21. Hukuk Dairesi 2012/8219 E. , 2013/12610 K. MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Davacı, 31.12.2007- 24.5.2011 tarihleri arasında Sosyal Güvenlik Kurumu Bağ-Kur esnaf sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir. Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonr…
**21. Hukuk Dairesi 2012/8219 E. , 2013/12610 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Davacı, 31.12.2007- 24.5.2011 tarihleri arasında Sosyal Güvenlik Kurumu Bağ-Kur esnaf sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir. Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. K A R A R Dava; davacının 31.12.2007 – 24.05.2011 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa kapsamında zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece; davacının 2007 yılından sonra fiili çalışması bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmişse de varılan sonuç doğru olmamıştır. Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının vergi kaydı nedeni ile 13.05.1986 tarihi itibari ile tescil edildiği, davacının 16.05.1986 – 27.04.1997 ve 12.09.2000 – 31.12.2007 tarihleri arasında vergi kaydı, 13.05.1986 – 31.07.1998 ve 19.06.2003 – 24.05.2011 tarihleri arasında oda kaydı ve 15.05.1986 – 24.05.2011 tarihleri arasında da sicil kaydı bulunduğu anlaşılmaktadır. Her uyuşmazlığın, dayandığı işlem veya olayların meydana geldiği tarihte yürürlükte olan yasal kurallara göre çözümlenmesi gerekeceği ilkesinden hareketle yasal koşulların ayrı ayrı ele alınarak Bağ Kur'luluk statüsünün ortaya konması gerekir. 01.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Yasa'nın 24. maddesinde zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı için esnaf sicili veya kanunla kurulu meslek kuruluşu kaydı aranırken 04.05.1979 tarihinde yürürlüğe giren 2229 sayılı Yasa ile 1479 sayılı Yasa'nın 24. maddesinin öngördüğü meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulu kaldırılmış sadece yasanın temel ilkesi olan kendi ad ve hesabına çalışma koşulu getirilmiş, 20.04.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Yasa ile 1479 sayılı Yasa'nın 24. maddesi değiştirilecek zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı için gelir vergisi mükellefi olması şartı getirilmiş ancak gelir vergisinden muaf olanlar için meslek kuruluşuna kayıtlı olma yeterli görülmüş, 22.03.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3165 sayılı Yasa ile 24. madde değiştirilerek zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı için vergi kaydı veya esnaf sicil kaydı veya oda kaydının bulunması yeterli görülmüş, 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Yasa ile 24. madde değiştirilerek zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı için gelir vergisi mükellefi olma şartı getirilmiş ancak gelir vergisinden muaf olanlar için esnaf sicil kaydı ve oda kaydının bir arada bulunması yeterli görülmüştür. Somut olayda; davacının 1479 sayılı Yasa kapsamındaki kayıt ve tescil işlemi 13.05.1986 tarihi itibariyle vergi kaydına dayalı olarak yapılmış olup sigortalılığın başladığı 13.05.1986 tarihinde yürürlükte bulunan 1479 sayılı Yasa'nın 24. maddesine göre zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı için vergi kaydı veya esnaf sicil kaydı veya oda kaydının bulunması yeterlidir. Kurumun ilk kayıt ve tescil işlemini vergi kaydına dayalı olarak yapması sigortalının anılan tarihte sicil kaydına göre de tescil edilebileceğine dair yasal gerçekliği ortadan kaldırmayacağı için sicil kaydının devamı süresince sigortalılık koşullarının da devam ettiği kabul edilmelidir. Davacının, vergi kaydı 16.05.1986 – 27.04.1997 ve 12.09.2000 – 31.12.2007 tarihleri arası ile sınırlı ise de 15.05.1986 – 24.05.2011 tarihleri arasında sicil kaydının bulunduğu, vergi kaydı sona ermekle birlikte devam eden sicil kaydının sigortalılık koşullarının devamına imkan sağladığı anlaşılmakla davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması isabetsiz olmuştur. Mahkemece ,bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 17/06/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.