Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/656 E. , 2024/3554 K. T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/656 Karar No : 2024/3554 TEMYİZ EDENLER: 1- (DAVALI) ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... 2- MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) ... Anonim Şirketi VEKİLLERİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACILAR): 1- ... 2- ... 3- ... 4- ... VEKİLLERİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : …
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/656 E. , 2024/3554 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/656 Karar No : 2024/3554 TEMYİZ EDENLER: 1- (DAVALI) ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... 2- MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) ... Anonim Şirketi VEKİLLERİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACILAR): 1- ... 2- ... 3- ... 4- ... VEKİLLERİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: ...İli ... İlçesi, ..., ..., ..., ... ve ... Mahalleleri sınırları içerisinde ... Enerji Üretim A.Ş. tarafından yapılması planlanan "... Rüzgar Enerji Santrali (RES) (... 82,5 MWm/45MWe) Projesi" ile ilgili olarak Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından verilen ... tarihli, ... sayılı ''ÇED Olumlu'' kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; ...İli ... İlçesi, ..., ..., ..., ... ve ... Mahalleleri sınırları içerisinde ... Enerji Üretim A.Ş. tarafından yapılması planlanan "... Rüzgar Enerji Santrali (RES) (... 82,5 MWm/45MWe) Projesi"nin türbin ünitelerinin ayak izi dikkate alındığında; 5 adet türbin (T2, T4, T5, T9, T10) ve şalt merkezi ... 10 adet türbin (T1, T3, T6, T7, T8, T11, T12, T13, T14, T15) ise ... İl sınırları içerisinde yer aldığı, ...İlinde yer alan türbinlerin tamamı ve şalt merkezi ... İlçesi sınırları içinde kaldığı, ... İlinde yer alan türbinlerden 7 adedinin ... 3 adedinin ise ... İlçesinde konumlandırıldığı, bilirkişi raporunda Çevre Mühendisliği, Arkeoloji ve Enerji Mühendisliği açısından projenin uygun olduğunun belirtildiği, Tarımsal Yapı ve Arazi Kullanımı ile Çevre Etkileşimi açısından; ÇED raporunda arazi kullanımı açısından uyumsuzluklar olduğu, tarım arazilerinin küçük ve parçalı şekillerde orman arazisi çevresinde oldukları, bu tarım arazilerinde RES türbinlerinin yapılmasının tarım arazilerinin azalmasına neden olacağı, türbin alanlarına erişim için kullanılacak yolların tarım arazileri içinden geçtiği, türbin inşaatı ve türbin kanat ve gövde parçalarının taşınımı sırasında kanat uzunlukları ve türbin gövde büyüklükleri nedeni ile yol genişletilmesi yapılması gerektiğinden tarım arazilerinde alan kaybına sebebiyet vereceğinin belirlendiği, Orman Mühendisliği açısından; kesilen ağaçların orman ekosistemine olası etkilerinin göz ardı edilmesi, bitkisel toprak sıyrılması ve depolanması usulünde rüzgar ve su erozyonu riski riski için tedbir alınmadığı, genleştirme alanalarının zarar görmesinin ormanların sürekliliği ve devamlılığı açısından risk teşkil ettiğinin belirlendiği, Fauna yapısı açısından; ÇED raporunda omurgasız faunasının belirlenmediği, ağaç kesimi ve yol yapımı faaliyetleri sonucu oluşacak habitat kaybı, habitat parçalanması ve bariyer etkisinin hayvanları nasıl etkileyeceğinin kümülatif olarak değerlendirilmediği, ekolojik koşulların ve faunistik yapının benzer olmasından dolayı meydana gelecek bozulmaların zamanla diğer doğal alanlardaki ekosistemleri de olumsuz etkileyeceği, yol ve inşaat çalışması sırasında yol açma, ağaç kesme, bitkisel toprağın sıyrılmasının türbin kurulum alanlarındaki toprağın düzleştirilmesi faaliyetlerinin habitat kaybına, habitatların parçalanmasına ve türlerine zarar vereceği, habitat kaybı ve parçalanmasının hayvanların yuvalama, beslenme ve üreme alanlarının gerçekleştiği habitat alanlarının azalmasına ve kaybolmasına neden olacağı, söz konus alanın önemli doğa alanı olması ve proje sahasının kuş göç yollarının yakınında/üzerinde bulunduğu, doğal dengenin ve biyoçeşitliliğin korunmasına olumsuz etkileri olacağının belirlendiği, Bitki Bilimi (Botanik) Disiplini açısından; ÇED raporunun, ... ve çevresinde yürütülecek faaliyete ilişkin bitkisel listenin son derece düşük takson içerdiği ve proje alanını temsil etmediği, florostik çalışmalara yeteri kadar yer verilmediği, orman ekosistemi içinde bulunan alanlarla ilgili koruma önlemlerinin detaylı bir şekilde ortaya konulmadığı, endemik ve nadir türlerden bir kaçı ile ilgili koruma tedbirinin bilimsel metoda dayanmadığı, endemik bitki taksonlarının taşınacağı botanik bahçelerinin söz konusu endemik ve nadir taksonların korunması ile ilgili çalışmaları bulunup bulunmadığı ve ne ölçüde başarılı olduğunun belirtilmediği, nihai ÇED raporunun hem bitkisel verilerin ortaya konulması hem de taksonların korunması ile ilgili ileri sürülen yöntemler bakımından eksik olduğunun belirlendiği görüldüğünden, ...İli ... İlçesi, ..., ..., ..., ... ve ... Mahallesi sınırları içerisinde ... Enerji Üretim A.Ş. tarafından yapılması planlanan "... Rüzgar Enerji Santrali (RES) (... 82,5 MWm/45MWe) Projesi" ile ilgili olarak Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı verilmesine ilişkin ... tarihli işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçeleriyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: 1-Davalı idare tarafından; dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu, tüm iş ve işlemlerin mevzuata uygun olarak tamamlandığı, tarım alanları ile ilgili bilgilerin yetersiz olduğu iddiasının gerçeğe aykırı olduğu, projenin gerçekleştirilmesinin her aşamasında ilgili Orman Müdürlüğü izni alınacağı taahhüdü bulunduğu ve mümkün olduğu kadar orman yapısına zarar verilmeyeceği, bitkisel toprağın zayi edilmemesi için bitkisel toprak sahalarının oluşturulacağının raporda yer aldığı, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından herhangi bir olumsuz görüş verilmediği, projede açılacak olan orman içi yollardan ormanın zarar göreceği belirtildiği ancak açılacak yollardan orman içi kullanımın getireceği olumlu yönlerin dikkate alınmadığı, proje alanında uzman biyologlar tarafından saha çalışmaları gerçekleştirildiği, ÇED Raporu ve ekinde yer alan raporlarda muhtemel olumsuz etkilerin bertaraf edilmesi ve en aza indirilmesi noktasında alınması gerektiği belirtilen önlemlerin alınmakta olduğu, dava konusu işlemin hukuka ve hizmetin gerekleri ile kamu yararına uygun olduğu, maddi ve hukuki bakımdan dayanağı bulunmayan eleştirilerde bulunan ve eksik ve hatalı incelemeye bağlı olarak tanzim olunan bilirkişi raporunun esas alındığı kararın kaldırılması gerektiği belirtilerek, temyize konu kararın bozulması ve davanın reddine karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir. 2-Davalı idare yanında müdahil tarafından; Mahkeme tarafından yokluklarında keşif icra edilmesinin hukuken kabul edilemez olduğu, dosyaya sunulan uzman görüşlerinin dikkate alınmadığı, teknik açıdan hatalı ve sübjektif yorumlar ihtiva eden tek bir bilirkişi raporuna göre davanın kabulüne karar verilmesinin hukuka uygun olmadığı, projenin tarımsal yapı ve arazi kullanımı ile çevre etkileşimi açısından tesis edilen gerekçelere teknik ve hukuki açıdan itibar edilmesinin mümkün olmadığı, türbin noktalarının marjinal tarım arazisi vasfında olduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, Proje nedeniyle yöre halkının küçük de olsa kendi imkanları ile oluşturdukları tarım alanlarının ortadan kalkacağı dile getirilerek Projeye ilişkin ÇED Olumlu kararının uygun bulunmadığı sübjektif ve bilimsel bir veriye dayanmayan şekilde mütalaa edildiği, söz konusu alanların ne kadar büyüklükte olduğu, ne suretle bu alanların tarım vasfının Proje nedeniyle ortadan kalkacağı yönünde somut ve teknik açıdan irdelenebilir ve denetime elverişli bir hususa yer verilmediği, ÇED Raporu'nun bir bütün olarak irdelenmesinde tarla ve orman vasıflı alanların eksiksiz bir biçimde irdelendiğinin görüldüğü, türbin noktaları yönünden çelişki ihtiva eden bir husus bulunmadığı, proje sahası çevresinde tarım üzerinden geçimini sağlayan yerel halkın Proje alanındaki vadi tabanında yer alan düzlük arazilerde gerçekleştirdikleri tarım faaliyetlerinden geçimlerini sağladıkları, proje sahasında yer alan arazilerin marjinal vasıflı olduğu göz önüne alındığında ve marjinal arazilerden elde edilebilecek ürün miktarı düşünüldüğünde bu alanların üretim ve yerel halkın geçim sürekliliğini etkileyebilecek düzeyde potansiyel taşımadığı, Proje bazında hangi türbinin hangi tarım alanını olumsuz etkileyeceği, etkileneceği belirtilen tarım alanlarının ne kadar olduğu, RES kapsamındaki türbin alanının Proje alanının ne kadarını kapladığı, diğer alanlarda tarım yapılmasının mümkün olup olmadığı, hususları teknik olarak izah edilmeden, sübjektif çıkarımlarla Proje'nin tarım alanlarını olumsuz etkileyeceğine ilişkin çıkarımlara itibar edilmesinin mümkün olmadığı, bilirkişi raporunda Proje'nin bölgedeki tüm tarım alanlarını bertaraf edeceği varsayımıyla konunun ele alındığı, bu yaklaşımın maddi vaka ile örtüşmediği, Proje kapsamında 62 adet tarım vasıflı parsel kullanılacağı, söz konusu 62 adet parselin toplam yüz ölçümünün 1.678.324 m2 olduğu, RES Projesi çerçevesinde kullanılacak alanların ise 95.122 m2'ye tekabül ettiği, tarım vasıflı alanların yalnızca %5.7'sinin kullanılacağı, Proje'ye konu türbinlere ulaşımın bir bölümünün, Proje'ye yakın konumda bulunan diğer RES Projesi için kullanılan yollarla sağlanacağı, iyileştirilmesi mümkün olan yollarda rehabilitasyon yapılacağı, yol olmayan bölümlerde ise yeni yol yapımı söz konusu olacağı, proje kapsamında 17.727m yol açılması planlandığı, mümkün oldukça mevcut yolların kullanılacağı, verilen taahhütlerin bilimsel ve teknik açıdan irdelenmesi gerektiği, Orman Mühendisliği açısından Proje'nin hukuka uygun olmadığına dair gerekçelerin hukuken dinlenmez olduğu, seçilen alanda minimum habitat kaybı olacağı ve ağaç kesimi olmayacak şekilde planlama yapıldığı, orman sahaları ile ilgili yetkili idarelerden olumlu görüş alındığı, bu alanlarda gerekli izinlerin alınacağı ve alınacak tüm tedbirlerin net bir şekilde taahhüt altına alındığı, Proje sahasında yer alan orman ekosisteminin korunması adına taahhüt altına alınan önlemlere ÇED Raporunda detaylı olarak yer verildiği, bitkisel toprağın sıyrılması ve depolanması ile ilgili hususlara ÇED Raporunun 173. ,195. ve 196. sayfalarında yer verildiği, ÇED Raporunun 89 vd. ile 194. sayfalarında Proje'nin erozyon etkilerinin ve alınacak önlemlerin detaylı olarak irdelendiği, fauna yapısı açısından yapılan değerlendirmelerin kabul edilemez olduğu, ÇED Raporunda ''omurgasız'' hayvanların ayrı bir başlık altında irdelenmemiş olmasının ÇED Olumlu Kararı'nı sakatlamadığı, ayrıca Ekosistem Değerlendirme Raporu'nun 50. vd sayfalarında omurgasız hayvanlara dair incelemelere yer verildiği, Proje sahasında endemik türde bir omurgasız canlının bulunmadığının tespit edildiği, ÇED Raporunda flora ve fauna yönünden detaylı açıklamalara yer verildiği, ÇED Raporu ekindeki Ornitolojik İzleme Raporu'na göre, Proje sahasının önemli bir göç rotası üzerinde olmadığı, hiçbir tür için birey sayısı açısından kritik habitat eşiğini sağlamadığı, göç rotası olmadığı için, türbinlerden kaynaklı bir bariyer etkisi beklenmediği, fauna açısından habitat kaybının önlenmesine dair alınacak tedbirlere ÇED Raporunda yer verildiği, işlemin bitki bilimi açısından yetersiz olduğu gerekçesine hukuken iştirak edilemeyeceği, ÇED Raporunun EK-24'ünde floristik çalışmalara detaylıca yer verildiği, verilen taahhütler kapsamında dava konusu ÇED Olumlu kararının verildiği, ilgili bilirkişinin ÇED Raporu'nun EK-24'ünde yer alan bilimsel rapordaki hususları tam anlamıyla dikkate almadan kanaat bildirdiğinin açık olduğu, Ekosistem Değerlendirme Raporunda flora ile ilgili detaylı açıklamalara yer verildiği, Proje'nin hayata geçirilmesinde kamu yararının yanı sıra Türkiye'nin milli menfaatinin bulunduğunun açık olduğu, ÇED Olumlu Kararının iptalinin usul ve yasaya aykırı olduğu, verilen taahhütlerin bir bütün olarak değerlendirilmediği, sunulan uzman görüşlerinin değerlendirilmediği, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki kanaatlerin teknik açıdan kabul edilemez olduğu, sübjektif kanaatler bulunduğu belirtilerek, temyize konu kararın bozulması ve davanın reddine karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacılar tarafından, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki tespitlerin son derece yerinde olduğu, temyiz istemlerinin reddi ile temyize konu İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği savunulmaktadır. TETKİK HÂKİMİ: ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Mahkeme kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY: ...İli ... İlçesi, ..., ..., ..., ... ve ... Mahalleleri sınırları içerisinde ... Enerji Üretim A.Ş. tarafından yapılması planlanan "... Rüzgar Enerji Santrali (RES) (... 82,5 MWm/45MWe) Projesi" ile ilgili olarak Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından verilen ... tarihli, ... sayılı ''ÇED Olumlu'' kararının iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 2872 sayılı Çevre Kanununun 10. maddesinde; "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez..." hükmüne yer verilmiştir. 29/07/2022 tarih ve 31907 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, Çevresel Etki Değerlendirme Yönetmeliği'nin, "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinin (e) bendinde; "Çevresel etki değerlendirmesi (ÇED): Gerçekleştirilmesi planlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaları", (ı) bendinde; "Çevresel etki değerlendirmesi inceleme alanı: Yapılması planlanan projenin ana ve yardımcı ünitelerinin de içerisinde bulunduğu koordinatlarla sınırlandırılan alanı", (i) bendinde; "Çevresel etki değerlendirmesi olumlu kararı: Çevresel etki değerlendirmesi raporu hakkında Komisyon tarafından yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararını", (r) bendinde; " Etki: Gerçekleştirilmesi planlanan bir projenin; hazırlık, inşaat ve işletme sırasında ya da işletme sonrasında, çevre unsurlarında doğrudan ya da dolaylı olarak, kısa veya uzun dönemde, geçici ya da kalıcı, olumlu ya da olumsuz yönde ortaya çıkması olası değişiklikleri,", (t) bendinde;" Halkın bilgilendirilmesi ve sürece katılımı: ÇED sürecinin başlangıcından sonuna kadar, halkı proje hakkında bilgilendirmek, projeye ilişkin görüş ve önerilerini almak üzere paydaş katılım planında detayları belirlenen her türlü etkinliği, (broşür, tanıtıcı film, resmi duyuru, toplantı, bilgilendirme ofisi ve benzeri)", olarak tanımlanmış, "Çevresel etki değerlendirmesi başvuru dosyası, çevresel etki değerlendirmesi raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlama yükümlülüğü" başlıklı 6. maddesinde " (1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını ve ÇED Raporunu, Çevresel Etkileri Ön İnceleme ve Değerlendirmeye Tabi Projeleri için de Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/ kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Ancak bu durum söz konusu teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasına engel teşkil etmez." hükmüne, "Çevresel etki değerlendirmesi uygulanacak projeler" başlıklı 7. maddesinde; "(1) Bu Yönetmeliğin; a) Ek-1’deki listede yer alan projelere, b) "ÇED Gereklidir" kararı verilen projelere, c) Kapsam dışı değerlendirilen veya kanunen muafiyeti bulunan projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya alan genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesinin Ek-1’deki listede yer aldığı projelere, ÇED raporu hazırlanması zorunludur." hükmüne, "Çevresel etki değerlendirmesi olumlu veya çevresel etki değerlendirmesi olumsuz kararı" başlıklı 14. maddesinde; "(1) Komisyon tarafından incelenerek son şekli verilen ÇED raporu, halkın görüş ve önerilerini almak üzere, Bakanlık ve/veya il müdürlüğü tarafından askıda ilan ve internet aracılığı ile 10 takvim günü görüşe açılır. Bakanlıkça proje ile ilgili karar alma sürecinde bu görüşler de değerlendirilir. Bakanlık halktan gelen görüşler doğrultusunda, rapor içeriğinde gerekli eksikliklerin tamamlanmasını, ek çalışmalar yapılmasını ya da Komisyonun yeniden toplanmasını isteyebilir. Nihai ÇED raporu ve eklerinin proje sahibinin taahhüdü altında olduğunu belirten taahhüt yazısı ve taahhüdü imzalayan yetkilinin noter onaylı imza sirküleri ile ticari sicil gazetesi 5 iş günü içerisinde Bakanlığa sunulur. Kamu kurum/kuruluşlarından noter onaylı imza sirküleri ile ticari sicil gazetesi istenmez. (2) Birinci fıkrada belirtilen belgeler, süresi içerisinde gerekçesi belirtilmeden sunulmaz ise projenin ÇED süreci sonlandırılır. (3) Bakanlık, Komisyon çalışmalarını ve halkın görüşlerini dikkate alarak proje için "ÇED Olumlu" ya da "ÇED Olumsuz" kararı verir. Verilen karar görüşü alınan komisyon üyesi kurum/kuruluşlara, proje sahibine ve Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara bildirilir. (4) Proje için verilen "ÇED Olumlu" ya da "ÇED Olumsuz" kararı, karar tarihinden itibaren Bakanlık ve il müdürlüğü internet sitesinde süresiz, askıda 30 takvim günü ilan edilerek halka duyurulur. (5) "ÇED Olumlu" kararı verilen proje için 5 yıl içinde mücbir sebep bulunmaksızın yatırıma başlanmaması durumunda "ÇED Olumlu" kararı geçersiz sayılır. (6) Yatırıma başlanılmamış olan projeler için verilen ÇED Olumlu kararları, proje sahibinin talebi ve talebin Bakanlık tarafından uygun görülmesi halinde geçersiz sayılır. Bu şekilde geçersiz sayılan kararlar Bakanlık ve il müdürlüğü tarafından internet sayfasında ilan edilir" düzenlemelerine yere verilmiştir. Ayrıca aynı yönetmeliğin, "Çevresel Etki Değerlendirmesi Uygulanacak Projeler Listesi" başlıklı ek-1 listesinin 41. maddesinde, rüzgar enerji santrallerine yer verildiği görülmektedir. Çevresel etki değerlendirmesi; gerçekleştirilmesi planlanan projenin, çevreye olabilecek olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlenmesi, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin belirlenerek değerlendirilmesi amacıyla yapıldığından, ÇED sürecinde verilen kararların iptali istemiyle açılacak davalarda, yukarıda belirtilen Yönetmeliğin Ek III. maddesindeki unsurlar yönünden, ÇED kararlarının bir bütün olarak çevresel etkilerinin irdelenmesi gerekmektedir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: ÇED süreci sonunda verilecek kararların yargısal denetimi yapılırken, seçilecek bilirkişiler arasında bir çevre mühendisinin bulunması, diğer bilirkişilerin ise projenin bulunduğu çevrenin özelliklerine göre ve proje tanıtım dosyası ve ÇED raporunu hazırlayan kişilerin uzmanlık alanları da dikkate alınmak suretiyle belirlenmesi önemli bir gereklilik olmakla birlikte; böyle bir heyet tarafından hazırlanacak bilirkişi raporunun, dava konusu proje kapsamında öngörülen faaliyetin çevresel etkilerinin ve bu etkilerin minimize edilmesi için Proje Tanıtım Dosyası ya da ÇED Raporu içinde yer verilen önlemlerin yeterli olup olmadığının tespit edilerek değerlendirilmesi açısından, tarafları tatmin edici düzeyde hazırlanmasının da önemli bir gereklilik olduğu açıktır. Belirtilen hususların sağlanması, adil bir yargılama yapılması açısından önem arz etmektedir. Uyuşmazlığın çözümü için İdare Mahkemesince yaptırılan keşif sonrasında hazırlatılan bilirkişi heyeti raporlarındaki tespitler dikkate alınmış olup, Ziraat Mühendisi, Makine Mühendisi, Çevre Mühendisi, Orman Mühendisi, Fauna uzmanı, Flora uzmanı ve Arkeoloji uzmanından oluşan bilirkişi heyetine mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması sonrasında hazırlanan 16.11.2023 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle; Dava Konusu İşlem Çevre Mühendisliği Açısından Değerlendirildiğinde; •Projenin inşaat aşamasında oluşan toz emisyonları, gerekli önlemler alınarak çevresel etkileri kabul edilebilir düzeyde ve ilgili yönetmelik sınırlarının altında kaldığı, •Proje inşaat ve işletme aşamalarında gürültü yönetimi için gerekli tedbirlerin uygulanması ile oluşacak gürültü düzeylerinin yönetmelik sınır koşullarını sağlamakla beraber yakındaki yerleşim yerlerinde kabul edilebilir düzeyde kalacağı öngörüldüğü, •ÇED raporunda elektromanyetik alanlar ile ilgili çalışma yapılmış olup ilgili yönetmeliklere uygun olarak düşük ve güvenli seviyelerde oluşacak elektromanyetik etkilerin çevreye ve insan sağlığına olumsuz bir etkisi olmayacağı gösterildiği, •Proje sürecinde oluşacak sıvı ve katı atıkların ilgili yönetmeliklere uygun olarak depolama ve bertarafının sağlanacağı belirtilmiş olup atıklardan kaynaklı çevresel bir etki oluşması beklenmediği, Bu nedenler ile Çevre Mühendisliği açısından, ...İli... İlçesi,...,...,...,... ve...Mahalleleri sınırları içerisinde... Enerji Üretim A.Ş. tarafından yapılması planlanan ...r Rüzgar Enerji Santrali (RES) ...n 82,5 MWm/45MWe) projesi" ile ilgili olarak Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” kararının uygun olduğu kanaatine varıldığı; Dava Konusu İşlem Enerji Sistemleri Mühendisliği Açısından Değerlendirildiğinde; •Keşif günü yapılan arazide yapılan gözlemler, proje tanıtım dosyası, dava dosyası ve ekleri, çeşitli kamu kuruluşlarının ve rüzgâr ile ilgili çalışan özel kurumların yaptığı bölge ile ilgili önceki çalışmalar vb. dikkate alındığında, rüzgârdan üretilecek enerji için dava konusu bölgenin ekonomik bir RES yatırımı için uygun olduğu, •Dava konusu bölgede, RES kurulduğu takdirde, rüzgârdan elde edilebilecek enerjinin öngörülen kapasiteye rahatlıkla ulaşacağı, •Bir diğer önemli sonuç, rüzgâr enerjisinden elektrik üretiminde, tercih edilen durum rüzgârın fırtına şeklinde kısa süreli ve yılın belli zamanlarında şiddetli esmesi değil, yıl boyunca istenen değerler arasında yakın aralıklarda ve sürekli olması istenir. Bölge için ölçüm verileri dikkate alındığında, yılın tüm ayları boyunca öngörülen kapasitede elektrik enerjisi üretiminin mümkün olduğu, yenilenebilir olduğu, nedenleri ile Enerji sistemleri mühendisliği açısından, projenin öngörüldüğü şekilde hayata geçmesi halinde rüzgârdan elde edilecek enerjinin belirtilen kapasiteye ulaşabileceği, buna ilişkin olarak proje tanıtım dosyasında yeterli tespit ve araştırmaya yer verildiği, bu proje ile kurulacak rüzgar enerjisi santralinden yenilenebilir enerjiden elektrik üretiminin uygun olacağı ve ÇED olumlu kararının uygun olduğu kanaatine varıldığı; Dava Konusu İşlem Arkeoloji Bilimi Açısından Değerlendirildiğinde; •Projenin bulunduğu alan kent merkezinin dışında yer aldığı görülmüştür. Proje alanında noktasal ölçülerde (survey) yüzey araştırmasında herhangi bir kültür varlığı yüzeyde görülmediği, •Dosyasında yapılan inceleme ve arşiv incelemesinde Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü Muğla Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğünün ... tarih ve E-... sayılı yazısı kapsamında; görüş ekinde sunulan haritada belirtilen alanda yüzeyde 2863 sayılı Yasa kapsamında kalan herhangi bir kültür varlığına rastlanılmadığı, •Mahkeme keşfi sırasında yapılan arazi gözlemlerinde ve yüzey inceleme bulgularında RES proje alanının; Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü Muğla Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğünce izin talep edilen alanın tescilli arkeolojik veya kentsel sit alanı sınırları içerisinde kalmadığı, yerinde yapılan inceleme, yüzeyde 2863 sayılı yasa kapsamında kalan herhangi bir kültür varlığına rastlanmadığı belirlendiğinden, ... İli ... İlçesi, ..., ..., ..., ... ve ... Mahallesi sınırları içerisinde ... Enerji Üretim A.Ş. tarafından yapılması planlanan "... Rüzgar Enerji Santrali (RES) (... 82,5 MWm/45MWe) projesi" ile ilgili olarak Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı verilmesine ilişkin...3 tarihli işlemin arkeolojik açıdan uygun olduğu kanaatine varıldığı; Dava Konusu İşlem Tarımsal Yapı ve Arazi Kullanımı ile Çevre Etkileşimi Açısından Değerlendirildiğinde; •Yapılması planlanan rüzgar enerji türbinleri açısından 3573 sayılı zeytincilik yasası kapsamında bu yasanın Madde 20 – (Değişik: 28/2/1995 - 4086/5 md.) ye göre zeytinlik alanlara 3 km mesafede “zeytinliklerin vegetatif ve generatif gelişmesine mani olacak kimyevi atık bırakan, toz ve duman çıkaran tesis yapılamaz ve işletilemez" hükmüne aykırılık teşkil etmediği ve Rüzgar enerji türbinleri işletme prensipleri itibari ile zeytinliklerin vegetatif ve generatif gelişmesine mani olacak kimyevi atık bırakan, toz ve duman çıkaran tesis niteliğinde olmadığı için 3573 sayılı yasa kapsamındada rüzğar enerji türbini yapılmasına engel bir durum bulunmadığı, Tarım alanlarında bir bölümünün yapılmasının planlandığı türbin alanlarının tarım dışı kullanımlar altında kullanılabilmesi mümkün olan V-VII. sınıf arazi kullanım yetenek sınıfında ve Marjinal Arazi vasfında olduğu, ancak; •VI ve VII sınıf arazilerin tarımda kullanımının toprak sığlığı taşlılık, kayalık arazi eğimi vb torak ve arazi özelliklerinden dolayı çok sınırlı olmasına rağmen RES sahasındaki arazi yapısının tümünün dağlık eğimli ve sığ-orta (20-50 cm arasında) etkili toprak derinliğine sahip arazilerden oluşmasına ve toprak işlemeli tarıma uygun olmamasına rağmen çevredeki köylerdeki halkın tek geçim kaynağının tarım hayvancılık ve orman olduğu görüldüğü, arazi yapısının dağlık ve orman yapıda olması tarım yapılacak alanları oldukça sınırladığı, bu nedenle tarım yapmaya müsait alanların azlığına bağlı olarak toprak işlemeli tarıma uygun olmayan taşlık, eğimli ve sığ toprak özelliğine sahip V-VI sınıf arazilerde bile tütün veya farklı bitkiler şeklinde tarım yapıldığı görüldüğü, bu nedenle alanda tarıma uygun alanların oldukça az olmasına bağlı olarak mevcut tarım arazilerinin önemi ve tarımsal kullanımlar altında değerlendirilmesi daha da önem kazanmakta olduğu, •Dava konusu olan RES projesi kapsamında yapılması planlanan türbin alanlarının bazılarının yağışa bağlı ekili tek yıllık tarım arazisi şeklinde oldukları bazısınında yeni dikilmiş dikili ağaç tarımı şeklindeki alanlardan oluştuğu ve şalt merkezi ve çevresininde yağışa bağlı ekili tek yıllık tarım arazisi şeklinde olduğu görülmekte olduğu, •Alan genel jeomorfolojik yapı itibari ile dağlık tepelik yüksek arazi konumundadır. Alanın büyük bölümü yoğun ağaç örtme yüzdesine sahip orman arazisi vasfındadır. Bu orman arazilerinin arasındaki düz ve nispeten derin toprak yapısına sahip olan alanlarda ise arazi yapısı çok uygun olmasada tümü dağlık yapıdaki alanda tarım yapılacak alanların çok sınırlı olması ve mevcutta tarım yapılan alanlarında normalde tarım yapmaya çok elverişli olmadığı, ancak; yöre halkının çabaları ile bu alanların tarım yapılabilir hale getirildiği görüldüğü, dağlık ve ormanlık yapıdan dolayı orman arazileri arasında arazi eğimi ve toprak yapısının nispeten uygun olduğu yerlerde yağışa bağlı kuru tarım ve özelliklede buğday, arpa, tütün tarımı yapıldığı görüldüğü, bu nedenle tarım arazilerinin alan için önemi büyük olduğu, tarım arazilerinin küçük ve parçalı şekillerde orman arazileri çevresinde oldukları mahkeme keşfi sırasında görüldüğü, RES proje sahası ve çevresinde böylesine az olan tarım arazilerinin bazılarında RES türbinlerinin planlandığı görülmekte olduğu, bu tarım alanlarında RES türbinlerinin yapılması yaşamlarını tarım ve hayvancılıkla sürdüren yöre halkının proje alanında zaten az konumda olan tarım arazilerinin alanlarının azalmasına neden olacağı açık olduğu, ayrıca diğer önemli bir hususda proje alanında orman arazisi içinde yapılması planlanan türbin alanları açısından tarımsal üretim açısından bir sıkıntı olmadığı görülsede bu alanlara erişim için kullanılacak yolların tarım arazilerinin arasından geçtiği, inşaat ve türbin parçalarının kanat ve gövde parçalarının taşınımı sırasında kanat uzunlukları ve türbin gövde büyüklükleri nedeni ile bu yolların genişletilmesi gerektiği düşünüldüğünde tarım arazilerinde alan kaybı olacağı, •Proje sahasında türbinlerin kurulacağı alanların genel olarak rüzgar enerji üretimine çok uygun olan dağlık arazilerin sırt/enüst bölümlerinde konumlandırıldığı görüldüğü, ancak bazı türbinlerin ise tarım alanları içinde konumlandırıldığı görüldüğü, bu tarım alanlarına türbinlerin yapılması ile alan kaybı ve tarım alanlarından geçen ulaşım yollarının genişletilmesi ile de ayrıca bir tarımsal alan kaybı olacağı, •Bu bağlamda türbinlerin bazılarının tarımsal kullanım alanlarından uzak noktalarda olmalarına ve orman arazileri içinde yapıldığı görüldüğünden orman alanları içinde planlanan türbin alanlarının tarım alanlarına olumsuz bir etkisinin olmayacağı, bu alanlardaki etkileşimin ve olumsuz etki konusundaki temel görüşün bilirkişi rapormuzdaki flora, fauna ve orman mühendisliği açısından yapılmış olan değerlendirmelerin esas olduğu, •Proje içinde tarım alanları içinde kalan türbin alanlarının yapımı ile zaten alanda arazinin dağlık yapısına bağlı olarak RES alanı ve çevresinde çok az olan tarım alanlarının kayba uğrayacağı ayrıca inşaat aşamasında açılacak veya mevcut yolların genişletilmesi ile tarım alanlarında yine bir alan kaybının olacağı olduğu görülmekte olduğu, tarım alanları içindeki türbinlerin tarım alanı olmayan alanlara kaydırılması ile bu tarım alanı kaybının önüne geçilebileceğinin düşünüldüğü, Bu bağlamda tarımsal yapı ve arazi kullanım açısından ...İli ... İlçesi, ..., ..., ..., ... ve ... Mahallesi sınırları içerisinde ... Enerji Üretim A.Ş. tarafından yapılması planlanan "... Rüzgar Enerji Santrali (RES) (... 82,5 MWm/45MWe) projesi" ile ilgili olarak Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı verilmesine ilişkin ... tarihli işlemin uygun olmadığı kanaatine varıldığı; Dava Konusu İşlem Orman Mühendisliği Açısından Değerlendirildiğinde; kesilecek ağaçların orman ekosistemine olası etkilerinin göz ardı edilmesi, bitkisel toprak sıyrılması ve depolanması işleminin usulünde rüzgar ve su erozyonu riski için tedbir öngörülmemesi, gençleştirme alanlarının zarar görmesinin ormanların sürekliliği ve devamlılığı noktasında risk teşkil etmesinden bahisle söz konusu izni talep edilen alanın ormancılık disiplini açısından telafisi mümkün olmayan eksikleri barındırdığından Orman yönünden proje faaliyeti olumsuz olarak değerlendirildiği; Dava Konusu İşlem Fauna Yapısı Açısından Değerlendirildiğinde; •Nihai ÇED raporunda fauna ile ilgili kısım (memeliler, kuşlar, sürüngen ve amfibiler) ayrıntılı olarak açıklanmasına karşın bölgenin omurgasız faunasının belirlenmemiş olması biyoçeşitlilik açısından bir eksik olduğu, •Nihai çed raporunda, ağaç kesimi ve yol yapımı faaliyetleri sonucu oluşabilecek habitat kaybı, habitat parçalanması ve bariyer etkisinin hayvanları nasıl etkileyeceği konusunda kümülatif bir değerlendirme bulunmadığı, •Proje alanı doğal orman ekosistemi ve tarım alanlarını içermektedir. Doğal alanlar, diğer doğal alanlardan bariyer ile ayrılmadığı için çevresi ile aynı ekolojik ve faunistik özellikleri göstermekte olduğu, bu nedenle, ekolojik koşulların ve faunistik yapının benzer olmasından dolayı bu alanda meydana gelecek bozulmaların zamanla diğer doğal alanlardaki ekosistemleri de olumsuz etkileyebileceği, •Mevcut proje 8 km’lik bir hat üzerinde 15 adet rüzgar türbininden oluşacağından, bu hat üzerinde yapılacak yol açma/genişletme, ağaç kesme, bitkisel toprağın sıyrılması, türbin kurulum alanlarındaki toprağın düzleştirilmesi gibi faaliyetler hem habitat kayıplarına hem habitatların parçalanmasına hem de türlere veya tür bireylerine zarar vereceği, •RES Proje Alanında yapılacak bu faaliyetlerle oluşacak habitat kayıpları ve habitat parçalanması hayvanların yaşamsal faaliyetleri olan yuvalama, beslenme ve üreme alanlarının gerçekleştiği habitatların kaybolmasına veya azalmasına neden olacağı, •Tüm bu veriler baz alındığında, alandaki ekosistemlerin devamlılığı ve ekolojik dengenin tüm alanlarda bütüncül korunması gerektiğinden ve tüm alanların ekolojik birliktelik oluşturması, zengin bir biyoçeşitlilik yapısına sahip olması, alanda 9 türün ‘NT’, 8 türün ‘VU’ ve 3 türün ‘EN’ kategorisinde bulunması ve önemli doğa alanı olması, proje sahasının kuş göç yollarının yakınında/üzerinde bulunması ve doğal dengenin ve biyoçeşitliliğin korunması gerektiği nedenleriyle, ... RES projesi ile ilgili olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın ‘Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu’ kararı verilmesine ilişkin 03.04.2023 tarihli işlemin iptali istemi fauna ve hayvan ekolojisi açısından uygun olduğu kanaatine varılmıştır. Dava Konusu İşlem Bitki Bilimi (Botanik) Disiplini Açısından Değerlendirildiğinde; •Bitkisel biyolojik çeşitlilik açısından son derece zengin bir varlığa sahip...ğ ve çevresinde yürütülecek faaliyete ilişkin ortaya konan bitkisel listenin son derece düşük takson içerdiği ve proje alanının yeterince temsil etmediği, •Proje alanı ve yakın çevresinde yürütülen florsitik çalışmalara ÇED dosyasında yeteri kadar yer verilmediği, •Orman ekosistemi içerisinde yer alan alanlarla ilgili koruma önlemlerinin ÇED dosyasında detaylı bir şekilde ortaya konulmadığı, •Endemik ve nadir türlerden bir kaçı ile ilgili ileri sürülen koruma tedbiri herhangi bilimsel bir metoda dayanmadığı, •Söz konusu öneri endemik bitki taksonlarının popülasyonlarının fazla olduğu yerlerden alınarak iki Botanik bahçesine taşınması şeklinde olacağı, söz konusu bahçelerin bahsi geçen endemik ve nadir taksonların korunması ile ilgili çalışmaları bulunup bulunmadığı varsa ne ölçüde başarılı olduğu veya bu kurumların herhangi bir onayı bu raporda görülmediği, •Endemik ve nadir taksonlar ve bu taksonların korunması ile ilgili çalışmalar her taksonun endemik olmasına yol açan sebeplerin tek tek incelenmesi ve her tür için ayrı bir koruma modelinin ortaya konulmasını gerektirmekte olduğu, o nedenle her türün üreme biyolojisi ve koruma biyolojisi bağımsız olarak çalışılmalı ve korunması ile ilgili senaryolar ortaya konarak bunlar uygulanması gerektiği, bu çalışmalar hem multidisipliner hem de oldukça uzun süre alan metodlar içermekte olduğu, söz konusu nihai çed raporun hem bitkisel verilerin ortaya konulması hem de taksonların korunması ile ilgili ileri sürülen yöntemler bakımından son derece eksikler barındırdığı, bu sebeple söz konusu davaya konu ÇED olumlu kararı Bitki Bilimi (Botanik) disiplini açısından olumsuz olarak değerlendirildiği, Sonuç olarak; ...İli ... İlçesi, ..., ..., ..., ... ve ... Mahallesi sınırları içerisinde ... Enerji Üretim A.Ş. tarafından yapılması planlanan "... Rüzgar Enerji Santrali (RES) (... 82,5 MWm/45MWe) projesi" ile ilgili olarak Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı verilmesine ilişkin ... tarihli işlemin, Çevre Mühendisliği, Arkeoloji ve Enerji Mühendisliği açısından uygun olduğu, ancak; RES Sahasının Fauna ve Ornitolojik yapısı, Flora, Ziraat Mühendisliği ve Orman Mühendisliği açısından ÇED Raporunun önemli eksiklikler ve olumsuzluklar içermesi nedenleri ile ... tarihli "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararının uygun olmadığı sonucuna varıldığı yönünde tespit ve değerlendirmelerine yer verildiği görülmektedir. Dosyanın incelenmesinden; temyize konu Mahkeme kararına esas bilirkişi heyeti raporunda, davaya konu ÇED Olumlu kararının dayanağı olan Nihai ÇED Raporunun Çevre Mühendisliği, Arkeoloji ve Enerji Mühendisliği açısından, 2872 sayılı Çevre Kanununa, bu kanuna dayanılarak hazırlanan ÇED Yönetmeliği'ne ve üstün kamu yararı, yöre halkının bireysel menfaatleri ve sürdürülebilirlik açısından uygun olduğu, belirtilen yönlerden davaya konu kararın iptalini gerektirir bir husus bulunmadığının tespit edildiği görülmekle birlikte, aynı raporda Fauna, Flora, Ziraat Mühendisliği ve Orman Mühendisliği yönünden bir takım eksikliklerden bahsedildiği anlaşıldığından, uyuşmazlık Dairemizce söz konusu raporda belirtilen ve temyize konu iptal kararına dayanak alınan Fauna, Flora, Ziraat Mühendisliği ve Orman Mühendisliği yönünden yapılan tespitler yönünden değerlendirilecektir. Uyuşmazlıkta; her ne kadar temyize konu Mahkeme kararında, tarımsal yapı ve arazi kullanımı ile çevre etkileşimi açısından; ÇED raporunda arazi kullanımı açısından uyumsuzluklar olduğu, tarım arazilerinin küçük ve parçalı şekillerde orman arazisi çevresinde oldukları, bu tarım arazilerinde RES türbinlerinin yapılmasının tarım arazilerinin azalmasına neden olacağı, türbin alanlarına erişim için kullanılacak yolların tarım arazileri içinden geçtiği, türbin inşaatı ve türbin kanat ve gövde parçalarının taşınımı sırasında kanat uzunlukları ve türbin gövde büyüklükleri nedeni ile yol genişletilmesi yapılması gerektiğinden tarım arazilerinde alan kaybına sebebiyet vereceği belirtilmiş ise de, bahsi geçen bilirkişi raporunda projenin etkileyeceği tarım alanlarının büyüklüğü konusunda sayısal verilere yer verilmediği, tarım alanlarına olacağı belirtilen olumsuz etkilerin ve boyutlarının somutlaştırılmadığı, buna karşılıkı Nihai ÇED Raporu incelendiğinde ise, proje alanında bulunan arazilerin, tarıma elverişli olmayan V.VI. ve VII. sınıf, dik eğimli, erozyona duyarlı ya da erozyona uğramış, taşlık, engebeli araziler oldukları hususu yanında, proje için söz konusu arazilerin küçük bir kısmının kullanılacağının belirtildiği (62 adet parsel, %5.7), ayrıca tarım dışı kullanım izinlerinin alınacağının taahhüt edildiği ve idarelerce gerekli görüldüğü takdirde Toprak Koruma Projesi yaptırılacağının da taahhüt edildiği anlaşılmaktadır. Temyize konu Mahkeme kararında orman mühendisliği açısından; kesilen ağaçların orman ekosistemine olası etkilerinin göz ardı edilmesi, bitkisel toprak sıyrılması ve depolanması usulünde rüzgar ve su erozyonu riski riski için tedbir alınmadığı, genleştirme alanalarının zarar görmesinin ormanların sürekliliği ve devamlılığı açısından risk teşkil ettiğinin belirtilmişse de, Nihai ÇED Raporu incelendiğinde, Orman Genel Müdürlüğünden gerekli izinlerin alınacağının belirtildiği, minimum habitat kaybı olacağı, ağaç kesimi olmayacak şekilde planlama yapıldığı, erozyona karşı gerekli tedbirlerin alındığının görüldüğü, mümkün olduğunca yeni yol açılmasına gerek kalmayacak şekilde mevcut yolların rehabilite edilerek kullanılması şeklinde planlama yapıldığı, yol olmayan bölümler için ise 17.727m yol açılmasının planlandığı, projenin kapsamı yanında, ülke ekonomisine enerji ihtiyacı bakımından sağlayacağı katkıdan kaynaklanan kamu yararı göz önünde bulundurulduğunda, bu durumun çevreye olan olumsuz etkileri yönünden kabul edilebilir seviyelerde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Mahkeme kararında Fauna yapısı açısından; ÇED raporunda omurgasız faunasının belirlenmediği, ağaç kesimi ve yol yapımı faaliyetleri sonucu oluşacak habitat kaybı, habitat parçalanması ve bariyer etkisinin hayvanları nasıl etkileyeceğinin kümülatif olarak değerlendirilmediği, ekolojik koşulların ve faunistik yapının benzer olmasından dolayı meydana gelecek bozulmaların zamanla diğer doğal alanlardaki ekosistemleri de olumsuz etkileyeceği, yol ve inşaat çalışması sırasında yol açma, ağaç kesme, bitkisel toprağın sıyrılmasının türbin kurulum alanlarındaki toprağın düzleştirilmesi faaliyetlerinin habitat kaybına, habitatların parçalanmasına ve türlerine zarar vereceği, habitat kaybı ve parçalanmasının hayvanların yuvalama, beslenme ve üreme alanlarının gerçekleştiği habitat alanlarının azalmasına ve kaybolmasına neden olacağı, söz konusu alanın önemli doğa alanı olması ve proje sahasının kuş göç yollarının yakınında/üzerinde bulunduğu, doğal dengenin ve biyoçeşitliliğin korunmasına olumsuz etkileri olacağı, bitki bilimi (botanik) disiplini açısından; ÇED raporunun, ... ve çevresinde yürütülecek faaliyete ilişkin bitkisel listenin son derece düşük takson içerdiği ve proje alanını temsil etmediği, florostik çalışmalara yeteri kadar yer verilmediği, orman ekosistemi içinde bulunan alanlarla ilgili koruma önlemlerinin detaylı bir şekilde ortaya konulmadığı, endemik ve nadir türlerden bir kaçı ile ilgili koruma tedbirinin bilimsel metoda dayanmadığı, endemik bitki taksonlarının taşınacağı botanik bahçelerinin söz konusu endemik ve nadir taksonların korunması ile ilgili çalışmaları bulunup bulunmadığı ve ne ölçüde başarılı olduğunun belirtilmediği, nihai ÇED raporunun hem bitkisel verilerin ortaya konulması hem de taksonların korunması ile ilgili ileri sürülen yöntemler bakımından eksik olduğu belirtilmişse de, Nihai ÇED Raporu ve ekleri incelendiğinde, proje alanına ilişkin ornitoloji uzmanı tarafından hazırlanmış ornitoloji izleme raporunun ve yeterli uzmanlığa haiz flora/fauna uzmanları tarafından eko sistem değerlendirme raporunun mevcut olduğu, söz konusu raporlar değerlendirildiğinde, flora/fauna yönünden yapılan tespitlerin ve alınacağı taahhüt edilen önlemlerin yeterli olduğu, asli göç rotasında olmayan projenin göçmen kuşlara olumsuz bir etkisi olmayacağı, türbinlerden kaynaklı bariyer etkisinin oluşmayacağı anlaşılmaktadır. Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporlarındaki tespitler, Nihai ÇED Raporunda ve eki raporlardaki tespitler birlikte değerlendirildiğinde; temyize konu Mahkeme kararına esas alınan bilirkişi heyeti raporundaki ziraat mühendisliği, orman mühendisliği ile flora ve fauna yönünden yapılan tespitlerin davaya konu karara dayanak Nihai ÇED Raporunu kusurlandırmayacağı, Nihai ÇED Raporunda yapılan tespitlerin ve taahhüt edilen önlemlerin yeterli olduğu, davaya konu projenin ülke ekonomisine enerji ihtiyacı bakımından sağlayacağı katkıdan kaynaklanan kamu yararı da göz önüne alındığında, projenin çevreye olan olumsuz etkilerinin kabul edilebilir seviyelerde olduğu sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır. Bu durumda; yukarıda belirtilen gerekçelerle, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen temyize konu İdare Mahkemesi kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan davalı idarenin ve davalı yanında müdahilin temyiz istemlerinin kabulüne, 2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin temyize konu.... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E..., K... sayılı kararının BOZULMASINA, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendi uyarınca DAVANIN REDDİNE, 3.Aşağıda ayrıntısı gösterilen ...-TL yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına, 4. Davalı tarafından yapılan ...-TL yargılama giderinin davacılardan alınarak, davalıya verilmesine, davalı yanında müdahil tarafından yapılan...-TL yargılama giderinin davacılardan alınarak, davalı yanında müdahile verilmesine, 5.Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen...-TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine, 6. Varsa posta gideri avansından artan tutarın, kararın kesinleşmesinden sonra istemleri halinde taraflara iadesine, 7.Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 8.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 30/05/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : Temyize konu İdare Mahkemesi kararında; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 2. fıkrasında sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, Mahkeme kararının onanması gerektiği oyu ile aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyoruz.