İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO : 2024/1068 Esas KARAR NO : 2026/68 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 29/03/2024 NUMARASI : 2023/149 Esas, 2024/63 Karar DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 19/01/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddes…
İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO : 2024/1068 Esas KARAR NO : 2026/68 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 29/03/2024 NUMARASI : 2023/149 Esas, 2024/63 Karar DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 19/01/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; ... firmasının uzun yıllardır ülke genelinde 5 milyondan fazla doğrudan müşterisi ve yaklaşık ...çalışanı olan ...bir marka olduğunu, ..., ev aletleri ve sesli video ekipmanı üretimi alanında zengin bir deneyime sahip olduğunu, ...'ın, aynı zamanda eski logosu ile ...+ ... yeni logosu ile ... ticari markasının sahibi olduğunu, markanın logo ile 2018'de ...'da tescil edildiğini, daha sonra işaretin yeniden tasarlanarak yeni hali ile logonun kullanılmaya başlandığını, ... ... markasının yer aldığı küçük ev aletleri kapsamındaki ürünlerini Türkiye'de dahil olmak üzere ... Sistemine dayalı olarak ...'ın komşu ülkelerine kaydettirmeye karar verdiğini ve bu kapsamda ilgili başvuruda bulunduğunu, ancak Türk makamlarının, Türkiye'de halihazırda tescilli bir ticari marka ile aynı olması nedeniyle başvuruyu reddettiğini, 2020/169971 başvuru numaralı markanın tescile rağmen 3 yıldır kullanılmadığını, markayı tescil ettiren davalı ...'ın aynı gün yaklaşık 30 tane farklı marka başvurusu yaptığını ve bu markalarının aynı şekilde ...'la bağlantılı markalar olduğunu, davalı markasının davacıya ait G+... markası ile birebir aynı olduğunu, davalının kötüniyetli olduğunu, ...'ın 31/12/2022 Tarihli 7, 9, 11. sınıflarda tescil olunan 2020/169971 nolu " ... +.." markasının kötü niyetli tescil nedeniyle 6769 sayılı Kanun 25. Maddesi uyarınca hükümsüzlüğüne ve sicilden terkin edilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava tarihinden önceki beş sene içerisindeki ciddi kullanımının davacı tarafından ispatı gerektiğini, ciddi kullanımın ya da kullanmamaya dair geçerli sebeplerin sunulamaması halinde davanın reddi gerektiğini, müvekkili aleyhine açılan davayı kabul etmediklerini, davacı tarafın Türkiye’de kullanımı olmayan markalarına dayanarak açtığı marka tecavüzü davasının ve SMK’ya dayanan hükümsüzlük ve tescilden terkinine ilişkin talepleri ile birlikte reddinin gerektiğini, taraf markalarının benzer olmadığını, davacı şirketin iştigal alanları ile müvekkili ...'ın iştigal alanlarının birbirlerinden tamamen farklı olduğunu, müvekkilinin 7,9, 11.sınıflarda üretim yapacağını ancak üretim alanın davacının iddia ettiği alanlarla ilgili olmadığını, müvekkilinin ve yetkilendirdiği üçüncü kişilerin tasarımı tescile dayalı olarak kullanmakta olduğunu, haksız ve hukuka aykırı şekilde açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI: "... Dosya içeriğinde sunulan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde davalının davaya konu "...+..." markasının tescili için 31/12/2020 tarihinde başvuruda bulunduğu, davacının sunduğu deliller, alınan bilirkişi raporu ve 29/03/2024 tarihli duruşmadaki "müvekkil davaya dayanak markasını Türkiye'de hiçbir zaman fiili olarak kullanamamıştır" şeklindeki beyanı ile hükümsüzlüğe konu markayı davalı tescil tarihinden önce Türkiye'de kullandığı hususunu ispatlayamadığı, bu yönde delil sunamadığı ve davalının tescilinin de kötüniyetli kabul edilemeyeceği anlaşılmakla davacının davasının reddine karar vermek gerekmiştir" Şeklinde karar vermiştir. İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekili istinaf isteminde özetle; ...'ın eski logosu ile ... + ... yeni logosu ile ... ticari markasının sahibi olduğunu, markanın logo ile 2018 yılında ...'da tescil edildiğini daha sınra işareti yeniden tasarlayarak kullanmaya başladığını, Markanın tüm Dünya'da ve Türkiye'de bilinen bir marka olduğunu, markanın davalının kötüniyetli marka tescili nedeni ile Türkiye'de tescil edilemediğini, Türkiye'de faaliyet gösteremediğini,Raporda markaların benzer olduğunun tespit edildiğini, sadece eklerdeki renklerden dolayı logoların aynı kırmızı tonda olduğunu fark edemediğini, sınıfların dahi aynı olduğunu, Davacının markanın Türkiyedeki tescilinden ... başvurusu ile yeni haberdar olduğunu, 2020 yılında başka ülkelerde markasının taklit edilip edilmediğini kontrol etmesi hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ... markası ... aracılığıyla ... anlaşması kapsamında ERMENİSTAN, AFGANİSTAN, TÜRKMENİSTAN, UMMAN, AZERBAYCAN ülkelerinde tescilli ve bilinen bir marka olduğunu, eski logosu olan ...+...'ı 2018 yılında da ... aracılığıyla İngiltere de de tescil edildiğini, ... protokolüne üye olan ülkelerin sayısı dikkate alındığında haliyle dünya genelinde ...'ın markasının tanınmış olduğunun kabulü gerektiğini, markanın iltibasa yol açacak kadar birebir aynı olduğunu, ...'IN eski logosunun aynısı olduğunu, ...'a ait ... markası tüm Dünyada tanınmış bir marka olduğunu, sadece kırmızının renk tonu farklı olduğunu, Yeni logosunda ise kırmızının renk tonu ve + işareti farklı olduğunu, Kaldı ki ... tarafından da bir ayırtedici fark görülmemiş olacak ki ...'ın marka başvurusu ...'ın başvurusundan dolayı reddedildiğini, ...'ın yaklaşık 4 Yıldır Türkiye'de henüz hiçbir ticari faaliyet göstermediğini, ... kötü niyetle müvekkilinin tüm komşu ülkelerde faaliyet göstermeye başlamasına rağmen Türkiye pazarına girmesine engel olduğunu, amacının kötü niyet olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını, davanın kabulünü talep etmiştir. GEREKÇE Dava, markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dava dilekçesinde davacının ticaret unvanının; ...SANAYİ ŞİRKETİ (...) olarak gösterildiği, eki vekaletnamenin Tahran Noterliği'ne ait olduğu, adresin ... olarak gösterildiği, delillerde yer alan yabancı marka kayıtlarında da ... şirketi olduğunu yazılı olduğu anlaşılmaktadır. Davacının Türk şirketi olduğuna dair dosyada herhangi bir sicil kaydına rastlanmamıştır. 5718 sayılı MÖHUK madde 48/1'e göre; “Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır”. MÖHUK’ta teminat gösterme yükümlülüğü konusunda “yabancılık” ölçütü esas alınmıştır. Bu maddeye göre hakim tarafından verilen kesin süre içinde teminat gösterilmezse, dava, dava şartı eksikliğinden HMK'nun 114/1-ğ maddesi uyarınca reddedilir. MÖHUK madde 48/2’de ise; “Mahkeme, dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar” hükmü yer almaktadır. Bu durumda davacının ... şirketi olup olmadığı hususu tespit edildikten sonra, eğer davacı ... uyruklu ise karşılıklılık hususunun Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü'nden sorularak alınacak yazı cevabına göre davacının teminat göstermesi gerektiği sonucuna varılırsa teminatın yatırılması için davacıya kesin süre verilmesi gerekirken dava şartı incelenmeksizin esas hakkında karar verilmesi yerinde görülmemiş, kararın re'sen dikkate alınan nedenler ile kaldırılması gerekmiştir. Açıklanan nedenle ilk derece mahkemesinin kararının re'sen dikkate alınan sebepler ile HMK 355, 353/1-a-4 maddesi gereğince kaldırılmasına, kaldırma sebebine göre davacının sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf isteminin re'sen dikkate alınan sebeplerle KISMEN KABULÜNE, 2-Bakırköy 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 29/03/2024 tarih, 2023/149 Esas, 2024/63 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Yukarıda gerekçede belirtildiği şekilde yargılamaya kaldığı yerden devam edilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine İADESİNE, Sair istinaf isteminin incelenmesine yer olmadığına, 4-İstinaf peşin harcının talebi halinde davacıya iadesine, 5-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama gideri olan 1.169,40TL istinaf yoluna başvurma harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 353/1-a-4, 355. maddesi uyarınca oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.19/01/2026