DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/2914 E. , 2024/3475 K. T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/2914 Karar No : 2024/3475 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : ... Mirasçıları 1- ... 2- ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: İ…
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/2914 E. , 2024/3475 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/2914 Karar No : 2024/3475 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : ... Mirasçıları 1- ... 2- ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: İstanbul ili, Sultangazi ilçesi, ... Mahallesi, ... pafta, ... parsel sayılı taşınmaza yönelik açılan davalar sonucu verilen yargı kararlarının uygulanması talebiyle yapılan ... tarihli başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucu, uyuşmazlığa konu taşınmazın bulunduğu yaklaşık 75 ha'lık alanı kapsayan alanda mevcut şehir yapılaşmasının tamamlandığı, ayrıca ifraz neticesi oluşan taşınmazların çoğunun üçüncü şahıslara satıldığı ve yapılan parselasyon işlemine göre mevcut yolların, altyapıların da oluşması nedeniyle geri dönüşüm yapılarak eski parsel sınırlarına dönülmesinin mümkün olmadığı, eski hale dönülmesi durumunda hem teknik hem de tasarruf anlamında problemlerin yaşanacağı, yürürlükte bulunan imar planına göre taşınmazın bulunduğu alanın kısmen konut alanı, kısmen çocuk bahçesi, kısmen de yolda kaldığı, 26/12/1986 tarihli ıslah imar planı kararına karşı açılan davanın ... İdare Mahkemesinin E:..., K:... sayılı kararıyla reddine karar verildiği, son yapılan 30/12/2011 tarihli 1/1000 ölçekli uygulama imar planına karşı açılan davanın ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla reddine karar verildiği, bu durumda davacının 26/12/2017 tarihli başvurusunun zımnen reddine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 08/11/2023 tarih ve E:2020/4902, K:2023/8021 sayılı kararıyla; ... sayılı parsel ile ilgili ... tarih ve ... sayılı belediye encümeni kararı ile kabul edilen ilk parselasyon işleminin iptal edilmesi üzerine anılan iptal kararının uygulanması için yapılan ... tarih ve ... sayılı belediye encümeni kararıyla yapılan ikinci parselasyon işleminin iptali istemiyle açılan davada, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile "dosyanın ve ... İdare Mahkemesinin E:... sayılı dava dosyasının birlikte incelenmesinden, her ne kadar davalı idarece mahkeme kararı doğrultusunda %35 den fazla alınan ve %5,94 'e karşılık gelen 861 m2 lik taşınmaz yerine davacı taraf lehine tesis edilmiş ipotek bedeli de kaldırılarak 1104 m2 ye karşılık gelen hissenin dava konusu kararla tahsisi yapılarak mahkeme kararının gereğinin yerine getirildiği iddia olunmuş ise de; Danıştay Altıncı Dairesinin 26/05/1999 tarih ve E:1998/2946,K:1999/2963 sayılı kararıyla onanan ve karar düzeltme istemi de reddedilerek kesinleşen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:...,K:... sayılı kararında ; öncelikle uyuşmazlık konusu taşınmazın 2981 sayılı Yasanın 10. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendindeki koşulu taşımıyor olması nedeniyle bu tür bir uygulama işlemine konu edilemeyeceğinin dolayısıyla düzenleme ortaklık payı alınamayacağının belirtildiği, bu nedenle dava konusu edilmiş kararın iptal edildiği, ayrıca davacının murisine yasaya aykırı olarak yapılan imar uygulaması sonucu 14.500 m²'lik taşınmazına karşılık 8563 m² yer tahsis edildiği gibi tahsis edilen yerin sadece 3888 m²'lik bir kısmının konut alanına ayrıldığı, öncesinde davacının murisine ait olup konut alanına ayrılmış bir kısım taşınmazın ise 3. kişilere devredildiğinin de belirtildiği görülmekte olup, 2981 sayılı Yasanın 10. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde belirtildiği şekilde üzerinde imar mevzuatına aykırı olarak toplu binalar inşa edilmiş hisseli veya özel parselasyona dayalı arsa veya arazi olma koşulunu taşımayan uyuşmazlık konusu taşınmazın bu madde uyarınca uygulamaya tabi tutularak düzenleme ortaklık payı (DOP) alınması mümkün değil iken düzenleme ortaklık payı (DOP) oranı %35 olacak şekilde parselasyonun sürdürülmesine ve davacının murisi adına dini tesis alanından tahsis yapılmasına ilişkin dava konusu kararın anılan yargı kararını uygulama niteliği taşımadığı davacının mağduriyetinin devam ettiğinin anlaşıldığı, bu nedenle dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı" gerekçesiyle parselasyonun iptaline karar verildiği, anılan kararın temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiği, Uyuşmazlıkta 30/04/1987 tarihli ilk parselasyon işleminin iptali üzerine yapılan 14/12/2000 tarihli ikinci parselasyon işleminde yargı kararına uygun olarak geri dönüşüm işlemlerinin yapılmadığı, ikinci 14/12/2000 tarihli parselasyon işleminin ilk parselasyonun iptaline dair yargı kararını uygulama niteliği taşımadığı gerekçesiyle ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile iptaline karar verildiği, dolayısıyla yargı kararlarının gereği yerine getirilmediği anlaşıldığından, 539 parsel sayılı taşınmaza yönelik açılan davalar sonucu verilen yargı kararlarının uygulanması talebiyle yapılan 26/12/2017 tarihli başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı, bu itibarla, davanın reddine ilişkin karara karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararında isabet bulunmadığı, Öte yandan uyuşmazlık konusu taşınmazın Gaziosmanpaşa ilçesi sınırları içerisinde olduğu, taşınmaz ile ilgili yargı kararı ile iptaline karar verilen parselasyon işlemlerinin Gaziosmanpaşa Belediye Encümeni tarafından yapıldığı, davacı tarafından Sultangazi Belediye Başkanlığına yapılan başvurunun zımnen reddi üzerine bakılan dava açılmış ise de, gelinen aşamada uyuşmazlık konusu taşınmazın bağlı olduğu ilçe belediyesi parselasyon işlemini tesis etmeye yetkili olduğundan uyuşmazlıkta dava konusu taşınmazın bağlı olduğu ve işlemi tesis etmeye yetkili idare belirlenip hasım mevkiine alınarak karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; Uyuşmazlıkta, 14.500 m2 büyüklüğündeki ... parselin uygulama gördüğü ve uygulama sonucunda … ada, ... parsel ve ... ada, ... parsel sayılı taşınmazların oluştuğu, ... ada, ... sayılı parselin ifrazı sonucu oluşan 12 adet parselin ...'nin mirasçıları arasında ifrazen taksim edildiği ve davacı ...'nin kendisine verilen ... ada, ... ve ... parsel sayılı taşınmazları 1998 yılında sattığı, aynı şekilde diğer mirasçıların da 2497 sayılı adanın tamamındaki hisselerini satttıkları, uygulama sonrası oluşan 2497 sayılı adanın tamamındaki hisselerini satan davacının uygulama öncesindeki 14.500 m2 taşınmazı için talepte bulunduğu, … tarih ve …-… sayılı Gaziosmanpaşa Belediye Encümeni kararında belirtilen ... 3. kısım olan ve yaklaşık 75 ha'lık alanı kapsayan alanda mevcut şehir yapılaşmasının tamamlandığı, ayrıca yapılan parselasyon işlemine göre mevcut yolların, altyapıların da oluşması nedeniyle geri dönüşüm yapılarak eski parsel sınırlarına dönülmesinin fiili olarak imkansız olduğu, eski hale dönülmesi durumunda hem teknik hem de tasarruf anlamında problemlerin yaşanacağı, yürürlükte bulunan imar planına göre taşınmazın bulunduğu alanın kısmen konut alanı, kısmen çocuk bahçesi, kısmen de yolda kaldığı, buna karşı açılan davanın reddine karar verildiği anlaşıldığından, 539 parsel sayılı 14.500 m² taşınmaza yönelik açılan davalar sonucu, söz konusu yargı kararlarının uygulanması istemiyle yapılan 26/12/2017 tarihli başvurusunun zımnen reddine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, Öte yandan, dava konusu taşınmazın bağlı bulunduğu ... Mahallesinin 2014 yılında kurulan Sultangazi Belediye Başkanlığı sınırları içerisinde kaldığı ve işlem tesis etmeye yetkili idarenin de Sultangazi Belediye Başkanlığı olduğu anlaşıldığından, mahkemece doğru hasımla uyuşmazlığın görüldüğü gerekçesiyle davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine yönelik ilk kararda ısrar edilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, yargı kararıyla iptaline karar verilen parselasyon işlemlerinin hiç tesis edilmemiş gibi ortadan kalktığı, idarelerin yargı kararlarını uygulama konusunda bağlı yetkilerinin bulunduğu, temyiz konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Uyuşmazlıkta, dava konusu taşınmazın bulunduğu alanda yapılan parselasyon işlemlerinin yargı kararıyla iptaline karar verilmesine rağmen, bu yargı kararlarının yerine getirilmesine yönelik olarak davalı idarece geri dönüşüm yapılmadığı anlaşıldığından, … parsel sayılı taşınmaza yönelik açılan davalar sonucu verilen yargı kararlarının uygulanması talebiyle yapılan 26/12/2017 tarihli başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir. Bu durumda, dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerekirken, davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun gerekçeli reddine dair temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi ısrar kararında isabet bulunmadığından, temyiz istemlerinin kabulü ile ısrar kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 26. maddesi uyarınca, 18/01/2024 tarihinde vefat eden davacı ... yerine davayı takip için başvuran mirasçıları ... ve ... davacı mevkiine alınarak işin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : İstanbul ili, Gaziosmanpaşa ilçesi, ... Mahallesi, ... pafta, … parsel sayılı 14.500 m² büyüklüğündeki taşınmaza yönelik olarak … tarih ve … sayılı belediye encümeni kararıyla kabul edilen 2981 sayılı Kanun'un 10. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca yapılan parselasyon sonucu %40,94 oranında 5.937 m² düzenleme ortaklık payı (DOP) kesintisi yapıldıktan sonra … ada, … parsel sayılı 3.888 m² konut kullanımlı taşınmaz ile imar planında çocuk bahçesi alanında kalan … ada, .. parsel sayılı 4.675 m² büyüklüğündeki taşınmaz davacıların murisinin murisi adına tescil edilmiş, anılan parselasyon işleminin iptali için açılan davada, ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… K:… sayılı kararıyla parselasyonun iptaline karar verilmiş, ardından Gaziosmanpaşa Belediye Encümeninin … tarih ve …-… sayılı kararıyla kabul edilen parselasyon işlemi ile davacıların murisinin murisi, imar planında cami ve dini tesis alanı olarak ayrılmış olan … ada, … parsel sayılı, 12.028 m² büyüklüğündeki taşınmazda … oranında hisselendirilmiş, … tarih ve …-… sayılı belediye encümeni kararıyla yapılan parselasyonun, yargı kararının uygulanması niteliği taşımadığı iddiasıyla açılan davada … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile anılan belediye encümeni kararının iptaline karar verilmiş, davacıların murisi tarafından, yargı kararlarının uygulanması istemiyle yapılan 26/12/2017 tarihli başvurunun zımnen reddi üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT : Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti'nin insan haklarına saygılı, demokratik, laik ve soysal bir hukuk devleti olduğu, temel hak ve özgürlüklerin sınırlanmasına ilişkin 13. maddesinde de, temel hak ve hürriyetlerin, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasa’nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği, bu sınırlamaların, Anayasa’nın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı belirtilmiş, "Mülkiyet Hakkı" başlıklı 35. maddesinde, "Herkes mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almıştır. Hukuk devleti insan haklarına saygı gösteren, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her eylem ve işlemi hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayıp yargı denetimine açık olan, yasaların üstünde yasa koyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri ve Anayasa’nın bulunduğu bilincinde olan devlettir. Herkes, yasal şekilde elde ettiği mülkü üzerinde serbestçe tasarrufta bulunma hakkına sahiptir. Karşılığında zamanında adil bir tazminat ödenmeksizin ve yasada öngörülen koşullar çerçevesinde kamu menfaati taşımaksızın hiç kimsenin elinden mülkü alınamaz. Mülkün kullanımı, kamu menfaati için gerekli olduğu ölçüde yasa ile düzenlenebilir. Öte yandan Avrupa İnsan Haklarının ve Temel Özgürlüklerinin Korunmasına İlişkin Sözleşmeye Ek Protokol’ün 1. maddesinde; "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir." hükmü yer almaktadır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 138. maddesinin 4. fıkrasında "Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez." hükmüne yer verilmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 28. maddesinin 1. fıkrasında da, "Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez." hükmü yer almıştır. İşlem tarihinden sonra yürürlüğe giren Arazi ve Arsa Düzenlemeleri Hakkında Yönetmelik'in "Geri Dönüşüm İşlemleri" üst başlıklı, "Mahkeme kararıyla iptal edilen parselasyon planları" başlıklı 37. maddesinin 1. fıkrasında; "Mahkeme kararında parsel bazlı iptal kararı varsa; mevcut imar parselleri üzerinden yapılabiliyorsa sadece o parsel ya da parsellere yönelik düzeltme yapılır. İptal kararına konu parselde, uygulama alanındaki diğer parsellerde etkilendiğinden düzeltme yapılamıyorsa; etkilenen diğer parseller de dikkate alınarak veya uygulama alanının tamamında yeni bir parselasyon planı yapılır.", 2. fıkrasında; "Mahkeme kararıyla parselasyon planının, parselasyon planını onaylayan encümen kararının ya da ilgili kurum onayının iptal edilmesi halinde; geri dönüşüm işlemlerinin yapılarak parselasyon planından önceki kök parsellere dönülmesi gerekmektedir. Ancak uygulama sahasında iptal edilen parselasyon planı sonucunda oluşan imar parselleri üzerinde; ihdasen oluşan taşınmazların satışı, yapı ruhsatı, kat irtifakı, kat mülkiyeti gibi tasarruflarda bulunulması halinde, bu tasarruflar ve mahkemenin iptal gerekçeleri de dikkate alınarak geri dönüşüm işlemleri ile birlikte aynı anda yeni bir parselasyon planının yapılması zorunludur.", 3. fıkrasında; "Mahkeme kararında sadece eksik ya da hatalı görülen parselasyon planının düzeltilmesi isteniyorsa ve mevcut tescilli imar parselleri üzerinden yapılacak yeni bir uygulama ile mahkeme kararı gerekçeleri yerine getirilebiliyorsa, tescilli imar parselleri üzerinden yeni bir parselasyon planı yapılabilir." düzenlemeleri yer almaktadır. Yukarıdaki yasal düzenleme karşısında, idarenin maddi ve hukuki koşullara göre uygulanabilir nitelikte olan bir yargı kararını "aynen" ve "gecikmeksizin" uygulamaktan başka bir seçeneği bulunmamaktadır. Anayasamızda yer alan hükümlere göre yargı kararlarının yerine getirilmesi zorunlu olup, 2577 sayılı Kanun'un 28. maddesinde, idare ve vergi mahkemeleri kararlarına göre işlem tesis edilmeyen hallerde idare aleyhine maddi ve manevi tazminat davası açılabileceğine ilişkin kural da bu zorunluluğa dayanmaktadır. İdare Hukukunda "iptal" kararı, bir işlemin hukuka uygun olup olmadığını denetleyen yargı organının işlemin geçerliliğini etkileyen bir sakatlık saptaması halinde, işlemin geriye yürür biçimde ortadan kalkmasını sağlayan bir yargı hükmüdür. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre parselasyon yapılmış bir alanda tekrar parselasyon yapılabilmesi için; söz konusu parselasyon işleminin yargı kararıyla iptaline karar verilmesi, alanda yeni bir plan yapılması ya da mevcut parselasyon planında maddi hatanın bulunması gerekmektedir. Yeni bir imar planı yapıldığı gerekçesi ile yeniden yapılan parselasyon işlemlerinde, önceki parselasyon işlemi hukuki varlığını koruduğundan, tescilli imar parselleri üzerinden tekrar düzenleme ortaklık payı (DOP) alınmaksızın dağıtıma tabi tutulması gerekli iken, mahkeme kararı sonucu "iptal" hükmü esas alınarak yeniden yapılan parselasyon işlemlerinde, önceki parselasyon işlemi hukuki varlığını yitirdiğinden, öncelikle tescilli imar parsellerinin DOP ve kamu ortaklık payı (KOP) paylarının iadesi suretiyle parselasyon planından önceki kök parsellere dönülmesi ve böylelikle parselasyon öncesi hukuki duruma yeniden gelinmesinin sağlanması, sonrasında mer'i uygulama imar planı hüküm ve kararları da esas alınarak tespit edilecek düzenleme sınırı içerisinde hesaplanan DOP ve KOP oranları çerçevesinde parselasyon işleminin tesis edilmesi zorunludur. Dosyanın incelenmesinden; dava konusu 539 sayılı parselin bulunduğu alanda … tarih ve … sayılı belediye encümeni kararı ile kabul edilen ilk parselasyon işleminin yargı kararıyla iptaline karar verilmesi üzerine, anılan iptal kararının uygulanması için yapılan … tarih ve … sayılı belediye encümeni kararıyla yapılan ikinci parselasyon işleminin iptali istemiyle açılan davada, ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; "Dosyanın ve … İdare Mahkemesinin E:… sayılı dava dosyasının birlikte incelenmesinden, her ne kadar davalı idarece mahkeme kararı doğrultusunda %35 den fazla alınan ve %5,94 'e karşılık gelen 861 m2 lik taşınmaz yerine davacı taraf lehine tesis edilmiş ipotek bedeli de kaldırılarak 1104 m2 ye karşılık gelen hissenin dava konusu kararla tahsisi yapılarak mahkeme kararının gereğinin yerine getirildiği iddia olunmuş ise de; Danıştay Altıncı Dairesinin 26/05/1999 tarih ve E:1998/2946, K:1999/2963 sayılı kararıyla onanan ve karar düzeltme istemi de reddedilerek kesinleşen ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…,K:… sayılı kararında; öncelikle uyuşmazlık konusu taşınmazın 2981 sayılı Yasanın 10. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendindeki koşulu taşımıyor olması nedeniyle bu tür bir uygulama işlemine konu edilemeyeceğinin dolayısıyla düzenleme ortaklık payı alınamayacağının belirtildiği, bu nedenle dava konusu edilmiş kararın iptal edildiği, ayrıca davacının murisine yasaya aykırı olarak yapılan imar uygulaması sonucu 14.500 m²'lik taşınmazına karşılık 8563 m² yer tahsis edildiği gibi tahsis edilen yerin sadece 3888 m²'lik bir kısmının konut alanına ayrıldığı, öncesinde davacının murisine ait olup konut alanına ayrılmış bir kısım taşınmazın ise 3. kişilere devredildiğinin de belirtildiği görülmekte olup, 2981 sayılı Yasanın 10. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde belirtildiği şekilde üzerinde imar mevzuatına aykırı olarak toplu binalar inşa edilmiş hisseli veya özel parselasyona dayalı arsa veya arazi olma koşulunu taşımayan uyuşmazlık konusu taşınmazın bu madde uyarınca uygulamaya tabi tutularak düzenleme ortaklık payı (DOP) alınması mümkün değil iken düzenleme ortaklık payı (DOP) oranı %35 olacak şekilde parselasyonun sürdürülmesine ve davacının murisi adına dini tesis alanından tahsis yapılmasına ilişkin dava konusu kararın anılan yargı kararını uygulama niteliği taşımadığı davacının mağduriyetinin devam ettiğinin anlaşıldığı, bu nedenle dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı" gerekçesiyle ikinci parselasyon işleminin iptaline karar verilmiş, anılan karar temyiz incelemesinden geçerek kesinleşmiştir. Uyuşmazlıkta, dava konusu taşınmazın bulunduğu alanda yapılan parselasyon işlemlerinin yargı kararıyla iptaline karar verilmesine rağmen, bu yargı kararlarının yerine getirilmesine yönelik olarak davalı idarece işlem tesis edilmediği anlaşıldığından, … parsel sayılı taşınmaza yönelik açılan davalar sonucu verilen yargı kararlarının uygulanması talebiyle yapılan 26/12/2017 tarihli başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir. Bu itibarla, dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerekirken, davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun gerekçeli reddine dair temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi ısrar kararında isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Davacıların temyiz isteminin kabulüne; 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik yapılan istinaf başvurusunun gerekçeli reddi yolundaki … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin temyize konu … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının BOZULMASINA, 3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 23/12/2024 tarihinde, kesin olarak esasta ve gerekçede oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik" başlıklı 26. maddesinin 1. fıkrasında, "Dava esnasında ölüm veya herhangi bir sebeple tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik olursa, davayı takip hakkı kendisine geçenin başvurmasına kadar; gerçek kişilerden olan tarafın ölümü halinde, idarenin mirasçılar aleyhine takibi yenilemesine kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına ilgili mahkemece karar verilir. Dört ay içinde yenileme dilekçesi verilmemiş ise, varsa yürütmenin durdurulması kararı kendiliğinden hükümsüz kalır." kuralına; 2. fıkrasında da, "Yalnız öleni ilgilendiren davalara ait dilekçeler iptal edilir." kuralına yer verilmiştir. Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden, 25/04/2024 tarihli ısrar kararının verildiği tarihten önce davacı ...'nin 18/01/2024 tarihinde vefat ettiği, ancak … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince, vefat eden davacı adına tebligat çıkarılarak ısrar kararının 19/05/2024 tarihinde vefat eden davacı ...'nin vekiline tebliğ edildiği, dolayısıyla usulüne uygun olarak tebligat yapılmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda; … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince, yukarıda alıntısı yapılan 2577 sayılı Kanun'un 26. maddesi uyarınca işlem yapılması gerektiğinden, temyize konu kararın bozularak, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 26. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dosyanın İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği oyuyla, karara gerekçe yönünden katılmıyoruz. KARŞI OY XX- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun olduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, davacıların temyiz istemlerinin reddi ile temyize konu ısrar kararının onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.