8. Hukuk Dairesi 2013/7598 E. , 2013/7478 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Zilyetliğin korunması ... ile ... aralarındaki zilyetliğin korunması davasının kabulüne dair ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nden verilen 04.10.2011 gün ve 86/1561 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili, 352 parsel sayılı taşınmazın bir bölümünde vekil edeninin hakka dayanan zilyetliği ol
**8. Hukuk Dairesi 2013/7598 E. , 2013/7478 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Zilyetliğin korunması ... ile ... aralarındaki zilyetliğin korunması davasının kabulüne dair ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nden verilen 04.10.2011 gün ve 86/1561 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili, 352 parsel sayılı taşınmazın bir bölümünde vekil edeninin hakka dayanan zilyetliği olduğunu, davalının ise hendek ve kanal açmak, yol yapmak suretiyle müdahalede bulunduğunu açıklayarak tecavüzün önlenmesi ve zilyetliğin korunmasını talep etmiştir. Davalı ... vekili 352 nolu parselin Kadastro Mahkemesi'nde davalı olduğunu, davacının tapu kayıt maliki olmadığını, kamulaştırma çalışmaları olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davalının, davacının zilyetliğinde bulunan bölüme su kanalı yapmak suretiyle yaptığı müdahalesinde daha üstün hakkının olmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, 352 nolu parsel üzerinde 12.07.2010 havale tarihli teknik bilirkişi raporundaki yeşile boyalı alanda DSİ 7. Bölge Müdürlüğü tarafından davacı ...'ın zilyetliğine yapılan müdahalenin önlenmesi ve zilyetliğinin korunmasına karar verilmiştir. Hüküm, davalı ... vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; 352 nolu parselin tapu kaydının malik hanesinin boş olduğu, kadastro tutanağının dosya arasında olmadığı, eksikten getirilerek incelenen ve davacının taraf olmadığı ... Kadastro Mahkemesi'nin 1971/108 Esas - 2011/3 Karar sayılı kararında 352 nolu parsel ve dava dışı parsellere karşı kadastro tespitine itiraz davası açıldığı, 352 sayılı parsel yönünden davanın reddi ile tespit gibi tesciline karar verildiği, dosyasının ise temyiz incelemesi için Yargıtay'a gönderildiği ve henüz sonuçlanmadığı anlaşılmıştır. Görev kamu düzeni ile ilgili olup Mahkemece kendiliğinden gözetilir. Somut olayda; davacı 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesinde düzenlenen 20 yılı aşkın süreyle nizasız aralıksız malik sıfatıyla zilyetlikle oluşan mülkiyet hakkına dayanarak 352 parsel sayılı taşınmaza müdahalenin önlenmesini istediğinden ve ... Kadastro Mahkemesi'nin 1971/108 Esas - 2011/3 Karar sayılı dosyasında davalı olması nedeniyle bu parsele ait tutanak henüz kesinleşmemiş olduğuna göre, davaya bakmak Kadastro Mahkemesi'nin görevine ait olması gerekir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 26/D bendi gereğince dava hakkında görevsizlik kararı verilerek dosyanın Kadastro Mahkemesi'ne gönderilmesi gerekirken, işin esasına girilerek karar verilmesi doğru olmamıştır. Davalı vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, 20.05.2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY YAZISI Davacı vekili, Sulh Hukuk Mahkemesi'ne açtığı 23.01.2008 tarihli dava dilekçesinde özetle; ... İlçesi, ... Beldesi'nde ki 352 parsel sayılı taşınmazla ilgili olarak ... Kadastro Mahkemesi'nde 1971/132 Esasta kayıtlı davanın derdest olduğunu, bu taşınmazın tahmini 18 dönümlük kısmının vekil edeninin zilyetliğinde bulunduğunu, ne var ki, davalı kamu kurumunun bu yere hendek, kanal açmak ve yol yapmak üzere haksız yere müdahale ettiğini, tecavüzün ilk olarak Eylül 2007 tarihinde başladığını açıklayarak davalı idarenin taşınmaza haksız tecavüzünün önlenmesi, vekil edeninin zilyetliğinin korunmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı kurum 352 parsel sayılı taşınmazın toplam alanının 1777 dönüm olduğunu, bu yerle ilgili olarak Kadastro Mahkemesi'ndeki davanın derdest bulunduğu, nizalı taşınmazın olduğu yerdeki faaliyetlerin arazideki taban suyunun yüksek olması nedeniyle ve drenaj çalışması amaçlı olarak yapıldığını, davacının kuruma dilekçe vermesi nedeniyle su kanalının başka bir yerden geçirildiğini vs. açıklayarak davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davalı tarafın daha üstün bir hakka dayanarak işlem tesis etmediği, davacının üstün zilyetliğinin bulunduğu anlaşıldığından davanın kabulüne, davalının 12.07.2011 havale tarihli krokide yeşil renkle boyalı yerdeki davacının zilyetliğine yapılan müdahalenin önlenmesine ve zilyetliğin korunmasına karar vermiştir. Hüküm süresi içinde davalı idare vekili tarafından dilekçesinde yazılı nedenlerle temyiz edilmiştir. Toplanan deliller, tüm dosya kapsamından; ... Kadastro Mahkemesi'nin 1971/108 Esas - 2011/3 Karar sayılı karar fotokopisinin onaylı sureti dosya içerisinde bulunmaktadır. Davacılar arasında eldeki davanın davacısının adı ve soyadı yazılı değildir bir başka anlatımla davacı taraf değildir. Söz konusu karar temyiz edilmekle Yargıtay incelemesi aşamasındadır. Somut olayda dava 1086 sayılı HUMK'nun 7. maddesinde yazılı olduğu üzere zilyetliğin korunması amacıyla TMK'nun 974 ve devam maddelerine dayanılarak açılmış bu dava türüdür. Yerel Mahkeme'nin nitelemesinde de belirtildiği üzere zilyetliğin korunmasına ilişkin eldeki davada toplanan deliller, tüm dosya kapsamından üstün zilyetliğin davacı tarafta olduğu, ancak, iş bu davada alınan kararın ilgilisine mülkiyet hakkı bahşetmeyeceği dikkate alınarak, Yerel Mahkeme'nin kararı doğru olmakla onanması gerektiği düşüncesindeyim. Bu nedenle, sayın çoğunluğun bozma şeklinde tecelli eden görüşlerine katılmam mümkün değildir. 20.05.2013