T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1494 KARAR NO : 2026/290 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 15/06/2023 NUMARASI : 2021/677 Esas - 2023/444 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat(Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 20/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 20/02/2026 Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesince veril…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1494 KARAR NO : 2026/290 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 15/06/2023 NUMARASI : 2021/677 Esas - 2023/444 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat(Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 20/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 20/02/2026 Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 15/06/2023 gün ve 2021/677 Esas - 2023/444 Karar sayılı hükmün istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi davacılar vekili ile davalı... vekili ve davalı ... A.Ş. vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkillerinin babası ...’in 08.06.2019 tarihinde motosikleti ile seyir halinde iken, davalı belediyeye ait olan sürücüsü ... olan ... plakalı araç ile kendisine arkadan çarparak ölümüne sebebiyet verdiğini, ...’in vefatından sonra geriye davacıların kaldığını, müvekkillerinin annelerinin yıllar önce vefat ettiğini hem annesiz hem babasız kaldıklarını, kaza tespit tutanağında davalı ...’ün hızının fazla olması motoru geç fark etmesi sonucu Sol Şeritte motosiklete çarpması ve yaklaşık 33 metre sürüklemesi sonucu motosiklet sürücüsü ...’in olay yerinde hayatını kaybettiğinin, müteveffanın tali, davalı ...’ın asli kusurlu olduğunun belirtildiğini, kaza sonrası 16/10/2019 tarihli trafik bilirkişisi raporunda “....’ün ...’i 104.88 m. öncesinde gördüğünün teknik olarak çıktığı, motosiklete arkadan çarptığı, yolun virajlı, eğimsiz, 7 m genişliğinde olduğu, motosiklet sürücüsünü dikkate almadığını, yolun karşı şeridi üstünde çarpışma olduktan sonra kullandığı araca ait 44 metre fren izinin bulunduğunu, çarpışmanın ani ve hıza bağlı olarak şiddetli gerçekleşmesi 50km/s hız sınırı olan yolda, 82.08 km. ile hız sınırlamasını aşarak aracın hızını tehlikeli bir durum karşısında tedbir alabileceği asgari düzeyde tutmadığını, mevcut seyir hızıyla dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davrandığını, aynı yönde ilerleyen motosiklet sürücüsüyle takip mesafesini koruması, hızının metre cinsinden en az yarısı kadar bir değerle önündeki aracı izlemesi, ona çok yaklaşmaması, ...’in sevk ve idaresindeki motosiklete çarpmayacak kadar hızını en asgari seviyeye düşürmesi, tedbir alma, kazadan kurtulma çabası sergilemesi, kontrollü ve çok dikkatli olması gerekirken bu kuralara uymaması sebebiyle mütevaffa ...’in tali kusurlu, sanık ...’ün asli kusurlu olduğu” şeklinde belirtildiği, kazanın davalı ...’ün tam ve asli kusurlu olması nedeni ile meydana geldiğini, davalı belediye başkanlığının işleten sıfatı ile müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, davalı sigorta şirketinin aracı ZMMS nedeni ile sorumlu olduğunu, ... A.Ş.’ye 22.01.2021 tarihli dilekçe ile İadeli Taahhütlü Posta Yoluyla başvuru yapıldığını, davalı şirkete 26.01.2021 tarihinde tebliğ edildiğini ancak müvekkillerine ödeme yapılmadığını, arabuluculuk görüşmelerinden sonuç alınamadığını, kazadan sonra müvekkillerinin normal yaşamlarına dönemediklerini, akrabalarının yardımlarına muhtaç hale geldiklerini, kaza tarihinde müvekkillerinin babalarının desteğine muhtaç yaşta olduklarını, müteveffanın ise kaza tarihinde oldukça genç yaşta olduğunu ve herhangi bir hastalığının bulunmadığını, destekten yoksun kalma tazminatının TRH 2010 yaşam tablosu esas alınarak hesaplanması gerektiğini, faiz başlangıç tarihinin davalı sigorta şirketi bakımından temerrüt tarihinden itibaren, diğer davalılar yönünden haksız fiil tarihi olan kaza tarihinden itibaren hesaplanması gerektiğini, beyanla fazlaya ilişkin tüm talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik Destekten yoksun kalan ve maddi manevi zarara uğrayan .... için tüm davalılardan, davalı sigorta şirketi açısından temerrüt tarihinden, diğer davalılar için 08.06.2019 kaza tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte 1.000,00-TL. maddi tazminat, davalılar ... ve ...’den 08.06.2019 kaza tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte 60.000,00-TL. manevi tazminat, Müvekkili .... için tüm davalılardan davalı sigorta şirketi açısından temerrüt tarihinden, diğer davalılar için 08.06.2019 kaza tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte 5.000,00-TL. maddi tazminat ve ... ve ...’den 08.06.2019 kaza tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte 60.000,00-TL. manevi tazminatın, Müteveffanın örf ve adete göre yapılan defin işlemleri için tüm davalılardan 1.000,00-TL. maddi tazminatın davalı sigorta şirketi açısından temerrüt tarihinden, diğer davalılar için 08.06.2019 kaza tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı... vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın zamanaşımına uğradığını, davanın kazanın meydana geldiği tarih olan 08/06/2019 tarihinden itibaren 2 yıl içinde açılması gerektiğini, diğer davalı ...’ün ...A.Ş. personeli olduğunu, makine bakım ikmal ve onarım daire başkanlığında şoför olarak çalışırken kazanın meydana geldiğini, bu nedenle müvekkilinin sorumlu olmadığını, mahkeme aksi kanaatte ise davalının çalıştığı ...A.Ş.’ye davanın ihbarını talep ettiklerini, kaza tespit tutanağının yokluklarında tutulduğunu, diğer bilirkişi raporuna ise itiraz haklarının tanınmadığını beyanla söz konusu raporlardaki kusur oranlarını kabul etmediklerini, kusura ilişkin ATK trafik ihtisas dairesinden rapor alınması gerektiğini, davacıların zararı ve zarar verenin kusurunu ispat etmek zorunda olduğunu, edemiyorsa hakimini TBK’nun 50. Maddesine göre zararı belirlemesinin ve zarar görenin kusuruna, zararın artmasına dair önlemleri alıp almadığına dair tedbirlere dikkat ederek hakkaniyete göre belirlemesi gerektiğini, müteveffanın sola dönüş kurallarına riayet etmeyerek kusurlu davrandığını, talep edilen manevi tazminat miktarının çok fahiş olduğunu ve zenginleşme amacı olamayacağını beyanla öncelikli olarak davanın zamanaşımı nedeni ile reddine, bu talebin kabul görmemesi halinde davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı ... sevk ve idaresindeki aracın 100000011255536 poliçe numarasıyla 11.08.2018/2019 tarihleri arasında müvekkili şirket nezdinde ZMMS Poliçesi ile sigortalı olduğunu, kaza tarihinin 08/06/2019 tarihi olup sigorta poliçesinden doğan taleplerin 2 yıllık zamanaşımına tabi olduğundan zamanaşımı süresi dolduktan sonra açılan işbu davanın reddini talep ettiklerini, davacının müvekkili şirkete eksik evrak ile başvuru yaptığını bu nedenle KTK 97. Maddesi uyarınca usulüne uygun başvuru yapılmadan dava açılmış olması nedeni ile davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, mahkeme aksi kanaatte ise davacıya bu eksikliğin giderilmesi için kesin süre verilmesi gerektiğini, sigorta poliçesinin zenginleşme aracı olmayıp sadece gerçek zararı teminat altına aldığını, davacının alacağını ispat etmesi şartı ile sorumluluğun teminat limiti ile sınırlı olduğunu, aynı zamanda sigortalı araç sürücüsünün kusuruna bağlı ve bununla orantılı olduğunu, davacıların destekten yoksun kalıp kalmadıklarının araştırılması ve uzman bilirkişilerce hesaplanması gerektiğini, kusura ilişkin yeterli inceleme yapılması gerektiğini ve ATK trafik ihtisas dairesinden bu yönde rapor alınması gerektiğini, kazada müteveffanın asli kusurlu olduğunu, müteveffanın trafiğe koruyucu tertibatsız, kask ve dizlik kullanmadan çıkması nedeni ile kazaya kendisinin sebebiyet verdiğini, mütefarik kusur indirimi yapılması gerektiğini, cenaze ve defin masraflarının sigorta teminatı dışında olduğunu, davacının temerrüt tarihinden itibaren faiz talebinin yerinde olmadığını ancak güncel aktüer hesabının yapıldığı tarihten itibaren faiz talep edebileceğini, davacılara SGK ya da Aile Ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı İle Çalışma Ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılması gerektiğini beyanla Davanın zamanaşımı nedeniyle usulden reddine, Davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, Mahkeme aksi takdirde ise bu eksikliğin giderilmesi için davacı tarafa kesin süre verilmesine, Davanın esastan reddine, Temerrüde düşmemiş ve dava açılmasına sebebiyet vermemiş bulunan müvekkili aleyhine yargılama giderine, faize ve vekalet ücretine karar verilmemesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ...’e dava dilekçesi ve tensip zaptı usulünce tebliğ edilmiş olmasına rağmen cevap sunulmadığı görülmüştür. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, meydana gelen trafik kazasında ATK Trafik İhtisas Dairesi raporuna göre davalı sürücü ...’ün %40, müteveffa ...’in %60 oranında kusurlu olduğu, murisin vefatı nedeniyle davacı çocuklar .... ve ....’ın destekten yoksun kaldıkları, ... yönünden 18 yaşa kadar, öğrenimine devam ettiği tespit edilen .... yönünden ise 25 yaşa kadar destek süresinin esas alınması gerektiğinin anlaşıldığı, aktüerya raporları doğrultusunda destekten yoksun kalma zararının kusur oranı ve alternatif gelir hesaplamaları dikkate alınarak belirlendiği, sigorta şirketine dava öncesi başvuru yapıldığının ve temerrüt tarihinin buna göre saptandığı, murisin koruyucu ekipman kullanmamasının ölüm sonucuna etkili olmadığı kanaatine varıldığından TBK m.52 kapsamında müterafik kusur indirimi yapılmasına gerek bulunmadığı, defin giderlerine ilişkin belge sunulmamış olsa da makul bir cenaze giderinin hayatın olağan akışı gereği yapılacağının kabul edildiği, davalı sürücünün TBK m.49 kapsamında kusur sorumluluğu, ...’nın KTK m.85 kapsamında işleten sıfatıyla tehlike sorumluluğu ve ... A.Ş.’nin KTK m.91 uyarınca poliçe limiti dahilinde sözleşmeye dayalı sorumluluğunun bulunduğu, olayın taksirle ölüme sebebiyet suçunu oluşturması nedeniyle zamanaşımı itirazlarının reddinin gerektiği, manevi tazminat miktarının tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile olayın ağırlığı gözetilerek hakkaniyet çerçevesinde takdir edilmesi gerektiğinin kabul edildiği ve davacı .... yönünden 35.000,00-TL ile davacı ..... yönünden 40.000,00-TL manevi tazminata hükmedilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karara karşı davacılar vekili, davalı... vekili ve davalı ... A.Ş. vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesince hükmedilen tazminat alacaklarına yasal faiz uygulanmasının hatalı olduğunu, faiz türünün avans faizi olarak belirlenmesi gerektiğini, manevi tazminat miktarlarının oldukça düşük belirlendiğini, davacıların annesinin küçük yaşlardayken vefat ettiğini ve babalarının da vefatıyla her iki davacının da derin ve unutulmaz bir acı içerisinde kaldıklarını, yaşanan acıya rağmen hükmedilen manevi tazminat miktarlarının yetersiz olduğunu, destekten yoksun kalma tazminatının çok düşük olduğunu, davacı ....'ın lise öğrencisi olduğu, üniversite öğrenimi boyunca 4 senede yalnızca 125.374,96-TL destek görmeyeceğini, gerçekte bu rakamın çok üzerinde destek alacağının kabulü gerektiğini, müteveffanın asgari ücretin çok üzerinde 5.000,00-TL maaş aldığını ve ayrıca çiftçilik-hayvancılıkla uğraşarak yan gelirler elde ettiğini, mahkemece hesaplamaya esas alınan asgari ücretin 2,47 katı ücretin çok düşük olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. Davalı .... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davaya konu ölümlü trafik kazasına ilişkin olarak sunulan kaza tespit tutanağının yoklukta düzenlendiği ve savunma hakkı tanınmadan dosyaya alınan bilirkişi raporuna itiraz imkânı verilmediğini, İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan 18.05.2022 tarihli raporda müteveffa ...’e yüksek oranda kusur verilmekle birlikte davalı sürücü ....’e de %40 oranında kusur atfedilmesinin 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 53. maddesinde düzenlenen sola dönüş kuralları karşısında hatalı ve hakkaniyete aykırı olduğunu, müteveffanın dönüş kurallarına uymaması nedeniyle asli kusurlu olduğu hususunun göz ardı edildiğini, hatalı kusur oranlarına dayanılarak yapılan aktüer hesaplamaya itiraz edilmesine rağmen yeniden kusur incelemesi yapılmadığını ve eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, destekten yoksun kalma tazminatında zarar ve kusurun davacı tarafından ispat edilmesi gerektiğini, zarar görenin kusurlu davranışının tazminattan indirim sebebi olduğunu, buna rağmen gerekli değerlendirme yapılmadığını, ayrıca hükmedilen manevi tazminat miktarının olayın özellikleri ve kusur durumu ile bağdaşmayacak derecede yüksek olduğunu, manevi tazminatın ne ceza ne de zenginleşme aracı olduğu yönündeki yerleşik içtihatlara aykırı şekilde fahiş miktara hükmedildiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... A.Ş. Vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; 08.06.2019 tarihli kazada müteveffa motosiklet sürücüsünün 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 53. maddesinde düzenlenen dönüş kurallarına aykırı ve kontrolsüz manevrası nedeniyle kazaya tam kusuruyla sebebiyet verdiğini, buna rağmen sigortalı araç sürücüsüne %40 oranında kusur yüklenmesinin somut olayla bağdaşmadığını, kusur raporunda soyut değerlendirmeler yapıldığını ve eylem ile zararlı sonuç arasındaki illiyet bağının irdelenmediğini, müteveffanın kask ve koruyucu tertibat kullanmaması nedeniyle müterafik kusurunun bulunduğunu ve bu hususun tazminattan indirim sebebi yapılması gerekirken dikkate alınmadığını, destekten yoksun kalma tazminatı yönünden davacıların müteveffadan düzenli ve eylemli maddi destek aldıklarının somut delille ispat edilmediğini, nüfus kayıtları ve pay oranlarının yeterince incelenmediğini, aktüer hesaplamanın ZMMS Genel Şartlarına aykırı şekilde TRH 2010 yaşam tablosu ve %1,65 teknik faiz uygulanmaksızın progresif rant yöntemine göre yapıldığını, bir yılın 365 gün üzerinden hesaplanmasının yerleşik içtihatlara aykırı olduğunu, müteveffanın emekli olması nedeniyle pasif dönemde Agi’siz asgari ücret esas alınması gerekirken Agi dahil hesap yapıldığını, çocuk .... ve ... yönünden destek süresinin hatalı belirlenerek fazladan hesaplama yapıldığını, sigorta poliçesinin yalnızca gerçek zararı ve poliçe limiti dahilindeki sorumluluğu kapsadığını, Sosyal Güvenlik Kurumu veya ilgili kurumlardan yapılan ödemelerin araştırılmadığını ve faiz başlangıcının temerrüt tarihi yerine güncel aktüer hesap tarihinden başlatılması gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE :Dava, trafik kazası sonucu desteğin vefatı nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91/1. 85/1. ve 85/son maddeleri ile Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre trafik kazası nedeni ile oluşan davacının maddi zararından davalı sigorta şirketi ile işleten sıfatına haiz araç maliki ve sürücünün, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğu amirdir.(Yargıtay HGK'nun 15.6.2011 tarih ve 2011/17-142 E. - 2011/411 K., 17. HD' nın 20/05/2013 tarih ve 2012/8984 E. - 2013/7276 K.) Buna karşın, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85 ve 90. maddeleri kapsamında davacıların manevi zararından işleten sıfatını haiz araç maliki ile araç sürücüsünün kusuru oranında sorumludur. 6098 sayılı TBK'nın 53/3. maddesi gereği, ölüm neticesi olarak diğer kimseler müteveffanın yardımından mahrum kaldıkları takdirde, onların bu zararını da tazmin etmek lazım gelir. Yasa metninden de anlaşılacağı gibi destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Yoksun kalınan gerçek destek miktarının tespit edilebilmesi için öncelikle desteğin sağlığında elde ettiği net gelirin doğru saptanması icap eder. Destekten yoksunluk zararının hesabında müteveffanın gelirinin belirlenmesi tazminatın doğru tespitinde önemli bir yer tutmaktadır. Desteğin kaza tarihi itibariyle mesleği ve geliri tespit edilmelidir. Kişinin herhangi bir işi yoksa, desteğin geliri asgari ücret kabul edilerek, raporun hazırlandığı tarihteki net asgari ücret üzerinden hesaplama yapılacaktır. Eğer desteğin gelirinin asgari ücret üzerinde olduğu, bir başka anlatımla herhangi bir işyerinde çalıştığı ya da bir meslek icra ettiği ve asgari ücret üzerinde bir gelir elde edildiği iddia ediliyorsa bunun ispat edilmesi gerekir. Davacılar desteğin asgari ücret üzerinde bir gelir elde ettiğini iddia etmiş ise SGK'dan trafik kazasının olduğu tarihteki desteğin ücret ve gelirlerini gösterir tüm belgeler getirtilmelidir. Kişi belirli bir iş yerine bağlı olmaksızın belirli bir meslek icra eden kişilerden ise SGK kayıtları olup olmadığı da araştırılarak ekonomik ve sosyal durumu ile ilgili kolluk araştırması yanında o meslek odasından o mesleği icra edenlerin kaza tarihi itibarı ile ortalama ücretleri sorulmalıdır. Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarına göre, desteğin ölüm tarihindeki gelir durumunun davacı tarafça kanıtlanması gerekir. Bunun kanıtlanmaması halinde ise maddi destek tazminatının hesabında asgari ücretin esas alınacağı kabul edilmektedir. Sadece tanık beyanları ile kazanç tespiti mümkün olmayıp bunun bir takım belge ve kayıtlarla desteklenmesi gerekmektedir.(Yargıtay 17.Hukuk Dairesi'nin 15.10.2020 tarih 2019/3055 Esas 2020/5754 Karar sayılı ilamı) Somut olayda davacı tarafça desteğin vefatı sırasında emekli olduğu ve emekli maaşı dışında ayrıca şoför olarak çalıştığı, yine ayrıca tarım ve hayvancılık yaparak ek gelir elde ettiği ileri sürülerek destek tazminatı talep edilmiş, ilk derece mahkemesince desteğin asgari ücret düzeyinde gelir elde ettiği kabulüne dayalı yapılan hesaplama hükme esas alınarak karar verilmiş ise de davacıların desteğin gelirine ilişkin yeterli inceleme yapılmadığı anlaşılmaktadır. İlk derece mahkemesince desteğin kaza tarihi itibariyle düzenli kazanç getiren faaliyetleriyle ilgili olarak kolluk araştırması yapılmadığı, davacı tanığı ....'un beyanına göre vefatı tarihinde .... isimli firmada 5.000,00-TL maaşla şoför olarak çalıştığının beyan edildiği halde desteğin bu çalışmasına dair ilgili şirket bilgilerinin temin edilerek gerçek gelirin belirlenmesi hususunda gerekli araştırmaların yapılmadığı gözetildiğinde; desteğin geliri için yapılan araştırma yetersizdir. Eksik inceleme ile karar verilemez. Mahkemece desteğin kaza tarihindeki gerçek gelir miktarının tespiti hususunda kolluk araştırması, işveren şirket kayıtları, kayıt dışı çalışıldığının anlaşılması halinde ilgili meslek odalarından yapılan iş karşılığı elde edilebilecek kazanç miktarının belirlenmesi ve desteğin halihazırda emekli olduğu da dikkate alındığında kaç yaşına kadar ek kazanç getirici işe devam edebileceği de irdelenmek suretiyle elde edilecek sonuca göre karar verilmesi gerekirken bu hususlarda gerekli delillerin toplanmaksızın karar verilmiş olması yerinde görülmemiştir. Davacılar vekilinin bu yöndeki istinaf itirazları yerindedir. Kabule göre de; Gerek öğretide ve gerekse uygulamada tazminat hesabında bir yıl 360 olarak kabul edilmekte olup(Yargıtay 17.Hukuk Dairesi'nin 22.10.2020 tarih 2018/6111 Esas 2020/6060 Karar sayılı ilamı) bu hesaplama tarzı ayların fiili sayılarına göre değil, her ayın 30 gün olarak kabul edilmiş olması esasına dayanmaktadır. Bu nedenle mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda bir yılın 365 gün olarak esas alınması ile dava konusu kazanın iş kazası olarak değerlendirilip değerlendirilmediği hususunda SGK'ya müzekkere yazılıp bu hususta araştırma yapılmaksızın karar verilmesi de yerinde görülmemiştir. Bu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurularının esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenenlerle; 1-Davacılar vekili ile davalı... vekili ve davalı ... A.Ş. vekili istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE, 2-Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 15/06/2023 gün ve 2021/677 Esas - 2023/444 sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine, 5-Karar tebliği ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.20/02/2026