Başvuru, zilyet olunan ve tarımsal amaçla kullanılan taşınmazın rayiç bedelinin tespit edilmesi isteminin reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, zilyet olunan ve tarımsal amaçla kullanılan taşınmazın rayiç bedelinin tespit edilmesi isteminin reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru, 5/8/2014 tarihinde İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 23/6/2015 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, 19/4/2012 tarihli ve 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun kapsamında zilyetliğinde bulundurduğu İzmir ili Torbalı ilçesinde bulunan taşınmazı satın almak amacıyla ilgili idarelere başvurmuş; İzmir Valiliği Defterdarlık Millî Emlak Dairesi Başkanlığınca kanuni indirimler sonrasında taşınmazın satış bedelinin 016,90 TL olduğu kendisine bildirilmiştir. Başvurucu, söz konusu bedele itiraz anlamında olmamak üzere güncel rayiç bedelin daha az olduğunu belirterek bilgi bakımından ve kanaat oluşturması açısından ilgili idarelerce durumun yeniden gözden geçirilmesi ve taşınmazın gerçek değerinin belirlenmesi amacıyla 29/7/2013 tarihinde Torbalı Asliye Hukuk Mahkemesine delil tespiti istemiyle başvuru yapmıştır. Torbalı Asliye Hukuk Mahkemesi 30/7/2013 tarihli ve E.2013/165 Değişik İş sayılı kararla başvurucunun istemini reddetmiştir. Karar gerekçesi şöyledir:“Dosya kapsamı ve yasal düzenleme dikkate alındığında; HMK’nun maddesi gereğince delil tespiti istenebilmesi için, görülmekte olan bir dava bulunması ve henüz inceleme sırası gelmemiş bir vakıanın olması ya da ileride açılacak davada ileri sürülecek bir vakıanın olması gerekir. Delil tespiti dilekçesinden, görülmekte olan bir dava olmadığı gibi, idarece belirlenen bedelin yeniden değerlendirmesi aşamasında idarenin kanaatini değiştirmek amacıyla delil tespiti talebinde bulunulduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenlerle talebin delil tespiti istenebilecek haller arasında sayılmadığı, ayrıca delilin hemen tespit edilmesinde hukuki yararda bulunmadığı, zira delilin kaybolma ihtimali bulunmadığı, yine dava açılacak olsa dahi esas hakkındaki davaya bakacak mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olmadığı sonuç ve kanaatine varılmakla, tespit talebinin reddine karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Delil tespiti talebinin REDDİNE, 2-.. 3-..,Dair, tarafların yokluğunda, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda tebliğ tarihinden itibaren 15 günlük süre içerisinde Yargıtay Başkanlığına hitaben yazılacak ve mahkememize sunulacak bir dilekçe ile temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.” Başvurucu anılan karara karşı süresi içerisinde temyiz yoluna başvurmuş, Yargıtay Hukuk Dairesi 4/2/2014 tarihli ve E.2014/512,K.2014/1613 sayılı kararla başvurucunun temyiz dilekçesinin reddine karar vermiştir. Söz konusu ilamın gerekçesi şu şekildedir: “…Yukarıdaki yasal düzenleme ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun ‘temyiz edilebilen kararlar’ başlıklı maddesi ve ‘temyiz edilemeyen kararlar’ başlıklı 428/ maddesi ile birlikte değerlendirildiğinde; çekişmesiz yargı niteliğinde olan delil tespiti istemi aynı zamanda nihai karar niteliğinde de olmadığından temyiz edilebilen kararlardan değildir. Şu halde, davacının temyiz dilekçesinin reddine….” Karar düzeltme talebi hakkındaki istem aynı Dairenin 29/5/2014 tarihli E.2014/5677, K.2014/9000 sayılı kararı ile reddedilmiş, anılan karar 9/7/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Kararın gerekçesi şu şekildedir: “…Delil tespiti davaları; temyizi mümkün olmayan, HMK’nın maddesi uyarınca ancak itiraz yolu açık çekişmesiz yargı davalarındandır. Temyizi mümkün olmayan bir karara karşı karar düzeltme yolunu da gidilemez. Bu nedenle karar düzeltme istemine ilişkin dilekçenin reddine…” Başvurucu 5/8/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. B. İlgili Hukuk 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 31/3/2011 tarihli ve 6217 sayılı Kanun’un maddesi ile değiştirilen geçici maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “Bölge adliye mahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmi Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.” 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun maddesinin birinci fıkrası şöyledir:“Mahkemelerden verilen nihai kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabilir. Davada haklı çıkmış olan taraf da hukuki yararı bulunmak şartıyla hükmü temyiz edebilir.” 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 26/9/2004 tarihli 5236 sayılı Kanun’un maddesi ile değiştirilen “Temyiz Edilemeyen Kararlar” başlıklı maddesinin birinci fıkrasının dördüncü bendi şöyledir:“Bölge adliye mahkemelerinin aşağıdaki kararları hakkında temyiz yoluna gidilemez: … Çekişmesiz yargı işlerinde verilen kararlar…” 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun’un geçici maddesi şöyledir: “Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihine kadar, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.” 4/2012 tarihli ve 6292 sayılı Kanun’un maddesinin sekizinci ve dokuzuncu fıkraları şöyledir:“Satış bedeli peşin veya taksitle ödenebilir. Satış bedelinin tamamının peşin ödenmesi hâlinde yüzde yirmi, en az yarısının ödenmesi hâlinde yüzde on oranında indirim uygulanır ve bu bedeller idarece yapılan yazılı tebligat tarihinden itibaren en geç üç ay içinde ödenir. Tebliğ edilen satış bedeline itiraz edilemez ve dava açılamaz.”“Peşin satışlarda satış bedelinin tamamını, taksitli satışlarda ise peşinatı veya taksitleri vadesinde ödememek suretiyle yükümlülüklerini yerine getirmeyenlerin doğrudan satın alma hakları düşer….”