Başvurucu, kamulaştırılan taşınmazıyla ilgili kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili davası sonucunda belirlenen kamulaştırma bedelinin, taşınmazın bulunduğu mevki değerlerinin oldukça altında belirlenmesi, hatta kıymet takdir komisyonunca belirlenen ve idarenin kendisine vermeyi kabul ettiği tutarın altıda biri oranında olacak şekilde tespit edilmesi ve yargılamanın 7 yıl sürmesi nedenleriyle mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek, tazminat talebinde bulunmuştu
Başvurucu, kamulaştırılan taşınmazıyla ilgili kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili davası sonucunda belirlenen kamulaştırma bedelinin, taşınmazın bulunduğu mevki değerlerinin oldukça altında belirlenmesi, hatta kıymet takdir komisyonunca belirlenen ve idarenin kendisine vermeyi kabul ettiği tutarın altıda biri oranında olacak şekilde tespit edilmesi ve yargılamanın 7 yıl sürmesi nedenleriyle mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek, tazminat talebinde bulunmuştur. Başvuru, 1/11/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca, 6/12/2013 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm tarafından 23/1/2014 tarihinde kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına, başvuru dosyasının bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir. Adalet Bakanlığının 13/2/2014 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ, İdare) tarafından 20/4/2005 tarihinde sulama kanalı inşaatı nedeniyle başvurucunun maliki olduğu Muğla ili, Fethiye İlçesi, Karaçulha Köyünde bulunan 1357,00 m2 taşınmazının 102,16 m2 kısmının kamulaştırılmasına karar verilerek kamu yararı kararı alınmıştır. Bahsedilen taşınmaz kısmının kamulaştırma bedeli İdarece oluşturulan kıymet takdir komisyonunca 592,00 TL olarak belirlenmiştir. Bedel üzerinde anlaşma sağlanamaması üzerine DSİ Genel Müdürlüğü 5/4/2006 tarihinde Fethiye Asliye Hukuk Mahkemesinde kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davası açmıştır. Başvurucu, idarece teklif edilen bedelin bölgedeki emsal değerlerinin çok altında olduğu gerekçesiyle 14/2/2007 tarihli dilekçesiyle taşınmazının elektrik, su, yol ve altyapısının bulunduğunu belirterek İdarece belirlenen bedele itiraz etmiş ve ekinde Fethiye Emlakçılar Derneği Başkanlığından aldığı 31/1/2007 tarihli üç yeminli bilirkişi tarafından hazırlanan bilirkişi raporunu Mahkemeye sunmuştur. Raporda taşınmaz tarımsal nitelikli kültür arazisi olarak tanımlanmış, arazinin Fethiye’ye hâkim bir konumda olmasının değerini arttırdığı ve tripleks villa yapmaya uygun olduğu ifade edilerek taşınmazın m2 fiyatının 110,00 TL (dolayısıyla kamulaştırılan kısmının değerinin 273,00 TL) olduğu tespit edilmiştir. Mahkeme, 22/5/2008 tarihli ve E.2006/123 K.2008/266 sayılı kararıyla davanın kabulüne karar vererek, 27/9/2007 tarihli bilirkişi raporu ve 18/1/2008 tarihli ek bilirkişi raporu doğrultusunda tarla vasıflı taşınmazın 592,91 TL olarak tespit edilen kamulaştırma bedelinin başvurucuya ödenmesine hükmetmiştir. Başvurucu, 15/12/2008 tarihli dilekçesiyle, belirlenen kamulaştırma bedelinin taşınmazının bulunduğu bölgedeki değerlerin çok altında kaldığını, bedel tespitinde sadece taşınmazın tapuda görünen vasfına göre belirleme yapıldığını, bölgenin bir turizm cenneti olduğunu, taşınmazın denizi kuşbakışı gören ve denize yakın bir noktada olduğunu, yakınında villalar bulunduğunu, kamulaştırılan taşınmazın bir ev yapacak büyüklükte olduğunu belirterek kararı temyiz etmiştir. Davacı İdare de temyiz başvurusunda bulunmuştur. Temyiz incelemesi yapan Yargıtay Hukuk Dairesi, 9/2/2010 tarihli ve E.2009/14633, K.2010/1687 sayılı ilamıyla İlk Derece Mahkemesi kararını bozmuştur. Bozma kararında, tarım arazilerinin değerinin saptanmasında dava konusu taşınmazın da içinde yer aldığı ilçenin genelinde geçerli olan hektar başına ortalama verim, üretim giderleri ve kg başına satış fiyatlarına göre hesaplama yapılması gerekirken yalnızca dava konusu taşınmazın bulunduğu köye özgü lokal veriler esas alındığı; taşınmazın sulu ya da kuru tarım arazisi niteliğinde olup olmadığına yönelik bir tespit yapılmadan sulu tarım arazilerindeki ürünler münavebeye alınarak değer biçildiği, taşınmazın sera üretimine uygun olduğu belirlenmeden serada domates ürününün net gelirinin ortalamaya katılarak taşınmazın değerinin bulunduğu gerekçelerine yer verilmiştir. Bozma kararı üzerine yeniden inceleme yapan Mahkeme, 24/2/2011 tarihli ve E.2010/215, K.2011/301 sayılı kararı ile bozma ilamında belirtilen eksiklikleri tamamlayarak ve bozma kararındaki gerekçelere göre hazırlanan 15/9/2010 tarihli bilirkişi raporunu esas alarak kamulaştırma bedelini 401,49 TL olarak tespit etmiş ve fazla ödenen bedelin İdareye iadesine dair hüküm kurmuştur. Başvurucunun temyiz istemi Yargıtay Hukuk Dairesinin 15/1/2013 tarihli ve E.2012/12035, K.2013/365 sayılı kararı ile reddedilerek yerel mahkemenin kararı onanmıştır. Karar düzeltme istemi aynı Dairenin, 30/5/2013 tarih ve E.2013/6934, K.2013/9376 sayılı kararı ile reddedilmiştir. Bu karar başvurucuya, 2/10/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu, fazla ödenen kamulaştırma bedelini faiziyle birlikte 256,42 TL olarak 10/10/2013 tarihinde İdarenin banka hesabına yatırmıştır. Başvurucu, 1/11/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 24/04/2001 tarihli, 4650 sayılı Kamulaştırma Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un maddesiyle değişik “Satın alma usulü” başlıklı maddesi şöyledir:“İdarelerin, bu Kanuna göre, tapuda kayıtlı olan taşınmaz mallar hakkında yapacağı kamulaştırmalarda satın alma usulünü öncelikle uygulamaları esastır.Kamulaştırma kararının alınmasından sonra kamulaştırmayı yapacak idare, bu Kanunun 11 inci maddesindeki esaslara göre ve konuyla ilgili uzman kişi, kurum veya kuruluşlardan da rapor alarak, gerektiğinde Sanayi ve Ticaret Odalarından ve mahalli emlak alım satım bürolarından alacağı bilgilerden de faydalanarak taşınmaz malın tahmini bedelini tespit etmek üzere kendi bünyesi içinden en az üç kişiden teşekkül eden bir veya birden fazla kıymet takdir komisyonunu görevlendirir.Ayrıca idare, tahmin edilen bedel üzerinden pazarlıkla satın alma ve trampa işlemlerini yürütmek ve sonuçlandırmak üzere kendi bünyesi içinden en az üç kişiden teşekkül eden bir veya birden fazla uzlaşma komisyonunu görevlendirir.İdare, kıymet takdir komisyonunca tespit edilen tahmini bedeli belirtmeksizin, kamulaştırılması kararlaştırılan taşınmaz mal, kaynak veya bunların üzerindeki irtifak haklarının bedelinin peşin veya bu Kanunun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre yapılıyor ise, bu fıkradaki usullere göre taksitle ödenmesi suretiyle ve pazarlıkla satın almak veya idareye ait bir başka taşınmaz malla trampa yoluyla devralmak istediğini resmi taahhütlü bir yazıyla malike bildirir.Malik veya yetkili temsilcisi tarafından, bu yazının tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde, kamulaştırmaya konu taşınmaz malı pazarlıkla ve anlaşarak satmak veya trampa isteği ile birlikte idareye başvurulması halinde; komisyonca tayin edilen tarihte pazarlık görüşmeleri yapılır, tespit edilen tahmini değeri geçmemek üzere bedelde veya trampada anlaşmaya varılması halinde, yapılan bu anlaşmaya ilişkin bir tutanak düzenlenir ve anlaşma konusu taşınmaz malın tüm hukuki ve fiili vasıfları ile kamulaştırma bedelini içeren tutanak malik veya yetkili temsilcisi ve komisyon üyeleri tarafından imzalanır.İdarece, anlaşma tutanağının tanzim tarihinden itibaren en geç kırkbeş gün içinde, tutanakta belirtilen bedel ödenmeye hazır hale getirilerek, bu durum malike veya yetkili temsilcisine yazıyla bildirilerek tapuda belirtilen günde idare adına tapuda ferağ vermesi istenilir. Malik veya yetkili temsilcisi tarafından idare adına tapuda ferağ verilmesi halinde, kamulaştırma bedeli kendilerine ödenir.Bu madde uyarınca satın alınan veya trampa edilen taşınmaz mal, kaynak veya irtifak hakkı, sahibinden kamulaştırma yolu ile alınmış sayılır ve bu şekilde yapılan kamulaştırmaya veya bedeline karşı itiraz davaları açılamaz.Anlaşma olmaması veya ferağ verilmemesi halinde bu Kanunun 10 uncu maddesine göre işlem yapılır.” 2942 sayılı Kanun’un “Kamulaştırma bedelinin mahkemece tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili” kenar başlıklı maddesinin 4650 sayılı Kanun’un maddesiyle değişik ilgili kısımları şöyledir: “Kamulaştırmanın satın alma usulü ile yapılamaması halinde idare, … asliye hukuk mahkemesine müracaat eder ve taşınmaz malın kamulaştırma bedelinin tespitiyle, … idare adına tesciline karar verilmesini ister.…Mahkemece belirlenen günde yapılacak duruşmada hakim, taşınmaz malın bedeli konusunda tarafları anlaşmaya davet eder. Tarafların bedelde anlaşması halinde hakim, taraflarca anlaşılan bu bedeli kamulaştırma bedeli olarak kabul eder ve sekizinci fıkranın ikinci ve devamı cümleleri uyarınca işlem yapar.Mahkemece yapılan duruşmada tarafların bedelde anlaşamamaları halinde hakim, en geç on gün içinde keşif ve otuz gün sonrası için de duruşma günü tayin ederek, 15 inci maddede sayılan bilirkişiler marifetiyle ve tüm ilgililerin huzurunda taşınmaz malın değerini tespit için mahallinde keşif yapar… Bilirkişiler, taraflar ve diğer ilgililerin beyanını da dikkate alarak, 11 inci maddedeki esaslar doğrultusunda taşınmaz malın değerini belirten raporlarını onbeş gün içinde mahkemeye verirler. Mahkeme bu raporu, duruşma günü beklenmeksizin taraflara tebliğ eder. Yapılacak duruşmaya hakim, taraflar veya vekillerini ve bilirkişileri çağırır. Bu duruşmada tarafların bilirkişi raporlarına varsa itirazları dinlenir ve bilirkişilerin bu itirazlara karşı beyanları alınır.Tarafların bedelde anlaşamamaları halinde gerektiğinde hakim tarafından onbeş gün içinde sonuçlandırılmak üzere yeni bir bilirkişi kurulu tayin edilir ve hakim, tarafların ve bilirkişilerin rapor veya raporları ile beyanlarından yararlanarak adil ve hakkaniyete uygun bir kamulaştırma bedeli tespit eder. Mahkemece tespit edilen bu bedel, taşınmaz mal, kaynak veya irtifak hakkının kamulaştırılma bedelidir. … İdarece, kamulaştırma bedelinin hak sahibi adına yatırıldığına … dair makbuzun ibrazı halinde mahkemece, taşınmaz malın idare adına tesciline ve kamulaştırma bedelinin hak sahibine ödenmesine karar verilir ve bu karar, tapu dairesine ve paranın yatırıldığı bankaya bildirilir. Tescil hükmü kesin olup tarafların bedele ilişkin temyiz hakları saklıdır.…” 2942 sayılı Kanun’un “Kamulaştırma bedelinin tespiti esasları” başlıklı maddesinin 4650 sayılı Kanunla değişik ilgili kısımları şöyledir:“ …bilirkişi kurulu, kamulaştırılacak taşınmaz mal veya kaynağın bulunduğu yere mahkeme heyeti ile birlikte giderek, hazır bulunan ilgilileri de dinledikten sonra taşınmaz mal veya kaynağın;a) Cins ve nevini,b) Yüzölçümünü,c) Kıymetini etkileyebilecek bütün nitelik ve unsurlarını ve her unsurun ayrı ayrı değerini,d) Varsa vergi beyanını,e) Kamulaştırma tarihindeki resmi makamlarca yapılmış kıymet takdirlerini,f) Arazilerde, taşınmaz mal veya kaynağın kamulaştırma tarihindeki mevkii ve şartlarına göre ve olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelirini,g) Arsalarda, kamulaştırma gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre satış değerini,h) Yapılarda, resmi birim fiyatları ve yapı maliyet hesaplarını ve yıpranma payını,ı) Bedelin tespitinde etkili olacak diğer objektif ölçüleri,Esas tutarak düzenleyecekleri raporda bütün bu unsurların cevaplarını ayrı ayrı belirtmek suretiyle ve ilgililerin beyanını da dikkate alarak gerekçeli bir değerlendirme raporuna dayalı olarak taşınmaz malın değerini tespit ederler.Taşınmaz malın değerinin tespitinde, kamulaştırmayı gerektiren imar ve hizmet teşebbüsünün sebep olacağı değer artışları ile ilerisi için düşünülen kullanma şekillerine göre getireceği kâr dikkate alınmaz.…” 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Usul ekonomisi ilkesi” kenar başlıklı maddesi şöyledir:“Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.”