T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1112 KARAR NO : 2026/272 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 11.04.2025 NUMARASI : 2023/299 E. - 2025/305 K. DAVANIN KONUSU : Sigorta KARAR TARİHİ : 18.02.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 18.02.2026 İzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 11.04.2025 tarih 2023/299 E. - 2025/305 K. sayılı kararın Daire…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1112 KARAR NO : 2026/272 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 11.04.2025 NUMARASI : 2023/299 E. - 2025/305 K. DAVANIN KONUSU : Sigorta KARAR TARİHİ : 18.02.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 18.02.2026 İzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 11.04.2025 tarih 2023/299 E. - 2025/305 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ...... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili, davalı şirket nezdinde işyeri pkaet sigortası ile sigortalı dava dışı şirkette meydana gelen hırsızlık olayı nedei ile dava dışı şirkete 98.296,00-TL ödeme yapıldığını, dava dışı şirket ile davalı arasında özel güvenlik hizmet alım sözleşmesi bulunduğunu, davalının sözleşmeden kaynaklı yükümlülüğü yerine getirmediğini, davacının davalıaya rücu hakkı bulunduğunu, belirterek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 98.296,00-TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili, davalı şirket ile dava dışı sigortalı arasında akdedilen güvenlik hizmetleri sözleşmesi kapsamında özel güvenlik hizmeti verildiğini, aynı anda 3 kişinin görev yapabildiğini, alanın büyüklüğü düşünüldüğünde yapılan işin koruma değil caydırıcılık olduğunu, hırsızlık olayının güvenlik kulübesinin yaklaşık 80 metrelik mesafede meydana geldiğini, görüş açısının yetersiz olduğu, sözleşme kapsamında davalıya atfedilecek hizmet kusuru bulunmadığını, olayın açık alanda olduğu, zararın poliçe kapsamı dışında kaldığını, rücu koşulların oluşmadığını, belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. KALDIRMA KARARINDAN ÖNCE İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; dava dışı sigortalıya ait fabrikanın İzmir - Çanakkale asfaltına bakan kısmında işletme sahasına girilmesini engellemek için bulunan galvaniz tel örgünün kimliği belirsiz kişilerce kesilmek suretiyle fabrika sahasına girildiği, daha sonra fabrika sahasına giren kimliği belirsiz kişilerin fabrika sahası içerisinde yaklaşık 50 metrelik bir alanı geçerek kapısı açık olan depo içerisine girmek suretiyle bina içerisinde istiflenmiş olan 4 adet bakır kablo sarılı makaraları yuvarlayarak tel örgünün bulunduğu alana kadar getirmek ve burada da kabloları makara üzerinden sökerek yola çıkarmak ve park halindeki araca yüklemek suretiyle dava konusu hırsızlık olayının meydana geldiği, olayın oluşumunda davalının tam ksurulu olduğu, sigortalının 98.296,00-TL zararın oluştuğu, zararı gideren davacının davalıya rücu hakkı bulunduğu belirterek, davanın kabulüne karar verilmiştir. Karara karşı davacı ve davalı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. DAİREMİZ KALDIRMA KARARI: Dairemizce, ''... Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; İDM tarafından soruşturma dosyasının akıbeti araştırılıp, dosyanın alanında uzman sigorta, özel güvenlik, sektör bilirkişilerin yer aldığı yeni bilirkişi kuruluna tevdi ile davalının rapora yönelik itirazlarını karşılayacak şekilde olayın oluş şekli göz önüne alınarak, davalının üzerine aldığı işin niteliğine uygun şekilde davranıp davranmadığı, zararın oluşmaması için gerekli önlemleri alıp almadığı, sigortalı veya üçüncü kişinin zararın oluşumuna ve artmasına neden olan sözleşmeye aykırı bir davranışının bulunup bulunmadığı, bu zararın poliçe genel şartları kapsamında davalıya rücu edilip edilemeyeceği, edilecek ise ne kadarlık kısımın rücü edilebileceğini gösterir açıklamalı, ayrıntılı, denetime elverişli bilirkişi kurul raporu alınarak varsa rapora yönelik itirazdalar giderilip oluşacak sonuca göre usuli kazanılmış haklar da gözetilerek karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve incelemeyle yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Kabule göre de; rücu alacaklısı olan davacı sigorta şirketinin dava konusu hasar nedeniyle üçüncü kişilere ödeme yaptığı tarih itibariyle rücu borçlusu olan davalı temerrüde düşmüş olup, faiz başlangıç tarihinin de ödeme tarihi olarak kabul edilmesi gerekir.'' gerekçesiyle HMK'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. DAİREMİZ KALDIRMA KARARINDAN SONRA İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu hırsızlık olayı ile ilgili olarak ÖGG lerinin tanıklık beyanlarında “fabrikanın güvenliği ile ilgili ellerinden gelen bütün çabayı gösterdiklerini, fabrika içerisinde veya çevresinde gerekli emniyet tedbirini aldıklarını düşündüklerini ancak meydana gelen bu hırsızlık olayında içeriye giren kimliği belirsiz şahıs ya da şahısların fabrika içine tam yağmur yağdığı vakti kullandıklarını düşündüklerini,.... fabrikasına ait kameraların çoğunun bozuk olduğunu ve açıların yetersiz olduğundan hırsızlığa zemin hazırladığını düşündüklerini, fabrikanın hırsızlık yapılan bölümü olan kumlama ve yan kısmında bulunan boyahane bölümünün yeteri kadar ışıklandırma almadığını, bundan önceki zamanlarda da şirket yetkililerine ifade ettiklerini, ancak bu konu ile ilgili herhangi bir çalışmanın olmadığını beyan etmiş olsalar da, ÖGG lerin kameraların çoğunun bozuk olduğuna ve açıların yetersiz olduğuna, fabrikanın hırsızlık yapılan bölümü olan kumlama ve yan kısmında bulunan boyahane bölümünün yeteri kadar ışıklandırma olmadığına dair herhangi bir tutanak ya da yetkililere yazılan bir belgeye rastlanılmadığı, şüpheli şahısların fabrikanın İzmir - Çanakkale Karayoluna bakan kısmında bulunan duvar üzerindeki tel örgünün (kafes) kesici bir alet vasıtasıyla monte yerinden keserek, kamera kayıtlarına göre 5 tane şüpheli şahsın iş yeri içerisine girdikleri, iş yeri içerisinde rahat rahat en az 35 dakika dolaştıkları, iş yerine ait depodan kabloların sarılı olduğu makaraları 70 metre'den fazla taşımak suretiyle iş yeri dışına çıkardıkları, iş yeri dışında park halinde bulunan araca yükleyerek götürdükleri, bu olayların da kameralara yansımış olduğunun anlaşıldığı, koruma planına göre 7/24 bir özel güvenlik görevlisi tarafından takip edilmesi gereken CCTV kayıtlarının takip edilmediği anlaşıldığı, ÖGG lerin sözleşmede taahhüt edilen “sürekli olarak çevre, kişiler, araçlar ve olayların izlenerek tehlike oluşturabilecek durumlar önceden sezilmek suretiyle önlem alınmasının sağlanacağı, güvenlik görevlilerinin sürekli etrafı gözetleyecekleri, güvenliği ihlal edici her hangi bir olumsuzluk görürlerse olaya anında müdahale edecekleri” yükümlülüğünü ve diğer yükümlülüklerini de yerine getirmeyen Davalı ..... Şti.nin hırsızlık olayının meydana gelmesinde etken olduğu kanaatine varıldığı, ekspertiz raporunda çalınan kablolar için hesaplanan tutarın olay tarihindeki piyasa rayiçleri ile uyumlu olduğu, hırsızlık olayının... İş Yeri Paket Sigorta Poliçesi teminatı kapsamında kaldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 98.296,00 TL maddi tazminatın ödeme tarihi olan 14.08.2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı vekili, akdi sorumluluk altında olan müvekkilinin kusursuz sorumluluğa tabi bırakıldığını, teminat dışı olan bir konuda rücu talep edildiğini, hükme esas raporun mümzilerinden birisinin davacının eski çalışanı olmasının göz ardı edildiğini, fabrika kapalı alanın 20.000 metrekareden fazla olduğu, istiflenen yatık kulelerin görüş alanını tamamen kısıtladığı ve daha da önemlisi bu kadar büyük bir alanın sadece 1 özel güvenlik görevlisi ile tam ve eksiksiz olarak korumanın mümkün olmadığını, sözleşmenin 1.6 iş maddesinde açıkça vaad edilenin sınırsız bir koruma değil, caydırıcılık ve imkanlar dahilinde olabilecek azami koruma olduğunu, buna rağmen müvekkilinin kusursuz sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu, açık alandan yapılan hırsızlığın teminat dışı olduğunu, teminat dışı olarak yapılan lütuf ödemesinin iadeye tabi olmayıp, ortada temlik edilebilecek bir alacak söz konusu olmadığını, olay anında sigortalanın 80.124 metrekarelik işyerinde 110 değil 10 güvenlik kamerası bulunduğunu, taraflar arasında akdedilen özel güvenlik sözleşmesinin 1.6 maddesi uyarınca müvekkil şirketin görevinin yüzde yüz bir koruma değil ama bir caydırıcılık yaratmak olduğunu, tanık beyanlarına göre fabrikaya ait kameraların çoğunun bozuk, açılarının yetersiz ve hırsızlık yapılan kumlama ve boyahane bölümlerinde ışıklandırmanın yetersiz olduğunun fabrika yetkililerine bildirildiğini ancak önlem alınmadığını, bizzat sigortalının 80'den fazla işçisinin de bu olayı fark edemezken, tek bir güvenlik görevlisinin fark etmesinin beklenemeyeceğini, olay anındaki personel sayısının yetersizliğinin dikkate alınması gerektiğini, hava muhalefetinin bir özel güvenlik görevlisinin de görüş açısını kısıtladığını, 20 dakika içinde ve araçla atılan devriyede müvekkiline atfedilebilecek kusur bulunmadığını, kaldırma kararı sonrası yapılan bilirkişi incelemesinin de istinaf ilamında belirtilen hususları karşılamadığını belirtmiştir. GEREKÇE :Dava, iş yeri sigorta poliçesi kapsamında rüceun tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. İşyeri Sigortası Genel Şartları'na göre poliçe kapsamında sigortalısının zararını karşılayan sigorta şirketi, ödediği tazminat tutarınca sigortalısına halef olur ve ödediği bu tazminatı gerçek zarar miktarı üzerinden ödenen bedel nispetinde zarara neden olana rücu edebilir. Davacı tarafından, sigortalı şirketin güvenliğini üstlenen davalının gerekli önlemleri almaması nedeniyle, meydana gelen hırsızlık olayı neticesinde sigortalının zarara uğradığı ileri sürülmüş, davalı ise kusurunun bulunmadığını, zararın poliçe kapsamı dışında kaldığını savunmuştur. Yerel mahkemece, Dairemizin 2022/1322 Esas, 2023/488 Karar sayılı kaldırma kararı sonrasında mahallinde yapılan keşif sonucunda Güvenlik bilirkişisi .... Sigorta Uzmanı bilirkişi .... ve Elektrik Mühendisi bilirkişi ..... ....'dan alınan 12.01.2024 tarihli asıl ve 23.05.2024 tarihli ek raporlar hükme esas alınarak davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle, toplanan tüm delillere, dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları delilere göre, yerel mahkemece dairemizin kaldırma ilamı doğrultusunda mahallinde yapılan keşif sonucunda yeni bir bilirkişi heyetinden alınan rapor ve ek raporundaki tespit ve değerlendirmelerin dosya kapsamına uygun olmasına, raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmasına, mahkemece uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazlarının yerinde olmadığı değerlendirilerek, yerinde görülmeyen istinaf itirazlarının HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince reddine karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 6.714,59 TL'den peşin alınan 1.679,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 5.035,59 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 18.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. .