T.C. ERZURUM BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/793 KARAR NO : 2025/1646 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13/12/2023 (Karar) NUMARASI : 2021/119 Esas, 2023/863 Karar DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 15/12/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 15/12/2025 Taraflar arasında görülen davaya ilişkin olarak yapılan açık yargılama s…
T.C. ERZURUM BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/793 KARAR NO : 2025/1646 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13/12/2023 (Karar) NUMARASI : 2021/119 Esas, 2023/863 Karar DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 15/12/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 15/12/2025 Taraflar arasında görülen davaya ilişkin olarak yapılan açık yargılama sonucunda verilen karara karşı yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK 353. madde uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 01/07/2018 tarihlinde meydana gelen trafik kazasında davalı ...'nın üzerine kayıtlı ve davalı ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile sürücüsü davalı ... olan ...plaka sayılı aracın çarpışması sonucu kaldırımda yaya olarak bulunan müvekkillerinin destekçisi ...'ın vefat ettiğini, kaza nedeniyle yürütülen soruşturma sonucu açılan ceza davasında alınan bilirkişi raporu ile kazanın oluşumunda ...'ın asli kusurlu, ...'in ise tali kusurlu olduğunun tespit edildiğini, destekçinin SGK emeklisi ve asgari ücret karşılığı çalıştığını, destekçinin ölümü ile eşi ve çocuklarının destekten yoksun kaldıklarını, müvekkillerinin desteğinin kazada bir kusuru bulunmadığını, müvekkillerinin erken yaşta eşi ve babalarını kaybettiklerini, yaşadıkları acının tarif edilemez olduğunu, kazaya karışan ... plaka sayılı aracın davalı sigorta şirketi tarafından ZMMS poliçesi ile sigortalandığını, bu nedenle sorumluluğu bulunduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50.000,00 TL'nin işleten ve sürücü yönünden olay tarihinden itibaren, sigortacı yönünden temerrüt tarihinden itibaren işletilecek faizi ile birlikte tahsiline, tüm müvekkilleri için toplam 375.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek faiz ile birlikte işleten ve sürücüden alınarak davalılara ödetilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, değer artırım dilekçesi ile maddi tazminat talebini 165.251,25-TL olarak artırmıştır. CEVAP: Davalı ... Sigorta Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; kazaya karışan ... plakalı aracın 26/02/2018 - 26/02/2019 tarihli arasında müvekkili tarafından ZMMS poliçesi ile sigortalandığını, müvekkilinin sorumluluğunun poliçe limiti ve sigortalısının kusuru oranında olduğunu, davacıların dava öncesinde müvekkiline başvurduklarını ancak davacıların başvurusunun teminat kapsamında olmadığından reddedildiğini, davayı kabul anlamına gelmemek üzere ancak dava tarihinden itibaren faiz talep edilebileceğini, trafik kazasında ölen murisin kural olarak yetişkin çocuklarına bakmakla yükümlü olmadığını, destekçi çocuklarının yetişkin olduğunu, zarar hesabının aktüerya bilim dalı ile uğraşan aktüerler tarafından hesaplamasının yapılması ve davacıların dava konusu olaydan dolayı SGK, Bağkur, Emekli Sandığı gibi kurumlardan herhangi bir ödeme alıp almadığının tespit edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; ceza dosyasında kusur yönünden alınan bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, müvekkilinin kusursuz olduğunu, diğer davalı ...'ın ehliyetsiz araç kullandığını, davacıların manevi tazminat talepleri üzerinden 2 yıl geçtiğini ve zaman aşımına uğradığını, davacılardan müteveffanın eşi hariç diğer davacı çocukların müteveffanın desteğinden yoksun kalamayacaklarını, hepsinin yetişkin olduklarını, bir işi ve ayrı evleri bulunduğunu, hatta davacı çocukların müteveffaya destek olma yükümlülüğünden kurtulduklarını, müvekkilinin adına kayıtlı aracın trafik ve kasko sigortalarından davacıların maddi tazminatı tahsil ettiklerini, davacıların maddi durumları araştırıldığında istenen manevi tazminatın fahiş olduğunun ortaya çıkacağını, zenginleşme amacıyla manevi tazminatın talep edildiğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece yapılan yargılama sonunda 13.12.2023 tarihli kararla; "...Mahkememizce denetime açık ve dosya içeriği ile uyumlu bulunan Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen kusur raporunda, davalı sürücü ...'nın olay yerindeki kavşağa girişinde "Dikkat" levhasını göz önüne almayıp yavaşlamadığından ve sağında gelen ve geçiş üstünlüğüne sahip ...plakalı araca geçiş önceliği vermediğinden kazanın oluşumunda %70 oranında kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır. Sürücü ...'in ise kavşağa girişinde "Dikkat" levhasını göz önüne almayıp yavaşlamadığından kazanın oluşumunda %30 oranında kusurlu olduğu değerlendirilmiştir. Davacı ve davalı ... Sigorta vekillerinin beyan ettiği üzere; ... plakalı aracın sigortacısı olan ... Sigorta ile davacı ... maddi tazminat hususunda sulh olduğundan, davacı ...'nin davalılar ... Sigorta, ... ve ...'a karşı açtığı maddi tazminat davası sulh nedeniyle konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiştir. Davacı ...'nin davalı ...'e karşı açtığı maddi tazminat davası yönünden yapılan değerlendirmede ise Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 2021/19605 Esas 2021/6472 Karar 11.10.2021 tarihli ilamı ile Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2020/10352 Esas 2021/2596 Karar 11.03.2021 tarihli ilamı doğrultusunda aktüerya raporu TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılarak düzenlettirilmiştir. İhbar olunan ...Anonim Türk Sigorta Şirketi tarafından 11.12.2019 tarihinde davacı tarafa 52.701,16 TL ödeme yapıldığı anlaşıldığından, bu tutarın da güncellenerek hesaplanan tazminattan indirilmesi için ek rapor alınmış ve Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen kusuru raporu ve aktüerya bilirkişi tarafından düzenlenen rapor hükme esas alınarak davacı ...'nin davalı ...'a karşı açtığı maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile; 101.166,64 TL'nin 01.07.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine fazla istemin reddine karar verilmiştir. (Kısa kararın 2.maddesinde davanın "kısmen kabulüne" ibaresi yazılması gerekirken sehven "davanın kabulüne" ibaresi yazılmış olup, kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratılmaması adına bu hususa değinilmekle yetinilmiştir. Bununla beraber davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden lehine, kısmen reddedilen maddi tazminat talebi yönünden (165.251,25 TL'nin 101.166,64 TL tutarındaki kısmı kabul edildiğinden) vekalet ücretine hükmedilmiş ve bu reddedilen kısım yönünden davalı ...'ın yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamasına karar verilmiştir.) Davacıların yaşı, meydana gelen kazada davacı ...'nin eşi ve diğer davacıların babalarının kusurunun bulunmaması, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, davacı ...'nin eşini diğer davacıların ise babalarını kaybetmesi nedeniyle çektikleri acı ve duymuş oldukları üzüntünün boyutu, hakkaniyet ve manevi tazminat miktarının bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmaması ilkesi ve davacıların uğradığı manevi zarar göz önüne alınarak..." gerekçesiyle "...1-Davacı ...'nin davalılar ..., ... ve ... Sigorta'ya karşı açtığı maddi tazminat davası sulh nedeniyle konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, 2-Davacı ...'nin davalı ...'a karşı açtığı maddi tazminat davasının kabulü ile; 101.166,64 TL'nin 01.07.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Davacıların manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile; ... için 60.000,00 TL, ..., ... ve ... için ayrı ayrı 30.000,00'er TL olmak üzere toplam 150.000,00 TL'nin 01.07.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ..., ... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine, fazla istemin reddine,..." şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin belirlediği manevi tazminatların tarafların kusurları ve davacılar murisinin kusursuzluğuna rağmen çok düşük tutulduğunu, kazaya karışan davalılardan birinin ehliyetsiz, diğerinin %75 kusurlu olduğunu, hakimin takdir yetkisini kullanırken ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satım alım gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması gerekirken mahkemece bu ilkeler gözetilmeden manevi tazminatın çok düşük belirlendiğini, mahkemenin aynı dosyada davalı tarafa iki adet vekalet ücreti takdir ettiğini, bunun avukatlık ücret tarifesine, anayasadaki hak arama hürriyetine ve hak ve adalet anlayışına aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılması, yargılama giderlerinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava; davalı sigorta şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan, diğer davalının işleteni ve sürücüsü oldukları araçların 01.07.2018 tarihinde meydana gelen çift taraflı trafik kazası neticesinde yolda yaya olarak bulunan davacılar yakını müteveffa ...'a çarpması sonucu meydana gelen ölüm nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kalanların açtığı destekten yoksun kalma istemine yönelik maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davacılar vekilince reddedilen manevi tazminata ilişkin kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme sonucunda; 1-) 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 297. maddesinc, verilecek hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin yer alması gerektiği açıkça vurgulanmıştır. Kararın gerekçesinde maddi olay saptanmalı, hukuki niteliği ve uygulanacak hukuki kurallar belirlenmeli, bu konuda gerekli inceleme ve delillerden söz edilmeli, hukuk kuralları somut olaya uygulanmalı ve sonunda hüküm kurulmalıdır. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır. HMK 298-(2). Maddesi "Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz." hükmünü içermektedir. 2-) Somut olayda ilk derece mahkemesince karar gerekçesinde "Kısa kararın 2.maddesinde davanın "kısmen kabulüne" ibaresi yazılması gerekirken sehven "davanın kabulüne" ibaresi yazılmış olup, kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratılmaması adına bu hususa değinilmekle yetinilmiştir." denilmek suretiyle gerekçeyle hüküm arasında çelişki oluşturulması ve hükümde tam kabul yazıldığı halde gerekçeye atfen davalı yararına vekalet ücreti takdir edilmesi usul ve yasaya uygun düşmemiştir. Anılan bu husus kamu düzenine dair emredici düzenlemeler dahilinde olup resen gözetilmesi gerekmiştir. Açıklanan nedenle; kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)/a-4 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının resen kaldırılmasına, kaldırma neden ve şekline göre davacılar vekilinin istinaf itirazının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İlk derece mahkemesince verilen hükmün HMK’nın 353/(1)-a-4. maddesi uyarınca RESEN KALDIRILMASINA, kaldırma neden ve şekline göre davacılar vekillinin sair istinaf nedenlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 2-Dava dosyasının HMK’nın 353/(1)-a maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf kanun yolu başvurusu sırasında alınan peşin harçların yatıran tarafa iadesine, 4-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesinde verilecek yeni kararda dikkate alınmasına, 5-Kararın taraflara tebliği, harç ve gider avansı iadesine ilişkin işlemlerin yerel mahkemesince yerine getirilmesine, 6-İİK 36. maddesi gereğince istinaf aşamasında tehiri icra talebi doğrultusunda yatırılan teminat olması halinde yatıran tarafa İADESİNE, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oybirliğiyle HMK'nun 362-(1)/g maddesi gereğince kesin olmak üzere 15/12/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.