10. Hukuk Dairesi 2015/17297 E. , 2015/20396 K. * KURUM İŞLEMİNİN İPTALİ VE MENFİ TESBİT * KISA KARAR İLE GEREKÇELİ KARARIN ÇELİŞİK OLMASI * 1982 ANAYASASI (2709) Madde 141 * HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU (HMK) (6100) Madde 26 * HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU (HMK) (6100) Madde 294 * HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU (HMK) (6100) Madde 297 * HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU (HMK) (6100) Madde 301 "" Dava, Kurum işleminin iptali ve menfi tespit istemine ilişkindir. Mahkemece, bozma ilamına uyulduktan…
**10. Hukuk Dairesi 2015/17297 E. , 2015/20396 K.** * KURUM İŞLEMİNİN İPTALİ VE MENFİ TESBİT * KISA KARAR İLE GEREKÇELİ KARARIN ÇELİŞİK OLMASI * 1982 ANAYASASI (2709) Madde 141 * HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU (HMK) (6100) Madde 26 * HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU (HMK) (6100) Madde 294 * HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU (HMK) (6100) Madde 297 * HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU (HMK) (6100) Madde 301 **"İçtihat Metni"** Dava, Kurum işleminin iptali ve menfi tespit istemine ilişkindir. Mahkemece, bozma ilamına uyulduktan sonra yapılan yargılama sonucu ilâmında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hükmü, tarafların avukatlarının temyiz etmeleri üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26'ncı maddesi uyarınca; "Hakim tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir. Aynı Kanunun 294–301 maddelerinde ise mahkeme kararlarının nasıl olması gerektiği belirlenmiştir. Bu düzenlemelere göre Mahkeme, usule veya esasa ilişkin bir nihai kararla davayı sona erdirir. Yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihai karar, hükümdür. Kanunun 297'nci maddesinin (2). fıkrasında “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir”, hükümleri öngörülmüş olup, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait her hangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması, zorunludur. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 294'üncü maddenin (4) fıkrasındaki “Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hâllerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir.” hükmü gereği zorunlu nedenlerle yalnız hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın sonradan belli süre içinde yazılması mümkündür. Bu gibi hallerde de Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 294 ve 297’inci maddelerine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça