6. Hukuk Dairesi 2023/2098 E. , 2024/4391 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/449 E., 2022/260 K. HÜKÜM/KARAR : Kabul İlk Derece Mahkemesince, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin ileriye etkili feshi, eksik ve ayıplı ifa nedeniyle doğan zararın tazmini davasında, yapının imar mevzuatına uygun yapılmadığı, bu şekli ile yapı kullanma izin belgesinin düzenlenme imkanının bulunmadığı, mevcut inşaatın, kacak inşaat niteliğinde olup, İmar Kanunu ve bu kanuna uyg…
**6. Hukuk Dairesi 2023/2098 E. , 2024/4391 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/449 E., 2022/260 K. HÜKÜM/KARAR : Kabul İlk Derece Mahkemesince, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin ileriye etkili feshi, eksik ve ayıplı ifa nedeniyle doğan zararın tazmini davasında, yapının imar mevzuatına uygun yapılmadığı, bu şekli ile yapı kullanma izin belgesinin düzenlenme imkanının bulunmadığı, mevcut inşaatın, kacak inşaat niteliğinde olup, İmar Kanunu ve bu kanuna uygun tasdikli projesine göre inşaat yapmayan yüklenicinin edimini ifa ettiği, yani sözleşmeyle öngörülen tapu devrine hak kazandığının düşünülemeyeceği, böyle bir yapının kaçak oluşu nedeniyle sadece yıkımı istenebileceğinden, davacının sözleşmenin geriye doğru feshini istemekte haklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile sözleşmenin geriye etkili feshine, tazminat istemlerinin reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davalı yüklenicinin temyizi üzerine Yargıtay (kapatılan) 23. Hukuk Dairesinin 2015/7872 Esas, 2018/4026 Karar, 05.07.2018 tarihli ilamıyla dosyada mevcut Pendik Belediyesi Ruhsat ve Denetim Müdürlüğü’nün 15.12.2014 tarihli yazı cevabında “…ilgili parsele ait imar doyasında bulunan 2008/200 numaralı projesinde yapılan inceleme neticesinde 08.09.2013 tarihli Tip İmar Yönetmeliği'nin 26. maddesinde belirtilen “yoldan yüz almayan cephelerden köprü veya giriş şeridi aksı hizasındaki bordür seviyesinden en fazla 2,00 m inilmek veya çıkılmak suretiyle giriş yapılabilir. ” Hükümlerince muvafakatnameler ve gerekli evraklar ile ruhsata bağlanabileceği değerlendirildiği, belediyenin yazı cevabında inşaatın imara uygun hale getirilebilmesinin mümkün olduğu belirtildiğine göre bu durumda mahkemece yükleniciye bu konuda makul süre verilerek bu kapsamda İmar Barışı Yasasının geçici 16. maddesi de gözönünde bulundurularak, yüklenicinin inşaatı verilen sürede imara uygun hale getirmesi halinde inşaatın geldiği seviye de dikkate alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği belirtilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan inceleme neticesinde; tarafların itirazlarının bozma dışında kaldığı, inşaatın tamamlanma oranının %98 olduğu, imar mevzuatına aykırı inşaat olduğu, bu aykırılıkların halen giderilmediği, yapı kayıt belgesinin alınmasının binaya yasallık sağlamadığı, arsa sahiplerinin belediyenin takdir ettiği cezayı yükleniciden istemesinin yerinde olacağı, geriye etkili olarak feshin ise inşaatın tamamlanması sebebi ile istenmesinin yerinde olmadığı, rapor halinde sunulmuş 2011 ve 2012 yıllarında yapılan masrafların bozma kararı dışında kaldığı, bu aşamada hesap yapılamayacağı, ıslah talebi de değerlendirilerek 14.094,00 TL'nin dava tarihinden 83.324,99 TL'nin ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizinin davalıdan tahsiline, davacı tarafa ödenmesine, ileri dönük fesih talebinin reddine karar verilmiş olup, taraflar vekillerince süresinde temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: 1.Kamu düzenine aykırılık halleri ile uyulan bozma ilamının içeriği ve usuli kazanılmış hak ilkesinin re'sen gözetildiği; kararın dayandığı gerektirici sebepler ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı, yine bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve değerlendirme yapıldığı, bozma kapsamı dışında kalan hususların kesinleşerek lehine olan taraf hakkında usuli kazanılmış hak oluşturduğu anlaşılmakla, taraf vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. 2.Gerek 1086 sayılı HUMK'un 429/2. maddesi, gerekse 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373. maddesi hükmüne göre mahkeme Yargıtay'ın bozma kararına uyulup uyulmayacağı konusunda serbest takdir yetkisine sahip olup, bu hususta kendisi karar verir, direnmek zorunda değildir. Nitekim somut olayda da İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyulmuştur. Diğer taraftan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu’nun 09.05.1960 gün, 21/9 sayılı içtihadı birleştirme kararı uyarınca, bozmaya uyulmakla bozmada belirtilen hususlar yararına olan taraf için usuli kazanılmış hak oluşturacağından, bozma uyarınca inceleme yapılması ve karar verilmesi zorunlu hale gelir. Somut olayda usuli kazanılmış hakkın istisnalarının varlığı da ileri sürülüp, ispatlanmamıştır. Bu durumda mahkemenin bozma ilamına uyması halinde buna uygun işlem yapması gerekmektedir. Bozma ilamından belediyeden gelen yazı uyarınca taşınmazın yasal hale getirilebileceği, ilgili muvafakatnameler ve gerekli evraklar ile taşınmazın ruhsata bağlanabileceği, yükleniciye binanın yasal hale getirilmesini sağlaması için yeterli sürenin verilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Dosya kapsamında dava konusu sözleşme uyarınca yükleniciye gerekli işlemlerin tamamlanması için vekaletname ya da yetki belgesi verildiği bilgisine rastlanmamıştır. Nitekim bahsedilen bozma ilamının ardından da yükleniciye işlemleri başlatıp, takip edebilmesi ve yerine getirmesi için verilmiş bir vekaletname ya da yetki belgesi, taraflarca sunulmuş muvafakatname bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda Yargıtay bozma ilamına uyulduğu halde, bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Az yukarıda bahsedilen Belediye Başkanlığı yazısı uyarınca taşınmazın yasal hale getirilmesinin olanaklı olduğu görüldüğünden, yüklendiği edimin kapsamında olması dolayısıyla inşaatın yasal hale getirilmesi, yapı kullanma izin belgesinin alınması için davalı yükleniciye yetki ve uygun süre verilmesi, yüklenicinin inşaatı verilen sürede imara uygun hale getirmesi halinde inşaatın geldiği seviye de dikkate alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi, verilecek yeni kararda daha önceki kararın temyiz edilmemesi üzerine oluşan usuli kazanılmış haklara da riayet edilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bozulması uygun görülmüştür. SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle tarafların sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca kabulü ile kararın taraflar yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı ve davalıya iadesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine, 27.11.2024 gününde oy birliğiyle karar verildi.