10. Hukuk Dairesi 2025/9140 E. , 2025/16737 K. "" MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2471 E., 2025/540 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bartın 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2019/267 E., 2024/384 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edildiği; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik…
10. Hukuk Dairesi 2025/9140 E. , 2025/16737 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2471 E., 2025/540 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bartın 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2019/267 E., 2024/384 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edildiği; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava ve birleşen dava dilekçelerinde özetle; müvekkili ...'ün davalı ... Seramik San. ve Tic. A.Ş.’ye ait işyerinde işçi olarak çalışmakta iken meslek hastalığı sonucu çalışma gücünün %52'sini daimi şekilde kaybettiğini, iş bu meslek hastalığının davalı işverenin işçi sağlığı ve iş güvenliği ile ilgili koruyucu tedbirleri almamış olmasından, hastalığın ortaya çıkmasını ve ilerlemesini önleyici teknolojik ve tıbbi koşulları gerçekleştirmemiş olmasından, periyodik muayeneleri zamanında yapmamasından dolayı meydana geldiğini iddia ederek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde yer alan iddiaları kabul etmediklerini, bir hastalığın meslek hastalığı olarak kabul edilebilmesi için hastalık ve meslek arasında nedensellik bağının bulunması gerektiğini, davacıda varsa hastalığın davalıya ait iş yeri ile ilgisinin olmadığını, işverence iş sağlığı ve güvenliği açısından gerekli tüm ekipman hazır edilerek işcilere dağıtıldığını, davacının iddia ettiği durumun meslek hastalığı olmadığını, davalı müvekkiline atfedilmeye çalışılan iddiaların kesinlikle asılsız olduğunu, davacı tarafından alınan raporun kötü niyetli olarak haksız menfaat sağlamak amacıyla alındığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "-Asıl dava dosyası yönünden mahkememizin 2019/267 Esas sayılı dosyası bakımından; -Davanın kabulüne; -3.288.149,30 TL maddi tazminatın maluliyetin tespit tarihi olan 07/08/2018'den itibaren işleyecek yasal faiz ile davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine, -Birleşen dava dosyası yönünden mahkememizin 2022/61 Esas sayılı dosyası bakımından; -Davanın kısmen kabulüne; -70.000,00 TL manevi tazminatın maluliyetin tespit tarihi olan 07/08/2018'den itibaren işleyecek yasal faiz ile davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE" şeklinde karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 01.11.1996- 28.02.1999 tarihleri ile 20.02.2001- 03.11.2017 tarihleri arasında davalı ... Seramik Sanayi ve Tic. A.Ş. rötuş ve sırlama bölümlerinde çalıştığı, ATK 3. İhtisas Dairesinin 03/10/2023 tarihli mütalaasında %73,0 (yüzdeyetmişüçvirgülsıfır) oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağınının belirtildiği, A sınıfı 2 iş güvenliği uzmanı ve 1 meslek hastalığı alanında uzman göğüs doktoru bilirkişisinin bulunduğu heyet tarafından hazırlanan 11/12/2023 tarihli raporda davalı ... Seramik Sanayi Ve Ticaret A.Ş.'nin meslek hastalığının meydana gelmesinde %90 oranında kusurlu olduğunun, kullanması amacıyla verilen maskeleri kullanmayarak kendi sağlığını koruma konusunda gerekli dikkat ve özeni göstermeyen davacı ...'ün meslek hastalığının meydana gelmesinde %10 oranında kusurlu olduğunun, ilgili raporun C bendinde açıklandığı üzere; meslek hastalığının meydana gelmesinde kaçınılmazlık unsurunun bulunmadığının belirtildiği, davacı ile davalının kusur durumlarının tespiti için alınan kusur bilirkişi heyet raporunun ehil ve konusunda uzman bilirkişiler tarafından tanzim edildiği, bilirkişiler tarafından tanzim edilen kusur durumunun tespitine ilişkin raporun kapsamlı, gerekçeli ve denetime elverişli olduğu gibi dosya kapsamına, delil durumuna ve somut olayın meydana geliş şekline de uygun olduğu, davalıya izafe edilen kusur oranının tarafların somut olaydaki yükümlülükleri ile de örtüştüğü ve kusur oranının hakkaniyete uygun olarak tasnif edildiği, bilirkişi raporunun tarafların görev ve sorumlulukları ile kusur oranlarının belirlenmesi açısından dosya kapsamı ile örtüştüğü, bu nedenle ilk derece mahkemesi tarafından bilirkişi tarafından tanzim edilen 11/12/2023 tarihli kusur durumunun tespitine ilişkin rapora itibar edilerek karar verilmesinde isabetsizlik olmadığı, işçinin geliri, iş görebilirlik çağı, iş görmezlik ve karşılık kusur oranları, Sosyal Sigortalar tarafından bağlanan ilk peşin sermaye değeri gibi tüm verilere göre yapılan maddi tazminat hesaplamasında hata bulunmadığı, 60 yaş sonrası için yapılan hesaplama ile SGK tarafından davacıya bağlanan gelirlerin rücu edilebilecek miktarın tazminattan mahsup edilmesinde hata bulunmadığı hesaplamanın Yargıtay içtihatlarına ve dosya kapsamına uygun olduğu, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın oluş şekli, maluliyet oranı ve olay tarihi dikkate alındığında davacı için takdir edilen manevi tazminat miktarında hata bulunmadığı gerekçesiyle, davacının ve davalının istinaf başvurularının HMK 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; a.Davalının tam kusurlu olduğunu, mevzuatta hükmedilen yükümlülükleri yerine getirmediğini, kusur raporuna itiraz ettiklerini, b.Hesap raporuna itiraz ettiklerini, müvekkilinin zararının daha fazla olduğunu, b.Hükmedilen manevi tazminatın düşük olduğunu belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; a. Müvekkiline atfedilen kusuru kabul etmediklerini, davacının verilen maskeleri kullanmadığına ilişkin 2003, 2004, 2005, 2006, 2008, 2010 tarihlerinde muhtelif tutanaklar bulunduğunu, müvekkilinin meslek hastalıklarının önlenmesinde esas tedbir olan lokal emiş sistemlerini her daim yeterli ve etkili tuttuğunu, tamamlayıcı tedbir olarak maskeleri temin ettiğini, müvekkili şirketin kusurlu olduğunu kabul etmelerinin mümkün olmadığını, b.Keşfi deliline dayanmalarına rağmen ilk derece mahkemesince objektif bir değerlendirme yapılmadığını, c.Davacının meslekte kazanma gücünü kaybettiğini kabul etmediklerini, tespit edilen oranı kabul etmelerinin mümkün olmadığını, d.Sigortalının çalıştığı alanın değil çalıştığı alanın yanında bulunan boya bölümünün tozlu olduğunu ifade ettiğini, kaçınılmazlık ilkesinin göz önünde bulundurulmadığını, e.Davacının hastalığını etkileyebilecek iç ve dış faktörlerin değerlendirilmediğini, f.Bir kimsenin ömrünün sonuna kadar çalışamayacağı ve yaşlılık etkisiyle fiziksel ve mental kayıp yaşayacağı hususlarının göz önünde bulundurulmaksızın bu süre üzerinden maddi zarar hesaplanmasının ve bu zararda müvekkilinin sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu, g.Maddi ve manevi tazminatın hakkaniyet ilkesinden uzak yalnızca tek taraf olan davacı tarafı zenginleşme amacı güden bir karar olduğunu belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, meslek hastalığı nedeniyle sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 1.Manevi tazminatlara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; a.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanunun 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. b.6100 sayılı HMK'nın 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alınmalıdır. c.Dosya içeriğine göre, temyize getirilen miktarlar Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL’nin altında bulunduğu anlaşılmakla temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir. 2.Maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'nun 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, temyiz kapsam ve nedenlerine göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Manevi tazminata yönelik temyiz dilekçelerinin miktardan REDDİNE, 2.Maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının reddine, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgilisinden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.