Başvuru, güven ilişkisinin bozulduğu gerekçesine dayanılarak iş akdine son verilmesi üzerine açılan işe iade davasının reddedilmesi nedeniyle gerekçeli karar hakkı ile çalışma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, güven ilişkisinin bozulduğu gerekçesine dayanılarak iş akdine son verilmesi üzerine açılan işe iade davasının reddedilmesi nedeniyle gerekçeli karar hakkı ile çalışma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. 1982 doğumlu olan başvurucu, PETKİM Petrokimya Holding A.Ş. (Şirket) bünyesinde 1/2/2010 tarihinden itibaren çalışmaya başlamış; 12/5/2017 tarihinde proses kontrol teknisyeni olarak görev yapmakta iken başvurucunun iş akdi feshedilmiştir. Başvurucu, feshin geçersizliğinin tespiti ile işe iadesi ve haksız fesihten kaynaklanan tazminat ile hak ettiği ücretlerin ödenmesi talebiyle işveren aleyhine 7/6/2017 tarihinde Aliağa İş Mahkemesi (Mahkeme) nezdinde işe iade davası açmış; feshin usule aykırı olduğunu, somut bir sebebe dayanmadan iş akdinin feshedildiğini ileri sürmüştür. İşveren Şirket ise sunduğu cevap dilekçesinde, İzmir Valiliği Olağanüstü Hâl (OHAL) Bürosu tarafından başvurucunun devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla ilişkili olduğu yönünde bilgi paylaşıldığını, bu kapsamda iş ilişkisini sürdürme yönünden asli unsur olan güven temeli ortadan kalktığı için iş akdinin feshedildiğini belirtmiş; feshin usul ve yasaya uygun olduğunu ifade etmiştir. Mahkeme, davalı Şirket ile Sosyal Güvenlik Kurumu ve Aliağa Cumhuriyet Başsavcılığına (Başsavcılık) müzekkere yazarak başvurucu hakkında bilgi/belge toplama yoluna gitmiş; bu kapsamda Başsavcılıktan gelen cevabi yazıda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) kapsamında yürütülen herhangi bir soruşturma ya da gözaltı kaydı olmadığı belirtilmiştir. Mahkeme, 2/2/2018 tarihli kararla başvurucunun FETÖ/PDY üyeliği, mensubiyeti veya bu örgütle iltisakı olduğunu inceleme ve araştırma yetkisinin kendisinde olmadığını belirterek davanın reddine hükmetmiştir. Başvurucunun karara karşı istinaf kanun yoluna başvurması üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi 13/7/2018 tarihli kararla, eksik inceleme yapıldığı gerekçesiyle istinaf talebinin kabulüne, dosyanın Mahkemeye iadesine hükmetmiştir. İstinaf kararı üzerine dosyayı yeniden incelemeye başlayan Mahkeme, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumuna, Bank Asya ile İzmir İl ve Aliağa İlçe Emniyet Müdürlüklerine müzekkere yazarak başvurucu hakkında bir soruşturma, ByLock kaydı ya da başvurucunun Bank Asya hesabı olup olmadığının araştırılmasını istemiştir. Bank Asyadan gelen cevabi yazıda başvurucu hakkında hesap kaydı olduğu belirtilmiş ve hesap döküm cetveli dosyaya gönderilmiştir. Bu kapsamda gönderilen belgelerden başvurucunun 14/5/2010 tarihinde hesap açtığı ve bu hesabı 15/7/2016 tarihine kadar kullanmaya devam ettiği görülmüştür. Başvurucu, 16/1/2019 tarihli karar duruşmasında, Bank Asya hesabının 2009 yılından bu yana kullandığı vadesiz hesap olduğunu, örgütsel saikle ya da talimat üzerine işlem yapmadığını belirterek bilirkişi incelemesi yapılmasını talep etmiş; Mahkeme ise davanın reddine hükmetmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"Somut olayda, dosya kapsamına göre davacının Müflis Asya Katılım Bankası A.Ş. nezdinde hesaplarının bulunduğu anlaşılmakla; işyerinin niteliği, fesih tarihi, işçinin FETÖ/PDY ile bağlantısından şüphe edildiğinden, güvenin yıkılması veya ağır biçimde zedelenmesi nedeniyle işverenden katlanması beklenemeyecek bir şüpheden dolayı, işçinin iş ilişkisinin devamı için gerekli olan uygunluğun ortadan kalkması sebebiyle iş sözleşmesinin feshedildiği sonucu ortaya çıkmaktadır... davacı işçinin FETÖ/PDY'ye üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğunu inceleme ve araştırma yetkisi ve görevinin Mahkememizde olmadığı dikkate alındığında, sonuç olarak yukarıda açıklanan sebeplerle davacının iş ilişkisinin sürdürülmesinin davalı işverenden beklenemeyeceği ve feshin şüphe feshi kapsamında geçerli fesih nedeni oluşturduğu sonucuna varılmakla, geçerli fesih kapsamında davanın reddine karar verilmesi gerekmiş olup, açılan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." Hem başvurucu hem de işveren Şirket anılan karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Başvurucu, Bank Asya hesap hareketleri üzerinde hiçbir inceleme yapılmadan davanın reddine karar verilmesinden yakınmış; işveren Şirket ise başvurucunun Bank Asya nezdinde vadesiz hesabı olduğunu ve hesabını aktif şekilde kullandığını, bu kapsamda sözleşmenin geçerli değil haklı nedenle feshedildiğini ileri sürmüştür. Şirket ayrıca Emniyetten gelen 3/5/2017 tarihli ve güvenlik soruşturması konulu yazıdan bahsetmiş; bu yazıda başvurucu ile birlikte bir kısım personelin FETÖ/PDY bağlantısı olduğu bilgisinin verildiğini, bu doğrultuda başvurucunun iş sözleşmesinin kamu otoriteleriyle iletişim hâlinde olunarak feshedildiğini ancak ilgili yazı gizli ibaresiyle iletildiğinden bu belgenin Mahkemeye sunulmasının mümkün olmadığını ifade etmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi 18/9/2019 tarihli kararıyla istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine kesin olarak hükmetmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"Somut olayda davacının müflis Asya Katılım Bankası A.Ş.'de hesaplarının bulunduğu anlaşılmaktadır. Fesih tarihi dikkate alındığında davacının FETÖ/PDY bağlantısından şüphe edildiğinden ve işverenin işçiye karşı güveninin zedelenmesinden kaynaklı olarak iş akdi feshedilmiştir. İşverence yapılan fesih şüphe feshi kapsamında geçerli fesihtir. Yerel mahkemece geçerli fesih gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya uygundur. Mahkemece deliller tam olarak toplanıp hukuki değerlendirme yapılarak karar verilmiştir.Taraf vekillerinin istinaf talepleri yerinde görülmemiştir." Nihai karar 15/10/2019 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiş; 14/11/2019 tarihinde bireysel başvuru yapılmıştır. Başvurucu hakkında 17/10/2019 tarihinde soruşturma başlatılmış, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianame kapsamında İzmir Ağır Ceza Mahkemesinde dava açılmıştır. Anılan Mahkeme 14/12/2020 tarihli karar ile başvurucunun örgüt üyeliğinden mahkûmiyetine ve 6 yıl 3 ay hapis cezası ile tecziyesine hükmetmiştir. Gerekçeli karara karşı yapılan istinaf talebi 24/3/2022 tarihinde reddedilmiş olup dosya temyiz incelemesinde derdesttir.