8. Hukuk Dairesi 2018/11402 E. , 2018/16376 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı ...Ş. vekili, dava konusu yerin daha önce davalıya kiralandıktan sonra ihtiyaç nedeniyle tahliye davası açıldığım, yapılan yargılama sonunda dav
**8. Hukuk Dairesi 2018/11402 E. , 2018/16376 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı ...Ş. vekili, dava konusu yerin daha önce davalıya kiralandıktan sonra ihtiyaç nedeniyle tahliye davası açıldığım, yapılan yargılama sonunda davanın kabul edilerek kesinleştiğini, davalının karara rağmen taşınmazı işgal ettiğini açıklayarak, haksız el atmanın önlenmesi ile taşınmaz üzerindeki tesislerin yıkılmasına, kiralanan 700 m2 yer bakımından 01.01.2011 tarihinden dava tarihine kadar, davalının kira sözleşmesinin haricinde kullandığı yer için ise dava tarihinden geriye doğru beş yıllık olmak üzere şimdilik 100.000 TL ecrimisilin tahakkuk tarihlerinden geçerli yasal faizi ile birlikte, taşınmazın eski hale getirilmesi bedeli olarak da şimdilik 10.000 TL’nin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına karar verilmesini istemiş, ecrimisil isteğini harcını da yatırdığı 24.02.2014 tarihli ıslah dilekçesi ile 1.020.373,68 TL’ye yükseltmiştir. Davalı ...... Genel Müdürlüğü vekili, tesisin boşaltılması için süreye ihtiyaç olduğunu, daha önce davacıya 471.746,60 TL ödeme yapıldığını açıklayarak, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın kabulüne, davalının taşınmaza müdahalesinin önlenmesine, taşınmaz üzerinde bulunan ve davalıya ait mevcut tesislerin kal'ine, 1.020.373,68 TL ecrimisil bedelinden 100.000TL’lik kısmının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından, daha önce davacıya 471.746,60 TL ödeme yapıldığı, ayrıca kullanılan aktif alanın 915,45 m2 olup, kıyı kenar çizgisi İçinde kalan 501,28 m2 alanın hesaplama dışında kalması gerektiği, katılma yolu ile davacı vekili tarafından ise, 471.746,60 TL’nin geçmiş dönemlere ilişkin mahkeme kararıyla kesinleşmiş kira alacağı olduğu, işletme devir hakkı sözleşmesi ile ......... ...... Sahası içerisinde kalan tapulu tapusuz tüm taşınmazların tasarruf hakkının kendisine geçtiği, bu nedenle hesaplamada yanlışlık bulunmadığı ancak ecrimisil alacağının dönem sonundan dava tarihine kadar işleyen faizinin ve ıslahla artırılan kısma ilişkin faizin hesaplanmadığı, eski hale getirme bedelinin belirlenmediği dolayısıyla lehine vekalet ücreti verilmediği ileri sürülerek, kararın bozulması isteği ile temyiz edilmiştir. Dava, elatmanın önlenmesi, kal ve ecrimisil talebine ilişkindir. Taraflar arasında daha önce kira sözleşmesi yapıldığı, tahliye kararı verilip kesinleştiği hususunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. İhtilaf, mahkemece yapılan keşif sonunda dosyaya konulan 18.06.2013 havale tarihli fen bilirkişisinin krokili raporunda, B harfiyle gösterilen ve 361 ada 89 nolu parsel dışında kalan, davalının kullandığı 501,28 m2Tik alan hakkında davacı tarafından ecrimisil talebinde bulunulup bulunulamayacağı, davacının tüm talepleri ile ilgili yeterli inceleme ve araştırma yapılıp yapılmadığına İlişkindir. Mahkemece, yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verilmiş ise de; Kıyıların, Anayasa’nın 43 üncü maddesi uyarınca, herkesin eşit ve serbest kullanımına açık olan ve kamu yararına kullanılması zorunlu olan alanlar olduğu, yasa koyucunun da kıyılardan herkesin eşit ve serbest şekilde yararlanmasını amaçladığı, kamu yararına öncelik verdiği, 3621 Sayılı Kanun ile Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelikle, kıyılarda hangi yapıların yapılabileceğinin açıkça düzenlendiği de gözetilerek, dava konusu yerin bir kısmının 361 ada 89 parsel, bir kısmı ise kıyı kenar çizgisi içinde, tescil harici alanda kaldığı 18.06.2013 tarihli teknik bilirkişi raporunda bildirildiğinden, 361 ada 89 parselin ilk tesisinden itibaren tüm tedavülleriyle birlikte tapu kaydı istenmemiş, Özelleştirme Yüksek Kurulunun 31.10.2003 tarih ve 2003/76 sayılı karar ve ekleri ile......İşletmeleri A.Ş. tarafından, davacı ...Ş.’ye tahsis edilen yerlere ilişkin 20.11.2003 tarihli ......... ......ı İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi ve ekleri getirtilip, tasarruf hakkı açısından, 18.06.2013 havale tarihli fen bilirkişisi raporunda C harfli alan İle B harfiyle gösterilen ve kıyı kenar çizgisi içinde kalan 501,28 m2 miktarındaki alanın, gerek özelleştirilen gerek sonrasında davacıya tahsis edilen alan içinde kalıp kalmadığı uzman bilirkişi tarafından tespit edilmemiş, ayrıca 3621 Sayılı Kanun’un 6, 8, 9 ve 11 İnci, Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 4, 12 ve 13 üncü maddeleri karar verilirken değerlendirilmemiş, dikkate alınmamış, eksik inceleme ile hüküm kurulmuştur. Yine, 18.06.2013 havale tarihli fen bilirkişisi raporunda C harfi ile gösterilen 915,45 m2 miktarındaki alana ilişkin ecrimisil talebi yönünden; ......... 1. Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından 2008/1106 Esas 2009/1140 Karar sayılı ilamı ile verilen tahliye karannın kesinleştiği 28.4.2011 tarihinden sonra davalı işgalci duruma düşeceğinden, ecrimisil talebinin bu tarihten dava tarihine kadar taraflar arasındaki kira sözleşmesi hükümleri dikkate alınmadan davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. SONUÇ: Davacı vekili ile davalı vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenlerine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 27.09.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.