Başvuru, yargılamanın uzun sürmesi, mahkeme kararlarının gerekçesiz olması ve delillerin takdirinde hata yapılması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru; yargılamanın uzun sürmesi, mahkeme kararlarının gerekçesiz olması ve delillerin takdirinde hata yapılması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 21/1/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, 1916 doğumlu babası A.S.nin yaşlılıktan kaynaklanan akıl zayıflığı nedeniyle tutarsız davranışlar sergilediği ve savurganca hareketlerle malvarlığını elden çıkardığı iddiasıyla kısıtlanması talebiyle 9/4/2007 tarihinde mahkemeye başvurmuştur. Mudanya Sulh Hukuk Mahkemesince (Mahkeme) kısıtlanması istenen A.S.nin aile kayıt tablosu, maliki olduğu taşınmazları gösterir tapu kayıtları getirtilmiş, Bursa Devlet Hastanesine sevki sağlanarak vasi atanmasını gerektirir bir durumun bulunup bulunmadığına dair rapor temin edilmiştir. Mahkeme 22/10/2008 tarihli karar ile kısıtlanması istenilen A.S.nin Bursa Devlet Hastanesi heyet raporu içeriğine göre kısıtlanmasını gerektirir herhangi bir sebep bulunmadığı, huzurda serbest iradesi ile alınan beyanlarından kimliği ve olaylarla ilgili sorulan sorulara mantıklı cevaplar verdiği, tereddüt oluşturacak herhangi bir davranışının bulunmadığı ve gayrimenkullere ilişkin yapmış olduğu tasarruflarının bilincinde olduğu kanaatiyle davanın reddine karar vermiştir. Hüküm, başvurucu tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay Hukuk Dairesi 7/12/2009 tarihli karar ile A.S.nin 29/7/2009 tarihinde vefat etmesi nedeniyle dava konusuz kaldığından hükmün bozulmasına karar vermiştir. Mahkeme bozma ilamına uyarak 24/2/2010 tarihli karar ile dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar vermiştir. Karar temyiz edilmiştir. Yargıtay Hukuk Dairesi 13/11/2014 tarihli karar ile hükmü onamıştır. Nihai karar başvurucuya 22/12/2014 tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu 21/1/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun "Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle işlerini göremeyen veya korunması ve bakımı için kendisine sürekli yardım gereken ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye sokan her ergin kısıtlanır." 4721 sayılı Kanun'un "Savurganlık, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı, kötü yönetim" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"Savurganlığı, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı veya malvarlığını kötü yönetmesi sebebiyle kendisini veya ailesini darlık veya yoksulluğa düşürme tehlikesine yol açan ve bu yüzden devamlı korunmaya ve bakıma muhtaç olan ya da başkalarının güvenliğini tehdit eden her ergin kısıtlanır.'' 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun maddesinin ilgili kısmı şöyledir: "(1) Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder." Yargıtay Hukuk Dairesinin 25/1/2018 tarihli ve E.2017/14501, K.2018/1393 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"Vesayet altına alınması istenen İ.İ. nin dava açıldıktan sonra 2014 tarihinde öldüğü gerekçesi ile mahkemece davanın reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Kısıtlanması istenilen İ.nin yargılama devam ederken 2014 tarihinde öldüğü dosya kapsamından anlaşıldığından; davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesiyerine, talep ve davanın reddine karar verilmesi doğru değil ise de; bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden bozma nedeni yapılmamış, hükmün, fıkrasının HUMK'nın 438/ maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.''