T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1000 - 2026/391 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/1000 KARAR NO : 2026/391 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 02.07.2024 NUMARASI : 2023/673 Esas 2024/497 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 04.03.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİ…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1000 - 2026/391 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/1000 KARAR NO : 2026/391 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 02.07.2024 NUMARASI : 2023/673 Esas 2024/497 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 04.03.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 31.03.2026 İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili, 08.01.2023 tarihinde, davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı, dava dışı ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın direksiyon hâkimiyetini kaybetmesi sonucu meydana gelen tek taraflı trafik kazası neticesinde, araçta yolcu olarak bulunan davacının ağır şekilde yaralandığını, davalı sigorta şirketine yaptıkları yazılı başvuru 11.03.2023 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen olumlu cevap alamadıklarını, arabuluculuk görüşmelerinden de sonuç alınamadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 500,00TL geçici iş göremezlik, 500,00TL sürekli iş göremezlik, 500,00TL bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam 1.500,00TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 23.05.2024 tarihli ıslah dilekçesi ile, geçici iş göremezlik tazminatı talebini 85.826,86TL, sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 779.664,40TL, bakıcı gideri talebini 20.016,00TL olmak üzere toplam 885.507,26TL olarak ıslah etmiştir. Davalı vekili, davacı tarafından 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 97.maddesi gereğince usûlüne uygun olarak başvuru yapılmadığından dava şartının gerçekleşmediğini, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usûlden reddedilmesi gerektiğini, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olduğunu, davalı şirketin geçici iş göremezlik tazminatı yönünden sorumluluğunun bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davalı şirketin temerrüdünün söz konusu olmadığından kaza tarihinden itibaren faiz talebinin haksız olduğunu, davacının kaza sırasında emniyet kemeri takılı olmaması nedeniyle müterafik kusurunun bulunduğunu, ayrıca hatır taşıması indirimi de yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, yapılan yargılama sonunda; adli trafik uzmanı bilirkişiden alınan rapora göre, kazanın meydana gelmesinde, sigortalı araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğunun tespit edildiği, davacının maluliyetinin tespiti için Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan Erişkinler için Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 30.01.2024 tarihli raporda, davacının engel oranının %23 olduğu, 9 ay süre ile iş göremez hâlde kaldığı, 2 ay süresince başkasının yardımına ihtiyaç duyduğunun belirtildiği, TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemi uygulanarak düzenlenen 30.04.2024 tarihli aktüer raporunda, davacının geçici iş göremezlikten kaynaklanan tazminat tutarının 85.826,86TL, sürekli işgücü kaybından kaynaklanan tazminat tutarının 779.664,40TL, geçici bakıcı ihtiyacından kaynaklanan alacak tutarının ise 20.016,00TL olduğunun tespit edildiği, davacının kaza esnasında emniyet kemeri takmadığı ya da araçtan savrulduğuna dair bir tespitin olmadığı da gözetilerek davalı tarafından kanıtlanamayan müterafik kusur olgusu bakımından davacıya kusur izafesine yer olmadığı gibi, kaza sırasında akrabalık ilişkileri nedeniyle yolculuk yaptığı anlaşılan davacı yönünden hatır taşıması koşullarının da oluşmadığı belirtilerek davanın kabulü ile, 85.826,86 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 779.664,40 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 20.016,00 TL geçici bakıcı gideri olmak üzere toplam 885.507,26 TL maddi tazminatın 23.03.2023 temerrüt tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş, hükme karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri tazminatları yönünden davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun bulunmadığını, davacı kaza anında emniyet kemeri takmadığından müterafik kusur indiriminin uygulanması gerektiğini, davacı ile sigortalı araç sürücü arasında herhangi bir akrabalık ilişkisi de bulunmadığından hatır taşımasına yönelik indirimin de uygulanmamasının hatalı olduğunu, davacı vekili beyan dilekçesi ile, sigortalı araç sürücüsü ile davacının eşinin kuzen çocuğu olduğunu beyan etmiş ise de, bu durum ispat edilemediği gibi, aralarındaki akrabalık ilişkisi kabul edilse dahi, aralarında yakın bir akrabalık ilişkisi bulunmadığından hatır indiriminin uygulanması gerektiğini, tazminat hesaplamasının TRH 2010 Yaşam Tablosu ve 1.8 teknik faiz uygulanarak yapılması gerektiğini, kazanın meydana gelmesinde yolun durumu, asfaltın fiziki koşulları, trafik işaret ve levhaları gibi kazaya etki edebilecek dış etkenlerin olup olmadığının değerlendirilmesi için keşif yapılmadan kusur belirlenmesinin de hatalı olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca re'sen gözetilmesi gereken hususlar ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda; Dava, trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri istemine ilişkindir. Davacı vekili, davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı, dava dışı ...'ın sevk ve idaresindeki aracın direksiyon hâkimiyetini kaybetmesi sonucu meydana gelen tek taraflı trafik kazası neticesinde, araçta yolcu olarak bulunan davacının ağır şekilde yaralandığını belirterek geçici ve sürekli iş göremezlik ile bakıcı gideri tazminatı isteminde bulunmuş, mahkemece adli trafik uzmanı bilirkişiden alınan rapora göre, kazanın meydana gelmesinde, sigortalı araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğunun tespit edildiği, davacının maluliyetinin tespiti için Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan Erişkinler için Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 30.01.2024 tarihli raporda, davacının engel oranının %23 olduğu, 9 ay süre ile iş göremez hâlde kaldığı, 2 ay süresince başkasının yardımına ihtiyaç duyduğunun belirtildiği, TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemi uygulanarak düzenlenen 30.04.2024 tarihli aktüer raporunda, davacının geçici iş göremezlikten kaynaklanan tazminat tutarının 85.826,86TL, sürekli işgücü kaybından kaynaklanan tazminat tutarının 779.664,40TL, geçici bakıcı ihtiyacından kaynaklanan alacak tutarının ise 20.016,00TL olduğunun tespit edildiği, davacının kaza esnasında emniyet kemeri takmadığı ya da araçtan savrulduğuna dair bir tespitin olmadığı da gözetilerek davalı tarafından kanıtlanamayan müterafik kusur olgusu bakımından davacıya kusur izafesine yer olmadığı gibi, kaza sırasında akrabalık ilişkileri nedeniyle yolculuk yaptığı anlaşılan davacı yönünden hatır taşıması koşullarının da oluşmadığı belirtilerek davanın kabulü ile, 85.826,86TL geçici iş göremezlik tazminatı, 779.664,40TL daimi iş göremezlik tazminatı, 20.016,00TL geçici bakıcı gideri olmak üzere toplam 885.507,26TL maddi tazminatın 23.03.2023 temerrüt tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş, hükme karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır. 1-Olay tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat gereğince davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK'nın ve 6098 sayılı TBK'nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun Bedensel Zarar başlıklı 54.maddesinde "Bedensel zararlar tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak belirtilmiş ve bedensel zarara uğrayan kimse tamamen veya kısmen çalışamamasından ve ilerde ekonomik yönden uğrayacağı yoksunluktan kaynaklanan zarar ve ziyanı ile bütün masraflarını zarar verenlerden isteyebileceği" belirtilmiştir. Bunlar doktrin ve Yargıtay uygulamaları ile; geçici işgöremezlik nedeniyle iş ve kazanç kaybı, sürekli işgöremezlik (kalıcı sakatlık ya da maluliyet ) nedeniyle çalışma gücü ve kazanç kaybı, tedavi giderleri ve tüm iyileşme sürecinde yapılan her türlü masraflar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak kabul edilmektedir. Yukarıda belirtilen maddelerden de anlaşılacağı üzere, geçici işgöremezlik tazminatı, yaralanan kişinin iyileşme süresince çalışamaması nedeniyle ortaya çıkan zarar olup TBK'nın 54. maddesinde sayılan bu zararlardan, zarar sorumluları KTK'nın 85. maddesi ve 91. maddesi gereğince araç işleteni ve zorunlu mali sorumluluk sigortası sorumlu olduğundan ve KTK'nın 98. maddesinde belirtilen SGK'nın sorumlu olduğu sağlık hizmet bedeli kapsamında geçici işgöremezlik zararı bulunmadığından ve Kanun ile düzenlenmeyen hususun zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ile düzenlenmesi mümkün olmadığı gibi kanun maddesine aykırı Genel Şart hükümleri de getirilemeyeceğinden davalı sigorta şirketinin geçici işgöremezlik zararından sorumlu olmayacağı yönündeki istinaf gerekçesi yerinde değildir. 2-Davalı vekili, davacının emniyet kemeri takmaması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği yönünde istinaf başvurusunun incelenmesinde, Türk Borçlar Kanununun "Tazminatın belirlenmesi" üst başlıklı 51/1 maddesi ile, Hâkimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirleyeceği hükme bağlanmıştır. Tazminattan indirim sebeplerini düzenleyen, Türk Borçlar Yasasının 52. maddesinde öngörülen sebepler, daha çok zarar görenle ilgilidir. "Hiç kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağı" yönündeki genel hukuk ilkesinin etkisiyle, maddede sayılan belirli hal ve durumlarda tazminattan indirim yapılması mümkün bulunmaktadır. Zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde TBK’nın 51 ve 52. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (Eren, Fikret. Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2015. S. 582) Buna göre, müterafik kusur indirimi için zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almaması, bu anlamda kusurlu olması gerekmektedir.Yukarıda da açıklamalar dikkate alındığından davacının müterafik kusuru nedeniyle tazminattan indirim yapılabilmesi için zararın bu nedenle artması zarar ile mağdurun eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir. Somut olayda, hesaplanan tazminattan TBK’nın 52. maddesi gereğince sigortalı araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralanması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini ileri sürmüş ise de; kazanın meydana geliş şekli, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, emniyet kemeri ile ilgili herhangi bir tespit bulunmaması karşısında davacının emniyet kemerini takmamasının davacının zararın artmasına neden olduğu iddiasının ispat edilemediği anlaşıldığından davalı vekilinin müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğine yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. 3-Hatır taşımaları, bir menfaat karşılığı olmadığı cihetle, bu gibi taşımalarda 6098 sayılı TBK'nun 51. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Hatır taşımasından söz edebilmek için, zarar görenin karşılıksız taşınmış olması ve taşımanın taşınanın yararına olması gerekir. Bu bakımdan hatır taşıma ilişkisinin değerlendirilmesinde, taşımanın kimin çıkar ve yararına olduğunun saptanması önemlidir. Yarar ekonomik olabileceği gibi, ahlaki ya da ortak toplumsal değerleri de ilgilendirebilir. Ancak taşımada işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin bir çıkarı veya yararının bulunması halinde hatır taşımasından söz edilemez. Dosya kapsamında, davacı vekili 08.04.2024 tarihli dilekçe ile, davacı ile araç sürücüsünün köydeki cenazeye gitmek için dava konusu araçta olduklarını, davacının eşi ... ile araç sürücüsü ...'ın kuzen çocukları olduğunu belirtmiştir. Buna göre araç sürücüsü ile davacının arasındaki yakın akrabalık ilişkisi ispatlanamadığından, olayda hatır taşımacılığı şartlarının bulunduğu, mahkemece tazminattan hatır taşıması nedeniyle %20 oranında indirim yapılarak tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde sonuca gidilmesi isabetsiz bulunmuştur. Açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile; hükmedilen tazminat üzerinden %20 hatır taşıması indirimi yapılması bakımından mahkeme kararının kaldırılmasına, istinaf konusu yapılmayan kısımlar ve istinaf kanun yoluna başvuran taraf lehine olan hususlar dikkate alınarak HMK'nın 353/1.b.2. maddesi gereğince yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle, I-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca esas hakkında YENİDEN KARAR VERİLMESİNE, Buna göre; 1-Davanın kısmen kabulü ile, 68.661,49 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 623.731,52 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 16.012,80 TL bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam 708.387,81 TL maddi tazminatın 23.03.2023 temerrüt tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 60.489,00-TL harçtan peşin alınan 269,85-TL ve 3.019,33-TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 57.199,82-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-6325 sayılı yasanın 18/A maddesi ve Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi gereğince belirlenen 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki AAÜT'ne göre hesaplanan 112.258,17 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Tazminattan indirilen miktar, yasal düzenlemelerden kaynaklanan hakkaniyet ve takdiri indirim mahiyetinde olduğundan davalı lehine reddedilen kısım üzerinden vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Davacı tarafça yatırılan 269,85-TL başvuru harcı, 269,85-TL peşin harç, 3.019,33-TL ıslah harcı, 100,00-TL tebligat, 20,25-TL müzekkere gideri ve 6.000,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 9.679,28-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı tarafından sarfedilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-Sarfedilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, II - İSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN: 1-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde iadesine, 2-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan 428,00 TL yargılama gideri ile 1.169,40 TL istinaf başvuru harcının davacıdan tahsil edilerek davalıya verilmesine, 3-Başvuran taraflarca yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 4-Kararın usulüne uygun olarak taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nın 361.maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde Yargıtay'da TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 04.03.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır. n