10. Hukuk Dairesi 2025/5632 E. , 2025/16724 K. "" MAHKEMESİ: Kırşehir 3. Asliye (İş) Hukuk Mahkemesi SAYISI: 2024/169 E., 2024/118 K. Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen iş kazasından kaynaklanan tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın…
10. Hukuk Dairesi 2025/5632 E. , 2025/16724 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ: Kırşehir 3. Asliye (İş) Hukuk Mahkemesi SAYISI: 2024/169 E., 2024/118 K. Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen iş kazasından kaynaklanan tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın usulden reddine dair karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 02.01.2014 tarihinde davalı şirkete ait (... Lastik San. Tic. A.Ş. ... Mahallesi ...Kırşehir) adresindeki fabrikada lastik üretim şefliğinde işçi olarak çalışmaya başladığını, fabrikanın 05 bölümünde çalışırken, 2017 yılı Şubat ayı başında 03 (extruder) bölümünde görevlendirildiğini, fabrikanın bu bölümünde işlenmemiş ve her biri 20... kg ağırlığında bloklar halinde olan araç lastik ham maddelerinin yükleme işinde görevlendirildiğini, ancak bu bölümündeki görevi ile ilgili olarak gerek iş mevzuatına göre ve gerekse ağır ve tehlikeli işler mevzuatına göre verilmesi lazım gelen "iş güvenliği eğitimi"nin müvekkiline verilmediğini, gerekli eğitimler verilmediği halde davacının fabrikanın bu bölümünde görevlendirildiğini, çalışırken 05.02.2017 tarihinde iş kazası geçirdiğini, sol dizinden ve belinden yaralandığını, kalıcı iş gücü kaybına uğradığını, meslekte kazanma gücünü yitirerek malûl kaldığını, davalı işverenin iş kazasının meydana geldiği bölümün bakım onarımı ile gerektiği gibi ilgilenmediğini, gerekli kontrol ve denetim mekanizmasını etkili olarak kuramadığını, iş sağlığı ve iş güvenliği ile ilgili olarak yasal çerçevede alınması gereken tedbirleri almadığını, bu nedenle iş kazasının meydana gelmesinde tamamen işverenin kusurlu olduğunu belirterek, davacının daimi iş gücü kaybına bağlı şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın ve duyduğu ve duyacağı acı ve elem nedeniyle 30.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı cevap dilekçesinde özetle; davacı işçinin iş kazasının meydana gelmesinde tam ve ağır kusurlu olduğunu, işçinin tamamen dikkatsiz ve özensiz çalışması neticesinde kendi kusuru ile meydana geldiğini, müvekkilinin kusurunun bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 26.05.20 22... /63 E., 2022/384 K. sayılı kararıyla; iş kazasının oluşumunda davacının %30 davalı işverenin %70 oranında kusurlu olduğu, davacının sürekli iş göremezlik oranının % 0 olduğu kabulünden hareketle davacının sürekli iş göremezliğe uğramadığından bahisle maddi tazminat talebinin reddi ile manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne 7.500,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi 15.09.20 22... /2757 E., 2022/2768 K. sayılı kararıyla taraf vekillerinin istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Kararın davacı vekili temyiz yasa yoluna başvurulması üzerine, dairemizce yapılan temyiz incelemesi neticesinde 28.02.2024 tarih ve 202/12764 esas ve 2024/1985 karar sayılı ilamı sayılı kararla özetle "... Mahkemece yapılacak iş; hüküm altına alınacak tazminat miktarlarına etkisi bakımından yukarıda bahsedilen kusur raporunu düzenleyen heyetten farklı, A sınıfı İş güvenliği uzmanlarından oluşturulacak 3 kişilik bilirkişi heyetine; tarafların somut verilere dayalı iş güvenliği açısından alması gereken önlemlerin neler olduğu, hangi önlemlerin alınıp; hangi önlemlerin alınmadığı, iş kazası olayının gerçekleşmesindeki kusur oranlarını, tarafların dosyada mevcut kusur raporlarına itirazları ve hükme esas alınan bilirkişi raporu ile Mahkemenin kusur oranı takdirini göz önünde tutulmak suretiyle, her türlü şüpheden uzak şekilde oransal olarak tespit ettirmek ve davalı işverenin temyiz isteminin bulunmamasına göre taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hakları da gözeterek karar vermekten ibarettir. Öte yandan sigortalıya, iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle geçici iş göremez durumda bulunduğu sürece, Kurum tarafından 5510 sayılı Kanun'un 18. maddesi uyarınca geçici iş göremezlik ödeneği ödenir. Bu ödenek iş kazalarında olay, meslek hastalığında da tedavinin başladığı tarihten itibaren çalışmaz durumda kaldığı (raporlu olduğu) sürece ödenir. Geçici iş göremezlik devresinde sigortalının çalışamadığı dönemde yoksun kaldığı gelir de iş kazası sonucu oluşan maddi zarar kapsamındadır. Raporlu olunan dönemde çalışamayan sigortalının bu dönemde yoksun kaldığı ücreti kadar bir zararının oluşacağı ve bu zararın da maddi zarar içerisinde kabul edilmesi gerektiği açıktır. Sigortalının zararlandırıcı olay nedeni ile tedavisinin devam ettiği ve çalışamadığı sürelerdeki maddi zararı bu dönemde % 100 iş gücü kaybına uğradığı kabulüne göre yapılmalıdır. Bilirkişi aracılığıyla maddi zararı tespit edilip SGK’ca sigortalıya ödenmesi gereken geçici iş göremezlik ödeneği var ise bunun rücuya tabi kısmının hesaplanan maddi zarardan düşülmesi ile elde edilecek sonuç kazalının geçici iş göremezlik dönemi de denilen istirahatlı dönemdeki karşılanmamış zararını ortaya koyacaktır. Mahkemece yapılacak iş; kusur oranlarının tespitinden sonra davacının raporlu olduğu dönemde %100 oranında malul kaldığını değerlendirerek, bu dönemde çalışamaması nedeniyle yoksun kaldığı ücreti kadar bir zararının olduğunun kabulüne göre maddi zararını bilirkişiye hesaplattırmak ve tüm delilleri bir arada değerlendirip sonucuna göre karar vermekten ibarettir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir. " gerekçesiyle Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda; Yargılama devam ederken Mahkememizin 27.09.2024 tarihli celsesinde: " 1- Dosyanın davacının iş kolu dikkate alınarak önceki bilirkişilerden farklı 3 kişilik iş sağlığı ve güvenliği uzmanları bilirkişilerine tevdi edilerek Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda rapor düzenlenmesinin istenilmesine, bilirkişilere 2.000,00'er TL olmak üzere, Toplam 6.000,00 TL'nin davacı tarafça 2 haftalık kesin süre içerisinde karşılanmasına, aksi taktirde delil avansı yatırılmaması sebebiyle bilirkişi deliline dayanılmamış sayılacağının ihtarına (ihtar edildi) 2-Dosyada gider avansı kalmadığından davacıya taraf sayısının 2 katı tutarında tebligat gideri olarak 700,00 TL, posta gideri olarak 700,00 TL olmak üzere toplam 1,400,00 TL gider avansı yatırmak üzere 2 haftalık kesin süre verilmesine, verilen kesin süre zarfında gider avansının yatırılmaması halinde dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verileceğinin ihtarına (ihtar edildi)" şeklinde ihtaratlı süre verildiği, ancak davacı tarafından verilen kesin süreler içerisinde gider avansının ve delil avansının yatırılmadığı görülmüştür. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 115/2. maddesine göre; Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; yapılan açıklamalar ve HMK madde 114/1-g ile 115. maddeleri gereğince yukarıda açıklanan sebeplerle davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; Mahkemenin adli yardım talebinin reddinin hatalı olduğu, iş kazasının meydana gelmesinde tamamen işverenin kusurlu olduğunu, müvekkilinin her hangi bir kusurunun bulunmadığını, Mahkemece maluliyete ilişkin raporlar arasındaki çelişki tamamen ortadan kaldırılmadan hukuka hakkaniyete aykırı bir karar verildiğini, manevi tazminat miktarının az olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi, 439. maddesi. 3. Değerlendirme İlk Derece Mahkemesince bozma ilamı sonrasında yürütülen yargılama sırasında davacı vekiline ilk kez 07.06.2024 tarihli celsede 1 no.lu ara karar ile kusur incelemesi amacıyla delil avansını yatırması için süre verildiği davacı vekilince aynı tarihli dilekçe ile adli yardım talebinde bulunulduğu, Mahkemece 07.06.2024 tarihli ara karar ile adli yardım talebinin reddine karar verildiği ancak kararda verilen ret kararına karşı itiraz edilebileceğine ilişkin herhangi bir ibarenin yer almadığı, devamla yine davacı vekiline 27.09.2024 tarihli celsede 1 no.lu ara karar ile kusur incelemesi yapılabilmesi amacıyla gerekli olan delil avansını yatırması amacıyla kesin süre verildiği, aynı celse 2 no.lu ara karar ile ise dosyada gider avansı kalmadığından bahisle taraf sayısının 2 katı tutarında tebligat gideri ile posta gideri olmak üzere 1.400,00 TL gider avansını yatırması amacıyla 2 haftalık kesin süre verildiği süresi içerisinde masrafın yatırılmaması halinde davanın usulden reddine karar verileceğinin ihtar edildiği, bir sonraki hüküm celsesinde ise davanın usulden reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Davaların kısa zamanda sonuçlandırılması, adaletin bir an önce tecellisi için, taraflarca veya Mahkemelerce yapılması gereken bir kısım adli işlemler sürelere bağlanmıştır. Bu sürelerin bazılarını kanun bizzat belirlerken, bir kısmını işin özelliğine, tarafların durumlarına göre belirlenmesi için hakime bırakmıştır. Kanuni süreler açıkça belirtilen ayrıcalıklar dışında kesindir. Bu nedenle kanunun tayin ettiği süreler hakim tarafından azaltıp çoğaltılamaz. Hakimin belirlediği süreler ise kural olarak kesin değildir. Hakim tayin ettiği süreyi henüz dolmadan azaltıp çoğaltacağı gibi, süre geçtikten sonra da tarafın isteği üzerine yeni bir süre tanıma yoluna da gidebilir. Bu takdirde verilen ikinci süre kesindir. Ancak, hakim kendi belirlediği sürenin kesin olduğuna da karar verebilir. Kesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına usulü kazanılmış hak doğacağı da kuşkusuzdur. Hemen belirtmek gerekir ki, ister kanun, isterse hakim tarafından tayin edilmiş olsun, kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesine yasal olanak yoktur. Böylece kesin sürenin kaçırılması; o delile veya hakka dayanamamak gibi ağır sonuçları birlikle getirmekte, bazen davanın kaybedilmesine dahi neden olmaktadır. Bu itibarla geciken adaletin de bir adaletsizlik olduğu düşüncesinden hareketle, davaların yok yere uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere konan kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, kesin süreye ilişkin ara kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir. Bunun yanında verilen süre yeterli, emredilen işler, gerekli ve yapılabilir nitelik taşımalı, ayrıca hakim süreye uymamanın sonuçlarını açıkça anlatmalı, tarafları uyarmalıdır. Öte yandan, kesin süre tarafların yanında hakimi de bağlayacağından uyulmaması halinde gereği hakim tarafından hemen yerine getirilmelidir. Adli yardım talebinin reddine karar verilirse kararın, talebi reddedilen tarafa “6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 337. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkemeye dilekçe vermek suretiyle karara itiraz edebileceği” şerhini içeren davetiye ile tebliğ edilmesi ve itiraz prosedürünün işletilmesi gerekirken Mahkemece adli yardım talebinin reddine dair ara kararda bu hususların gözetilmemesi ve devamla masrafın süresi içerisinde yatırılmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmesi hatalı olmuştur. Yine yukarıda yapılan açıklamalar gereğince Mahkemece davacı vekiline kesin süre verildiği açıklanmış ise de gider avansının hangi kalemlere ilişkin olduğu tam olarak ayrı ayrı açıklanmamış olup verilen kesin süre açık ve anlaşılır mahiyette olmadığından hukuki sonuçlarını doğuramayacağından Mahkemece bu hususun gözetilmemesi de hatalı olmuştur. Mahkemece yapılacak iş öncelikle adli yardım talebinin reddine dair itiraz prosedürünün sonuçlandırılması, adli yardım talebinin reddine dair kararın kesinleşmesi halinde ise davacı tarafa usulüne uygun şekilde kesin süre vermek ve dosyada mevcut deliller değerlendirilip, iddia ve savunmadan hangisine, ne sebeple üstünlük tanındığı tartışılıp, gerekçelendirilerek sonuca gitmektir. Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde karar tesisi, usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada bozma sebebine göre temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmalıdır . VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 04.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.