T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/591 - 2026/578 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/591 KARAR NO : 2026/578 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16/12/2024 NUMARASI : 2021/287 Esas - 2024/704 Karar DAVACI : VEKİLİ DAVALI VEKİLİ DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 16/04/2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 16/04/2026 …
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/591 - 2026/578 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/591 KARAR NO : 2026/578 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16/12/2024 NUMARASI : 2021/287 Esas - 2024/704 Karar DAVACI : VEKİLİ DAVALI VEKİLİ DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 16/04/2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 16/04/2026 Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ile davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde; 11.10.2014 tarihinde ... ... sevk ve idaresindeki 06...plakalı aracın başka bir yayaya çarpmamak için manevra yapması sonucunda yaya olan müvekkiline çarpması sonucu müvekkilinin yaralandığını, kazanın 06...plakalı araç sürücüsünün kusuru ile meydana geldiğini, müvekkilinin kusurunun olmadığını, kazaya karışan 06...plakalı aracın kaza tarihinde ZMMS poliçesinin bulunmadığını, Sigortacılık Kanunu 14/2.b maddesi gereği rizikonun meydana geldiği tarihte geçerli olan teminat tutarları dahilinde sigortasını yaptırmamış olanların neden olduğu bedensel zararlardan davalı ... Hesabının sorumlu olduğunu, maddi zararın tazmini için davalıya başvuru yapıldığını, ancak ödeme yapılmadığını belirtilerek, şimdilik 9.500,00TL kalıcı iş göremezlik tazminatı, 300,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı ile 200,00 TL bakıcı gideri tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın başvurusu sonucunda 30.04.2021 tarihinde 44.475,00 TL tazminat ödendiğini, yapılan ödeme ile davacının zararının karşılandığını, kazanın meydana gelmesindeki kusur oranlarının da belirlenmesi gerektiğini, davalının sorumluluklarının sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, SGK tarafından davacıya gelir bağlanıp bağlanmadığının tespitinin gerektiğini, davacının geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı zararlarından sorumlu olunmadığını, avans faizi talebinin reddi gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, davacı tarafça dava dilekçesi ekinde sunulan Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'na ait 19/03/2021 tarihli rapor ile, "Çocuklar için Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliği''ne göre kazaya bağlı sürekli özür oranının %5 olduğu ve 11/10/2014 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazası ile illiyet bağının bulunduğu, geçici iş göremezlik süresinin 120 gün olduğu, tedavi süresince bakıcıya ihtiyacı olduğu sürenin 60 gün olduğunun bildirildiği, mahkemece davacı, Ankara Üniversitesi ATK Başkanlığı'na sevk edilerek, kaza tarihi itibariyle geçerli olan "Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği" hükümlerine göre maluliyet oranının belirlenmesi istenilmiş olup; 29/05/2023 tarihli Ankara Üniversitesi ATK Başkanlığı'na ait rapor ile özetle; davacı İrem ... ... 11.10.2014 tarihli yaralanması neticesinde; Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre vücut genel çalışma gücünden %3,3 (yüzdeüçvirgülüç) oranında kaybettiği, erişkin olması halinde 4 (dört) ay süre ile iş göremezlik halinde kalacağı, 1 (bir) ay süresince başkasının yardımına ihtiyaç duyduğu, Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği'nin 12. maddesine (03.08.2013-28727 sayılı Resmi Gazete) göre devamlı surette başka birinin bakımına muhtaç olmadığı kanaatinde olunduğunun belirlendiği, davacı tarafça sunulan 19/03/2021 tarihli rapor ile mahkemece alınan 29/05/2023 tarihli rapor arasındaki çelişkinin giderilmesi amacı ile dosya İstanbul ATK Başkanlığı'na tevdi edilmiş olup; 07/02/2024 tarihli İstanbul ATK raporunda özetle; davacı İrem ... ... 11/10/2014 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının, 03/08/2013 tarih, 28727 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği ile bu yönetmelik kapsamında yer almayan bölüm, cetvel ve listeler için, 11/10/2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinden yararlanılarak yapılan incelemede; %3.3 (yüzdeüçnoktaüç) oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, iyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 4 (dört) aya kadar uzayabileceği, dava konusu olay nedeniyle başka birinin sürekli olarak bakımına muhtaç durumda olmadığı ancak iyileşme (iş göremezlik) süresi içerisinde 1 (bir) ay süresince bir başkasının yardımına gereksinim duyabileceğinin bildirildiği, kusur yönünden, 06...plakalı otomobil sürücüsü ... ...'un, %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu, davacı yaya İrem ... ... ise kusursuz olduğu, tazminat hesabı yönünden, davalı tarafından, davacıya 30.04.2021 tarihinde 44.475,00 TL maddi tazminat ödemesi yapıldığı, ödeme tarihindeki verilere göre, hesaplama yapıldığında, davacı lehine 73.361,91 TL sürekli iş göremezlik zararı ve 1.134,00 TL geçici bakıcı tazminatı olmak üzere toplam 74.495,91 TL maddi tazminat hesaplanmış olup, davalı tarafından yapılan 44.475,00 TL ödeme ile davacıya 30.020,91 TL eksik ödeme yapıldığı, rapor tarihine göre hesaplamada, davacı lehine, 405.340,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı hesaplanmış olup, davalı tarafça yapılan ödemenin, rapor tarihine kadar yasal faiz oranı ile güncellenmesi sonucu bulunan 78.748,78TL'nin mahsubu sonucu, davacı lehine 326.591,22 TL bakiye sürekli iş göremezlik tazminatı maddi tazminat hesaplandığı, sakatlık teminat limitinden toplam 44.475,00 TL ödeme yapılmış olup, poliçede 223.525,00 TL bakiye limit bulunduğunun hesaplandığı, buna göre davacının, davalıdan sakatlanma ve ölüm teminatından toplam 223.525,00 TL bakiye sürekli iş göremezlik tazminatı ile tedavi (sağlık) giderleri teminatından 1.134,00 TL geçici bakıcı gideri tazminatı talep edebileceğinin hesaplandığı, davacı vekili değer artırım dilekçesinde; fazlaya ilişkin tüm talep ve dava hakları saklı tutarak, daimi iş göremezlik tazminatı talepleri olan 222.391,00-TL'nin, (9.500,00 TL olan daimi iş göremezlik tazminatı talebini HMK 107/1-2. Maddesi uyarınca 212.891,00-TL artırarak), bakıcı gideri talebi olan 1.134,00-TL'nin, (200,00 TL olan bakıcı gideri talebini HMK 107/1-2. maddesi uyarınca 934,00-TL artırarak), geçici iş göremezlik tazminatı talebi olan 300,00-TL'nin, davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine, talep edilen alacak ve tüm dava değerine davalının temerrüt tarihinden itibaren ticari avans faizi yürütülmesine, karar verilmesini talep ettiği, davacının geçici iş göremezlik tazminatı isteminin; davacının 18 yaşından küçük olup aktif çalışmasının bulunmadığı, kaza tarihinde kazanç getiren herhangi bir işte çalışmadığı dikkate alınarak reddine karar verilmesi gerektiği, davacının bakıcı gideri tazminatı istemi yönünden, hükme esas alınan 07/02/2024 tarihli İstanbul ATK Başkanlığı'na ait rapor ile, iyileşme (iş göremezlik) süresi içerisinde 1 (bir) ay süresince bir başkasının yardımına gereksinim duyabileceği tespit edilmiş olup, hükme esas alınan aktüerya uzmanı bilirkişi raporu ile davacının bakıcı giderinden kaynaklı maddi zararının 1.134,00 TL olduğu ve tedavi gideri teminatı kapsamında kaldığı dikkate alınarak, talebin kabulüne karar verilmesi gerektiği, davalı tarafa yapılan ön başvurunun 07/04/2021 tarihinde tebliğ edildiği, ödeme için 15 günlük mehil tanındığı görülmekle, davalı ... Hesabı'nın 23/04/2021 tarihi itibariyle temerrüde düştüğü kabul edilerek, kazaya karışan aracın hususi olduğu gözetilerek, temerrüt tarihinden itibaren yasal faiz işletilmek suretiyle; "Davacının geçici iş göremezlik tazminatı isteminin reddine, davacının sürekli iş göremezlik tazminatı isteminin kabulü ile, 222.391,00 TL'nin 23/04/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının bakıcı gideri tazminatı isteminin kabulü ile, 1.134,00 TL'nin 23/04/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı ... Hesabı vekili istinaf dilekçesinde; 11.10.2014 tarihinde meydana gelen trafik kazası ile ilgili olarak İrem ... ... tarafından yazılı başvuru dilekçesi müvekkile tebliğ edildiğini, davacı tarafından yapılan başvuru sonucunda müvekkil tarafından 30.04.2021 tarihinde 44.475,00-TL tazminat ödendiğini, yapılan bu ödeme ile davacının zararı karşılanmış olmakla müvekkilin sorumluluğu kalmadığını, davanın dava şartı olan başvuru şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı çocuk kaza tarihinde 8 yaşında olup anne baba bakım gözetim yükümlülüğüne aykırılık nedeniyle resen müterafik kusur indirim uygulanması gerektiğini, Yargıtay yerleşik içtihatları uyarınca; daha önce tazminat ödemesi var ise öncelikle ödeme tarihi verilerine göre hesap yapılmakta ve ödemenin yetersiz olduğu tespit edilmesi durumunda güncel veriler dikkate alınarak tazminat hesaplanması gerektiği, hesaplanan bu tazminattan daha önce ödenen tazminatın güncel tutarının düşülmesi gerektiğini, ödenen tazminatın bugün itibariyle değerini hesaplarken yöntem olarak bilirkişi tarafından yasal faiz kullanıldığını, ancak güncel tazminat değişen asgari ücret üzerinden hesaplanırken, ödenen tazminatın güncel tutarının yasal faiz üzerinden hesaplanmasının yanlış bir uygulama olduğunu, ödenen tazminat ile bakiye tazminat hesabında aynı parametrelerin kullanılması gerektiğini, asgari ücretteki artış yasal faize göre çok daha fazla olduğundan dengenin güncel tazminat lehine bozulduğunu, yapılan tazminat hesabı da incelendiğinde fahiş farklar ortaya çıktığını, asgari ücretin ödeme tarihinden hesap tarihine kadar %400 oranında artış gösterdiğini, güncellemenin ise %9 faiz ile yapıldığını, bu durumun açıkça hakkaniyete aykırı olduğunu, müvekkilin sadece iş göremezlik teminatı kapsamında tek teminat ile sorumlu olduğunu, müvekkilin bakıcı giderleri ile ilgili sorumluluğu bulunmadığını, bakıcı giderine ilişkin talepleri kabul etmemekle birlikte fiilen bakıcı tutulduğu ispat edilmeden brüt asgari ücret dikkate alınarak bakıcı gideri tazminatına hükmedilmesinin de hatalı olduğunu, davacının fiilen bakıcı tuttuğunu belgelemediğini, aile içi bakım dayanışmasından yararlanacağı da gözetilerek hakkaniyet indirimi yapılmaksızın hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, hesaplanacak geçici iş göremezlik tazminatından maluliyet zararlarına ilişkin tazminat ödemesinde esas alınan maluliyet oranının tenzil edilmesi gerektiğini, SGK tarafından başvurana ödeme yapılıp yapılmadığı, yapıldıysa tutarını bildiren resmi yazının dosyaya sunulması gerektiğini, maluliyet raporunu kabul etmediklerini, davacının süreç içerisindeki raporları değerlendirildiğinde iyileşmesinin devam ettiğini, yargılamanın tüm safhalarında da belirttikleri üzere müvekkil ZMMS poliçesi bulunmayan aracın kusuru oranı ile sorumlu olduğunu, kaza neticesinde düzenlenen rapora göre sigortasız araç sürücüsünün %25 oranında kusurlu bulunduğunu, kazada bahsi geçen yayanın kusurunun %75 olarak belirlendiğini, müvekkili ile bu yayanın müteselsil sorumlu olarak değerlendirilemeyeceğini, tarafların birlikte bir eylemi neticesinde zarar doğmadığını, yaya ile sigortasız araç sürücüsünün sorumluluklarının ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini, bu çelişkili durumun Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi raporu ile giderilmesi gerektiğini, mahkemece hükmedilen alacağa 23.04.2021 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verildiğini, temerrüt oluşmadığını belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir. Davacı İrem ... ... vekili istinaf dilekçesinde; ayrıca ilk derece mahkemesince davalının 8 iş günü sonrasında temerrüde düşmesi gerektiği gözetilmeden başvurunun tebliğinden 15 gün sonrasında temerrüde düştüğü belirtilerek karar verilmesinin doğru olmadığını, yine davacı müvekkil hakkında geçici iş göremezlik tazminatının hesaplanmamış olmasının hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı kalmak kaydı ile yapılan istinaf incelemesi sonucunda; Dava, trafik kazasından kaynaklanan geçici iş göremezlik, sürekli iş göremezlik ve bakıcı giderinin tazmini istemine ilişkindir. Davadan önce yapılmış ödeme bulunması halinde, Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre, ödeme tarihi itibariyle davacıya yapılan ödemelerin yetersiz olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir. Bunun için, ödeme tarihi verileri dikkate alınarak yapılacak hesaplama sonucu bulunacak tutar ile ödenen miktarın karşılaştırılması ve ödemenin yeterli olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Ödemenin yeterli bulunması halinde ibra nedeni ile davanın reddine karar verilmeli, şayet ödemenin yetersiz olduğu anlaşılırsa, bu kez karar tarihine en yakın veriler dikkate alınarak tazminat hesaplanmalı ve zarar ile yararın denkleştirilmesi ilkesi gereğince, davacı yana yapılan ödemeye, hesaplama yapıldığı tarihe kadar geçen süre için yasal faiz uygulanarak (güncelleme), hesaplanan tutardan mahsup edilmelidir. Eldeki dosyada, davalının ödemesinin dava açılış tarihinden sonra yapıldığı görülerek ödenen tutarın davacının zararından güncellenmeden düşülmesi gerektiği halde, bu yön davacı vekilince istinaf edilmediğinden güncellemenin yasal faizle yapılmaması gerektiğine ilişkin davalı vekilinin istinaf sebeplerine itibar edilememiştir. Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre; haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybına uğranıldığı iddiası ve buna yönelik bir talebinin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Mahkeme tarafından alınan maluliyet tespitine ilişkin raporun da belirlenen bu esaslara, oluşa, usul ve yasaya uygun olması nedeni ile rapor doğrultusunda karar verilmiş olmasında bir usulsüzlük görülmemiştir. Bakıcı ücretine ilişkin olarak ise, bakıcı ücretinin hesaplanmasında kaza tarihindeki asgari ücretin brüt tutarının (tamamının) esas alınması gerektiği Yargıtay’ın yerleşik uygulaması gereği(Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 14/10/2019 tarih ve 2016/17847 Esas, 2019/9307 Karar sayılı ilamı) olmasına, yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre, aile bireylerine böyle bir yükümlülük yüklenemeyeceği gibi, dışarıdan bir bakıcı tutulmuş olsa idi ne kadar zararın olduğu gözetilerek hüküm verilmesi gerekmekte olup, aile içi bakım düşüncesi ile bakıcı giderinden hakkaniyet indirimi yapılamayacağına ve bakıcı tutulmasa dahi bakıcı giderine hükmedilmesinin gerekmesine göre bu yöndeki istinaf sebepleri de yerinde değildir. Yargıtay 17. HD'nin yerleşik uygulamaları ile, aile içi bakım düşüncesi ile bakıcı giderinden hakkaniyet indirimi yapılmasının makul kabul edilmediğine yönelik Yargıtay 17. HD'nin 10/06/2019 gün ve 2016/4273 E.-2019/7158 K. sayılı kararında; "...davalı araç sürücüsünün kusuru ile gerçekleşen kaza(haksız fiil) nedeniyle zarara uğrayan davacının bu zararının giderilmesi gerektiği; zararın artmasında hiçbir müterafik kusuru bulunmayan ve dava konusu olay nedeniyle oluşan zarara katlanmak zorunda kalan davacının tazminat alacağından hakkaniyet düşüncesi ile indirim yapılamayacağı için, aile içi bakım düşüncesi ile bakıcı giderinden hakkaniyet indirimi yapılması, Dairemiz yerleşik uygulamaları ile makul kabul edilmemektedir. Bu itibarla, hesaplanan bakıcı giderinden aile içi bakım indirimi yapan rapor, bu yönden hatalıdır..." denilmiştir(Aynı yönde Yargıtay 17. HD'nin 03/04/2019 gün ve 2016/10911 E.-2019/4041 K.; 27/03/2019 gün ve 2016/8190 E.-2019/3646 K. vb.). Kaza tarihinde sakatlanma için 268.000,00 TL, tedavi için 268.000,00 TL olmak üzere iki ayrı teminat limitinin bulunmasına, geçici bakıcı gideri tazminatının tedavi teminatı kapsamında olup, eldeki dosyada tedavi gideri teminatı kapsamında teminat limiti aşılmaksızın hüküm kurulmuş olmasına göre bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde bulunmamıştır. Davalı vekilinin kusur oranına ilişkin istinafı ve müteselsilen sorumlu tutulamayacaklarına ilişkin olarak, kazanın iki ayrı olaydan meydana geldiği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda; “1. OLAYDA: Çocuk yaya ... ..., yolun karşısına geçmek istediğinde trafik ışıklarını kontrol etmesi, yayalar için yanan kırmızı ışığı gördüğünde, yeşil ışıkta geçiş hakkı olan araçların geçmesini bekleyerek, yayalar için yeşil ışık yanınca yolu karşıdan karşıya geçmesi gerekirken, trafik ışıklarını da dikkate almadan yolu karşıdan karşıya geçmek istemesiyle olayın hazırlanması ve vukuuna neden olduğundan meydana gelen olayda, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 47/b maddesi (Trafik ışıklarına uymak zorundadırlar.) ile 68/b-1 maddesindeki (Yayaların uyacakları kurallar aşağıda belirtilmiştir. b) Taşıt yolunun karşı tarafına geçmek isteyen yayaların taşıt yolunu, yaya ve okul geçidi ile kavşak giriş ve çıkışları dışında herhangi bir yerden geçmeleri yasaktır. Yayalar, bu yerlerden geçerken; 1. Yaya ve okul geçitlerinin bulunduğu yerlerde, geçitte yayalar için ışıklı işaret varsa bu işaretlere uymak, zorundadırlar.) kuralı ihlali sebebiyle, birinci derecede kusurlu bulunmuştur. 06...plakalı otomobil sürücüsü ... ...'un, kendi beyanı ve aracındaki yolcuların beyanlarından, kavşağa yeşil ışık yanarken girdiği, kavşakta hiç duraklamadığı, hızını azaltmadığı, kavşağa girerken gördüğü yayaya karşı etkin fren tedbiri almayıp sağa doğru yönelerek kurtarabileceğini düşünerek bu yöne yöneldiği, hızının, azami hız sınırının 50 Km/sa. Olduğu yolda, kavşak içerisinde hızını daha da düşürmesi gerekirken, kendi beyanına göre 75-80 Km/sa., bilirkişi tespitine göre ise 92,96 Km/sa. olduğunun anlaşıldığı, olay mahalli ışıklı kavşağa yaklaştığında, her ne kadar kendisine yeşil ışık yanıyor olsa bile kavşak kurallarına uygun olarak hızını azaltması gerekirken aksine davranışla seyir halinde bulunduğu yoldaki yasal hız sınırlarının da çok üzerinde seyrederek kavşağa yaklaştığı ve kavşak girişinde kırmızı ışıkta yolun karşısına geçmekte olan yayaya çarpmasıyla sonuçlanan olayda, aynı Kanun'un 47/d maddesi (Trafik güvenliği ve düzeni ile ilgili olan ve yönetmelikte gösterilen diğer kural, yasak, zorunluluk veya yükümlülüklere uymak zorundadırlar.), 51. maddesi ile 52/a maddesindeki kuralları ihlali sebebiyle ikinci derecede kusurlu bulunmuştur. olayda, 2918 sayılı KTK'nın 51. maddesi (Sürücüler, aksine bir karar alınıp işaretlenmemişse yönetmelikte belirtilen hız sınırlarını aşmamak zorundadırlar.) ile 52/a ve b maddelerindeki (a) Kavşaklara yaklaşırken, dönemeçlere girerken, tepe üstlerine yaklaşırken, dönemeçli yollarda ilerlerken, yaya geçitlerine, hemzemin geçitlere, tünellere, dar köprü ve menfezlere yaklaşırken, yapım ve onarım alanlarına girerken, hızlarını azaltmak; b) Hızlarını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak, zorundadırlar.) kuralları ihlali sebebiyle ikinci derecede kusurlu bulunmuştur. 2. OLAYDA : 06...plakalı otomobil sürücüsü ... ...'un, olay mahalli ışıklı kavşağa yaklaştığında, her ne kadar kendisine yeşil ışık yanıyor olsa da kavşak kurallarına uygun olarak hızını azaltması gerekirken aksine davranışla seyir halinde bulunduğu yoldaki yasal hız sınırlarının çok üzerinde seyrederek kavşağa yaklaştığı ve kavşak girişinde kırmızı ışıkta yolun karşısına geçmekte olan yayaya çarptıktan sonra duramayarak sağa yönelip sağa dönüş kolu yaya kaldırımında bekleyen yayalara da çarpmasıyla sonuçlanan olayda, aynı Kanunun 47/d maddesi, 51. maddesi ile 52/a-b maddesindeki kuralları ihlali sebebiyle tamamen kusurlu bulunmuştur. Davacı yaya İrem ... ..., ... ... ve ... ... ...'nun yaya kaldırımında bulundukları sırada taşıt yolunda seyreden aracın aşırı hız ve direksiyon hakimiyeti kaybetmesi sebebiyle çarpılarak yaralandıkları olayda, herhangi bir kural ihlali ve ihmallerinin görülmediği değerlendirilerek, her bir kişi kendi nam ve hesabına olmak üzere tamamen kusursuz bulunmuşlardır. “ denildiği, bu kusur raporunun ceza dosyasında alınan kusur raporu ile de uyumlu olduğu anlaşılmakla bu yöndeki istinaf sebeplerine de itibar edilememiştir. Yargılamaya hakim olan ilkelerden olan “taleple bağlılık ilkesi” 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26 ıncı maddesi ile düzenlenmiş olup, hâkim tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır ve ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Davacının davalıya başvuru dilekçesinde faiz başlangıç talebi sigorta şirketine başvurusundan 15 gün sonra şeklindedir. Davacının talebi doğrultusunda mahkemece faiz başlangıcının bu şekilde belirlenmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 10.04.2023 tarih ve 2021/26999 Esas - 2023/5188 Karar sayılı ilamı). Yukarıda belirtilen hukuki ve fiili durumlar ışığında taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekili ve davalı vekilinin yerel mahkeme kararına yönelik istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf eden davacıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf eden davalıdan alınması gereken 15.268,99 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 3.817,25 TL harcın mahsubu ile bakiye 11.451, 75 TL harcın bu davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf eden taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, 5-İstinaf eden taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, 6-Kararın taraflara HMK'nın 359/4 maddesi gereğince usulüne uygun şekilde tebliğine, Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 361/1 maddesi uyarınca kararın usulen tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 16/04/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.