/Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Müvekkili şirketine ayni sermaye olarak konulacak ... İli, ... İlçesi, 2. Bölge Mah. ... Köyüne kayıtlı ... pafta, .. ada ... parsel sayılı taşınmazın değerinin tespiti için 6102 SY TTK.nun 342. Ve 343.maddeleri gereği değer tespitini talep etmiştir.
davacı vekili 20.02.2008 tarihli dilekçesiyle, ... ile ... arasında imzalanan 18.12.2004 tarihli protokol ve 06.02.2008 tarihli ek protokolün 7. maddesi ve Bankacılık Yasası uyarınca tüm davalılar hakkında açılan davanın durdurulmasına karar verilmesini istediği, mahkememizin 2008/458 E. - 2008/664 K. sayılı 01.12.2008 tarihli kararıyla, davalılardan ... hakkında açılan davanın açılmamış sayılmasına, diğer davalılar hakkındaki davanın da 4389 Sayılı Yasanın 15/3 ve 5411 Sayılı Bankacılık Yasanın geçici 11. ve aynı yasanın 132/10. maddeleri uyarınca durdurulmasına ve mahkeme esasının bu şekilde kapatılmasına karar verildiği, daha sonra ... vekilinin 29.05.2009 havale tarihli dilekçesi ile 09.01.2009 tarihli 2009/18 sayılı Fon Kurulu kararı gereğince durdurma talebinin geri alınarak yargılamaya devam edilmesinin istendiği, anılan dosyanın tekrar esasa kaydedildiği ve mahkememizin 2010/24 esasını aldığı ve 19.12.2013 tarihli ara karar ile davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkındaki davanın dosyadan tefrikine ve ayrı bir esasa kaydına karar verildiği ve bu şekilde Mahkememizin 2014/33 E. sayısını aldığı, mahkememizin 30.11.2017 tarihli kararıyla davalı ...'ın vefat etmesi ve mirasçılarının henüz belirlenememesi nedeniyle ... hakkındaki davanın da bu dosyadan tefriki ile yukarıdaki esasa kaydına karar verildiği ve iş bu dosyada yapılan açık yargılama sonunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA / Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; BDDK'nın 30.11.2001 tarihli kararıyla mali bünyesindeki olumsuzlukların giderilmesini teminen 4389 Sayılı Bankalar Kanununun 14/2. maddesi kapsamında ... A.Ş'nin ...'ye devredildiğini ve BDDK'nın 26.092002 tarihli kararıyla bankanın tüm aktif ve pasifleriyle birlikte 30.09.2002 den itibaren ... Bank A.Ş bünyesinde devren birleştirildiğini, bankanın hisselerinin fona devrinden sonra fon yönetim kurulunun 30.11.2001 tarihli BDDK talimatıyla görevlendirilen yeni yönetim döneminde yapılan çalışmalar sonucu 15.07.2002 tarihli bankanın olağan genel kurul toplantısında 1997-1998-1999-2000 yıllarına ait genel kurullarında yönetim ve denetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin alınan kararların hükümsüz sayıldığını ve 01.01.2001-30.11.2001 tarihleri arasında görev yapan yönetim ve denetim kurulu üyelerinin ise ibra edilmediklerini, ... Bank A.Ş Teftiş Kurulu Başkanlığı Soruşturma raporlarında ayrıntılı olarak belirtildiği şekilde davalıların yönetim ve denetim kurulu üyesi olarak görev yaptıkları dönemde raporda ayrıntılarıyla belirtilen eylemleriyle banka zararına yol açtıklarını, TTK. 336. maddesinde yönetim kurulu üyelerinin TTK. 342. maddesinde müdürlerin ve TTK. 353 ve 259. maddelerinde de murakıpların sorumluluğunun düzenlendiğini, 30.11.2001 tarihli devir bilançosunda tespit edilen zararın 86.070.593.000,000 TL'lik kısmının 30.11.2001 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte ve dilekçede her bir davalı için istenen miktar ayrı ayrı da gösterilmek suretiyle bu bedellerin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında 22.10.2013 tarihli duruşmada sunulan dilekçe ile her bir davalıdan istenen miktar yeniden ayrı ayrı açıklanmış, davacı vekilince en son 12.03.2015 tarihli dilekçeyle Fon Kurulunun 22.01.2015 tarihli 2015/18 sayılı kararı gereğince TTK. 336. ve devamı maddeleri kapsamında sorumluluk atfedilen yönetim ve denetim kurulu üyesi davalıların her türlü masraf ve vekalet ücreti talep hakkından vazgeçmesi kaydıyla davalılardan istenen bir kısım alacak talebinden vazgeçildiği ve vazgeçilen miktarlarda belirtilerek 3.727.058,00 TL'nin faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ayrıca bu davalıdan hangi krediden kaynaklı ne miktarlı zarar istendiği de ayrıntılarıyla açıklanmıştır. SAVUNMA / Davalı ... vefat etmeden önce vekilince sunulan cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine sorumluluk davası açılabilmesi için adı geçenlerin görevlerini yaparken kusurlu işlemleri nedeniyle banka zararına sebebiyet vermeleri gerektiğini, kredi borçlularından alacağın takip ve tahsili yoluna gidilmeden zararın oluştuğu iddiasıyla yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna gidilemeyeceği, müvekkillinin banka genel kurullarında ibra edildiğini, bankanın düzenli olarak uluslararası denetim şirketlerince denetlendiğini, denetim kurulu üyelerine bu nedenle herhangi bir sorumluluk yüklenemeyeceğini, yönetim kurulu üyesi olan müvekkilinin yasadan ve ana sözleşmeden kaynaklanan tüm görevlerini özenli bir şekilde ifa ettiğini, sorumluluğundan söz edilemeyeceğini belirterek müvekkili hakkındaki davanın reddini savunmuştur. DELİLLER VE GEREKÇE / Mahkememizin 2014/33 Esas sayılı dava dosyasındaki yargılama sırasında davalı ...'ın vefat ettiği anlaşılmıştır. ... 9. Sulh Hukuk Mahkemesinin 20016/25 E. 2016/6 K. sayılı 11.01.2016 tarihli veraset kararına göre ...'ın 03.01.2016 tarihinde ölümü ile mirası 12 pay kabul edilerek mirasçılarının birer pay sahibi olmak üzere ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... , ..., ... ve ... olduğu anlaşılmıştır. Mahkememizce veraset ilamında adı geçen mirasçılara tebligat yapılarak yargılamaya devam edilmiştir. Ancak vefat eden davalı ...'ın terekesinin tespiti için ... 11. Sulh Hukuk Mahkemesinin ... tereke sayılı dosyasından yargılamanın devam ettiği ve mahkemece terekeye idare memurunun atandığı anlaşılmıştır. Bunun dışında ... 13. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/78 E. 2016/1065 K. sayılı 27.12.2016 tarihli kararıyla ...'ın vasiyetnamesinin açılmasına ilişkin davanın görüldüğü ve vasiyetnamenin usulünce açılarak okunduğu yönünde hüküm kurulduğu anlaşılmıştır. Vasiyetnamenin açılmasına ilişkin bu karardan sonra bir kısım yasal mirasçıların mirasçılıktan çıkartıldığı anlaşıldığından ... 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin ... E. sayılı dosyasında vasiyetnamenin iptali davasının açıldığı ve dosyanın derdest olduğu anlaşılmıştır. Vefat eden davalının mirasçılarının henüz belirli olmadığı, zira vasiyetnamenin iptali davasının devam ettiği ancak murisin terekesinin tespitine ilişkin ... 11. Sulh Hukuk Mahkemesinin ... tereke sayılı dosyasında terekeye idare memuru olarak Av. İbrahim Bülbül'ün tayin edildiği anlaşılmakla artık mahkememizce vefat eden davalının mirasçılarının belirlenmesine etki edecek ... 12. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen ... E. sayılı dosyasının neticesinin beklenmesine gerek görülmediği gibi esasında terekenin tespiti davasının açılmasıyla birlikte hasmın tereke olacağı ve anılan mahkemece tasfiye memuru atanmış olduğundan terekeyi temsilen tasfiye memuruna davanın yöneltilmesiyle birlikte taraf teşkili sağlanmış olacağı anlaşılmakla, tereke tasfiye memuru Av. ...'ün, vekili tarafından usulüne uygun olarak düzenlenen vekaletnamenin dosyaya ibrazıyla taraf teşkilinin sağlandığı kabul edilmiş ve yargılamaya devam edilmiştir.