomisi, müteselsil sorumluluk ilkesi, uyuşmazlığın nitelik itibarıyla nispeten işin uzmanı olan mahkemece karara bağlanması, davaların makul süre içinde bitirilmesi yükümlülüğü hususları değerlendirildiğinde, davaların birlikte tüketici mahkemelerinde görülmesi gerekmektedir. Mahkemece bu husus gözetilmeden hüküm tesisi yoluna gidilmesi usul bakımından hukuka aykırıdır. Bu nedenlerle davacı vekilinin ve davalı ... Sigorta vekilinin istinaf itirazlarının kamu düzeni bakımından kabulüne karar verilmiştir. Belirtilen nedenlerle mahkemece; görevli mahkeme Tüketici Mahkemesi olduğu halde yazılı şekilde hüküm kurulması usule aykırı olduğundan, davacı vekilinin ve davalı ... Sigorta vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzeni yönünden kabulü ile HMK'nın 353/1-a.3 maddesi gereğince, mahkeme kararının kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenler ile; 1-Davacı vekilinin ve davalı ... Sigorta vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzeni yönünden ayrı ayrı KABULÜ İLE ....Asliye Ticaret Mahkemesinin 29/03/2024 tarih ve 2020/192 Esas - 2024/345 Karar sayılı kararının 6100 sayılı Kanunun 353/1-a.3 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Yukarıda belirtilen sebeplerle eksiklikler tamamlanarak davanın yeniden görülüp karar verilmesi için dosyanın yerel Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-Davacı tüketici harçtan muaf olduğundan, harç alınmasına yer olmadığına, başlangıçta davacıdan alınan 1.169,40 TL istinaf başvuru harcı ve 427,60 TL maktu karar harcı olmak üzere toplam 1.597,00 TL harcın talep halinde davacıya iadesine, 4- İstinaf başvurusu sırasında davalı ... Sigortadan alınan 3.416,00 TL istinaf nispi karar harcının talep halinde bu davalıya iadesine, 5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından kurulacak esasa ilişkin hükümde dikkate alınmasına, 6-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından kurulacak esasa ilişkin hükümde dikkate alınmasına, 7-İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığı için istinaf incelemesi için taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 8-HMK'nın 359/4. maddesi gereğince kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 9-Talep halinde inceleme konusu kararın icrasının geri bırakılması için İİK'nın 36/1 maddesi gereğince, varsa, istinaf eden tarafça yatırılan nakit teminatların veya sunulan banka teminat mektuplarının dosya kapsamı ve kararın niteliğine göre İİK'nın 36/5.fıkrası gereğince yatıran/ sunan tarafa İADESİNE, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362/1-c maddesi gereğince KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.20/01/2026 Başkan e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Katip e-imzalıdır