10. Hukuk Dairesi 2024/6918 E. , 2024/8349 K. "İçtihat Metni" MahkemeSİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1188 E., 2022/2404 K. KARAR : Kısmen kabul İLK DERECE MahkemeSİ : Adana 12. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/186 E., 2021/302 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul ve kısmen reddine dair karar verilmiştir. Kararın davacılar ve davalılar vekilleri tarafından istin
**10. Hukuk Dairesi 2024/6918 E. , 2024/8349 K.** **"İçtihat Metni"** MahkemeSİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1188 E., 2022/2404 K. KARAR : Kısmen kabul İLK DERECE MahkemeSİ : Adana 12. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/186 E., 2021/302 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul ve kısmen reddine dair karar verilmiştir. Kararın davacılar ve davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının kabulü ile yeniden esas hakkında kısmen kabul ve kısmen redde dair karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın, davalılar vekilleri tarafından temyiz edildiği ve davalı ... Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından temyiz incelemesinin duruşmalı icra edilmesi talep edilmiş olmakla, dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmakla duruşma için 05.03.2024 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmekle duruşma günü duruşmalı temyiz eden davalı adına Av. ...'un, davacılar adına Av. ... geldiği diğer davalı adına gelen olmadığı görüldükten, gelen avukatların yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek, yapılan ilk inceleme kapsamında tespit edilen noksanların ikmali için dosya mahalline geri çevrildikten, dosyadaki noksanlar ikmal edilerek dairemize gelmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin desteği sigortalının 02.04.2018 tarihinde iş kazasına bağlı olarak vefat ettiğini, iş kazasının gerçekleşmesinde %100 kusurun davalı tarafa ait olduğunu, müvekkilleri desteği sigortalıya koruyucu herhangi bir ekipman verilmediğini, murisin yaptığı işin çok tehlikeli sınıfta olması nedeniyle en az 16 saat iş sağlığı ve güvenliği eğitimi verilmesi gerekirken 4 saatlik eğitimle yetinildiğini, davalı ... Gıda Şirketinin de iş sağlığı ve güvenliği tedbirini almaması nedeniyle müteselsil sorumlu olduğunu belirterek destekten yoksun kalma tazminatı olarak belirsiz alacak davası mahiyetinde sigortalının eş ve çocukları lehine 100,00 TL’şer, manevi zararların tazmini için eş ... için 100.000 TL ve çocukların her biri için 50.000 TL’şer manevi tazminatın iş kazası tarihinden itibaren faiziyle tahsilini talep etmiş, yargılamanın devamında maddi tazminat istemini sigortalının eşi ... için 347.198,75 TL'ye, çocukları ... için 24.638,40 TL, ... için 19.645,13 TL, çocuk ... için 141.317,52 TL’ye artırmıştır II. CEVAP 1.Davalı ... Gıda Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; iş kazası sonucu meydana gelen ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma ve manevi tazminat talebi ile açıldığı, müvekkili şirket ve diğer davalı ... Gaz arasında 06.03.2018 tarihli doğal gaz bağlantı hattı müşteri montaj işine esas olmak üzere sözleşme imzalandığını, sözleşme uyarınca diğer davalı ... Gaz; müşavirlik hizmetleri, proje ve mühendislik hizmetleri, bir adet buhar kazanı için gaz tesisatının çekilmesi, çift hatlı ikinci kademe basınç düşürme istasyonunun kurulması, buhar kazanı brülör önü gaz kontrol hattının imalatı, testler gaz açımı ve boya yapılması işlemlerini yüklendiği, yüklenilen işlerin yapılmasına başlandıktan sonra 02.04.2018 tarihinde diğer davalı ... Gaz çalışanı sigortalının, çalıştığı çatıdan düşmesi sonucu hayatını kaybettiğini, bu kaza dolayısı ile müteveffanın murisleri destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat talebi ile eldeki davayı açtıkları, ancak talep edilen tazminatlardan müvekkil şirketin sorumlu olması mümkün olmadığını, davanın Groupama Sigortaya ihbar edilmesi gerektiğini, müvekkili ve diğer davalı ile imzalanan montaj protokolü sonrasında protokole konu montaj işleri için üçüncü şahıs mali mesuliyet ve tüm risklere ilişkin sigorta yapıldığını, Groupama Sigorta Anonim Şirketi tarafından 100.05706517.0000 poliçe numaralı, 24840129 seri numaralı 13.03.2018 tarihli poliçe ile sigortalı durumunda bulunduklarından davanın husumet yokluğundan reddini talep etmiştir. 2.Davalı ... Gaz Şirketi cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin emniyet kemeri temin ettiğini, bu kemerler takılmadan çatıya çıkılmaması konusunda tedbir verdiğini, davacının dikkatsiz ve tedbirsiz şekilde çatıya çıkması nedeniyle sorumlu olduğunu, ... Gıda şirketinin sahada yapılacak keşif esnasında riskli sahaları göstermemesi, aydınlatma levhasının rengi ve bakımsızlığı nedeniyle çatının renginden ayırt edilemediğini, aynı zamanda çatının alt tarafında düşmeyi engelleyecek teller çekilmemiş olması nedeniyle ... Gıda Şirketinin kusuru bulunduğunu, aralarındaki eser akti olsa dahi bu hususta şahsi kusuru olduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARLARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararında özetle; "Davacılar murisi ...'ın davalı ... Gıda şirketine ait fabrika binasının depo bölümü çatısı üzerinde doğal gaz boru hattı çekme işini üstlenen diğer davalı ... Gaz şirketi işçisi olarak çalışmak üzere çatı üzerine çıktığı, boru montajı yapacağı bölgede kullanmak üzere hava hortumunu çatıya çektiği, hortumun ucunu tutarak kaynak yapacağı yere yürür iken çatı üzerinde bulunan ve güneşten gevreyerek kırılgan hale gelen plastik ışıklığın üzerine bastığı, ışıklığın kırılmasıyla yaklaşık 9 metre yükseklikten zemine düşmesi neticesi ölümü ile sonuçlanan davaya konu 02.04.2018 tarihli iş kazasının meydana geldiğinin anlaşıldığı, iş kazası nedeniyle düzenlenen SGK denetmen raporu ile iş kazasının oluşumunda davalı işveren ... Gaz Şirketinin %70, ... sigortalının %30 kusurlu bulunduğunun görüldüğü, meydana gelen iş kazası nedeniyle Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma dosyasından alınan bilirkişi raporunda ... Gaz şirketi yetkilisi asli kusurlu, ... işçi ise tali kusurlu bulunduğu, Mahkemece iş güvenliği ve konusunda uzman bilirkişi heyetlerinden alınan ve birbirini teyit eden 29.05.2020 ve 15.10.2020 tarihli raporlarda işveren ... Gaz Şirketi %30, ... Gıda Şirketi %70 kusurlu bulunurken davacılar murisine kusur atfedilmediği, ... sigortalı (dava harici) annesi Emine Osoydan ile (dava harici) babası ... 16.08.2021 tarihli dilekçe ile kendilerine verilmesi gereken destek paylarından davacılar lehine feragat ettiklerini bildirdikleri, davacılar vekili dosyadan daha önce alınan 29.03.2021 tarihli hesap raporunda hesaplanan zarar miktarlarını esas alarak 21.04.2021 harç tarihli ıslah dilekçesi ile davacı ... yönünden 347.098,75 TL, davacı ... yönünden 24.638,40 TL, davacı ... yönünden 19.645,13 TL, davacı ... yönünden 141.317,52 TL olmak üzere maddi tazminat talebini ıslah ettiği gerekçeleriyle; 25.10.2021 tarihli hesap raporu dikkate alınarak; davacı eş ... 570.605,80 TL alacağı olmakla beraber taleple bağlı 347.198,75 TL, çocuk ... için 24.638,40 TL, çocuk ... için 19.645,13 TL, çocuk ... için 141.317,52 TL maddi tazminat ile manevi zararlarının giderilmesi için eş lehine 60.000 TL 2 çocuk ... ve ... lehlerine 30.000 TL’şer, diğer çocuk ... için 40.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarının düşük olduğunu, müvekkili aleyhine reddedilen kısımlar yönünden hükmedilen vekalet ücretlerinin hatalı olduğunu, ortak vekille temsil edilen davalılar yönünden kabul edilen kısım için tek bir vekalet ücreti hükmedilmesi gerektiğini ancak Mahkemece her bir davalı lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu savunmuş, Mahkeme kararının bu hususlardan kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı ... Gaz Şirketi vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkeme kararının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, kazanın meydana gelmesinde müvekkili şirketin herhangi bir kusuru bulunmadığını, müvekkiline kusur atfeden hatalı bilirkişi raporuna göre hüküm tesis edilmesinin hatalı olduğunu, kazaya sebebiyet veren aydınlatma levhalarının diğer davalı ... Gıda tarafından yapıldığını, kazanın meydana gelmesine diğer davalının sebebiyet verdiğini, müteveffanı çalışmakta olduğu yerde emniyet kemeri, kask olduğunu ancak mütevaffanın takmadığını, Mahkemece bu hususun değerlendirilmediğini, Mahkemece alınan raporlar arasındaki çelişkinin giderilmediğini, bilirkişi tarafından davacının ücret hesabının da hatalı yapıldığını, Mahkemece maddi ve manevi tazminat talepleri yönünden ayrı ayrı vekalet ücreti hükmedilmesinin hatalı olduğunu, manevi tazminat miktarının fahiş olarak belirlendiğini savunmuş Mahkeme hükmünün kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 3.Davalı ... Gıda Şirketi vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının müvekkilinin işçisi olmadığını, davanın müvekkil şirket yönünden husumet yokluğundan reddi gerektiğini, Mahkemece alınan bilirkişi raporlarında hatalı tespitler yapıldığını, Mahkemece hatalı bilirkişi raporlarına dayanılarak karar verildiğini, Mahkemece müvekkili ile diğer davalı arasındaki sözleşmenin niteliğinin incelenmediğini, iş sağlığı ve güvenliği ile iş kazalarına yönelik tüm sorumluluğun diğer davalıya ait olduğunu, müvekkilinin kusuru bulunmadığından tazminat sorumluluğu da bulunmadığını, Mahkeme kararında davacılar lehine hükmedilen vekalet ücretlerinin de hatalı olduğunu savunmuş Mahkeme hükmünün kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Somut olayda, işyerinde bir kısım uzmanlık gerektiren işlerin alt işveren işçilerine gördürüldüğü tüm dosya kapsamına göre sabittir. İş Kanunu 2/6 maddesi gereğince davalılar iş sözleşmesinden kaynaklanan yükümlülüklerden sorumlu olacaktır. ... işçinin, başka işverenlerin de işini yaptığı ispatlanamamıştır. Davacının vasıf ve kıdemi ile emsal ücret araştırması sonucuna göre ücret seviyesinin belirlenmesi yerindedir. Dava konusu işyerinde kaynak işleri yapan işçinin, 02.04.2018 tarihinde çatıdaki güneşe maruz kalması sonucu kırılgan ve renginin solmasıyla çatıyla aynı renk tonuna sahip hale gelen plastik güneşliğin üzerine bastığı, bakımı yapılmayan güneşliğin kırılmasıyla yaklaşık 9 metre yükseklikten düşerek vefat ettiği, bu kaza nedeniyle işverenin % 100 oranında kusurlu olduğunun usulüne uygun kusur raporuyla tespit edildiği ve aktüerya raporu ile destekten yoksun kalma tazminatının hesaplandığı görülmüştür. Davacı tarafça, Mahkemece hükmedilen manevi tazminatın az olduğu yönündeki istinaf nedenine dayanılmıştır. Davalı tarafça ise, Mahkemece hükmedilen manevi tazminatın fazla olduğu yönündeki istinaf nedenine dayanılmıştır. Dava dilekçesinde, eş için 100.000 TL ve 3 çocuğun her biri için 50.000'şer TL tutarında manevi tazminat talep edilmiştir. Mahkemece, eş ... için 60.000 TL, çocuklar ... için 30.000,00 TL, ... için 30.000,00 TL ve iş kazasından sonra doğan ... için 40.000,00 TL tutarında manevi tazminata hükmedilmiştir. Tarafların tespit edilen kusur oranı, olayın oluşu, paranın satın alma gücü ile sosyal ekonomik durumları dikkate alınarak eş ... için 60.000 TL tutarında manevi tazminat yerinde ise de, Mahkemece tüm çocuklar yönünden 30.000,00 TL tutarında manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken iş kazasından sonra doğan ... için 40.000,00 TL tutarında manevi tazminata hükmedilmesi hatalıdır. Davalı tarafın bu yöndeki istinaf nedeni yerindedir. Hüküm, bu yönden düzeltilmelidir. Mahkemece, kabul edilen toplam miktar üzerinden davacı taraf lehine maddi tazminat talebi nedeniyle bir adet ve manevi tazminat talebi nedeniyle de bir adet vekalet ücretine hükmedilmesiyle yetinilmesi gerekirken davacı sayısınca davacı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesi hatalıdır. Davalı tarafın bu yöndeki istinaf nedeni yerindedir. Hüküm, bu yönden de düzeltilmelidir. Mahkemece, manevi tazminatın red edilen toplam miktarı üzerinden davalı taraf lehine bir adet vekalet ücretine hükmedilmesiyle yetinilmesi gerekirken red edilen davacı sayısınca davalı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesi hatalıdır. Davacı tarafın bu yöndeki istinaf nedeni yerindedir. Hüküm, bu yönden de düzeltilmelidir." gerekçeleriyle; "I-HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, II-Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davacı eş ... için 347.198,75 TL, çocuk ... için 24.638,40 TL, çocuk ... için 19.645,13 TL, çocuk ... için 141.317,52 TL maddi tazminatlar ile manevi zararlarının giderilmesi için Eş lehine 60.000 TL 3 çocuk ... ve ... ve ...'nin her biri lehine 30.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davalı ... Gaz Şirketi vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı ... Gıda Şirketinin cevap dilekçesinin kararda değerlendirilmediğini bu şekilde savunma hakkının kısıtlandığını, müvekkilinin kusur olmadığını tüm kusurun davacı ve davalı ... gıda şirketinde olduğunu, Davalı ... Gıdanın çatıda bakımsız bıraktığı ve kaplamadan anlaşılamayan aydınlatma panelinin bulunduğunu belirtmemesi nedeniyle kusurunun olduğunu, çatı alt tarafına düşmeyi önleyecek teller çekilmesinin ... Gıda şirketinin eksikliği olarak değerlendirilmesi gerektiğini, davacılar desteği sigortalının da kendisine teslim edilen emniyet kemerini 4 gün boyunca kullanmasına karşın kazanın gerçekleştiği gün takmamasının kendi kusuru olduğunu, tanık beyanlarından müvekkili şirket ustabaşının işçileri emniyet kemeri takmaları konusunda sürekli uyardığının belirtildiğini, çatıda ... Gıda işçilerinin de çalıştığını tanık ...’ın da bu durumu beyan ettiğini, kusur raporları arasında çelişki giderilmediğini, maddi tazminat hesabında SGK'dan davacılara bağlanan gelirin sonbilinen değerinin tenzil edilmediğ gerektiğini, asgari ücret dikkate alnması gerekirken bu ücret üzerinde ücretin dikkate alınmasının hatalı olduğunu, manevi tazminatların fazla belirlendiğini, ayrı ayrı vekalet ücreti takdirinin hatalı olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı ... Gıda Şirketi vekili temyiz dilekçesinde özetle; davaya husumet yönünden itirazlarının dikkate alınmadığını, müvekkilinin asıl işveren sıfatı olmadığını, davacılar murisinin müvekkili şirket işçisi olmadığını, Müvekkilinin doğalgaz hattı döşme işinin olmadığını, davalılar arasındaki sözleşmenin istina/eser akti olarak kabulü gerektiğini, kusur tamamının diğer davalı şirkette olduğunu, davalı ... Gaz şirketinin emniyet kemerlerinin yaşam hatlarını tesis etmemesi, bu hatların takılması temin edilmeden sigortalının çalışmasına izin vermiş olması nedeniyle kusurlu olduğunu, her bir davacı için ayrı vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, sigortalının iş kazasından vefatı ile desteğinden yoksun kalanların maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk "Temyiz incelemesinin kapsamı" açısından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleridir. "Olayın iş kazası olarak tespiti ile SGK yönünden sonuçları" açısından 5510 sayılı Kanun'un 13, 16, 19, 20 ve 21 inci maddeleridir. "Tazminat miktarının tayin ve tespiti" açısından kaza tarihi itibariyle yürürlükte olan Kanun hükümleri gözetildiğinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 420, 417 ve 114 üncü maddesi delaletiyle 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55 ve 56 ncı maddeleridir. "İş Sağlığı ve Güvenliğine ilişkin alınacak tedbirler" açısından olayın gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan Kanun hükümlerine göre 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve ilgili mevzuat hükümleridir. 3. Değerlendirme 1.Geniş anlamıyla sorumluluk kavramı, bir kişinin başka bir kişiye verdiği zararları giderme yükümlülüğü olarak açıklanmıştır. Hukuki anlamda sorumluluk ise, taraflar arasındaki borç ilişkisinin zedelenmesi sonucu doğan zararların giderilmesi (tazmin edilmesi) yükümlülüğünü içerir. 2.İşçi ve işverenin hizmet sözleşmesinden kaynaklanan sıkı iş ilişkisi, işçi yönünden işverene içten bağlılık (sadakat borcu), işveren yönünden işçiyi korumak ve gözetmek borcu şeklinde ortaya çıkar. Gerçekten işçi, işverenin işi ve iş yeri ile ilgili çıkarlarını korumak, çıkarlarına zarar verebilecek davranışlardan kaçınmak, buna karşı işveren de, işçinin kişiliğine saygı göstermek, işçiyi korumak, iş yeri tehlikelerinden zarar görmemesi için iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almak, işçinin özlük hakları ve diğer maddi çıkarlarının gerektirdiği uygun bildirimlerde ve davranışlarda bulunmak, işçinin çıkarına aykırı davranışlardan kaçınmakla yükümlüdür. 3.Sanayi ve teknolojideki gelişmeler, yeni işletmelerin açılması, fabrikaların kurulması iş yerlerindeki makinalaşmanın artmasına yol açmış, bu durum iş kazaları ile meslek hastalıklarında artışlara neden olmuştur. Bu gelişme, iş yerinde iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin daha etkili şekilde alınması gereğini ortaya çıkarmıştır. 4.İşveren, gözetme borcu gereği, çalıştırdığı işçileri, iş yerinde meydana gelen tehlikelerden korumak, onların yaşam, bedensel ve ruhsal sağlık bütünlüklerini korumak için iş yerinde teknik ve tıbbi önlemler dahil olmak üzere bilimsel ve teknolojik gelişmelerin gerekli kıldığı tüm önlemleri almak zorundadır. 5.Anayasanın 17 nci maddesinde; "Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir. Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamaz." hükmü getirilerek yaşama hakkı güvence altına alınmış, bu yasal güvencenin yaşama geçirilmesinde İş ve Sosyal Güvenlik Mevzuatında da işçilerin korunması, işin düzenlenmesi, iş güvenliği, sosyal düzen ve adaletin sağlanması düşüncesi ile koruyucu bir takım hükümler getirilmiştir. 6.Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 332 nci maddesinde; "İş sahibi, aktin özel halleri ve işin mahiyeti noktasından hakkaniyet dairesinde kendisinden istenilebileceği derecede çalışmak dolayısıyla maruz kaldığı tehlikelere karşı icap eden tedbirleri ittihaza ve münasip ve sıhhi çalışma mahalleri ile, işçi birlikte ikamet etmekte ise sıhhi yatacak bir yer tedarikine mecburdur. İş sahibinin yukarıdaki fıkra hükmüne aykırı hareketi neticesinde işçinin ölmesi halinde onun yardımından mahrum kalanların bu yüzden uğradıkları zararlara karşı isteyebilecekleri tazminat dahi akde aykırı hareketten doğan tazminat davaları hakkındaki hükümlere tabi olur." hükmü düzenlenmiştir. 7.Yasa koyucu 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 332 nci maddesinin karşılığını 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren yeni 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 nci maddesinin 2 nci fıkrasında düzenlemiştir. 8.Anılan fıkrada "İşveren, işyerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli olan her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak; işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdür." hükmü yer almaktadır. Bu fıkraya göre, işverenin, işçinin yaşam, sağlık ve bedensel bütünlüğünü korumak için gerekli önlemleri alma yükümlülüğü öngörülmektedir. Burada işverenin özellikle iş kazalarına karşı gerekli önlemleri alma yükümlülüğü söz konusudur. Buna göre işveren, hizmet ilişkisinin ve yapılan işin niteliği göz önünde tutulduğunda, hakkaniyet gereği kendisinden beklenen deneyimlerin zorunlu kıldığı, teknik açıdan uygulanabilir ve iş yerinin özelliklerine uygun olan önlemleri almakla yükümlüdür. 9.Aynı maddelere paralel olarak, 4857 sayılı İş Kanunu'nun "İşverenlerin ve İşçilerin Yükümlülükleri" kenar başlıklı 77 nci maddesinin 1 inci fıkrasında da benzer bir düzenlemeye yer verilmiştir. Bu fıkraya göre "İşverenler iş yerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler." 10.Bundan başka işveren, mevzuatta öngörülmemiş olsa dahi bilimsel ve teknolojik gelişmelerin gerekli kıldığı iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almak zorundadır. Bilim, teknik ve örgütlenme düşüncesi yönünden alınabilme olanağı bulunan, yapılacak gider ve emek ne olursa olsun bilimin, tekniğin ve örgütlenme düşüncesinin en yeni verileri göz önünde tutulduğunda işçi sakatlanmayacak, hastalanmayacak ve ölmeyecek ya da bu kötü sonuçlar daha da azalacaksa her önlem işverenin koruma önlemi alma borcu içine girer. 11.Bu önlemler konusunda işveren iş yerini yeni açması nedeniyle tecrübesizliğini, bilimsel ve teknik gelişmeler yönünden bilgisizliğini, ekonomik durumunun zayıflığını, benzer iş yerlerinde bu iş güvenliği önlemlerinin alınmadığını savunarak sorumluluktan kurtulamaz. Gerçekten, çalışma hayatında süregelen kötü alışkanlık ve geleneklerin varlığı işverenin önlem alma borcunu etkilemez. Işverenlerce, iş güvenliği açısından yaşamsal önem taşıyan araç ve gereçlerin işçiler tarafından kullanılması sağlandığında, kaza olasılığının tamamen ortadan kalkabileceği de tartışmasız bir gerçektir. 12.Nitekim, günümüzde gelişen sanayi ve teknoloji karşısında yukarıda açıklanan hükümler yeterli görülmemiş, insan yaşamının kutsallığı çerçevesinde işverenin, iş yerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesinin açık buyruğu iken, İş Kanunu'nun 77 nci ve devamı bir kısım maddeler 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 37 nci maddesiyle yürürlükten kaldırılmış olup, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümlülüğünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir. 13. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 4 üncü maddesinde "İşverenin Genel Yükümlülüğü" Aynı Kanun'un 5 inci maddesinde "Risklerden Korunma İlkeleri" 10 uncu maddesinde "Risk Değerlendirmesi; Kontrol, Ölçüm ve Araştırma" 19 uncu maddesinde "Çalışanların Yükümlülükleri" düzenlenmiştir. 14. Yukarıda yapılan bu açıklamalardan sonra 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 332 nci maddesinin karşılığı olarak çağdaş yaklaşımla düzenlenen 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 nci maddesinin 2 nci fıkrasında; "İşveren, iş yerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak; işçilerde iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlü" olacağı belirtilerek, İş Kanunu'nun 77/1 inci maddesiyle bütünlük sağlandığı gibi 3 üncü fıkrasında; "İşverenin yukarıdaki hükümler dahil Kanuna ve sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle işçinin ölümü, vücut bütünlüğünün zedelenmesi veya kişilik haklarının ihlaline bağlı zararların tazmini sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluk hükümlerine tabi" olduğu hükme bağlanmak suretiyle, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan sorumluluğun hukuki niteliği konusunda tartışmalar sona erdirilmiş, sözleşmeye aykırılıktan kaynaklanan ölüme ve vücut bütünlüğünün zedelenmesine veya kişilik haklarının ihlaline bağlı zararların tazmininde sözleşmeden doğan sorumluluk hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüştür. 15. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci ve devamı maddelerini yürürlükten kaldıran 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu 4 ve 5 inci maddelerde işverenin yükümlülüklerini, 19 uncu maddede de çalışanların yükümlülüklerinin çağdaş anlaşıyla daha ayrıntılı ve somut olarak ortaya koymuş ve kusur sorumluluğunun sınırlarını kusursuz sorumluluğun sınırlarına yaklaştırmıştır. 16.6331 sayılı Kanun'un 4 ve 5 inci maddeleri ile buna uygun olarak çıkarılan iş sağlığı ve güvenliği yönetmelikleri hükümleri işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple mevzuatta yer alan teknik iş kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır. 17. Öte yandan objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da, onu kusursuz sorumluluk haline dönüştüremez. Çünkü, bazı istisnalar dışında işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Ancak Türk Borçlar Kanunu’nun 417/2 nci maddesi, Anayasa ve 6331 sayılı Kanun hükümleri objektifleştirilmiş kusur sorumluluğu ilkesi gereğince işverenin sorumluluğunu oldukça genişletmiştir. 18.Öte yandan işvereni, zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluktan kurtaracak olan durum, eylem ile meydana gelen zarar arasındaki uygun illiyet rabıtasının kesilmesidir. Kusursuz sorumlulukta olduğu gibi kusur sorumluluğunda da illiyet bağı; mücbir sebep, zarar görenin ve üçüncü kişinin ağır kusuru nedenleriyle kesilebilir. Uygun illiyet bağının kesildiğinin ispatı halinde, işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir. (HGK, 20.03.2013 tarih, 2012/21-1121 Esas, 2013/386 Karar) 19. Somut olayda; davacılar desteği sigortalı ...'ın davalılardan ... Gaz Şirketi işçisi olarak SGK kayıtlarına yansıyan bildirimlere göre 16.11.2017 tarihinden itibaren çalıştığı ve tanık anlatımlarına göre bu şirkette kaynakçı olarak çalıştığı, olay tarihinde de davalı ... Gaz Şirketinin diğer davalı ... Gıda şirketinden üstlendiği, doğalgaz hattı çekim işinde çalışmakta olduğu sırada 02.04.2018 tarihinde ... Gıda şirketine ait çatı kaplaması üzerinde kaynak makinesi gaz hortumunu geri geri çekerken, bu hareketi sırasında çatıdaki aydınlatma kaplamasına bastığı, kırılan zeminden 9 metre yüksekten fabrika içerisine düşerek vefat ettiği olayda Mahkemece hükme esas alınan ve birbirlerini doğrulayan kusur raporlarında davalı ... Gıda Şirketi asıl işveren olarak %70, davalı ... Gaz şirketi alt işveren olarak %30 kusurlu bulunmuş ise de ... sigortalıya kusur verilmemiş olması olayın gerçekleşme şekline uygun bulunmamıştır. 20. Davalı tarafların sorumluluğu yönünden yapılan incelemede; taraflar arasında düzenlenen "Doğalgaz Bağlantı Hattı Müşteri Montaj İşleri Anlaşma Protokolü" ve yapılan işin niteliğine göre davalı ... Gıda Şirketi ile ... Gaz şirketleri arasında "asıl -alt işveren ilişkisi" olmamakla beraber, ... Gıda Şirketine anılan sözleşme ile yüklenen İş Sağlığı ve Güvenliğine dair yükümlülükler ve kullandığı fabrikanın aydınlatma plakasının çatı kaplamasından ayırt edilmesinin mümkün olmayacak şekilde tespit edilmiş olması karşısında, yapı maliki olarak bu tehlikeli alanı iş gören firmaya bildirmesi konusunda üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmemiş olmasından kaynaklı şahsi kusurunun bulunduğu bu şahsi kusurla beraber diğer davalı ile beraber davacılara karşı müteselsilen sorumlu olduğu iş bu şahsi kusurun oran ve aidiyetinin ise iş sağlığı ve güvenliği kapsamında daha sigortalıya karşı daha fazla yükümlülüğü olan işveren ... Gaz Şirketinin daha fazla kusurlu olacağı şekilde yorumlanması gerekirken ... Gıda şirketinin baskın oranlı kusurlu kabul edilmesi hatalı olmuştur. 21. Öte yandan davacılar desteğinin kusuru yönünden yapılan incelemede ise; Öte yandan dosya kapsamında yer alan 16.11.2017 tarihli iş sağlığı güvenliği ekipmanı zimmet belgesinde emniyet kemerinin sigortalıya teslim edildiğinin anlaşıldığı, sigortalının olaydan önce de aynı yerde 4 günlük çalışmasının bulunduğunun belirtilmiş olması karşısında, 6331 sayılı Kanun'un 19/2-c maddesi kapsamında çatıda çalışması için emniyet kemerini bağlamasına ve güvende kalmasını sağlayacak yaşam hattının tesis edilmesini işverenden talep ettiğini ortaya koyan bir delilin dosya kapsamında yer almadığı, aynı zamanda çatı gibi yüksekte yapılan çalışmalarda önündeki tehlikeleri görmek açısından geri geri manevra yapmasının ortaya koyabileceği tehlikeleri de öngörebilecek olmasına göre sigortalının kusursuz olduğuna yönelik tespitin yerinde olmadığı açıktır. Ayrıca her ne kadar TBK'nun 74 üncü maddesi kapsamında ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ilişkin kararı, hukuk hâkimini bağlamayacak ise de bu ceza dava dosyası kapsamında tespit edilen delil ve olguların hukuk hakimi için delil özelliği bulunduğu da açıktır. Bu cümleden olarak Ceza dava dosyasında müteveffaya tali kusur verilmesine ilişkin delil ve olgular ile SGK müfettişi tarafından düzenlenen rapor ile SGK tarafından açılan rücu dava dosyasında alınan raporda da aynı olayla ilgili davalıya % 30 oranında kusur verilmiş olduğu da gözetilerek ... sigortalının kusurunun oran ve aidiyetinin değerlendirilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde kusursuz olduğunun kabulü hatalı olmuştur. 21. Bu açıklamalar doğrultusunda Mahkemece yapılacak iş, tarafların kusur oran ve aidiyetinin tespiti için, dosyanın iş kazasının gerçekleştiği alanda uzman A sınıf iş güvenliği uzmanlarından oluşturulacak 3 kişilik bilirkişi heyetine tevdi edilmesi, sonucuna göre tespit edilecek kusur oranların da (kararın davacı tarafça temyiz edilmemiş olması nedeniyle davalı taraf lehine oluşan usuli kazanılmış haklara göre) maddi tazminat hesabında hükme esas alınan hesap raporuna uygulanması suretiyle davacıların maddi tazminat alacaklarının ve hakkaniyete uygun manevi tazminat alacaklarının belirlenmesi, giderek davacının maddi ve manevi tazminat istemleri hakkında usule uygun bir karar verilmesinden ibarettir. 22. Öte yandan davalı ... Gaz Şirketi vekilinin davaya cevap vermiş olduğu halde gerek İlk Derece, gerek Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararlarda iş bu dilekçenin süresinde olup olmadığı belirtilmeden cevap dilekçesi ile getirilen açıklamalara yer verilmemiş olması da usul ve yasaya aykırı olmuştur. 23. Mahkemece bu hususlar gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma sebebidir. 24. O halde, davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları gözetilerek, bozma sebeplerine göre sait temyiz itirazları bu aşamada incelelenmeksizin, istinaf başvurusunun esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR: Açıklanan sebeplerle; 1. Davalılar vekillerince temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 2. Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, 3. Dairemizde icra edilen duruşmada davalı ... Gıda Şirketi kendisini vekille temsil ettirmiş olması nedeniyle 17.100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 4. Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.