Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2023/5230 E. , 2024/919 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2023/5230 Karar No : 2024/919 DAVACILAR : 1- … Endüstri İnş. Müh. Müş. San. Tic. Ltd. Şti. 2- … VEKİLİ: Av. … DAVALI: … Bakanlığı - ANKARA VEKİLİ: Av. … DAVANIN KONUSU: 4708 sayılı Kanun kapsamında kalan yapıların zemin ve temel raporları ile ruhsat eki projelerinin tamamının yapı denetimi kuruluşunun ilgili denetçileri tarafından ilgili mevzuat, standart ve şartnamelere göre kont
Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2023/5230 E. , 2024/919 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2023/5230 Karar No : 2024/919 DAVACILAR : 1- … Endüstri İnş. Müh. Müş. San. Tic. Ltd. Şti. 2- … VEKİLİ: Av. … DAVALI: … Bakanlığı - ANKARA VEKİLİ: Av. … DAVANIN KONUSU: 4708 sayılı Kanun kapsamında kalan yapıların zemin ve temel raporları ile ruhsat eki projelerinin tamamının yapı denetimi kuruluşunun ilgili denetçileri tarafından ilgili mevzuat, standart ve şartnamelere göre kontrol edilerek, bu projelere uygunluk görüşünün verilmesi ve akabinde söz konusu projelerin ilgili idaresince de yapılacak kontrollerce uygun bulunması durumunda onaylanması gerektiği yönünde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Yapı işleri Genel Müdürlüğü'nce tesis olunan ... tarih ve ... sayılı yazının dayanağı Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliğinin 4. maddesinin 1., 2., 3. ve 4. fıkraları, 6. maddesinin 2. fıkrası ile 7. maddesinin 2. fıkrasının iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI: 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun ile, yapıların denetim işi ilgili idarelerden alınarak yapı denetim şirketlerine verildiği, bu Kanun ile yapı denetim şirketlerinin kurulabilmesi için özel yetki ve şartların getirildiği, belli vasıflarda personel istihdam edilmesinin öngörüldüğü, getirilen bu düzenlemelerin asıl gayesinin yapıların denetlenmesinde aktif ve faydalı rol alınması ve ilgili idarenin iş yükünün ve sorumluluğunun azaltılması olduğu, uygulamada yapı denetim kuruluşlarınca incelenip onaylanan ve akabinde belediyelere gönderilen projelerin çok kez gerekli gereksiz geri çevrildiği, belediyelerin, yapı denetim şirketlerinin misyonunu üstlendiği ve yapı denetim kuruluşlarının çalışmasının engellendiği, ilgili belediyelere, teknik yönden inceleme yetkisi tanınmamış olmasına rağmen bir müşavirlik kuruluşu gibi projelerin incelendiği, bu nedenle ruhsat alma sürelerinin gereğinden fazla uzadığı, bu gecikmenin ekonomik kayba sebep olduğu, ilgili idarelerin, yapı denetim şirketlerinin nitelikli personellerinin hazırladığı projelerin, mesleki yeterliliği henüz oluşmamış bir yıllık deneyimi olan idari personelce denetlenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, 3194 sayılı İmar Kanununa göre idareler tarafından ruhsat verilen işlerde (200 m2 den küçük) ancak idarelerin projeleri inceleme yetkisi olduğu, yapı denetim kapsamında kalan işlerde idareler tarafından proje denetimi yaparak kanunun ilgili kurumu olan yapı denetim firmalarına tanıdığı yetkiyi kurallara aykırı olarak devraldığı, Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliğinin 4. maddesinin 1., 2., 3. ve 4. fıkralarının, belediyelerin yasal dayanağı halini almışsa da, bu düzenlemelerin sadece idari iş ve işlemlerle gerekli bilgi ve belgelerin tamamlanmasından ibaret olduğu, uygulamada verdikleri kargaşa nedeniyle iptal edilmeleri gerektiği, aynı Yönetmeliğin 6. ve 7. maddelerinin 2. fıkralarının ise, sadece projelerin birbiriyle uyumlu olup olmadığıyla alakalı olduğu, aksi halde bir iç denetimden bahsedildiği kanaati hasıl olması halinde Kanunun ruhuna aykırı bu fıkraların da iptalinin gerektiği ileri sürülmüştür. DAVALININ SAVUNMASI: 3194 sayılı İmar Kanunu uyarınca yürütülen fenni mesullük sistemiyle yapı denetiminin yürütülmesi sürecinde yaşanan uygulama problemleri ile 1999 yılında meydana gelen depremler sonucunda yapı denetim sistemi ve yapım aşamasında görev alan fenni mesullerin sorumluluklarının yeniden düzenlenmesi ve denetleme görevini yerine getirmeyen teknik uygulama sorumlusu fenni mesullere verilecek cezaların açıklığa kavuşturulması için 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanunun yürürlüğe girdiği, bu Kanunun öngördüğü sistem ile amaçlananın, ilgili idareler ile özel kuruluşlar olan yapı denetim kuruluşlarının denetim yetkisinin güçlendirilerek çapraz denetimin sağlanması ve deprem kuşağında yer alan ülkemizde sağlıklı ve güvenli yapıların elde edilmesi olduğu; yapı denetim kuruluşlarının 3194 sayılı İmar Kanununda öngörülen fenni mesuliyeti üstlendiklerinin açık olduğu ve ilgili idarelerin yetki ve sorumluluklarını üstlenmelerinin söz konusu olmadığı, 3194 sayılı Kanunun 2., 5., 21. 22. ve 30. maddeleri uyarınca yapı ruhsatı ve yapı kullanma izin belgesi düzenlemekle görevli ilgili idarelerce, yapı ruhsatı eki projelerin ve yapım aşamasının denetmesi gerektiğinin açık olduğu, davacılar tarafından gönderilen ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile görüş talep edildiği ve Bakanlık görüşünün ... tarih ve ... sayılı yazı ile davacıya iletildiği, davacılar tarafından ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile aynı görüş talebinden bulunulduğu ve ... tarih ve ... sayılı yazı ile cevap verildiği, dava dilekçesinde ileri sürülen iddiaların subjektif mahiyette iddialar olduğu ve dava konusu hükümlerin, üst hukuk normların tanıdığı yetki çerçevesinde tanzim edildiği ve hukuka uygun olduğu savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: Davanın süre aşımı yönünden reddi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI …'NUN DÜŞÜNCESİ: Dava, 4708 sayılı Kanun kapsamında kalan yapıların zemin ve temel raporları ile ruhsat eki projelerinin tamamının yapı denetimi kuruluşunun ilgili denetçileri tarafından ilgili mevzuat, standart ve şartnamelere göre kontrol edilerek, bu projelere uygunluk görüşünün verilmesi ve akabinde söz konusu projelerin ilgili idaresince de yapılacak kontrollerce uygun bulunması durumunda onaylanması gerektiği yönünde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Yapı işleri Genel Müdürlüğü'nce tesis olunan ... tarih ve ... sayılı yazının dayanağı Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliğinin 4. maddesinin birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları, 6. maddesinin ikinci fıkrası ile 7. maddesinin ikinci fıkrasının iptali istemiyle açılmıştır. 4708 sayılı Yapı Denetim Hakkında Kanunun 2. maddesinde, bu Kanun kapsamına giren her türlü yapının Bakanlıktan aldığı izin belgesi ile çalışan ve münhasıran yapı denetimi ile uğraşan tüzel kişiliğe sahip yapı denetim kuruluşlarının denetimine tabi olduğu, yapı denetim hizmetinin yapı denetim kuruluşu ile yapı sahibi veya vekili arasında akdedilen hizmet sözleşmesi hükümlerine göre yürütüleceği kuralı getirilmiş, "Sorumluluklar ve yapılamayacak işler" başlığı altındaki 3. maddesinde: Kanunun uygulanmasında, yapı denetim kuruluşlarının imar mevzuatı uyarınca öngörülen fennî mesuliyeti ilgili idareye karşı üstleneceği, öncelikle risk bazlı denetim yapan yapı denetim kuruluşlarının, denetçi mimar ve mühendisler, proje müellifleri, laboratuvar görevlileri ve yapı müteahhidi ile birlikte yapının ruhsat ve eklerine, fen, sanat ve sağlık kurallarına aykırı, eksik, hatalı ve kusurlu yapılmış olması nedeniyle ortaya çıkan yapı hasarından dolayı yapı sahibi ve ilgili idareye karşı, kusurları oranında sorumlu oldukları, 9. maddesinde; yapı denetim kuruluşu ile denetçi mimar ve mühendislerin; eylem ve işlemlerinden 3194 sayılı İmar Kanununun fenni mesul için öngörülen hükümlerine tabi oldukları, 12. maddesinde; bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde 3194 sayılı İmar Kanunu ve ilgili mevzuat hükümlerinin uygulanacağı hükmüne yer verilmiştir. 3194 sayılı İmar Kanununa göre Kanunun kapsamına giren bütün yapılar için (26 ncı maddede belirtilen istisna dışında) belediye veya valiliklerden yapı ruhsatiyesi alınması mecburidir. Yasanın ilgili maddelerinde, yapı ruhsatiyesi almak için belediye, valilik bürolarına yapı sahipleri veya kanuni vekillerince dilekçe ile müracaat edileceği, ruhsat ve ekleri incelenerek eksik ve yanlış bulunmuyorsa müracaat tarihinden itibaren en geç otuz gün içinde yapı ruhsatiyesi verileceği, yapı tamamen bittiğinde kullanılabilmesi için inşaat ruhsatını veren belediye, valilik bürolarından izin alınmasının mecburi olduğu, mal sahibinin müracaatı üzerine, yapının ruhsat ve eklerine uygun olduğu ve kullanılmasında fen bakımından mahzur görülmediğinin tespiti gerektiği hükümleri öngörülmüştür. Aynı Kanunda düzenlenen fenni mesuller yapının, tesisatı ve kullanılan malzemeleri ile birlikte, imar kanunu ve ilgili diğer mevzuata, uygulama imar planına, ruhsata, ruhsat eki etüt ve projelere, standartlara ve teknik şartnamelere uygun olarak inşa edilmesini kamu adına denetlemekle görevli olup yapı sahibine ve idareye karşı sorumludurlar. 05.08.2008 günlü 26778 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliği'nin İlgili idarenin görev ve sorumlulukları başlıklı 4. maddesinde; " (1) İlgili idare, Kanun ve ilgili mevzuat ile belirlenen görevlerini mevzuatta gösterilen süreler içinde tam ve zamanında yerine getirmek zorundadır. 2) Yapı ruhsatı ve yapı kullanma izni belgesini düzenleyen ilgili idare görevlileri, görevlerinin gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan her türlü yapı kusurundan ve böylece meydana gelen zararlardan dolayı, tabi oldukları mevzuat çerçevesinde sorumludurlar. 3) Yapı ruhsatı müracaatına esas olan ve ilgili yapı denetim kuruluşunun uygun görüş verdiği belgeler incelenerek, eksiklik veya yanlışlık bulunmuyor ise yapı ruhsatı düzenlenir. 4) (Değişik:RG-3/4/2012-28253) Yapı ruhsatının vizeler bölümüne yapı denetim kuruluşunun denetçilerinin imzaları alındıktan sonra ilgili bölüm idarece incelenir. İnceleme neticesinde eksik vize işlemi var ise bunlar yapı denetim kuruluşuna tamamlattırılır. Bunun dışında, hiçbir şekilde vize veya vize anlamına gelecek bir uygulamada bulunulamaz." kuralına, 6. maddesinin 2. fıkrasında " Yapı ruhsatının alınmasını müteakiben, yapı denetim kuruluşunun ilgili denetçileri, yapı sahibi, yapı müteahhidi veya yapı müteahhidi adına şantiye şefi tarafından işyeri teslim tutanağı tanzim edilerek ilgili idarenin onayına sunulur." kuralına 7. maddesinin 2. fıkrasında "Ruhsat eki projelerin birbiri ile uyumlu olması şarttır. Birbiri ile uyumlu olmayan projelerden doğan sorumluluk, öncelikle proje müelliflerine ait olmak üzere, sırası ile yapı denetim kuruluşuna, proje ve uygulama denetçisi mimar ve mühendislere ve ilgili idareye aittir." kuralına yer verilmiştir. Dosyanın incelenmesinden, yapı sahibi ve müteahhitlere proje hizmeti sunan davacılar; yapı denetim şirketlerince incelenip onaylanan projelerin onayının belediyelerce geciktirilmesi nedeniyle denetimin çalışmasının engellendiği, ruhsat alma sürelerinin keyfi olarak uzatıldığı, deneyimsiz personel tarafından denetlendiği, yapı denetim firmalarının belediyeye tabi alt/aracı bir kurum haline getirildiği, 4708 sayılı Kanunu gereği yapının ruhsat ve eklerine, fen, sanat ve sağlık kurallarına aykırı, eksik, hatalı ve kusurlu yapılmış olması nedeniyle ortaya çıkan yapı hasarından dolayı yapı sahibi ve ilgili idareye karşı sorumlu oldukları oysa aynı sorumluluğun idarede olmadığı, yapı denetim kuruluşlarının onayından geçen bir projeyi incelemelerinin 4708 sayılı yasayı hiçe saymak olacağı, idarelerin proje denetimi yaparak yapı denetim firmalarının kanuni çalışma alanını devralarak firmaların çalışmasına engel oldukları, belediyelerin tek sorumluluğunun idari iş ve işlemlerle gerekli bilgi ve belgelerin tamamlanmasından ibaret olduğu, fen ve sağlık kurallarına uygun yapılıp yapılmadığının denetleme sorumluluğunun bulunmadığı, 4708 sayılı yasaya tabi olan işlerde tüm projelerin inceleme yetkisi ve sorumluluğunun yapı denetim firmalarına ait olduğu, nitelikli personellerin hazırladığı projelerin incelenmesinde en az 1 yıl deneyime haiz teknik personelin yetersiz olduğu, idarenin projelerin iç denetimini yapamayacakları, kamu üzerindeki iş yükünü arttıran Yönetmelik kuralların Yasaya aykırı olduğu gibi uygulamada kargaşaya neden olduğu iddialarıyla iptalini istemektedir. Projelerin onayının geciktirildiği, denetimin engellendiği, ruhsat alma sürelerinin keyfi olarak uzatıldığı, deneyimsiz personel tarafından denetlendikleri, yapı denetim firmalarının belediyeye tabi alt/aracı bir kurum haline getirildiği yönündeki iddialara yönetmelik kurallarının özüne değil uygulamadaki aksaklıklara yönelik olduğundan itibar edilmemiştir. Davacıların diğer iddialarına gelince; 4708 sayılı Kanun'un genel gerekçesinde; 17 Ağustos ve 12 Kasım 1999 tarihlerinde yaşanan depremler sonrasında meydana gelen can ve mal kayıplarının, denetimsiz yerleşme ve yapılaşmaların yol açabilecekleri zararları bütün açıklığı ile gözler önüne serdiği, ülkemizde yerleşme ve yapılaşmalara, 3194 sayılı İmar Kanunu ve ilgili yönetmelik hükümleri ile getirilen denetime ilgili idarelerce uyulmadığı, yapılan araştırmalarda, proje denetimi aşamasında dahi projelerin %9'unda tasarım, hesap ve çizim hataları olduğu, uygulamanın ise hiç denetlenmediği ve şantiyelerin % 90'nında yönetmelik ve standartlara aykırı beton döküldüğü ve beton mukavemet değerlerinin projesinde öngörülenden ortalama olarak %40 daha az olduğunun tespit edildiği, bu araştırmalar ve yaşanan son depremlerin, 3194 sayılı Kanun'da yapım işlerinde rol alan teknik uygulama sorumlusunun (fenni mesul); yapı projelerini ve uygulamalarını denetlemekle sorumlu olan belediyeler ve valiliklerin; uygulamayı hiç denetleyemediklerini ortaya koyduğunu, ülkemizdeki yapı denetim sistemi ve yapım aşamasında görev alan fenni mesullerin sorumluluklarını yeniden düzenlemek ve kağıt üzerinde denetlenmiş gibi görülen, ancak hemen hemen hiç denetlenmeyen yapıların teknik uygulama sorumlusu fenni mesullere verilecek cezalar ile ilgili yeni bir kanuni düzenleme getirmek zorunluluğu olduğunun belirtildiği anlaşılmaktadır. 4708 sayılı Kanunun 2., 4., 5., 6., 11. ve 13. maddelerinin Anayasa'ya aykırı olduğu iddiasıyla iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine açılan 2001/377 esasına kayıtla davada verilen ve iptal isteminin reddine ilişkin 26.6.2002 günlü, 2002/59 sayılı kararda da belirtildiği üzere yapı denetim kuruluşlarına idari işlem yapma yetkisi verilmediği, bu kuruluşların kamu gücü kullanmadan teknik inceleme yapmak ve bu konuda ilgili yerlere rapor, görüş ve bilgi vermekle görevlendirildikleri, hizmetlerinin Devletin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü olduğu asli ve sürekli hizmetler kapsamında olmadığı belirtilmiştir. 4708 sayılı yasanın amacı yapı denetimi görevinin en etkin bir biçimde yerine getirilmesi, denetim elemanlarının makul ve bilimsel ölçütlere göre sorumluluklarının belirlenmesidir. Yasada yapı denetim kuruluşları; merkezi yönetimden aldıkları izin belgesiyle faaliyet gösteren ve bu faaliyetleri merkezi yönetim tarafından denetlenen özel hizmet birimleri olarak kurgulanmış ve 3194 sayılı İmar Kanunu'nda yer alan fenni mesuller yerine tüzelkişiliğe sahip yapı denetim kuruluşlarını ikame edilirken bu kuruluşların faaliyetlerinin de denetlenmesi öngörülmüştür. Bu kuruluşlara yerel yönetimlerin yerine geçerek yapı ruhsatı verme, vermeme ya da yapıyı durdurma, yıkma gibi kararlar almak suretiyle idari işlem yapma yetkisi verilmediğinden yapı denetim kuruluşlarınca görülen hizmetler "doğrudan kamu hizmeti" niteliğinde sayılamaz. Başka bir anlatımla, yapı denetim kuruluşları, kamu gücü kullanmadan teknik inceleme yapmak ve bu konuda ilgili yerlere rapor, görüş ve bilgi vermekle görevlendirildiklerinden, görev alanları kapsamında üstlendikleri gözetim ve denetim faaliyetlerinin; bu konuda yetkili bulunan kamu kuruluşlarının hizmetlerini doğrudan destekler mahiyette olması, kamusal yarar gözetilerek yapılması ve ilgili kamu kuruluşlarının sıkı denetimi altında yürütülmesi nedeniyle "dolaylı kamu hizmeti" kapsamına girdiği açıktır. Bu durumda, 4708 sayılı Yasa'nın can ve mal güvenliğini teminen, imar plânına, fen, sanat ve sağlık kurallarına, standartlara uygun kaliteli yapı yapılması için proje ve yapı denetimini sağlamak şeklinde belirtilen amacını gerçekleştirmeye yönelik olarak yapı denetim kuruluşlarına verilen denetim görev ve yetkisi kapsamında saptanan eksiklik ve aykırılıkların uyarılması ve bildirilmesi ile sınırlı olup herhangi bir yaptırıma yönelik yetki içermemesi ve bildirim üzerine gereken işlemlerin ilgili idarelerce yapılacağının açık olması karşısında davaya konu yönetmelikte öngörülen kurallarında dayanağı üst hukuk normuna aykırılık görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği, düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: Proje müellifi olan davacı tarafından, Kocasinan Belediyesi İmar Müdürlüğü, Melikgazi Belediyesi İmar Müdürlüğü ve Talas Belediyesi İmar Müdürlüğüne gönderilen Kayseri 13.Noterliği … tarih ve … yevmiye numaralı ihtarname ile; uygulamada belediyelerine gönderilen projelerin, Kanunda belediyelere verilen yetkilerin kapsamı dışına çıkılarak gerekli gereksiz sebeplerle geri çevrildiği, belediyelerin yapı denetim kuruluşlarının misyonunu üstlenerek inceleme yaptıkları ve bu nedenle ruhsat alma sürelerinin uzamasına sebebiyet verdikleri, belediyelerin sadece 3194 sayılı İmar Kanununa göre 200 m2 den küçük yerler için projeleri inceleme yetkisinin bulunduğu, 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanunun ve Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliğinin ilgili hükümleri çerçevesinde belediyelerin görevinin iç denetim olmadığı, sadece projelerin birbiriyle aynı olup olmadığını denetlemekle yükümlü oldukları, ancak belediyelerin yetkilerini aşarak müşavir firma gibi hizmet verdikleri, bu uygulamanın yasal dayanağının taraflarına bildirilmesi ihtaren talep edilmiş, ihtarnameye cevaben Melikgazi Belediye Başkanlığının … tarih ve … sayılı yazısı ile, Kayseri Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünden konu ile ilgili alınan "4708 sayılı Kanunun 2. maddesinin (a) bendi, Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliğinin 4.maddesinin 3.fıkrası, Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin 57. maddesinin 12., 13. ve 14. bentleri kapsamında ilgili idareler bünyesinde yer alan teknik personellerce projelerin onaylanmasının zorunlu olduğu" içerikli görüş bildirilmiştir. Davacı tarafından, davalı idareye ve Kayseri Çevre Şehircilik İl Müdürlüğüne hitaben gönderilen Kayseri 13.Noterliği ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile; ilk ihtarnameye verilen cevabın konuyu aydınlatır nitelikte olmadığı, ilk ihtarnamedeki iddialara ek olarak, yapı denetim kuruluşlarının 5 yıllık deneyim sahibi denetçi çalıştırma zorunluluğu var iken, Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğine göre belediyelerde 1 yıllık deneyim ve tecrübeye sahip mühendis görevlendirilmesinin herhangi bir menfaat sağlamayacağı, 4708 sayılı Kanunun amacı düşünüldüğünde, Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin 57. maddesinin 13. ve 14. bentlerinin 3194 sayılı Kanun kapsamındaki yapılar için geçerli olduğunun açık olduğu, bu fıkraların 4708 sayılı Kanun kapsamındaki yapılar için de geçerli olduğu 3194 sayılı Kanuna göre verilen ruhsatlardan hiçbir farkının kalmayacağı ve uygulamada yer alan tezatlığın denetim mekanizması ve yönlendirmeleri ile düzeltilmesi gerektiği, kanaatin uygulamada herhangi bir hata olmadığı yönünde olması halinde yasal sürecin başlatılabilmesi için görüşlerin taraflarına bildirilmesi istenmiştir. Davalı idarenin ihtarnameye cevaben ... tarih ve ... sayılı yazısı ile; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Mesleki Hizmetler Genel Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı ve "3194 sayılı Kanunun 2., 5, 20., 21. ve 22. maddeleri uyarınca idarelerin yapı ruhsat ve eklerini inceleyerek eksik ve yanlış bulunmuyorsa müracaat tarihinden itibaren en geç 30 gün içinde yapı ruhsatını düzenlemesi gerektiği, bu doğrultuda gerekli tüm tedbirleri almasının zorunlu olduğu" içerikli görüş yazısının gönderildiği belirtilerek ayrıca 4708 sayılı Kanunun 2.maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi, Yapı Denetim Uygulama Yönetmeliğinin 4. maddesinin 3. fıkrası kapsamında, 4708 sayılı Kanun kapsamında kalan yapıların zemin ve temel raporları ile ruhsat eki projelerinin tamamının yapı denetimi kuruluşunun ilgili denetçileri tarafından ilgili mevzuat, standart ve şartnamelere göre kontrol edilerek, bu projelere uygunluk görüşünün verilmesi ve akabinde söz konusu projelerin ilgili idaresince de yapılacak kontrollerce uygun bulunması durumunda onaylanması gerektiği, yapı denetim kuruluşlarının söz konusu uygunluk görüşünün ilgili idarelerin bu projeleri inceleyerek onaylama sorumluluğunu ortadan kaldırmadığının değerlendirildiği bildirilmiştir. Davacı tarafından, davalı idareye hitaben gönderilen Kayseri 13.Noterliği ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile, davalı idarenin ... tarih ve ... sayılı yazısı ile verilen cevabın hukuki anlamda doyurucu olmadığı ve iş bu ihtarnamede yer alan sorulara net cevap verilmesi gerektiği, kanun koyucu bürokrasinin azaltılması ve sorumluluğun kamu yerine özel şirketlere yüklenmesini isterken, davalı idarenin bürokrasiyi artırmak ve sorumluluğu tekrar kamuya yüklemek için çabaladığı, ihtarnameye cevap verilmemesi halinde cezai, hukuki ve idari yargı yoluna başvurulacağı bildirilmiş, davalı idarenin … tarih ve … sayılı yazısı ile, istenilen görüşün Bakanlıklarının ... tarih ve ... sayılı yazısı ile verildiği, eklenecek bir hususun bulunmadığı belirtilmiştir. Davacı tarafından, 03.01.2022 tarihinde dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 'Dilekçeler üzerine ilk inceleme' başlıklı 14. maddesinin 3. fıkrasında, dilekçelerin, Danıştayda daire başkanının görevlendireceği bir tetkik hakimi, idare ve vergi mahkemelerinde ise mahkeme başkanı veya görevlendireceği bir üye tarafından: a) Görev ve yetki, b) İdari merci tecavüzü, c) Ehliyet, d) İdari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, e) Süre aşımı, f) Husumet, g) 3 ve 5 inci maddelere uygun olup olmadıkları yönlerinden sırasıyla inceleneceği; 'İlk inceleme üzerine verilecek karar' başlıklı 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, süre aşımı yönünden yapılan incelemede Kanuna aykırılık görülürse davanın reddine karar verileceği hususları hüküm altına alınmış, aynı maddenin 6. fıkrasında; anılan hususların ilk incelemeden sonra tespit edilmesi halinde de davanın her safhasında 15 nci madde hükmü uygulanacağı belirtilmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Dava açma süresi" başlıklı 7. maddesinde, "1. Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür. ... 4. İlanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresi, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlar. Ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililer, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilirler. Düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olması bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olmaz." hükmüne yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Yukarıda belirtilen mevzuat hükümlerine göre, ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlayan dava açma süresi içerisinde idari davaya konu edilmeyen düzenleyici işlemlerin, bu tarihten sonra davaya konu edilebilmeleri için, ilgili hakkında uygulama işlemi tesis edilmiş olması, bu işlemin ise dava konusu edilen düzenleyici işlemin uygulanması niteliğinde bulunması gerekmektedir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesinde sözü edilen "uygulama işlemi" kavramı, kural koyucu nitelikteki düzenleyici işlemlere dayanılarak ilgililer hakkında tesis edilen ve onların menfaatlerinin ihlal edilmesi sonucunu doğuran, başka bir ifadeyle hukuksal durumlarında değişiklik yaratan bireysel nitelikteki işlemleri ifade etmektedir. Somut olayda, Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliğinin 05.02.2008 tarih ve 26778 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdiği, bu tarihten itibaren ilgili Yönetmeliğin dava konusu edilen 4. maddesinin 1., 2., 3. fıkraları, 6. maddesinin 2. fıkrası ile 7. maddesinin 2. fıkrasında değişiklik yapılmadığı, 4. maddenin 4. fıkrasında ise 03.04.2012 tarih ve 28253 sayılı Resmi Gazetede yayımlandığı şekliyle değişiklik yapıldığı, davacı tarafından gönderilen ihtarnamelere en son Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Yapı İşleri Genel Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı yazısı ile cevap verilmesi üzerine davacı tarafından 03/01/2022 tarihinde dava açılmış ise de, davalı idarenin … tarih ve … sayılı görüş yazısının, davacı yönünden bir uygulama işlemi olarak kabul edilmesine olanak bulunmamaktadır. Bu itibarla, dava konusu edilen ilgili Yönetmeliğin 4. maddesinin 1., 2., 3. fıkralarının, 6. maddesinin 2. fıkrası ile 7. maddesinin 2. fıkrasının 05.02.2008 tarih ve 26778 sayılı Resmi Gazetede yayımlandığı, 4. maddenin 4. fıkrasında ise 03.04.2012 tarih ve 28253 sayılı Resmi Gazetede değişikliğe gidildiği ve söz konusu düzenlemelere dayanılarak davacı adına tesis edilen herhangi bir uygulama işleminin bulunmadığı, davalı idarenin … tarih ve … sayılı görüş yazısının da, davacı yönünden bir uygulama işlemi kabul edilmesine hukuken olanak bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu düzenlemelerin Resmî Gazetede yayımlanmasını izleyen altmış gün içerisinde dava açılması gerekirken, 03/01/2022 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenme imkânı bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. DAVANIN SÜRE AŞIMI NEDENİYLE REDDİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca …-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 14/02/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.